Monday, November 12, 2012

Laker Drama 2012/13; Perde I

Mike Brown Neden Kovuldu?
Birkaç maçın ardından koçu kovmak, Akdeniz ülkeleri için neredeyse bir ritüel. Fakat Mike Brown'ın kovulması, NBA'de alıştığımız koç sirkülasyonuna aykırı bir örnek. Tabii Lakers'tan bahsediyoruz; basketbol takımından çok reality show'a benzeyen bir camiadan.

Sezon başında Princeton Offense uygulama kararı almışlardı. Alan paylaşımı, topsuz oyun ve paslaşma üstüne kurulu olan bu hücum sistemini şu ana dek becerebildiklerini söylemek imkansız. Fakat uzun vadede işler değişebilir miydi? Elbette. Eğer kadronuzda ligin en önemli defansif gücü[1], ligin en yetenekli uzunu, en cüretkar hücumların point guard'ı ve Kobe varsa beceremeyeceğiniz hiçbir hücum sistemi yok.

Zaten takımın Princeton Offense'e muhtaç olmamasının temel sebebi de bu. John Stockton'la beraber lig tarihinin en iyi pick&roll oynayan guard'ı (Nash) ve son yılların en iyi potaya devrilen oyuncusuyla (Howard) PnR oynamak kadar doğal bir şey yok. Şimdi mikrofonları Mike Brown'a çeviriyoruz: "Phoenix senelerce pick&roll oynadı. Pek çok maç kazandılar ama mayıs ayında ne yapabilmişlerdi?[2]" Bravo Mike. Geçen sezon boyunca Lakers hücumlarını Kobe'nin izolasyonlarına mahkum eden bir insan olarak son yılların en önemli hücum şefine laf atmış oldun. Unutmadan, artık kendisi senin oyun kurucun.
Mike Brown'ın abuksubuklukları bitmiş değil. Lakers bench'i zaten zayıf ama Brown olabilecek en saçma rotasyonları kullandığı için zerre katkı alamıyorlardı. Ebanks, Nash'in sürüklediği hızlı hücumlarda ideal bir kanat oyuncusuna dönüşebilir ama Brown Ebanks'le ne yapmak istediğine bile karar verememişti. İlk 5 başlattığını da, bench'ten kaldırmadığını da gördük. Keza Jordan Hill. Kadroda beraber oynayabileceği en son insan Dwight... ve Howard&Hill ikilisi beraber sahada duruyordu[3]. Matt Barnes gibi birkaç alanda vasat üstü performans gösterebilen oyuncular, Jodie Meeks gibi tek iyi özelliği (kanattan 3'lük) olan oyuncular, atlet gençler, veteranlar... Mike Brown bahsettiğim tüm oyunculardan minimum seviyede katkı alabilmişti.

5 maç sonunda Princeton'dan vazgeçen yönetim haliyle coaching staff'ı da değiştirme kararı aldı. Tabii bunu Jim Buss'ın açıklamalarından ("Mike Brown'la hiçbir sorunumuz yok") yalnızca bir gün sonra yaparak bir kez daha Lakers usulü bir performansa imza atmış oldular.

Zen Master değil D'Antoni
Phil Jackson emekliye ayrıldığında ayağa kalkacak enerjisi bile kalmamıştı. Lakers Mavericks'e süpürülünce bir daha asla koçluk yapmayacağını düşünmüştüm. Hatta geçen akşam Staples Center "We want Phil" tezahüratıyla yankılandığında bile pek ihtimal vermiyordum (Üstelik Jim Buss Zen Master'ın tüm yardımcılarını, antrenörlerini göndermiş, artık üçgen hücuma değil iyi bir savunma takımına muhtaç olduklarını söylemişti. Emekliye ayrılan efsanevî koçsa oğul Buss ile aralarında problemler olduğunu itiraf etmişti.) ama haber siteleri sürekli güncelleniyordu: "Lakers Phil'i istiyor... Jackson'ın tüm şartlarını kabul etmeye hazırlar..." 24 saat öncesine dek Phil Jackson'ın yeni Lakers koçu olacağı, hayatı boyunca yarışmacı alanlarda öne çıkmış yüzlerce isim gibi emekliliğe dayanamayacağı düşünülüyordu. Hatta coaching staff'ın şekillendiğini iddia edenler bile vardı[3].

