Showing posts with label Howard Dwight. Show all posts
Showing posts with label Howard Dwight. Show all posts

Saturday, February 9, 2013

Notlar: Garnett, Howard, Sigara...

Garnett 25.000 sayı barajını geçti. Üstelik 25000 sayı, 10000 ribaunt, 5000 asist, 1500 blok, 1500 top çalma istatistikleri yakalayan ilk oyuncu olmuş. İlla ararsak birkaç çapanoğlu bulabiliriz; genç yaşta lige girmesi, kariyerinin büyük bölümünde takımdaki yegane süperstar olması, gelişen tıbbî tedavi teknikleri, basketbolun nazaran daha yumuşak oynanması... Fakat zorlamanın alemi yok. Acayip rakamlar.

Yine de duyar duymaz aklıma temel bi problem geldi: 1974'ten önce blok ve top çalma istatistikleri tutulmuyordu. Kısaca göz gezdirince birkaç not çıktı ortaya:
-İyi birer pasör olmalarına rağmen hem Russell, hem de Wilt 5000 asist barajının altında kalmışlar.
-Willis Reed, Bob Petit ve benzer efsaneler daha kısa kariyerleri olduğu için tartışmaya bile giremiyorlar.
-Tek muallak örnek Kareem (Ligdeki ilk 4 senesinde blok/steal istatistiği tutulmuyordu.). Yalnızca top çalma kategorisinde bu rakamları yakalayamamış (1160). Maç başına 0.9'luk kariyer ortalamasını alıp ilk 4 senesine dair projeksiyon yapınca ucu ucuna Garnett'in rekorunu kaçırdığını görüyoruz. Tabii gençken ekstra 30-40 top çalma yapmış olması mümkün.

Genelde böyle kafaya göre baraj belirleyerek çıkarılan istatistikler çok fazla şey ifade etmez. Fakat Garnett'in inşa ettiği istatistikî all around dominasyon hagaden akıl almaz.

Kevin Durant için Nike hoş bi reklam çekmiş: KD. Not Nice. Zaten OKC geçtiğimiz sene finalleri kaybettikten sonra biraz daha "sikerim çay ocağını" mentalitesiyle oynamaya başlamıştı. Tüm sene boyunca verilen emekler, birkaç maç içinde anlamsız hale gelince basketbolcular kaybetme acısını tatmış ve sonraki sene için bilenmiş (bileylenmiş, keskinleşmiş falan fistan) oluyorlar (bkz. son 1 senedeki LeBron). Yani mağlubiyet korkusu öfkeye sebep oluyor, kazanma odaklı öfke de NBA tarihindeki büyük rekabetlere uzanan bir patika zaten. Mağlubiyet sayesinde gözlerimizin önünde gittikçe büyüyen, sürekli yeni vakalarla karmaşıklaşan, torunlara anlatılacak kadar anlamlı bir rekabetler zinciri oluşuyor. Aynen devam.

Sigarayı bırakmaya çalışıyorum. Asabi hallerdeyim şu sıralar, birilerine sövesim var. Yine de Vince Carter'ın uzun uzun sakatlık numarası yapıp ardından smaç basması garip bir şekilde sevimli geldi bana. Nostalji mi desem, retro estetik mi desem, bilemedim. Beynime oksijen gidince gerizekalıya bağlamış da olabilirim tabii.

Carter demişken Mavericks oyuncuları %50 galibiyet yüzdesine ulaşan dek sakallarını kesmeyeceklermiş. Sakal geyiği meşhur. Mesela geçtiğimiz senelerde Grizzlies playoff'a dek sakal kesmeme kararı almıştı. Mavs 1,5 sene boyunca cro-magnonlar gibi gezmemek için daha mütevazi bi hedef seçmiş.

Mutombo.

Rastgele Haberler
-Basketball Jones'ta NBA oyuncuları isimlerine göre listelenmiş. İsmin telaffuzu eğlenceli mi (Danilo Gallinari), oyun tarzıyla ismin tınısı arasında benzerlik var mı (Dwyane Wade, Dikembe Mutombo), soyisimden bağımsız olarak da kullanılabiliyor mu (LeBron), oyuncuya has bir ad mı (Kobe)...
-Samuel Dalembert Nuggets'a karşı 21'de 17 ile 35 sayı, 12 ribaunt, 2 asist ve 1 blok yaptı. Umarım zirvedeyken bırakır ve bi daha basketbol oynamaz.
-DeMarcus Cousins devre arasında atıldı. Hakeme tükürd... ahaha yok lan, kendisiyle tartışmak istemeyen hakeme "adam değilsin" demiş.
-Rockets, tam 23 3'lük isabetiyle daha önce Magic'e ait olan bir maçta en çok 3'lük atma rekorunu egale etti. İşiniz gücünüz yoksa 3'lüklerin tamamını şuradan izleyebilirsiniz. Hikaye henüz bitmedi. Koç Mark Jackson, Warriors'ın bir maçta en fazla 3'lük yiyen takım olmaması için oyuncularından taktik faul yapmalarını istedi. Yaptığı ilk bakışta saçma geliyor ama sebebini anlayabiliyorum. Warriors oyuncularını yuhalayan Rockets taraftarlarını da anlıyorum. Sigarasızlıktan çatacak adam arıyorum ama ne kadar zorlasam da bu vakada küfredecek birilerini bulamadım.

