Thursday, April 5, 2012

Celtics'in Son Dansı (Allah Belanı Versin Danny Ainge)

Celtics'in şampiyonluk ihtimâli var mı? Yok. Nereye kadar yürüyebilecekleri belli değil ama asla teslim olmayacaklarını biliyoruz. Play-off'larda Celtics'in son dansını seyredeceğiz.

Takımın son hali için Jeff Teague'in geçtiğimiz günlerde attığı turnikeye bakın. Garnett ve Allen'ın kaç yaşında olduğunu bilmesem Teague'in Iverson'dan daha hızlı bir oyuncu olduğunu zannedebilirdim. Fakat sorunun Celts'te olduğu aşikar.
2008 Şampiyonu ve 2010 Finalisti olan kadro, 2012 Play-offları'ndan sonra dağıtılacak. Bu çöküşün en büyük sorumlusu belli: Danny Ainge. Celtics genel menajeri. Yaptığı tüm küçük hamleler elinde patladı. Yaşlanan kadroyu atlet oyuncularla destekleyemedi, kenardan gelip skor üretebilecek oyuncularla kontrat imzalayamadı, dizleri çürümüş Garnett'e pota altında yardımcı bulamadı... En sonunda beceriksiz olduğunu kabul etmiş olacak ki, son bir senedir şampiyon takımı geliştirecek küçük eklemeler yapmak yerine kadroyu parçalamaya karar verdi.

Bir an soluklanıp kendimize şu soruyu soralım: Danny Ainge kimdir(1), bir camiayı öldürmek için kaç seneye ihtiyacı vardır? Kemerlerinizi bağlayın. 2000'lerin başlarına yolculuk ediyoruz.

Celtics'in karanlık seneleri. Pierce hariç bir avuç loser'la maçlara çıkan takım, Ainge ile anlaşıyor. Üst üste anlamsız takaslar da beraberinde geliyor tabii ki. Antoine Walker'la Raef LaFrentz'i (bildiğin LaFrentz) değiş tokuş etti. LaFrentz'in kontratı bitiyor olsaydı, Ainge'in yeniden yapılanma kararı aldığını söyleyebilirdik. Fakat kontrat şartları şöyleydi: 10 milyon $ x 3 sene (Oha!). Brian Scalabrine'ye 15 milyon dolar (Yuh!), Mark Blount'a 12 milyon $ verdi (Amk!). 

Danny Ainge'in Boston tarihindeki kötü menajerlerden biri olarak tarihe geçeceğini düşünürken bir mucize oldu. Kariyerlerinin sonunda şampiyonluğa ulaşmak isteyen 3 veteran Boston'da buluştu: Kevin Garnett, Ray Allen ve Paul Pierce. (Garnett takasında Kevin McHale'in rolünü anlatmıştım.)

Tüm NBA Tarihi'ni hatırlayıp, sahada varını yoğunu ortaya koyan oyuncuların listesini çıkaralım. Garnett ilk 10'da yer alacaktır muhtemelen(2). Her maçı ölüm kalım meselesi olarak görür, iki eli kanda olsa bile oynamaya devam eder. Herif zırdelinin teki. Sokakta görsem yolumu değiştirir, hatta başka mahalleye taşınırım. Fakat takım arkadaşı olsam ilham alırdım. Bitmek bilmeyen enerji ve hırsı hem sahaya, hem de antrenman salonlarına sirayet edince Büyük Üçlü 2008 Finalleri'nde şampiyonluğa uzanacaktı(3).

Sonraki sene Garnett sakatlanıp play-off'ları kaçırdı, takımın yıldızları iyice yaşlandılar, Eddie House gibi rol oyuncuları ayrılınca bench zayıfladı... Celts hız ve atletizm bakımından ligin en kötü kadrolarından birine sahipti artık. Telaşına yenik düşen Ainge yaptığı yeni hamlelerle gerizekalı olduğunu ilan etti; pota altını güçlendirmek için Rasheed'le anlaştı, bench'ten gelip sayı üretmesi içinse Nate Robinson'la. Nate Robinson. Bir kere daha yazıyorum: Nate Robinson(4).

