Showing posts with label 010 Houston Rockets. Show all posts
Showing posts with label 010 Houston Rockets. Show all posts

Wednesday, March 6, 2013

Notlar: Lakers, Rockets, Spurs...

Lakers
OKC dün akşam yalnızca 2 kere top kaybı yaparak NBA rekorunu egale etti. Fakat Thunder'a methiye düzmektense Lakers'ın ölü savunması için ağıt yakmayı tercih ediyorum. Lakers, 100 pozisyona oranladığımızda rakip takımları top kaybına zorlama konusunda sondan ikinci sırada geliyor. Tüm atletizmini kaybetmiş, pas yollarına müdahale edemeyen, Thunder kısalarının önünde duramayan bir kadroyla karşı karşıyayız. Üstelik Lakers'ın transition savunması kabul edilemez seviyede (24. sıradalar - via synergy). Dün akşam savunma ribaundunu alan her Thunder oyuncusu topla rakip sahaya geçip çembere gitti.

Hiçbir kısanın vasat seviyede bile savunma yapamadığını, Dwight sağlıklı olmadığı için boyalı alana giren her rakibin boş turnike attığını, savunma rotasyonunda sürekli aksadıklarını, pick&roll'de devrilen oyuncuyu engelleyemediklerini, MWP'nin artık yalnızca iri oyuncuları savunabildiğini de düşünürsek playoff şanslarının kalmadığına hükmedebilirdik. Fakat playoff'a kalacaklar. Çünkü Kobe Bryant, yalnızca basketbol tarihinin değil, spor tarihinin gördüğü en özel isimler arasında (ki blog sakinleri, benim Kobe'yi pek sevmediğimi biliyorlardır.).

[disclaimer: Bu paragrafta basketbol aklını yarı yarıya bir kenara bırakıp yola duygularla devam ettim] Sayı yüzdesinden bağımsız olarak en özel Kobe sezonlarından birini yaşıyoruz. Yalnızca sakatlıklar, verimlilik veya yaşlılık ile açıklayamayacağımız akıl almaz bir irade gösterisiyle karşı karşıyayız. Tüm problemlerine rağmen (Dwight'ın iq seviyesi, Gasol'un sağlığı, korkunç bench...) hiçbir zayıflığa sahip olmadığını kanıtlamaya çalışan, hatta buna inanan ve bu uğurda sürünün gençleriyle sonucu belli bir savaşa giren yırtıcılara benziyor. Kobe Lakers'ı playoff'a taşıyacak, azamî 1 maç kazanıp elenecek ve ben 2013 Kobe'yi unutmayacağım.

Rockets
Trade deadline'da hem Patterson'ı, hem de Morris'i gönderip tüm PF rotasyonunu değiştirme kararı alan Morey, Patterson/Morris'e hiç benzemeyen ama all-star potansiyeline sahip Thomas Robinson'ı almıştı (Ben NCAA'i veya Kings'in bu seneki maçlarını pek izlemediğim için tam bilgiye sahip değilim ama atletizminden orta mesafe şutuna dek pek çok özelliği methediliyor.). Morey bu sene playoff'lara kalmayı değil, orta vadede contender olmayı istiyor. Haliyle all-star olmayacağını anladıkları Patterson'ı gönderdiler.

Alan paylaşımında istikrar sağlayan şutör 4 numaraları gönderdikleri için pek çok insan gibi bu seneki playoff yarışında yara aldıklarını düşünmüştüm. Spread pick&roll oynayan, Harden ve Lin'in penetrelerini takiben yay etrafındaki şutörleri bulan bir takımın alan paylaşımına feci şekilde muhtaç olduğu aşikar. Sürdürülebilir olup olmadığına emin değilim ama şu ana dek Motiejunas gayet iyi oynuyor.

İstatistikler: Morr/Patt %37'yle maç başına 2,1 3'lük isabeti buluyordu. Donatas trade deadline sonrası %40'la 1,2 isabet kaydediyor. Takas sonrası net rating'i 22,4 (Sahada olduğu 100 pozisyon başına 130,3 atıp, 107,9 yiyorlar.). Rockets'ın bu sürede en çok kullandığı iki line-up'tan (Her ikisini de 52 dakika kullandılar) verimli olanı şöyle: Lin-Harden-Parsons-Motiejunas-Ömer: 100 pozisyona uyarladığımızda 141,9 atıp, 101,6 yiyorlar.