Chris Paul'un yokluğunda bir kez daha anladım: Heat hücumunun LeBron bağımlılığı > Clips hücumunun CP3 bağımlılığı >>>>> OKC hücumunun Durant bağımlılığı

Tabii yanlış anlaşılmasın:
1. LeBron olmasa Heat çöker demiyorum. Wade ve Bosh üstüne kurulmuş olan bir takım elbette ki playoff tablosunda önemli bir aktör olur. Fakat şu anki Heat hücumu TAMAMEN LeBron'a bağımlı. İstatistiklerden bağımsız olarak, maçlar izlendiğinde anlaşılabilecek bi durum bu
2. Paul şu an ligdeki en iyi lider. Hücuma katkısını anlatmaya gerek yok zaten. "Yılın koçu" geyiklerine konu olacak kadar oyuna hükmedebiliyor. Makro ölçekte oyunu yönlendirmekten, her oyuncuya en doğru anda pas vermek gibi temel hareketlere dek her şeyi yapıyor. Ve hepsinden önemlisi, kendi adına bir parfüm çıkarıyor.
3. Yukarıda yazdığım denklem oyuncuların seviyeleriyle değil, takımların temel prensipleriyle alakalı. MVP ödülü için oyum olsa (favori cümle girişim) Durant'e verirdim.

Çaylaklar Maçı için seçilen 20 oyuncuyu Charles Barkley ve Shaq iki takıma ayıracaktıAll-Star gibi gösteri maçlarında topa yön veren kısaların ön plana çıktığı malum. Şimdi ilk iki seçime bakalım:
Shaq: Damian Lillard ve Kyrie Irving
Charles: Anthony Davis ve Kenneth Faried
WUT? Bu noktadan itibaren aynı tripte devam ettiler. Neyse laf etmeyeyim, Barkley lan bu. Nikotin krizinde olsam bile Charles Barkley'e kızacak değilim. Zaten bu post Katharsis gibi, Epifani gibi transandantal bi sürece tabi tuttu beni. Kalender adammışım, onu fark ettim.

ps. Yandaki poster Hoopism'den.

Laker Drama - Perde VI: Gasol asgari 6 hafta kaçıracak. Üstelik Howard'un durumu da malum. Kobe, Howard'ın sakatlığa rağmen oynaması gerektiğini sürekli söylüyordu. Nash de ligdeki herkesin belli acılarla oynaması gerketiğinden bahseden bir tweet gönderdi. Nihayet Celtics karşısında Howard sahaya çıktı ve korkunç oynadı.

Hmpfff. Aslında Howard çıtkırıldım bi oyuncu değil. Sakatlığı gerçekten ciddi olabilir, sezon başında tedavisini erken kesip dönmüş olabilir, kendince oynamaya çalışmış olabilir, yaşlanan Kobe bencilce takım arkadaşlarını zorluyor olabilir... olabilir yani. Ama insanların Howard'a inanası kalmadı artık. Şu adamdan bahsediyoruz; konuştuğunda dinleyenlerin orta kulağını iltihaplandıran bir adamdan. Geçtiğimiz sene NBA tarihinin belki de en acayip röportajına imza atmış (her ay 1 kere izlerim), röportajın yankıları sürerken kendini sevimli göstermeye çalışmış, playoff'lara yalnızca haftalar kalmış olmasına rağmen ameliyat kararı almıştı. Bu defa yapacakları meçhul ama Kobe'ye cevaben şöyle söylemiş: "Bu benim kariyerim, benim hayatım."

Neyse ben bi sigara yakayım.

Tuesday, May 22, 2012

Haberler.. Haberler...