Tüm olumsuzluklara ve kötü masabaşı tercihlerine rağmen veteran kadro Rondo'nun da gelişimiyle bir kere daha finallere çıktı. Nefesleri yetmeyecek, Lakers zafere ulaşacaktı. Bütçesi ağzına kadar dolu olan Boston'ın sonraki sene aynı başarıyı tekrarlayamayacağı konuşuluyordu. Şansa bakın ki Rasheed basketbolu bırakmaya karar verdi ve işkenceye dönüşen kontratı fesh edilince Boston havadan 12 milyon $ kazandı. Artık çok iyi bir rol oyuncusu kadroya derinlik katabilecekti. Peki genel menajer parayı kime verdi? Kariyeri 4 sene önce vefat etmiş olan Jermaine O'neal'a. Haberi duyar duymaz şaşkınlıktan beynim aktı. Ainge kimsenin görmediğini görmüş olabilir miydi? Jermaine basketbola dönebilir miydi? Kısa süre sonra Shaq'le anlaştılar ve umutlarım söndü. Danny Ainge hiçbir şey görmemişti. Nekrofil olduğu için kariyeri bitmiş uzunlarla anlaşmaya varıyor ve geceleri gizli gizli mastürbasyon yapıyordu.
Sezon ortasında takımın kötüye gittiğine karar veren Ainge, finallerin 7. maçında elenen kadroyu temelinden değiştirmeye karar verdi. Yaz boyu Celts'i hırpalamış, artık öldürücü darbeyi indirmeye karar vermişti. Hem savunmanın, hem de soyunma odasının en önemli isimlerinden Kendrick Perkins'i gönderip Jeff Green'le anlaştı. Kadronun hücum potansiyelinin düşük olduğunu, skorer bulması gerektiğini düşünüyordu. Fakat Perkins'i gönderince takım kimyası, Rondo gibi kırılgan bir oyuncunun psikolojisi(5) ve 3 senedir Garden'da yankılanan "ubuntu"(6) felsefesi çatladı.

Perkins'i göndermeye karar verebilirsiniz ama bazı basketbolculara dokunamazsınız.  (Nowitzki, Kobe, Wade, Duncan...) Takımlarla efsane olan, efsane olduğu takımla şampiyonluklar yaşayan oyuncuları küçük başarılar için takas etmek ayıptır amk(7). Bunun için Yahuda, Arnold Benedict ya da Çerkez Ethem tribinde bir insan olmak gerekli. Ainge, yeşil formayla emekliye ayrılmak isteyen efsaneleri tek tek göndermeye karar verdi: Garnett bütçeyi mahvediyor, o halde 10 sayı 5 ribaunt alabilen bir oyuncuyla değiştirelim; RayRay süper şutör olduğu için pek çok takımın ilgisini çekiyor, o halde yetenekli bir çaylakla takas edelim; Pierce'ın kariyeri bitiyor, o halde Carmelo için feda edelim(8)...
Takımı Rondo üstüne kuracağını açıkladıktan sonra aylarca Rondo ile CP3'yi takas etmeye çalıştı. CP3 ligin en iyi oyun kurucusu olabilir ama takımın sürükleyici oyuncusunu göndermeyi düşünüyorsanız takası gerçekleştirmeli, en azından fikirlerinizi Clippers'a kaptırmamalısınız. Zaten Perkins takasıyla dengesini şaşıran Rondo'nun  az kalsın gönderileceğini öğrendikten sonra ne hissettiğini siz tahmin etmeye çalışın.
Hala Danny Ainge'in en ufak sorunlarda panik yapan ve saçma kararlar alan bir menajer olduğuna inanmıyorsanız, 58 tane süper yıldız keşfettiği draft performansına bakalım. Mesela Al Jefferson. Fena oyuncu değil. Tabii hemen arkasından Josh Smith (oha!) ve JR Smith'in seçildiğini hatırlayınca kafalarımızı hep beraber taşa vuruyoruz. Bir sonraki sene Gerald Green'i seçti. Yani Kleiza, David Lee, Brandon Bass, Ersan, Turiaf ve Monta Ellis'i fark etmedi. 2006'da iyi bir oyuncu buldu: Randy Foye. Bir sonraki sıradan kim seçildi? Rudy Gay. 2007'de Jeff Green'i seçip gönderdi. Seneler sonra takımı bozmak pahasına Green'le anlaştığını anlattım zaten. Şampiyon olduktan sonraki draft'ta ise Giddens'ı gözüne kestirdi. Yani Pekovic, DeAndre Jordan, Ömer, Dragic gibi oyuncuları atladı. Meşhur bir laf vardır: Draftın günahı olmaz, başarısı olur. Fakat istikrarlı olarak çok iyi basketbolcuları kaçırınca Celtics kötü rol oyuncularına mahkum oldu.