Tahmin edilebileceği gibi pek çok istekte bulunmuştu; uzun deplasman turlarına katılmamak, şu an Pacers'ta asistan koç olan Brian Shaw'ın tazminat ödenerek Los Angeles'a getirilmesi (ve muhtemelen rakip salonlarda bizzat koçluk görevini üstlenmesi), senelik 8 haneli maaş ve hepsinden önemlisi Jim Buss'la Mitch Kupchak'in kontrolü kendisine bırakması. Hakikaten istekler çok çok fazla ama teklif götürmeden önce çoğunu tahmin etmek güç değil.

Lakers yönetimi Phil Jackson'a pazartesi gününe dek karar vermesi için süre verdi ve ekledi: "Eğer istersen görev senin." Fakat Pazar günü bitmeden D'antoni'yle anlaştılar. Salona gelen taraftarları, Los Angeles'taki tüm medyayı, internetteki her Lakers forumunu heyecanlandırdıktan sonra yaptılar bunu[4]. Yönetimin düşüncelerini anlamak zor değil. Jim Buss'ın çok istediği Showtimevâri basketbolu en rahat oynatabilecek koçla anlaştılar. Buss hem kendi otoritesinden vazgeçmek, hem de yaz aylarında Howard ve Nash'i takıma katan menajerininin rolünü küçültmek istemiyor. Phil Jackson'a otoriteyi teslim edeceklerdi (ismini vermek istemeyen bir yönetici Phil Jackson'ın dünyaları istediğini söylemiş.) ama D'Antoni'nin savunma koçu istememek gibi sıradışı isteklerine karşı çıkabilecekler. Ve tabii ki çok daha az para ödeyecekler. Fakat Mike Brown'ı kovarken yaptıkları nahoş üslubun aynısını Phil Jackson vakasında da kullanmış oldular. Hmpf.
Jackson'ın ideal figür olsa bile ideal isim olmadığını düşünenler vardı zaten. NBA'le ucundan kıyısından ilgilenen hemen herkesin bildiği gibi üçgen hücumda oyun kurucunun işlevi asgari seviyeye çekilir. Jackson'ın sisteminde Steve Nash, yalnızca mükemmel bir 3'lükçüye dönüşecekti. Üstelik Howard'ın Triangle Offense'i sezon ortasında öğrenebilmesi neredeyse imkansız. Sağlığı sebebiyle Zen Master'ın en fazla 2 sene daha çalışabileceğini söylemedim bile. Peki D'Antoni ideal isim mi? Hayır. Neden? Çünkü o, Lin'i görememişti[5]. Eheh. D'Antoni defoları olan bir koç ama Lakers'ın belki de en önemli özelliğini (Nash&Howard) azami seviyede kullanacak. Mesela Jodie Meeks'i hayata döndürecek. Kobe'nin küçüklüğünden beri saygı duyduğu bir isim olduğu için takımın en önemli güç odağıyla problem yaşamayacak. Yaşlı Lakers 5'iyle ve atletik olmayan bench oyuncularıyla sürekli 7 saniyede hücum bitirmek gibi bir çıkmaz sokağa gireceğini de sanmıyorum.

Tabii kadroda yeterince 3'lükçü yok, bench rezalet, Howard formsuz olduğu için savunmaları korkunç, Kobe yalnızca spot up şutör değil... Batının iddialı takımlarına karşı saha avantajını elde edemezlerse (ve sezon ortasında Kupchak bikaç[6] tane iyi  bench oyuncusu bulamazsa) Lakers'ın şampiyon olması benim için hala pek mümkün görünmüyor (D'Antoni'nin takımına karşı şut bombardımanı yapan OKC kısalarını hayal edin.). Fakat en azından gereksiz yere Princeton Offense için aylarca debelenmekten kurtulmuş oldular.
___________________________________

[1]Dwight hem ligde en iyi çember savunan isim, hem de toplamda (hız, güç, istikrar...) geçen seneki ekürisinden (Bynum) çok daha önde. Üstelik Howard mükemmel bir pasör değil ama Bynum gibi bir kıyamet alameti olmadığı da malum. Bynum kalmış olsaydı, Princeton Offense için anti-Christ gibi bir figüre dönüşecekti muhtemelen.

[2]6 senede 3 konferans finali. Üstelik 2000'lerdeki Batı Konferansı tarihin en çetin konferansı bile olabilir. Ha bi de Princeton Offense'le şampiyon olabilmiş NBA takımı sayısı kaç? İpucu vereyim, 1'den az.

[3]Phil Jackson - Zen Master, Kurt Rambis - comic relief (via Weakside Defense), Scottie Pippen - kimyager...

[4]Belki de hepsinden önemlisi kadrodaki oyuncuları heyecanlandırdılar. Kobe ve Gasol Phil Jackson'a duydukları saygıdan bahsettiler. Dwight Howard, Phil Jackson'ın en iyi tercih olduğunu söyledi. Howard'dan kime ne, demeyin. Sezon sonunda serbest kalma ihtimali olduğu için Lakers yönetimi bu gebeşin sesine de kulak verdiğini göstermek istiyor. 

[5]Kaan Kural twitter'da "bu neyin kafası" demiş zaten.

[6]Rasheed Wallace, Antawn Jamison'dan daha iyi görünüyor şu an.

5 comments:

Anonymous said...

Princeton'ın Lakers kadrosu için felaket bir seçim olduğu açık ancak haksızlık da etmeyelim Sacramento bunu kullanarak şampiyonluğun kıyısından dönmüştü(hatta bazılarına göre elinden alınmıştı!) Bunu da unutmamak gerek tabi. Olay hangi hücumun daha iyi olduğundan çok, kadro yapısına hangisinin daha çok uyduğu aslında.

filelisepet said...

Yok abi, zaten Princeton Offense'e laf etmiş değilim. Rick Adelman ve Pete Carril'in Sacramento Kings'i son 15 senede seyretmekten en çok aldığım takımlardan biriydi. Fakat Lakers'ta buna gerek yok. Hatta Nash varken Triangle'a da gerek yok bence.

Yani şu anki Lakers kadrosu Princeton'la da belli başarılara ulaşabilir. Eddie Jordan'ın bikaç sene önceki Sixers'ı gibi olmaz. Ama senin de dediğin gibi gerek yok işte.

Atacan Tüney said...

Ben hala Phil Jackson'ın doğru adam olduğunu düşünüyorum ya, adam yıldızları idare etmeyi gerçekten başaran bir koç ve hadi yıldızları falan geçtim Shaq'ın kitabında anlattığı gibi en önemlisi takımda yarattığı motivasyon adamın. Bir de abi bu üçgen hücum her türlü çok başarılı bir hücum eğer takımında Kobe ve Gasol varsa. Hem ben Nash'i asgari düzeyde kullanabileceklerini, bunun da adamın yorulmamasına sebep olacağını yine yeri geldiğinde canavar gibi oynayabileceğini düşünüyordum Nash'in üçgen hücumla. D'antoni'nin sistemi herhalde şu yaşlı ve şutör eksiği apaçık takımın en zorlanabileceği sistemlerden biri, adamın defans yaptıramadığına hiç girmiyorum bile.

Anonymous said...

bir takımda coach mevki için phil jackson'un adı geçiyorsa ondan iyi bir tercih olamaz. 2+2=4 gibi bir şey bu. hele ki geçmişte olumlu yaşanmışlıklar varsa en az risk taşıyan isim olarak ön plana çıkar. futbolda bile antrenör aranınca ilk tercihler terim ve denizli olur hâlen. Zen Master'la ilgili düşünülebilecek olumsuz tek şey, doymuşluk. Eskisi kadar heyecanlı ve istekli olamayacağı hissi vermiş olabilir. Ki bu durumda bile D'antoni'ye tercih ederim. D'Antoni'nin şampiyonluk yolundaki en büyük handikapı üst seviyede çok fazla tecrübe yaşayamayışı. Los Angeles gibi bir şehir ve kurulmuş böyle büyük bir kadroyu lige renk katan takımın ötesine taşıyabilecek bir adam mı, bence değil. Ama elde çok fazla bir seçim imkanı da yoktu. Umarım Haziran'da yanılan ben olurum.

Anonymous said...

Fileli sepet, üstad üçgen konusunda sana katılıyorum. Bu lakers için doğru tercih değil. daha önce dediğim gibi princeton zaten felaket bi seçimdi. Atacan, abi yıldızlar konusunda eyvallah da Nashe sen sadce perde şutörü ol demek bile üzücü yani. kaldıkı üçgen için uzunlarında pasör olması lazım Pau eyvallah ama Dwight'tan ne kadar pasör çıkar çok şüpheli.Bi takımda Howard,Gasol ve Nash varsa o takım hücumlarını PnR üzerine kurmalı. Bu kadronun en efektif kullanımı odur bana kalırsa. Ha D'Antoni konusuna gelirsek, her ne kadar bir PnR hocası olsada onun hakkında çok daha farklı şüphelerim var benim. 2. anonim kardeş,Phil jackson efsanedir, belki de gelmiş geçmiş en iyi koçtur ama bu kadro onun kadrosu değil bu da bir gerçek. Zaten bugun yaptığı açıklamalar bile herşeyi anlatıyo aslında. Ben ilk anonim bu arada.