Pau Gasol Röportajı
Maç biter bitmez şans eseri Gasol ile karşılaştım. Hemen mikrofonu uzatıp röportaj yaptım tabii.
-2010'da şutlarının %61'ini içeriden kullanıyordun, şimdi ise %34'ünü. Oyunundaki bu değişikliğin sebebi ne?
+NBA'deki uzun oyuncular kocaman, gulyabani gibi adamlar. Pota altına girince onlara temas ediyorsun.
-Ama basketbol temas üstüne kurulu bir spordur!?
+Benim için değil. İnsan basketbol oynarken bir yandan kokteylini yudumlayıp televizyon izleyebilmeli bence. Hayattan zevk alabilmeli.
-Anlıyorum. Yaz aylarında Dwight Howard'la takas edileceğin konuşuluyor.
+Geçen seneki haber değil mi bu?
-Bu defa kesin. Orlando olmasa bile başka bir şehre gideceksin[1]. Yeni takımından beklentilerin neler?
+Pas veren bir süper yıldız.
(O sırada Kobe içeri giriyor. Sinirden elindeki topu yerken Pau'nun saçını çekip uzaklaşıyor.)
-Kobe 4. maçın son çeyreğinde 10 şut kaçırmasına rağmen basın önünde seni suçladı.
+Yorum yok.
-Senelerdir seni defalarca aşağılamasına rağmen tüm takımla dalga geçercesine dangalaklıklar yapan, molalarda bile kenarda oturan Andrew Bynum'a ses çıkaramıyor[2]. Neden?
+Yorum yok.
-Gerçi topu sana vermediğini söylüyorum ama sen de 4. maçın sonunda bomboş şutu atmak yerine pas vermeyi tercih ettin.
+Aslında pas vermedim.
-Nasıl yani?
+Pas verecekmiş gibi yapıp top kaybı yaptım.
-Anlıyorum.

O sırada içeri Andrew Bynum giriyor ve benimle sohbet etmeye başlıyor: "Bu sene Türkiye'de kim şampiyon oldu? Yine mi Tofaş?"
"Hayır," diyorum, "İbo'ya 3.5 milyon dolar verince iflas ettiler."


OKC vs Spurs
Bynum'ın her kelimesinden zeka fışkıran laflarını hatırlıyor musunuz? "Seriyi bitirme maçları (close-out) kolaydır. Rakipler boyun eğmeye meyilli olurlar." Lakers 36 ribaunt aldı (4'ü Bynum'ın), OKC ise 51. Bynum sahada olduğu süre boyunca Lakers 16 sayı gerideydi. İlk yarıda Gasol, maç genelinde Kobe hariç[3] Lakers'ın kaybetmeye meyilli olduğu söylenebilir.

Kevin Durant zaten Kevin Durant (hançerler, buzzer beater'lar...) ama Westbrook serinin en kritik oyuncusuydu (hatta MVP?) belki de. Orta mesafe şutlarını ölümcü hâle getirdiğini biliyoruz. Lakers high pick&roll'lerde Westbrook'a çare bulamadı (Switch yapmayı denemediler, denediler, tekrar denediler, denemediler...). Lakers'ın sikimsonique transition savunmasını saymıyorum bile. Üstelik Westbrook'u tutmakla görevli Ramon Sessions Lakers kariyerinin en kötü haftasını geçirdi[4]. Ne diyeyim, önümüzdeki birkaç ay boyunca her gün Lakers'ın  (Hız, atletizm, gençlik, 3'lükçü... Hepsine muhtaçlar.) yapmaya karar verdiği takaslardan bahsedecek gazeteler.

Unutmadan Thunder maç başına 16,5 top kaybıyla bu departmanda normal sezonu son sırada (Evet, otuzuncu.) bitirmişti. Seri boyunca 9 top kaybı ortalamayla oynadılar. Artık önümüzdeki seriye bakacağız: Spurs vs Thunder.

İki takım arasında herkesin bahsettiği garip benzerlikler var. Sam Presti Spurs organizasyonundan geliyor. Takımlardaki iki mega star da sakin insanlar: Duncan vs Durant. Ginboili ve Harden gibi iki all-star seviyesindeki oyuncu bench'ten geliyor. OKC'deki en dağınık oyuncu Westbrook. Parker da gençliğinde savruk oynardı (Tabii Westbrook'un saha görüşü asla Parker seviyesine gelmeyecek.). Üstelik her iki takımdaki rol oyuncuları da İsa veya Gandhi kıvamında adamlar (Collison, Ibaka, Perkins, Sefolosha... Hücumda top kullanmadıkları hâlde böylesine çaba harcadıklarına göre hepsi sezon sonunda peygamber olmayı hak ediyor.).

Aynı şekilde iki takım arasında KOCAMAN farklar da mevcut; yaş (bebe vs dede), koç (Nihat Doğan vs Sokrates), oyun (maç başı 1487 iso vs Spurs hücumu), tecrübe (playoff maçları: 31 vs 184)...

Heyecan içindeyim. Parker vs Westbrook efsanevî bir duello olmaya aday (Sezon içinde iki takımın karşılaştığı maçlarda en skorer oyuncu Parker oldu.). Normal sezonda Spurs 2-1 önde. Hem de Ginobili hiçbir maçta forma giyemedi. Ben yalnızca Lakers vs Grizz'in Spurs'le başa çıkabileceğini düşünüyordum. Seri için favorim (Gergin müzik, davullar, tamtamlar, dümbelekler... ve...) Spurs.

Not: OKC taraftarına hayran kaldım. Tribünlerin bir örnek giyindiğine alışmıştık. OKC ise 2. maçta bir sıra mavi, bir sıra beyaz giyinerek olayın suyunu çıkardığını ilan etti. Bu aşkamki maçta salonun önünde binlerce insan bekleşiyorlardı.

Taht Oyunları
Kullanım Kılavuzu: Birkaç ay önce lig tarihinin en garip röpotajlarından birini izlemiştik. Eğer hâlâ Stan van Gundy ve Dwight Howard'ın efsanevî performansını izlememiş ölümlülerden biriyseniz, buraya buyrun (Röportajın tercümesi)

Stan van Gundy'nin kovulduğu açıklandı. Zaten gazeteciler önünde yaşanan skandaldan sonra en az biri takımdan gitmeliydi. 2009'dan beri Dwight'la arasında anlaşmazlıklar olduğunu biliyoruz. Celtics serisinde 5. maçı kaybettikten sonra medya karşısında birbirlerini suçlamışlar ancak gerginliği konsantrasyona çevirip finale yürümüşlerdi. Bu defa ne takım, ne de ikili arsındaki ilişki yürüyebildi. Ebediyen felç olduğunu söyleyebiliriz hatta. Beklenen oldu, malumu ilam ettiler.
2009 Finalleri demişken, Magic kadrosunda çok önemli bir değişiklik yapan Otis Smith'i de unutmamak gerek. Kariyerinin zirvesindeki Hido (pas akışının merkezi) ile sözleşme imzalamamış, hatta "üstümüze doğru bir kurşun geliyormuş, son anda eğilmişiz" diye açıklama yapmıştı. Peki Hido yerine kim geldi? Vince Carter: topu elinde tutmak isteyen, izolasyon oynayan bir basketbolcu. Magic'in hızlı paslarla boştaki oyuncuyu bulmaya dayalı oyun tarzı tam anlamıyla çöktü tabii. Aynı Otis Smith 1,5 sene sonra, performans/para olarak ligin en ağır kontratlarından birine sahip olan çaptan düşmüş Hido'yu tekrar takıma getirdi. Rashard Lewis'e 120 milyon $ verdiğini (Kobe'den sonra ligin en çok kazanan oyuncusu hâlâ Lewis. Gülme kriziniz geçen dek birkaç dakika bekliyorum.), seneler sonra Lewis'ten kurtulmak için dibe vurmuş Arenas'ı (ligin en çok kazanan 5 oyuncusundan biri) kadroya kattı... Otis Smith ile Magic karşılı olarak yollarını ayırmaya karar verdi. Tabii yukarıda saydığım abuk subuk hamleler yüzünden değil, korkunç bir yönetici olduğu için Orlando'daki günleri sona erdi (Dwight vs SVG mücadelesine müdahele etmemesi, hatta kendisiyle özle olarak konuşan oyuncusunu koça ispiyonlaması...).


Bence SVG rahatlamış, hatta mutlu olmuştur. Otis Smith cv'sinde "kovuldu" yazmadığı için şanslı. Orlando ise  kangrene dönüşmüş Dwight[5] vakasını çözmezse taht oyunlarının gerçek kaybedeni olacak.
________________________________
[1]Bynum+oyuncu+draft hakkı karşılığında Howard'ı alabilirler belki. Fakat Gasol'un 4 numara oynaması hem takım, hem de Gasol için pek hayırlı değil artık. Eğer Dwight'ın peşinden gideceklerse pota altı ikilisi gidecek.

[2]Kobe'nin Bynum için yorumu: "Bana gençliğimi hatırlatıyor." Şampiyonluk için Bynum'a muhtaç olduğunu ve üstüne giderse ters etki yapacağını biliyor tabii. Fakat Bynum'ın molalarda koçun ve takımın yanında durmamasına ne demeli? Sakin kafayla zen'ini kazanmaya (Phil Jackson'ın lakabı neydi?) çalışıyormuş.


[3]Playoff'ların en iyi maçını çıkarmış olabilir. Yazık oldu. 34 yaşına gelmiş adam tüm ligde en çok dakika alan 4. oyuncuydu bu sezon. Yüzdesi düşüktü ama istese sayı kralı olarak sezonu bitirebilirdi. Sert adam, laf yok. Unutmadan, geçen sene Almanya'da garip bir tıbbî teknik denemişti. Bu sene Sovyet Ordusu'nun radyoaktif programlarına katılacağı konuşuluyor.

[4]Lakers Ramon Sessions'ın penetrelerine muhtaç. Takımda delici olmayınca rakibin alan paylaşımı mithril zırha benziyor; kırılması, delinmesi, hatta aşındırılması imkansız. Penetreciler rakip savunmayı dalgalandırdıkları için oyunun diğer alanları rahatlar; 3'lük, pota altı... Bu seriye gelirsek, Bynum&Gasol ikili sıkıştırmalara mahkum olmayacak, Thunder guard'ları yardım savunmasına geldikleri için Lakers'a (Blake, MWP...) boş 3'lük şansı kalacaktı (Tabii penetrenin de nitelikli olması lazım. Mesela topu 10 saniye boyunca elinde tutup 3'lük çizgisinin dışında gezinirse Lakers'ın hücum setleri şerham şerham bok yiyor. Kobe ilk maçta Sessions'a kızmıştı hatta: "Topu elinde tuttuğun için alan paylaşımımız mahvoluyor.").Üstelik Sessions hızlı hücumlarda koşup OKC'ye büyük sorun çıkabilirdi. Fakat Lakers hücumu sürekli yavaşlatıp kontrollü oynadığı için Sessions en önemli silahını kullanma şansı bulamadı. Şimdi yazdığım paragrafa tekrar baktım da Sessions'ın rezalet performansını Mike Brown'a yüklemiş gibi olmuşum. Rezil performansından sen suçlusun (min %70) Ramon.

[5]Ya uzun süreli sözleşme imzalamalı ya da takasta gönderilmeli. Dwight'ın (aka Bitchie Bitch) da 2,5 sene süren karar verememe sürecini geride bırakması ve aldığı kararın arkasında durması lazım. O âna dek röportaj videosunu 3:40'a alıp kendisine tokat attığımı hayal edeceğim.

Friday, April 20, 2012

Dwight Howard Sezonu Kapatıyor

Dwight ve Stan van Gundy lig tarihinin en garip röportajlarından birine imza atmışlardı. Birkaç gün sonra bel ve sırt ağrıları sebebiyle Howard'ın oynamayacağı açıklandı. 2 gündür internet çalkalanıyor: "Dwight, van Gundy kovulmadığı sürece oynamama kararı aldı!" İddiaya göre Magic'in sahibiyle konuşmuş ve kendisini gazetecilere yem ettiği için SVG ile çalışamayacağını açıklamış. Zaten meşhur röportajla birlikte aralarındaki koç-oyuncu bağı ölmüştü;  hatta bir grup nekrofil tarafından tecavüze uğramış, ardından domuzlara yedirilmişti. İkisinin de hala aynı takımda olmasının tek sebebi var: karar verme özürlü Otis Smith. Dwight 2 senedir şöyle bir kafa karışıklığı içinde:  "Gidicem, kalıcam, gidiyorum, kaldım, Holywood beni bekle, Orlando benim evim..." Otis Smith ileride adı çıkmasın diye (Dwight'ı gönderen GM! Orlando'nun 5 sezonunu öldüren adam!) kanseri yok edecek önlemler alamadı. Eğer Dwight'ı gönderemeyecekse röportajdan sonra van Gundy'yi kovmalıydı. Fakat Otis Smith'ten bahsediyoruz. Muhtemel playoff başarısızlığını üstlenmek istmeyeceğini herkes biliyordu.
Gazeteler daha bu sabah Dwight'ın sakatlığının komplo olabileceğini yazıyorlardı. Az önce ameliyat kararı açıklandı: "Oyamaya çalıştım ama sağlığım daha da kötüye gitti. Ameliyat olmak zorundayım. Taraftarları hayal kırıklığına uğrattığım için çok üzgünüm."

Mart ayından beri ağrılarından şikayetçiydi, üstelik 1 hafta önce fıtık teşhisi konmuştu. Eninde sonunda ameliyat geçireceği belliydi. Peki playoff'larda oynayamaz mıydı? Günahını almayayım ama yaz aylarında da tedaviye gidebilirdi bence. Belki de içinde bulunduğu durumun etkisiyle (Şu sıralar tüm gezegen Dwight'a yalancı, çocuk ve hain demekle meşgul.) çabuk karar verdi. Vücudunu dinlendirse, gazeteler "SVG görevde kaldığı için oynamıyor" yazacaktı. Ağrılarına rağmen oynayıp kötü performans sergilese "takımı sattı" diyecektik. Neyse ne, olan oldu. Playoff'larda oynayamayacağı kesin, hatta Olimpiyatlar'ı da kaçıracak. En erken 4 ay sonra basketbola dönebilecekmiş. An itibariyle resmileşti. Play-off'lardaki en kötü takım Orlando Magic

ps. twitter'da takip ettiğim yorumculardan biri şöyle demiş: "Bahse varım Dwight yarın karar değiştirecek."

Sunday, April 8, 2012

Meşhur Röportaj

5 Nisan 2012. Orlando Magic şut antrenmanı yaparken gazeteciler mikrofonlarını Stan van Gundy'ye uzatıyor ve NBA tarihinin en garip röportajlarından biri başlıyor.

Filmi birkaç sene geriye saralım. 2009 play-off'larında Magic, Celts karşısında 5. maçı kaybettikten sonra Dwight Howard ve van Gundy'nin röportajları bomba etkisi yaratmıştı. Dwight, topun kendisine verilmediğini, koç hatalarıyla maçı kaybettiklerini açıklamış, van Gundy ise mağlubiyeti bazı oyuncuların kosantrasyon eksikliğine bağlamıştı. Herkes moralman dağılmalarını beklerken toparlandılar ve finallere yükseldiler. Orlando için finallerin iki kritik ânı belli: 2. maçta Hido'nun alley-oop pasını bitiremeyen Courtney Lee ve 4. maçta iki serbest atış kaçıran Dwight Howard(1). Yine de kulüp tarihinde ikinci kez Doğu Konferansı Şampiyonu oldukları için başarılı bir sezon geçirdikleri konuşulmuş, anlaşmazlıklar unutulmuştu.

Stan van Gundy ligin iyi koçlarından biri. Fakat sürekli evladı ölmüş anneler gibi feryat figan eder. Bağırıp çağırmadığı zamanlardaysa limonî keler turşusu yalamışçasına dudaklarını büzüştürüp bench'te oturur. Yüz ifadesini Pepsi reklamlarında öpüşen Aysun Kayacı'ya veya Somurtkan Şirin'e benzetebiliriz.
Bir süre sonra oyuncular isyan ediyorlar tabii. Hido, van Gundy ile bol bol kavga etmiştir mesela. Dwight gibi 7/24 eğlenmek isteyen, işler zora girince kaçan bir basketbolcunun da her şeyi sineye çekmesi mümkün değil. Orlando yönetimi de Dwight gibi değerli bir oyuncuyu bırakmamak için her şeyi göze alabilir (koç değişikliği, transferler, para...). Fakat Dwight'ın ne yapacağı belli değil. 2 sezondur 6954 kere fikir değiştirdi: "gidicem, kalıcam, gidicem, kalıcam, Los Angeles'ta ünlülerle takılmak istiyorum, Dallas'a gidip daha az vergi ödemek istiyorum, New York beni çağırıyor, kalmaya karar verdim, beni takas edin, Orlando benim evim..." Bildiğin liseli. Ne yapmak istediğini kendisi de bilmiyor.

Bir türlü karar veremediği, camiaları ayı oynatırmışçasına oyaladığı için kendisine duyulan sempati erozyona uğramaya, insanların sevgisi yok olmaya başladı. Dwight da korku ve telaşla sözleşmesini 1 sene daha uzatmaya karar verdi. Göğsünü gere gere Orlando'ya ihanet etmediğini söyleyerken bir yandan da Stan van Gundy ile çalışmak istemediği, koçu kovdurmaya çalıştığı yönünde söylentiler ayyuka çıkmıştı. Hatta geçen hafta Dave Ping isimli bir gazeteci önemli bir iddiada bulundu: Howard, van Gundy'nin kovulması şartıyla kontratını uzattı.

Bu şekilde 5 Nisan 2012 tarihine geldik. Magic'in şut antrenmanında gazeteciler mikrofonlarını van Gundy'ye uzattılar ve neler olup bittiğini sordular. SVG konuşmaya başladı: "NBA'de böyle şeyler olur. Yüksek profilli bir oyuncu koçunun kovulmasını istediğinde bu herkes için büyük bir hikayedir. Ama hayal kırıklığı yarattığını itiraf etmeliyim. Bunun olmasını istemezdim ama birkaç gün önce yağmur yağmasını da istememiştim. Hayat devam ediyor. Şu an için önemli olan basketbol. Kimse benim işimi kaybedebileceğimle ilgilenmemeli. Kimse benim için endişelenmemeli. Bana bir şey olmaz. Yeni bir iş bulabilirim, param var... Dwight'ın ne istediği ya da benim ne istediğim mühim değil. Şu an kıçımızı yırtarcasına çalışmalı ve her gün kendimizi geliştirmeliyiz. Zaten hiçkimse benim ölene dek burada kalacağımı söylememişti. Hiçkimse kendini bana adamak zorunda değil ama herkes kendini takıma adamalı. Kimseden sevgi ya da destek beklemiyorum. Eğer sevgi bekliyor olsaydım ailemi bırakıp buraya gelmezdim."

Tüm gazeteciler şok olmuştu. Stan van Gundy açık açık Dwight'ın kendisini kovdurmak istediğini söylemişti. Bundan sonrasına videoyu izleyip devam edelim.
                   
Gazeteci: Tüm bunların doğru olduğunu nereden biliyorsun?

Stan van Gundy: Bana bunun doğru olduğu söylendi. Hem de yönetimin en tepesinden.(2)

Gz: Sana ne dedilr. Arkanda duracaklar mı?

SvG: Bana hiçbir şey söylemediler. Söylemek zorunda değiller zaten. Şu anda koç benim ve kovulana dek koçluğa devam ediyorum. Bana bir şey söylemek zorunda değiller. Söylemelerini de beklemiyorum. Ben bu gece daha iyi savunma yapmamızı bekliyorum. Söylediklerimin çılgınlık olduğunu düşünebilirsiniz ama tek gerçek bu. Gerisi... tıpkı daha önce söylediğim gibi umurumda değil. Şu an saat 12:02. Eğer beni 12:05'te kovmak isterlerse eve gider ve yapacak bir şeyler bulurum; güzel bir gün geçiririm. Kovulmak beni endişelendirmiyor. Beni endişelendiren, akşam 7'de Carmelo Anthony'yi savunup savunamayacağımız. Carmelo beni deli gibi endişelendiriyor.

Gz: Bir oyuncu koçun kovulmasını istiyorsa, sence koçla çalışmaya devam etmesi...

SvG: Eğer bir oyuncuysanız... boşverin oyuncu olmayı, bu dünyadaki herhangi bir insandan bahsediyorum. Bahse varım ki bu odada patronuyla sorunlar yaşayan ve onu sevmeyen en azından bir insan var. Belki aramızdaki tek bir insan... Fakat hâlâ sıkı çalışıyor ve iyi bir iş çıkarıyor. Normal olan da bu; kimse için farklısını düşünemeyiz. İnsanların işlerine nasıl baktıkları ve çıkıp sahada neler yaptıkları önemli. Herkes kendi gururu, takım arkadaşları için oynar. Başka hiçbir şey için değil, Başka hiçbir şey önemli değil.

Ben her şeyi dün öğrendim. Dürüst olacağım, bana neler sorulacağını ve nasıl cevap vereceğimi düşündüm. Beni rahatsız eden tek şey saçma salak muhabbetler; tüm iddiaları inkar etmek, soruları cevapsız bırakmak... Beni özgürleştiren tek şey dürüst olmak ve gerçeklerle yüzleşmek. Sanırım bazı insanlar neler olup bittiğiyle yüzleşmekte zorlanırlar. Oysa benim için dürüst olmak aptal aptal muhabbetlerden çok daha kolay.

Gz: Sen ne düşünüyorsun? Yönetimle görüştüğünde ne yapacaklarını hissettin. Onu mu dinleyecekler yoksa...

SvG: Hiçbir fikrim yok. Elbette ki karar yönetimin. Yönetimin karar vermesi gerek ama bunlar beni endişelendirmiyor.

Tam bu sırada muhabbetin başını duymamış olan Dwight Howard içeri giriyor ve espriyle karışık, "evet Stan, bunlar bizi endişelendirmiyor, değil mi" diye soruyor.

SvG: Ben de tam bunu söylüyordum. Bizi maçlar ve galibiyetler ilgilendirmeli

Dwight kolunu van Gundy'nin omzuna atıp, bizim temel endişemiz ne, diye soruyor.

SvG: Carmelo Anthony ve New York Knicks'i durdurmalıyız.

Howard: Plan bu. Tüm deikoduları başlatan Dave Ping burada mı?

SvG: Herhalde değil, Ping'i buralarda göremiyorum. (Gazetecilere dönüp) Benimle işiniz bittiyse biraz da Dwight'la konuşun.

G: Dwight, tüm bu hikayeler doğru mu?

Howard aklınca ironi yaparak şöyle diyor: Dave Ping'in oraya attığı hikayeler doğru... Saçmalamayın beyler.

G: Stan az önce doğru olduğunu söyledi.

Howard: Neymiş doğru olan?

G: Stan, onu kovdurmak istediğini söyledi.

Howard: Ben mi böyle söyledim?

G: Hayır, Stan böyle söyledi.

Howard: Kime söylemişim?

G: Bilmiyorum. Ben sadece...

Howard: Ben sizlere soruyorum. Çünkü sizin başka kaynaklarınız var.(3)

G: Koçun yönetimden duymuş.

Howard: Ben hiçbir şey duymadım...

Bundan sonra Howard tamamen dağılıyor ve ağzında klişe laflar geveleyip ortamdan uzaklaşıyor: "şampiyonluk kazanmalıyız, galibiyet istiyoruz, dünya barışını tesis etmeliyiz..." Şu sıralar herkes kendisiyle dalga geçiyor. Bana çok da fazla söyleyecek söz kalmadı zaten. Ne diyeyim, Ahmet Çakar moduna geçip huzurlarınızdan ayrılıyorum; Dwight adamsa Orlando'yu şampiyon yapsın.



(1)Final maçlarının son saniyelerinde serbest atış kaçırmak bir Magic geleneği. 95 Finalleri'nin ilk maçında Nick Anderson üst üste 4 serbest atış kaçırmış ve Hakeem'in sürüklediği Rockets Magic'i süpürmüştü. 2009'da ise Dwight iki serbest atış kaçırınca maç uzatmaya gitti ve Lakers 3-1 öne geçti. Sonrası malum.

(2)Dwight Howard'ın koçu kovdurmak istemesi ayıp. Stan van Gundy'nin bunu gazetecilerle paylaşması yanlış. Fakat Otis Smith'in yaptığı bambaşkaymış. 2 sezondur Howard'ı gönderen adam olmak istemediği için kendisine önerilen Gasol, Bynum, Amar'e, Carmelo, D-Will gibi teklifleri reddetti ve kanserin büyümesine izin verdi. "Kırmızı teli mi söksem, mavi teli mi koparsam" diye beklerken bomba elinde patlayan bir güvenlik uzmanına benzetiyorum Smith'i. Hakkında küçük bir not daha ekleyeyim: Finaller'e uzanan kadorunun en önemli oyuncularından Hido ile sözleşme yenilememiş, pas trafiğinin bir parçası olmaktan çok topu eline isteyen Vince Carter ile anlaşıp Orlando'nun hücum şablonlarını felç etmişti. Üstelik Hido'nun kariyeri düşüşe geçince korkunç bir açıklama yaptı: "Üstümüze doğru bir kurşun geliyormuş, son anda eğilmişiz."

(3)Tam bu noktada abuk subuk mimiklerle komiklik yapmaya çalışıyor. Orada olsam suratına bir tokat atıp yakasına yapışmak ve "yalan söylediğin ortaya çıktı gerizekalı" diye haykırmak isterdim. İyi ki orada değilmişim. Polisler beni yaka paça karakola sürüklerken, "yalan söylüyorsun, yalan" diye bağırmaya devam edecek ve parlak bir white boy olduğum için hapiste tecavüze uğrayacaktım.

Friday, April 23, 2010

2010: En İyi Savunmacı

Dwight Howard, toplam 122 birinci sıra oyun 110'unu alarak 576 puanla ikinci kez yılın savunmacısı seçildi.





Not: Josh Smith 136 sayıyla ikinci, Gerald Wallace ise 113 puanla üçüncü oldu.

Saturday, March 6, 2010

Where Clutch Happens

                                          
One second left, try to get the last shot, I was measuring it the whole time, i knew i had to knock it down, When i shoot it, the only thing on my mind, is a ball going in, I knew i had to knock it down, They gave me the opportunity by puttin' the ball in my hand, Try to get the last shot, Down two, Kick it, Last minute of the game, Shoot it, I knew i had to knock it down, Big shots, Crunch time, [Bryant for the win... Bang!], They the moments that i live for, One second left, I knew i had to knock it down.

Steve Porter çalışmalarını andıran Determination, Defense, 6th man, Clutch dörtlüsünün belki de en etkileyicisi. O kadar güzel olmuş ki, "Howard ne arıyor orada", "Ben Gordon niye yok", "Paul Pierce öldü mü" sorularını görmezden gelip zevkini çıkarmaya bakın.

Friday, February 19, 2010

Üçlük Rekortmeni



Dwight Howard Dallas'ta orta sahanın gerisinden oturarak kaydettiği üçlükle Guinness Kitabı'na girdi. Kollarına zevâl gelmesin (bilek demiyorum).

Ayrıca All-Star maçında kariyerinin ikinci üçlük isabetini buldu. Maçın en güzel hareketlerinden biri değilse de en keyifli anlarından biri olduğu kesin.

Thursday, February 11, 2010

Half Man Half Retired

Vince Carter 27'de 19 isabetle 48 sayı, 7 ribaund yapınca Howard'a da "Vinsanity is back" demek kalmış. Hele röportajın sonlarına doğru yaptığı 'half man-half retired' esprisiyle, yaklaşık yarım saat boyunca yüzüme geniş bir gülümseme kondurdu. Fakat bu üslûptaki şakalar uzun vadede kırıcı olabilir ve takımın ahengine halel getirebilir. Dwight -tıpkı Shaq' gibi- saha dışı gevezelikleriyle de gündeme gelebiliyor.

Sunday, January 24, 2010

Dallas 2010: İlk 5'ler

Doğu Karması
Allen Iverson (1.296.568 oy): 14.3 sayı(0.449), 2.8 ribaund, 4.2 asist
Dwyane Wade (2.327.550 oy): 27.0 sayı(0.465), 4.7 ribaund, 6.2 asist
Lebron James (2.549.693 oy): 29.9 sayı(0.509), 7.2 ribaund, 7.9 asist
Kevin Garnett (1.978.116 oy): 14.9 sayı(0.544), 7.5 ribaund, 2.5 asist
Dwight Howard (2.360.096 oy): 17.2 sayı(0.598), 13.2 ribaund, 2.5 blok
Koç: Stan van Gundy




Batı Karması
Steve Nash (1.222.235 oy): 28.3 sayı(0.458), 5.2 ribaund, 4.5 asist
Kobe Bryant (2.456.224 oy): 18.4 sayı(0.531), 3.1ribaund, 11.0 asist
Carmelo Anthony (2.137.560 oy): 29.7 sayı(0.464), 6.5 ribaund, 3.3 asist
Tim Duncan (1.156.696 oy): 19.9sayı(0.542), 10.5 ribaund, 3.1 asist
Amar'e Stoudemire (1.824.093 oy): 20.9 sayı(0.559), 8.6 ribaund, 1.0 asist
Koç: George Karl