Yalnızca 2008 draft'ine bakıp muhtemel Celtics kadrosunu hayal edelim. En çok sıkıntı çektikleri 5 numara pozisyonuna Pekovic gelecekti. Pekovic dediğimiz adam basketbolu yalayıp yutmuş, alan paylaşımı ve pozisyon alma konularında tanrı katına ermiş bir arkadaşımızdır. Pekovic olmasa Ömer'i alabilirlerdi. Garnett'in atletik kabiliyetleri yok olunca Perkins savunmanın temel taşına dönüşmüştü. Ömer aynı görevi rahatlıkla üstlenebilirdi. Celtics'in atletizm problemi çektiğini söyledim. Tüm ligde DeAndre Jordan'dan daha atletik kaç oyuncu var? Kenardan gelip hem asist, hem de sayı yapacak oyuncuları yok; Phoenix'teki ilk senesinde "Tragic" diye lakap takılan Goran Dragic ligin en iyi yedek oyun kurucusuna dönüştü. Ama Danny Ainge Giddens'ı tercih etti. NBA kariyerini 1.5 sayı ve 0.3 asistle tamamlayan Giddens şu sıralar Yunanistan'da top sektiriyor.

Fanteziyi bırakıp gerçek hayata dönüyorum.

Ainge içini ferah tutsun. Sezon sonunda Garnett'in ve RayRay'in sözleşmesi sona eriyor. Boston'un 25 milyon $ civarında bütçesi olacak. Bu parayı kullanıp Dwight Howard veya D-Will ile anlaşabileceğini düşünüyor. Bense kıçımı açıyor ve haykırarak gülüyorum. Bana Allah'ın, Zeus'un ya da Tengri'nin bir kulu açıklasın: Bu oyuncular LA, NY, Chicago gibi büyük pazarlar varken ne diye Boston'u tercih edecek? Dallas gibi hem daha az vergi vereceği, hem de daha başarılı olabileceği bir  şehre gitmekten vazgeçecekler mi? Howard hayatı eğlenmekle geçen bir oyuncu, ne diye Celts gibi aşırı ciddi bir camiayı seçecek? Bence Ainge Kareem ve Fisher'la kontrat imzalayacak. Bekleyip göreceğiz. Fakat önce play-off'lar var ve şu an Boston halkı tek sorunun cevabını merak ediyor: 2012 Playoffları'nda Celtics nereye yürüyebilir?

1.Miami'ye karşı hiç şansları yok. Yaşlı Celtics'e karşı Jeff Teague'in yaptıklarına bakın ve Teague yerine LeBron+Wade ikilisini hayâl edin. Atletik olarak sodomize edecekler muhtemelen. Miami'nin pota altı savunmasının rezalet olduğundan defalarca bahsetmiştim. Fakat Boston cephesinde cezayı kesecek silâhlar yok. Garnett 5 numara oynamaya çalışıyor. Heat eşleşmesinin üstünü çizdik.