Rockets'ta Ömer hariç hiçbir oyuncun elit savunmacı değil. Hatta pek çoğu vasat seviyede (Sezon başından beri 18 milyon kere söylediğim gibi: Harden'ın hücum repertuarına rağmen Wade'in hâlâ daha değerli bir oyuncu olmasının sebebi bu). Fakat playoff'lara kalma ihtimalleri Lakers, Jazz ve Warriors'tan daha fazla.

ps. Ayrıca guard rotasyonunda Patrick Beverley iyi oynamasına rağmen Aaron Brooks'la anlaştılar. "6 aydır mega şanslı gidiyoruz, playoff öncesi biraz saçmalayıp karmada denge bulalım" gibi bir fikre kapıldılar sanırım.

Harlem Shake
Miami'nin Harlem Shake'ini takiben Nuggets da bir video hazırlamış. Aslında arkada Kenny, Cookie the Ogre gibi enteresan karakterler var ama kameranın önünü kapatacak kadar gerizekalı oldukları için videonun değeri iyice düşmüş. Neyse, zaten en güzel Harlem Shake videosunu Timberwolves hazırladı.

Spurs. Playbook Muhabbeti.
Bu oyunun üstünden 10 gün geçti ama taslağı hazırlayıp unutmuşum. Soğuk servis ediyorum, buyrun.
Tony Parker sağ köşede, Kawhi Leonard ve Danny Green kanatlarda. Ginobili topu oyuna sokacak. Tim Duncan, sağ köşeden sol köşeye cut yapan Parker için perde hazırlamaya gidiyor ama perdede kontağı sağlamaksızın kayıyor ve Danny Green'in hazırladığı down screen'i kullanıp sol elbow'a çıktıktan sonra Ginobili'den pas alıyor. Oyun Duncan ve Ginobili'nin yeteneklerine ithafen çizilmiş; Duncan'ın elbow'dan verdiği pas ve Ginobili'nin repertuarındaki en meşhur numaralardan biriyle basket geliyor.
                   
Normal süre biterken kullandıkları bu oyunu, uzatma devresinin sonlarında yine denemeye çalıştılar. Fakat Draymond Green ve Klay Thompson bu defa hazırlıklı oldukları için savunmada iyi iş çıkardı.
Son pozisyonda yine aynı oyunu denediler. Stephen Curry'nin kendi adamını bırakmaya meyilli olduğunu, David Lee'yle beraber "switch yapsak mı yapmasak mı" diye derin düşüncelere daldığını (dikkat etmediyseniz bir önceki videoyu tekrar izleyin) gördükleri için başka bir şekilde bitirmeye çalıştılar.

Rastgele Notlar:
-Warriors'un savunması çöktü. (100 pozisyon başına) daha fazla sayı yiyorlar, rakipleri daha az top kaybına zorluyorlar, toplam savunma ve hücum ribauntlarının daha azını toplayabiliyorlar, daha yüksek yüzdeyle sayı yiyorlar... Azim/hırs/gençlik/enerji gibi kriterler, 82 maçlık sezonda yavaş yavaş erozyona uğruyor. Playoff öncesi tekrardan toparlayıp toparlayamayacaklarını göreceğiz.
-Yazıhane'de Wilt'in 100 sayılık performansını anlatabilmek için Wilt'in hayatını ve 1960'larda NBA iklimini anlattım. Anekdot yağmuruna dönmesin diye birkaç klasik kurgu numarası kullanarak okura soluk alma fırsatı vermeye çalıştım falan fistan. Gidip okuyun.
-Kirk Goldsberry, David Lee hakkında küçük bir video hazırladı. Tabii SSAC'tan Grantland'e yolladığı çalışma daha önemli: Sanders vs Lee (video) ve şu (sunum)
-Sloan Sports Analytics Conference'ta olayın foseptik atığının çıktığı an: Oyuncuların biyolojik dengelerini ölçerek takım kimyasını istatistiğe dökme çabası.

Sunday, November 4, 2012

Harden

Grantland'de Zach Lowe'ın küçük bir yazısına rastladım. Başrolünde Harden'ın olduğu bir oyundan bahsetmiş. Geçtiğimiz senelerde Thunder'ın sık sık kullandığı bu oyun, artık Rockets'ın hücum repertuarına eklenmiş görünüyor.

Sol kenar çizgisine yakın olan Harden, sahayı enlemesine geçen bir pas veriyor. Kime? Uzun oyuncunun (Ömer) perde yaptığı bir şutöre (Delfino).

                
Zach Lowe OKC senelerinden de birkaç örnek vermiş (Sayfa İngilizce ama videonun altındaki iki resme bakmak yeterli zaten.). Şu sıralar Ömer'in yaptığı back screen'i eski örneklerde Collison yapıyor, şutu atan isimse Daequan Cook.

Rockets çok şık bir hareketle Thunder playbook'undaki meşhur bir oyunu araklamış oldu.  Sene boyunca bol bol kullandıklarına şahit olacağız. Aslında yalnızca bu basit ve güzel oyunu anlatacaktım ama şu sıralar ligin en ateşli hikayesi Harden olduğu için takastan da kısaca bahsedeyim.


OKC
Kadrodaki en iyi saha görüşüne sahip oyuncuyu gönderdiler. Scott Brooks'un olağanüstü hücum organizasyonlarını da akla getirince Thunder'ın 6. adamdan fazlasını kaybettiği aşikar. Fakat Presti'nin neler düşündüğünü tahmin etmek zor değil: Tüm bütçeyi 4 oyuncuya vermek tehlikeli (manevra kabiliyetini yok eder), üstelik küçük pazarlara yıldız oyuncu çekebilmek neredeyse imkansız, dolayısıyla Harden'ın serbest kalma ihtimali kabul edilemez.

Ben, Thunder'ın kesinlikle Harden'la devam etmesi gerektiğini düşünenlerdendim. Fakat istemese bile takasın en doğru yol olduğuna[1] karar veren Presti fena iş çıkarmadı. Kevin Martin (üst düzey skorer), Jeremy Lamb (potansiyeli büyük denilen genç yetenek) ve biri çok değerli (muhtemelen lotarya) olmak üzere iki draft hakkı kazandılar.

Rockets
Morey, ligdeki favori menajerlerimden. Takımını her zaman belli bir seviyede tutabiliyor (T-Mac ve Yao'nun sakatlıklarıyla şampiyonluk ümitlerini kaybetmek bir yana tamamen çöken takım, 3 senedir playoff yarışında aktör olabiliyordu[2] mesela.). Fakat başarı formülünün asgari 1,5 yıldız olduğuna kanaat getirdiği için tüm kadroyu boşaltma kararı aldı. Önce Howard ve Gasol gibi büyük yıldızların peşine düştü (ama Lakers talih tanrıçasını sex slave yapmış bir franschise olduğu için her ikisini de kadroya katacaktı.).

Morey'nin yaz ayları boyunca yaptığı hamleler 32 oyuncuyu, 11 draft hakkını ve 10 takımı kapsıyor (Oha!). Tüm hamleler bittikten sonra ellerinde yalnızca Harden (+ belli rolleri iyi doldurabilen oyuncular) olduğu için Morey'nin de kazandığından fazlasını kaybettiğini düşünmüştüm. Fakat Harden çılgın atarak sezonu açtı.
İlk 3 maçta 35 sayı, 6 ribaunt ve 6 asistle oynadı. İstatistikler bir yana sürekli doğru kararlar veren, basketbolu yalayıp yutmuş bir hücum lideri gibi oynuyor[3]. Zaten 25-5-5 seviyesine bile çıkabileceğini tahmin ediyordum ama ilk 2 maçtaki gibi çoğacayip bir şey olabileceğini düşünmemiştim. Harden pick&roll tanrısına dönüşmek üzere. Hücumda Jeremy Lin'le birbirlerini tamamlıyorlar. Üstelik takımdaki pek çok oyuncu yalnızca belli başlı birkaç özelliğe sahip olduğu için Rockets hücumları doğal bir keskinliğe sahip (Bazı oyuncular iyi şutör, bazı oyuncular yalnızca ribaunt ve savunmayla ilgileniyor... falan filan). Playoff'lara kalamasalar bile ilk 8 yarışında aktör olacakları belli. Tabii önemli draft hakları ve değerli parçalar kaybettiler ama yakın gelecekte kontratı bitecek pek çok oyuncu için Rockets'ı sempatik ve cazibeli bir camia haline getirdikleri de malum[4].
_____________________________________________________
[1]Harden 4 sene için 6-8 milyon dolar az para alıp OKC'de kalabilirdi ama pazarlıklarda 60'tan aşağı inmedi. Presti'nin kafasındaki tilkilerden biri de Harden'ın 6 milyon doları dert etmesi olabilir. Brian Windhorst takasın hemen ardından, birkaç sene önceki Jeff Green örneğini verip Presti ve OKC cephesini kısaca anlatmıştı (İngilizce).

[2]Playoff'lara kalamadılar ama hep %50 galibiyet oranının üstüne çıkmışlardı.

[3]"Durant&Westbrook yokken tek başına hücumu taşıyabilir mi... Rakip savunmanın konsantrasyonu kendisine odaklandığında verimli olabilir mi..." Bunlar takasın hemen ardından herkesin aklına gelen sorular. Hepsinin tek cevabı varmış meğer: Evet. Hatta az önce baktığım istatistiklere göre geçen sezon Durant'le Westbrook kenardayken daha verimli oynuyormuş (Tabii bahsettiğim istatistik yanıltıcı olabilir. Ne de olsa kenardan geldiği için rakibin ikinci 5'iyle karşılaşıyordu geçen sene.).

[4]Tamam, abartıyor da olabilirim ama sezon boyunca bol bol izleyeceğim bir takım oldu Rockets. Hatta dün geceki maçta Rockets televizyonu saha içi isabet yüzdesi (FGA/FGM) yerine true shooting yüzdesi [atılan sayı / (2x(FGA + 0.44xFTA))] üstünden istatistikleri verdi. Twitter'da bu konunun muhabbeti geçince sevdiğim yazarlardan biri "Şu sıralar Houston'da devrim yapacaklar galiba" yazmış.

Friday, February 26, 2010

NY yaza hazır, Rockets skorer buldu, Sacramento Evans üstüne kurulacak

Knicks, Rockets ve Kings arasında büyük çaplı bir takas yapıldı.

Tracy McGrady ve Sergio Rodriguez New York Knicks'e katıldı. Kevin Martin, Jared Jeffries ve Jordan Hill ise 2011 ilk tur draft hakkıyla birlikte Houston youlunu tuttular; Carl Landry, Joey Dorsey ve Larry Hughes ise Sacramento yolunu.


Rockets'ın tüm başarı planı, egolarından kurtulmuş oyuncuların topu ve sahayı paylaşması üstüne kurulmuş. Hiçbir oyuncunun hücumu sürükleyecek yeteneklere sahip olmaması, savunmadaki takım ruhunu hücuma da taşımış ve Rockets ekmeğini taştan çıkarır hâle gelmişti. Hücumdaki bu bitimsiz monotonluğu kırabilecek bir skorer istiyorlardı ve amaçlarına ulaştılar: Kevin Martin. Sezonun ilk iki haftasına fırtına gibi giren ve sayı krallığına oturan Martin, yaşadığı sakatlıkla parkelerden uzaklaşmış ve ziyadesiyle soğumuş olsa da orta vadede Houston'ın en büyük yarası için ideal merhem. Fakat özellikle bu sezon gayet etkileyici oynayan Carl Landry'nin Sacramento yolunu tutması pek hoş değil. Eh, başka hiçbir takım Clippers gibi önemli oyuncuları bedavaya göndermez. Her takasın kötü yanları da var.

Kings, 20 sayı-5 ribaund-5 sayı kalibresindeki çaylağı üstüne yeni bir takım kurmayı amaçlıyor. Skor yükünü ve spotları üstünde toplayacak bir shooting-guard'a ihtiyaçları yok. Kevin Martin'in kontratından kurtulmaları gerekiyordu, başardılar. Karşılığında Carl Landry gibi iyi bir oyuncuyu, gökkubbede bir hoş sedâ kalmış Larry Hughes'u kadroya kattılar. Play-off'lar yaklaştıkça, yani güçlü takımların konsantrasyonu üst seviyeye ulaştıkça galibiyet yüzdelerinde belirgin bir düşüş yaşandı. Artık önümüzdeki sezonun play-off'ları için çalışıyorlar.

Takasın son ayağında Knicks var; kadrosunu boşaltıp sezon sonu serbest kalacak oyunculara teklif götürmeye hazırlanan, hattâ egosunu ancak New York gibi koca bir şehirde yatıştırabilecek Lebron'la %80 anlaşacakları iddia edilen Knicks. 2010 sezonunda mümkün olduğu kadar galibiyet almak isteyen, tribünleri sıcak tutacak eski bir all-star arayan Knicks, önceleri Iverson'ı istemişti. Hem seyircilerin ağzına bir parmak bal çalacak, hem de yazın sözleşme uzatmayıp kadro boşaltma çalışmalarını sürdüreceklerdi. 3 numaralı forma Tracy McGrady'e kısmetmiş. Üçlü takas neticesinde Sergio Rodriguez de Sacramento'dan geldi. Bolca draft hakkı dağıttılar ama Cury hariç kadroyu boşaltma planı başarıyla sonuçlandı diyebiliriz. Zaten Curry'nin talibi olacak yegâne takım Isiah Thomas'ın New York'u olurdu herhâlde.