2.Bulls'un oyun temposuna ayak uydurabilir, hatta iyice hırpalayabilirler Bulls'u. Fakat ben Bulls'un Miami'yi ucu ucuna eleyip kupaya ulaşabileceğini düşünüyorum. Uzun lafın kısası, Chicago çok ağır favori.

3. Dwight Howard olmasa ben Orlando'yu tek başıma yenebilirdim muhtemelen. Fakat Howard var. Post oyununu son birkaç senedir geliştiren, yeni hücum silahları elde eden Howard'a karşı durmak mümkün değil. Üselik Shaq, Sheed ve Jermaine gibi cesetleri bile arayan Boston pota altının denize döküleceği aşikar.

4. Doğu'da dördüncü takım yok. Zaten başka takıma gerek de yok. Tıpkı Celts'in şampiyonluk ihtimali olmadığı gibi.

Ange 80'lerin sonunda Celts'in yaşlanıp çöküşe geçtiğini, uzun seneler kupa kazanamadıklarını ve bir daha bunun gerçekleşmesine izin vermeyeceğini söyledi. Düzgün hamleler yapmış olsa ne demek istediğini anlayabilirdim. Fakat belli ki farklı IQ'ların insanlarıyız. Ben IQ dedim ama başka bir Boston efsanesi olan Larry Bird bu açıklamayı duyunca şöyle cevap verdi: "Danny unutmuş olabilir ama Celtics'te kupalardan daha önemli şeyler vardır."

***

(1)80'lerde Big Three (Bird, McHale, Parish) ile beraber şampiyonluklar yaşamış bir basketbolcu olduğunu hepimiz biliyoruz. Menajer olarak kim olduğunu, neler yaptığını anlatıyorum.
(2)Isiah, Jordan, Pippen, Iverson, Kobe, Jack Bauer, Hz Eyüp...

(3)Başka menajerlerin hatalarıyla sezon sonunda yılın menajeri ödülünü kazandı.

(4)Nate Robinson!!!

(5)Rondo garip adam. Küçükken hangi spor dalına yöneleceğine karar verememiş. Profesyonel basketbolcu olmadan önce NBA maçı seyretmemiş. Şut atamayan, özgüveni ve takımla ilişkisi her an zedelenebilen Rondo'nun hayattaki en iyi arkadaşı Perkins. Takas sonrası Rondo'nun psikolojisini hayal edin.

(6)Ubuntu. Yaklaşık olarak "beraberlik", "hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" gibi bir anlama geliyor. Celts, bu kelimeyi ve içerdiği anlamı kucakladı ve şampiyonluğa ulaştı. Ainge ise bu kelimeyi para ve küçük başarılar için satmaya, sodomize etmeye karar verdi.

(7)Yazık, günah, gaflet, dalalet, hıyanet...

(8)Walker gönderildikten sonra herkes Pierce'ın sayı kralı olabileceğini konuşuyordu. Fakat adam liseli değil, hakikatin ta kendisi. 25 sayı ortalamasını geçmedi. Sayı, ribaunt ve asist departmanlarında Boston'un liderliğini üstlendi. Çok çalışmadığı, partiler verdiği söylenirdi ama asla bencillik yapmadı ve takımı yönetmeye çalıştı. Sürekli korkunç kadrolarla desteklendiği için başarısız oldular ama takasını istemedi. Varlığını Boston'ın varlığına armağan etti. Şimdi dinle beni Danny Ainge! Eğer bu adamı göndermeye çalışırsan seni içeri kilitleyip TD Garden'ı yakacağım. 6 milyar insan bizi izliyor. Sözüm söz.

No comments: