Showing posts with label 027 San Antonio Spurs. Show all posts
Showing posts with label 027 San Antonio Spurs. Show all posts

Wednesday, March 6, 2013

Notlar: Lakers, Rockets, Spurs...

Lakers
OKC dün akşam yalnızca 2 kere top kaybı yaparak NBA rekorunu egale etti. Fakat Thunder'a methiye düzmektense Lakers'ın ölü savunması için ağıt yakmayı tercih ediyorum. Lakers, 100 pozisyona oranladığımızda rakip takımları top kaybına zorlama konusunda sondan ikinci sırada geliyor. Tüm atletizmini kaybetmiş, pas yollarına müdahale edemeyen, Thunder kısalarının önünde duramayan bir kadroyla karşı karşıyayız. Üstelik Lakers'ın transition savunması kabul edilemez seviyede (24. sıradalar - via synergy). Dün akşam savunma ribaundunu alan her Thunder oyuncusu topla rakip sahaya geçip çembere gitti.

Hiçbir kısanın vasat seviyede bile savunma yapamadığını, Dwight sağlıklı olmadığı için boyalı alana giren her rakibin boş turnike attığını, savunma rotasyonunda sürekli aksadıklarını, pick&roll'de devrilen oyuncuyu engelleyemediklerini, MWP'nin artık yalnızca iri oyuncuları savunabildiğini de düşünürsek playoff şanslarının kalmadığına hükmedebilirdik. Fakat playoff'a kalacaklar. Çünkü Kobe Bryant, yalnızca basketbol tarihinin değil, spor tarihinin gördüğü en özel isimler arasında (ki blog sakinleri, benim Kobe'yi pek sevmediğimi biliyorlardır.).

[disclaimer: Bu paragrafta basketbol aklını yarı yarıya bir kenara bırakıp yola duygularla devam ettim] Sayı yüzdesinden bağımsız olarak en özel Kobe sezonlarından birini yaşıyoruz. Yalnızca sakatlıklar, verimlilik veya yaşlılık ile açıklayamayacağımız akıl almaz bir irade gösterisiyle karşı karşıyayız. Tüm problemlerine rağmen (Dwight'ın iq seviyesi, Gasol'un sağlığı, korkunç bench...) hiçbir zayıflığa sahip olmadığını kanıtlamaya çalışan, hatta buna inanan ve bu uğurda sürünün gençleriyle sonucu belli bir savaşa giren yırtıcılara benziyor. Kobe Lakers'ı playoff'a taşıyacak, azamî 1 maç kazanıp elenecek ve ben 2013 Kobe'yi unutmayacağım.

Rockets
Trade deadline'da hem Patterson'ı, hem de Morris'i gönderip tüm PF rotasyonunu değiştirme kararı alan Morey, Patterson/Morris'e hiç benzemeyen ama all-star potansiyeline sahip Thomas Robinson'ı almıştı (Ben NCAA'i veya Kings'in bu seneki maçlarını pek izlemediğim için tam bilgiye sahip değilim ama atletizminden orta mesafe şutuna dek pek çok özelliği methediliyor.). Morey bu sene playoff'lara kalmayı değil, orta vadede contender olmayı istiyor. Haliyle all-star olmayacağını anladıkları Patterson'ı gönderdiler.

Alan paylaşımında istikrar sağlayan şutör 4 numaraları gönderdikleri için pek çok insan gibi bu seneki playoff yarışında yara aldıklarını düşünmüştüm. Spread pick&roll oynayan, Harden ve Lin'in penetrelerini takiben yay etrafındaki şutörleri bulan bir takımın alan paylaşımına feci şekilde muhtaç olduğu aşikar. Sürdürülebilir olup olmadığına emin değilim ama şu ana dek Motiejunas gayet iyi oynuyor.

İstatistikler: Morr/Patt %37'yle maç başına 2,1 3'lük isabeti buluyordu. Donatas trade deadline sonrası %40'la 1,2 isabet kaydediyor. Takas sonrası net rating'i 22,4 (Sahada olduğu 100 pozisyon başına 130,3 atıp, 107,9 yiyorlar.). Rockets'ın bu sürede en çok kullandığı iki line-up'tan (Her ikisini de 52 dakika kullandılar) verimli olanı şöyle: Lin-Harden-Parsons-Motiejunas-Ömer: 100 pozisyona uyarladığımızda 141,9 atıp, 101,6 yiyorlar.

Rockets'ta Ömer hariç hiçbir oyuncun elit savunmacı değil. Hatta pek çoğu vasat seviyede (Sezon başından beri 18 milyon kere söylediğim gibi: Harden'ın hücum repertuarına rağmen Wade'in hâlâ daha değerli bir oyuncu olmasının sebebi bu). Fakat playoff'lara kalma ihtimalleri Lakers, Jazz ve Warriors'tan daha fazla.

ps. Ayrıca guard rotasyonunda Patrick Beverley iyi oynamasına rağmen Aaron Brooks'la anlaştılar. "6 aydır mega şanslı gidiyoruz, playoff öncesi biraz saçmalayıp karmada denge bulalım" gibi bir fikre kapıldılar sanırım.

Harlem Shake
Miami'nin Harlem Shake'ini takiben Nuggets da bir video hazırlamış. Aslında arkada Kenny, Cookie the Ogre gibi enteresan karakterler var ama kameranın önünü kapatacak kadar gerizekalı oldukları için videonun değeri iyice düşmüş. Neyse, zaten en güzel Harlem Shake videosunu Timberwolves hazırladı.

Spurs. Playbook Muhabbeti.
Bu oyunun üstünden 10 gün geçti ama taslağı hazırlayıp unutmuşum. Soğuk servis ediyorum, buyrun.
Tony Parker sağ köşede, Kawhi Leonard ve Danny Green kanatlarda. Ginobili topu oyuna sokacak. Tim Duncan, sağ köşeden sol köşeye cut yapan Parker için perde hazırlamaya gidiyor ama perdede kontağı sağlamaksızın kayıyor ve Danny Green'in hazırladığı down screen'i kullanıp sol elbow'a çıktıktan sonra Ginobili'den pas alıyor. Oyun Duncan ve Ginobili'nin yeteneklerine ithafen çizilmiş; Duncan'ın elbow'dan verdiği pas ve Ginobili'nin repertuarındaki en meşhur numaralardan biriyle basket geliyor.
                   
Normal süre biterken kullandıkları bu oyunu, uzatma devresinin sonlarında yine denemeye çalıştılar. Fakat Draymond Green ve Klay Thompson bu defa hazırlıklı oldukları için savunmada iyi iş çıkardı.
Son pozisyonda yine aynı oyunu denediler. Stephen Curry'nin kendi adamını bırakmaya meyilli olduğunu, David Lee'yle beraber "switch yapsak mı yapmasak mı" diye derin düşüncelere daldığını (dikkat etmediyseniz bir önceki videoyu tekrar izleyin) gördükleri için başka bir şekilde bitirmeye çalıştılar.

Rastgele Notlar:
-Warriors'un savunması çöktü. (100 pozisyon başına) daha fazla sayı yiyorlar, rakipleri daha az top kaybına zorluyorlar, toplam savunma ve hücum ribauntlarının daha azını toplayabiliyorlar, daha yüksek yüzdeyle sayı yiyorlar... Azim/hırs/gençlik/enerji gibi kriterler, 82 maçlık sezonda yavaş yavaş erozyona uğruyor. Playoff öncesi tekrardan toparlayıp toparlayamayacaklarını göreceğiz.
-Yazıhane'de Wilt'in 100 sayılık performansını anlatabilmek için Wilt'in hayatını ve 1960'larda NBA iklimini anlattım. Anekdot yağmuruna dönmesin diye birkaç klasik kurgu numarası kullanarak okura soluk alma fırsatı vermeye çalıştım falan fistan. Gidip okuyun.
-Kirk Goldsberry, David Lee hakkında küçük bir video hazırladı. Tabii SSAC'tan Grantland'e yolladığı çalışma daha önemli: Sanders vs Lee (video) ve şu (sunum)
-Sloan Sports Analytics Conference'ta olayın foseptik atığının çıktığı an: Oyuncuların biyolojik dengelerini ölçerek takım kimyasını istatistiğe dökme çabası.

Friday, January 11, 2013

Notlar: Spurs, Grizzlies, Sonics...

Kendimi bildim bileli %50 ergen - %50 mizantropik triplere girip ara ara medeniyetten uzaklaşmaya çalışıyorum; yürüyüşler, kamplar... Son senelerde dağcılıkla da ucundan kıyısından ilgilenmeye başladım. Gerçi ilgilendiğimi söylüyorum ama genel olarak sakatlanmak haricinde herhangi bir başarıya ulaşabilmiş değilim. 2010 yazında yaklaşık 9-10 metrelik yükseklikten düşüp üst gövde kemiklerimin yarısını kırmış, kırıklar ve çatlaklar yüzünden haftalarca yatalak kalmıştım. Geçen gün de benzer bir mesafeden düştüm.

Kış mevsimini getiren Kuzey Tanrıları'na (Burkut, Thor, Camgöz...) şükranlarımızı sunmak için Uludağ'da yürüyüş yapmaya karar verdik (Yalnızca yürüyüş. Karlı havada dağcılık olayına girecek kadar süper kahraman değilim.). Diz boyu karda yürürken insan nerede çukur olduğunu, nerede uçurumun başladığını fark edemiyor. Geçen gün de toprak diye bastığım yer boşluk çıkınca, karla kaplı kayalara çarpa çarpa metrelerce düştüm... ve burnum bile kanamadı. İçten içe kendimi ölümsüz hissediyorum ama önümüzdeki bir ay boyunca en büyük aksiyonum makarna suyu kaynatmak olacak.

Top-5: Geçirdiğim en büyük kazalar
5. Bebekken sobaya tutunarak ayağa kalkınca elim feci yanmıştı.
4. Bol taklalı araba kazasından sıyrık almadan kurtuldum.
3. Geçen sene KALDIRIMDAN DÜŞÜP ayağımı kırdım.
2. Geçen sene iki kere Wizards vs Bobcats maçı seyrettim.
1. Yukarıda bahsettiğim epik düşüş.

Spurs, dün akşam Lakers'ı devirirken playbook'taki muhteşem bir oyunu kullandı. İşin garibi aynı oyunu birkaç ay önce yine Lakers karşısında uyguladıklarına şahit olmuştuk (Şurada konuk yazarlık olayına girip kısa bir breakdown yaptım.). Aynı rakibe karşı üst üste aynı clutch oyunları pek kullanılmaz ama Popovich hafiften Lakers'la taşak geçiyor sanırım. Hazır Popovich demişken, geçen hafta Yazıhane'de Motion Offense-Weak hakkında uzunca bir analiz karaladım. Meraklıları kaçırmasın.

Spike Lee NBA için iki yeni reklam yaptı. İlki Bernard King'in 1984'te Nets'e 60 sayı attığı maça ithafen çekilmiş: All Hail The King! (Bernard King 1985'te, kariyerinin zirvesindeyken, 32.9 sayı ortalamayla oynarken sakatlanmış ve basketbol kariyeri mahvolmuştu. Fuck.) İkinci reklam ise bana sorarsanız haftanın en iyi videosu: The Disappearing Act
                       
Scott Skiles'ın görevine son verildi. Playoff'lara kalsalar bile (Mahalleden rastgele 4 kişi toplasam ben bile Doğu'da playoff adayı olabilirim) kısa vadede Bucks cephesinde köklü bir gelişme olması mümkün değil.

Monta Ellis %40'la isabet kaydetmesine rağmen maç başına 18 şut kullanıyor. Ekürisi Jennings ise %41'le 16.7 şut ortalamaları tutturmuş durumda. Defansta zorlanan, sürekli şut atan, takımı yönetmek bir yana hücum sürekliliğini sekteye uğratan bu iki guard'la Bucks'ın fazla ilerleyemeyeceği zaten belliydi. Her ikisinin de sezon sonunda serbest kalma ihtimalleri var (Ellis isterse kontratını 1 sene daha uzatabilir.). Bucks için yapılacak ciddi analizler, önümüzdeki sezondan itibaren şekillenecek.

Grizzlies, 3'lük atabilen ve hücum dengesini bozmayacak bir slasher karşılığında Rudy Gay'i takas etmek istiyor. Zach Lowe'ın Grantland'de yazdığı yazıyı takiben onlarca senaryoyla karşılaştık; Suns, Pacers, Bucks... Rudy Gay'e 3 sene için 53 milyon dolar  daha kazandıracak akıl almaz kontrat için söyleyecek fazla sözüm yok. Zaten yıllar önce Chris Wallace Rudy Gay ile anlaştığında şunları yazmışım:

Chris Wallace. Tarihin gördüğü en garip insanlardan biri. Gittiği her şampiyon takımı yok edebilecek kalibrede bir felaket. Geldiği yere ölüm getiren bir armada.

Marc Gasol'un beklenmedik gelişimi, Conley ve Tony Allen gibi oyuncuların muazzam basketbol aşkı, Z-Bo'nun gerizekalılıktan bilgeliğe terfi etmesi... Grizz bugünkü durumuna Chris Wallace'ın basketbol zekasıyla (Bitik Iverson, Kwame Brown, Hasheem Thabeet...) değil, Memphis halkının dualarıyla ulaşmış gibi görünüyor.

Bir takım videolar: Mavs, Shawn Marion ve Mario üstünden muhteşem bir video hazırlamış. Lütfen 1-800-Save-Gasol'u arayın ve Pau Gasol'u kurtarın. Ricky Rubio aynı anda hem kendi BACAKLARININ, hem de İKİ RAKİBİN ARASINDAN pas veriyor (Saygılar). Bir taraftar Kris Humphries'e dokunuyor ve dokunduğuna pişman oluyor

Sonics dönüyor! Maloof ailesi, Sacramento Kings'i 500 milyon $ karşılığında satacak gibi görünüyor. Alıcı belli: Seattle Group. Chris Hansen ve Steve Ballmer'ın başını çektiği grup, NBA'i Seattle'a geri götürme planları yapıyor. Sonics taraftarı olduğum için fazlasıyla sevinmiş olmama rağmen Sacramento seyircisine üzülmeden edemiyorum. Bu sene taraftar sayısı dibe vurdu ama New York, Boston, Philly gibi hâlâ kolonyal dönemin izlerin taşıyan Doğu yakası şehirlerindeki Avrupaî taraftarlara benziyorlardı.

Hazır Sonics demişken, Thunder'ın şu anki sahibine küfür etmeden geçmeyelim. 2005'te New Orleans'ı vuran Katrina kasırgasının ardından Hornets'in 1,5 seneliğine Oklahoma'ya gitmesinde büyük rol alan Clay Bennett, 2006'da Sonics'i satın almıştı. Satıştan 5 ay önce "Oklahoma'ya bir takım getirmek istiyoruz... Supersonics adaylardan biri" demiş; devir işleminden sonraysa takımı Seattle'da tutmak istediğini iddia etmişti. Takımın eski sahibi Schultz (Starbucks markasının arkasındaki en önemli adam), Bennett'in Sonics'i başka şehirlere taşımayacağına inandığını söylemiş, David Stern de bu sahte sadakatin borazancısı olmuştu. Hepimizin bildiği gibi 2 sene içinde takım Oklahoma'ya taşınacaktı.
Yapılan sözleşmeler ve açılan hukukî davalar neticesinde Thunder, Supersonics'in tarihini tam olarak üstlenemiyor. Kings'in müstakbel sahipleri, Sonics'in eski logosunu bile kullanabilecekler.
ps. Key Arena, Starbucks, Clay Bennett, David Stern, bilimum Sonics efsaneleri... Mevzu hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak için Sonicsgate gibisi yok (İngilizce).

Rastgele Haberler:
-Nash 10.000 asist barajını aştı. Bu sene Magic Johnson ve Mark Jackson'ı geçerek 3. sıraya yerleşecek muhtemelen. Önünde yalnızca iki isim kalacak: Kidd (11.969) ve Stockton (15.806 - bu manyaklık zaten)
-Kobe Bryant NBA tarihinde en fazla saha içi (FG) şut kaçıran isim oldu.
-Melo ve Garnett kavganın ucundan döndü. Hatta Melo KG'ye "çıkışta kavga var olm" demiş ve gerçekten Celtics otobüsünün önünde Garnett'i beklemiş. Kendisini uzaklaştırmak isteyenlere de "bi dakka bırakın, bi şey konuşçam" diye efelenmiş. (İnanması zor ama yazdığım son iki cümlede en ufak bir espri ya da mübalağa yok)
-Seneler önce benzer bir olay yaşanmış. Stackhouse, maçta kendisine vuran Kirk Snyder'i maç çıkışında sıkıştırmış, yaklaşık 15-20 saniye içindeyse güvenlik görevlileri yetişip ikiliyi ayırmış. Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi için Grantland'deki şu nefis makaleye başvurunuz (İngilizce).
-Hardwood Paroxysm'de Amar'e ve korkunç savunması hakkında bir yazı çıktı (İngilizce). Vaktiniz varsa okuyun.
-Knicks cephesinde yılın t-shirt'i (Basketball Jones'ta gördüm)
-Udonis Haslem, yeni lakabının Django olmasını istiyormuş.
-Derrick Rose antrenmanlarda smaç yapmaya başlamış. Cümleten kutlu olsun.

Ha bi de Vorped deyu bir site var. Royce White için yaptıkları seyahat tablosuyla fark etmiştim. Sitede rastgele bir oyuncunun son 30 gündeki şutları için infografikler de var. Canım sıkıldıkça oynuyorum.

Saturday, December 1, 2012

Stern vs Pop

Popovich, TNT'den yayınlanacak Miami maçında en önemli üç yıldızını dinlendirince, David Stern yaptığı sert açıklamalarla gündemi tamamen değiştirmişti: "Tüm NBA severlerden özür diliyorum. Spurs'un yaptığı kabul edilemez. Azınmsanmayacak cezaî müeyyideler gelecek." Bahsettiği cezanın ne olduğu dün akşam ortaya çıktı: $250.000.

Lig komisyoneri, milyarlarca dolarla çalışan bu devasa makinenin (NBA) kontrolörü. Kendi takımlarının çıkarlarını düşünen koçlar ve yöneticiler gibi, komisyoner de ligin çıkarlarını gözetmek zorunda; takım sahiplerinin maddi kazançları, televizyon reytingleri, 82 maçlık normal sezonun cazibesini kaybetmemesi... NBA, küresel gücünü yıldızların varlığına borçlu. Haliyle Stern'in çekincelerini anlamak mümkün. Fakat onlarca örnekte sessiz kaldıktan sonra bu yaptıklarının tutarlı olduğunu söylemek imkansız.

Spurs yalnızca 7 günde 5 deplasman maçı yapmış, Heat ise son 12 günde 3 maça çıkmıştı. Popovich, sıkışık fikstürün yaşlı kadro üstündeki yıpratıcı etkisini minimize etmek için senelerdir çaba harcıyor (hem yıldızları dinlendirmesi, hem de rotasyonu olabildiğince geniş tutması buna örnek gösterilebilir.). Sezon başlarında olsak bile böyle bir fikstür karşısında perşembe akşamı bazı oyuncularını dinlendirmesi çok garip değil[1]. Fakat ulusal kanalda yayınlanan Heat maçı, Stern'in kafasındaki lig çıkarları şemasının tamamen dışına çıkıyor.

Komisyonerin ofisinden çıkan her kararı, hukuktaki gibi mutlak kanunlara bağlamak imkansız. Fakat adaletin tecelli edebilmesi için cezaların mümkün olduğunca standart hale getirilmesi lazım. 2 gündür kendi kendime standart ceza taslakları düşünüyorum.

-"Takımlar, yıldızlarını dinlendiremezler." Draft lotaryasına giren takımlar tanking'le (ligin en büyük problemi) uğraştığı için bu kuralın standardize edilmesi şu an pek mümkün değil.
-"Galibiyet oranı +%50 olan takımlar yıldızlarını dinlendiremezler." Playoff sırası belli olan takımlar, sakatlıklardan kaçınmak için son maçlarda bazı oyuncuları oynatmıyorlar. Son senelerde bu alışkanlığa karşı çıkıldığını görmedik[2].
-"Galibiyet oranı +%50 olan takımlar, Nisan ayından önce yıldızlarını dinlendiremezler." Küçük ağrılardan şikayetçi oyuncuların durumu ne olacak?
-"Galibiyet oranı +%50 olan takımlar, Nisan ayı öncesi ulusal kanallarda yayınlanan maçlarda yıldızlarını dinlendiremezler." Peki ailevî sorunlar, oyuncuların koçla yaşadıkları problemler, sakatlık bahaneleri...

Ben adil cezalandırma sisteminden bahsediyorum ama pek çok koç, başka bir prensip üstünden Stern'i eleştirdi. Mesela George Karl, açıklamalar yapılır yapılmaz "Bu konuya girmek istemem ama bence nasıl koçluk yapılacağına yönetim ve koç karar verir," dedi. Doc Rivers, kararı hiç beğenmediğini anlattıStern sonrası görevi devralacak Adam Silver ise geçen sezon benzer polemikler yapıldığında şöyle konuşmuştu: "Belli akşamlarda belli oyuncuların dinlendirilmesi, takımların tasarrufunda. Zaten Gregg Popovich, muhtemelen ligde sorgulayacağım en son koç."

Stern'in yalnızca kendi belirlediği maçlarda belli kuralları uygulaması, çok daha vahim geleneklerin yolunu açıyor. Üstelik komisyonerin oynayacak basketbolcuları tayin etmesi, hangi oyuncunun kaç dakika oynaması gerektiğine de karar verebileceği korkunç bir diktatoryal rejime zemin hazırlayabilir. NBA seven insanların böyle bir manzara karşısında rahatsızlık duymaması mümkün değil. Wojnarowski, dün yazdığı makalesinde çok sert bir üslupla Stern'in totaliter alışkanlıklarından bahsetmiş.

Stern'in yaptığı sert açıklamalar, verdiği standart hale getirilemeyecek ceza, koçların kararlarına müdahale edebilmesi ve tüm bunları "sorumluluk" üstünden anlatması en naif tabirle tutarsızlık. 2014'e dek yalnızca blockbuster maçları düşünmek yerine esas problemlere (tanking, hücum oyuncularına tanınan sınırsız haklar, flopping ve hack-a-x gibi basketbolu zedeleyen alışkanlıklar, basketbolun Olimpiyatlar'daki yeri...) tutarlı çözüm önerileri getirirse manevi mirasına daha az zarar vermiş olacak.
_______________________________________
[1]Biliyorum, çirkin. Peki Heat yerine, bir gün önceki Magic maçında yıldızlarını dinlendirme yoluna gidebilir miydi? Son şampiyona karşı oynamamaları hiç hoş değil ama eğer Spurs'ü görmek için para veren taraftarların mağduriyeti üstünden tartışacaksak güçsüz takımlara sevgi besleyen insanları da göz ardı edemeyiz. Zaten Pop, her pragmatist koç gibi galibiyete odaklandığı için sonucu belli olmayan Heat maçı yerine, mutlak galibiyet alacağı diğer maçlarda yıldızlarını oynatma hakkına sahip (Sakat oyuncuları bile sahaya çıkmaya teşvik eden NBA kültürünü zedelese bile kendi tercihi.).

[2]1989/90 sezonunun son maçında, Worthy ve Magic'i dinlendiren Pat Riley, $25.000 para cezasına çarptırılmış. Benzer bir yaptırım 1985'te Kareem ve Magic oynatılmayınca da uygulanmış.

Wednesday, November 14, 2012

Popovich'in Çizdiği Mükemmel Oyun

Birkaç saat önce Spurs Lakers'ı mağlup etti. Neredeyse tüm seyirciler son pozisyonda topu Parker'ın kullanacağını, en azından 3'lük denemeyeceklerini düşünmüştür herhâlde. Fakat Popoviç mükemmel bir oyun çizerek Danny Green'in boş kalmasını sağladı. "Çizdi" diyorum ama playbook'larında aynı oyun vardı zaten. Geçen sene de kullanmışlardı. 

Birkaç saat önce biten maçın galibini tayin eden oyun şöyle:
                       


I
Tony Parker topu rakip sahaya getiriyor. Tim Duncan tepeye geliyor. Stephen Jackson boyalı alanın sol bloğunda. Danny Green sol kanatta. Kawhi Leonard ise weak side'da 3'lük çizgisinde.

Tony Parker Duncan'a pas veriyor.


II
Leonard ve topu süren Duncan birbirlerine doğru hareketleniyorlar. Stephen Jackon ise sağ bloğa gidiyor.


III
Duncan, topu Leonard'a veriyor (dribble hand-off). Bu sırada Green, Jackson'ın adamını (Gasol) perdelemeye gidiyor. Jackson da tekrar sol bloğa cut yapıyor. Gasol Green'in perdesine takılınca, Jackson'ı tamamen boş bırakmak istemeyen Kobe bir saniyeliğine duraksıyor (Oyun şu an Jackson'ın boş kalması üstüne çizilmiş gibi görünüyor zaten.).


IV
Gasol, Jackson'ın peşinden koşmaya başladığında Duncan, Green için perde yapmaya gidiyor. Green de perdeyi kullanıp 3'lük çizgisine gidecek.


V
Howard öyle bir noktada durmak zorunda kalıyor ki, Duncan yerine bizzat kendisi Kobe'yi perdelemiş gibi oluyor. 3'lük pozisyonuna giden Green, Leonard'ın pasını alıyor ve... basket.

Geçen Seneki Örnek
Birkaç saattir internette geziniyorum. Hâlâ kimse fark etmemiş ama Popoviç 18 Ocak 2012'deki uzatmalı Magic maçında bu oyunu ilk kez kullanmıştı.
                                                
Bu defa 3'lüğü atan Gary Neal. Weakside'da başlayıp, topu Duncan'dan alan ve nihayetinde asisti yapan isimse Dany Green. Oyunun analizini 10 ay önce Sebastian Pruiti[1] yapmıştı (Geçen sezon boyunca özellikle dikkat ettim ama bir daha kullandıklarına rastlamadım.). Çok beğendiğim için aklımda kalmış[2].
________________________________________
[1]Maç esnasında fazlasıyla agresif tweet'ler gönderebiliyordu ama yaptığı analizlerle basketbola bakışımı geliştirmiş yazarlardan biri olduğunu itiraf etmeliyim. Şu sıralar OKC'de çalıştığı için yazı yazmıyor (Kendisi için iyi, bizim için kötü haber.). Pruiti, Clark ve başka birkaç koçun ara ara yazdığı nbaplaybook.com da kapanmış üstelik.

[2]Sabahın köründe maç özetinden screenshot alıp paint'te tek tek ok çizerken insan kendini Zach Lowe fln gibi hissediyor. Fakat çizgileri çizmenin daha kolay bir yolunu bilip de söylemiyorsanız bu satırın sonuna bol bol küfür ekleyin.

Wednesday, June 6, 2012

Haberler... Haberler...

Spurs vs OKC (5. Maç)
Tüm ligde en iyi hızlı hücuma çıkan iki takım belli: Thunder ve Heat. Her iki takımdaki süper yıldızlar da atletizmin dibine vurdukları için açık alanda rakiplerini parça pinçik ediyorlar. Fakat Spurs normal sezonda en az top kaybı yapan 3. ekip olduğu için seri boyunca kolay basketlere müsaade etmeyeceklerini düşünmüştüm. 5. maçın ilk yarısı bittiğinde Spurs 11 top kaybı yapmıştı; Thunder ise 5 [1]. Thunder maç boyunca top kayıplarından tam 28 sayı bulacaktı (Zaten açık sahada koşmaya başlarlarsa cümleten geçmiş olsun.). Hatta Spurs henüz 3. çeyrek bitmeden maçtan kopabilirdi ama Ginobili'nin efsanevî başkaldırışı sayesinde skora tutundular (Üstelik Ginobili ilk kez ilk 5 başladığı için maç boyu Sefolosha ile boğuştu. Buna rağmen Parker'ın etkisiz olması da garip tabii. Hem RW, hem de genel olarak OKC resmen vahşi savunma yapıyor.).

OKC çok genç, çılgınca atletik, mantıksızcasına yetenekli... Rakip 15 sayı öne geçse bile birkaç dakika içinde farkı eritebiliyorlar[2]. Mesela üçüncü çeyrekte Spurs, Ginobili'nin hayvanî performansıyla skoru eşitlemesine rağmen OKC'nin çeyrek sonundaki patlamasına karşı koyamadı.

4. çeyrek. Spurs tıpkı ilk maçta olduğu gibi süre biterken OKC'nin ensesine yapışıp galibiyeti koklayacak ama James Harden yine hançeri saplayacaktı: "Hücum planına göre topun Kevin'a gitmesi gerekiyordu ama şut saatinin bitmek üzere olduğunu görünce arkamı dönüp topu potaya göndermek zorunda kaldım. Kariyerimin en büyük şutu oldu." Ne diyeyim, serinin akibetine göre birkaç gün içinde bu şutun tarihî değerini daha iyi tahlil etme şansı bulacağız.

San Antonio tam 50 gün boyunca maç kaybetmeksizin (20 galibiyet) oynadıktan sonra üst üste 3 mağlubiyet aldı. Tam anlamıyla siktir-i bok'tan bir durum. Bugüne dek yalnızca 14 takım 2-3'den dönüp seriyi kazanabilmiş. Sonuncusu kim: Spurs[3]. Popovich, basın toplantısında mağlubiyet hakkındaki fikirleri sorulunca çok net konuşacaktı: "Şampiyon takımlar deplasmanda kazanırlar." Serinin bir sonraki maçı için Oklahoma'ya gidiyoruz.
_________________________________________
[1] Thunder normal sezon en çok top kaybı yapan takım. Rakiplerini sürekli top kaybına zorlayamadıkları da aşikâr; bu alanda 19. sıradalar.

[2] 2000'lerin başındaki Lakers asla 90'lardaki Bulls gibi dominant bir takım olmadı (Tüm sezonu veya maçın tamamını domine etmezlerdi yani. Yoksa Lakers'ın dominant olmadığını iddia edecek değilim.). Fakat âni patlamalarla 15 sayılık seriler yakalayıp rakiplerini ezer geçerdi.

[3]2008'deki Hornets serisi. Fakat 6. maçı kendi evlerinde oynamışlardı. Bugüne dek 6. maçı deplasmanda oynadıkları hiçbir seriyi kazanamamışlar.


Heat vs Celtics (5. Maç)
Uyuşuk başlayan Heat oyuncuları, hücumda cut yapmaya bile üşeniyordu. Fakat tabelada önde kalmayı bildiler. Hatta üçüncü çeyrek ortalarında Celtics'in dağılacağını sanmıştım; Rondo yarı saha ihlali yapıyor, Brandon Bass topu yere vurduğu için teknik faul alıyor, Pierce ve Rondo rezalet şut atıyordu (Maçı 34'te 9 ile bitirdiler.). Hatta maç sonunda ribaunt istatistiğinde Heat'in 49'a 39'luk üstünlüğü olacaktı. Fakat Doğu Konferansı Finalleri, Batı'ya göre çok daha acayip ve anlaşılması zor bir seriye sahne oluyor.

Pierce LeBron'un üstünden 3'lüğü gönderdi. Elimizi korkak alıştırmayalım: 1. Russell; 2. Bird; 3. Havlicek; 4. Cousy; 5. Hakikat. Paul Pierce gelmiş geçmiş en büyük 5. Celtics efsanesine dönüşmüş gibi görünüyor. Takas döneminde Danny Ainge'in Pierce, RayRay, Garnett ve Rondo'yu yollamaya çalıştığını hatırladıkça kendimi kıçımdan tavana asasım geliyor. Birkaç ay önce şöyle yazmışım:

Antoine Walker gönderildikten sonra herkes Pierce'ın sayı kralı olabileceğini konuşuyordu. Fakat adam liseli değil, hakikatin ta kendisi; 25 sayı ortalamasını geçmek gibi bir takıntıya sahip değil. Sayı, ribaunt ve asist departmanlarında Boston'un liderliğini üstlendi. Çok çalışmadığı, partiler verdiği söyleniyordu ama asla bencillik yapmadığına, takımı yönetmeye çalıştığına şahit olduk. Sürekli korkunç kadrolarla desteklendiği için başarısız oldular ama takasını istemedi. Varlığını Boston'ın varlığına armağan etti. Şimdi dinle beni Danny Ainge! Eğer bu adamı göndermeye çalışırsan seni içeri kilitleyip TD Garden'ı yakacağım. 6 milyar insan bizi izliyor. Sözüm söz.

Her iki konferans finalinde de 2-0 geriye düşen takım üst üste 3 maç kazanmış oldu. 6. maçlarda Oklahoma ve Boston taraftarlarının beyin kokusu almış zombilere benzeyeceğini tahmin ediyorum.

Not: Chris Bosh döndü ama yalnızca 14 dakika oynayabildi. İstatistik kağıdında 7 ribaunt yazıyor. Tabii daha dikkatli bakınca olayın biraz daha garip olduğunu fark ediyoruz. Sahada olduğu dakikalarda Heat 7 sayı geride. Üstelik takımın top kayıpları (7) basketlerinden (5) fazla.
Not-2: Maç sonrası Heat oyuncularına "good job, good effort" diye bağıran bir çocuk taraftar vardı. Bazıları Heat taraftarı olduğunu, oyuncuları motive etmeye çalıştığını söylüyor; bazılarıysa troll olduğunu, Celtics'i tuttuğunu. Neyse ne. Gün boyu 30 dakikada 1 izleyip gülmeyi planlıyorum.

Birkaç Haber

Blazers GM mevkiine Clippers'tan ayrılan Neil Olshey'i getirecek. Dedikodulara göre Batum'un gelecekteki kadronun temel direklerinden biri olacağını söylemiş (hâliyle). Fakat Vinny del Negro'yu Los Angeles'a getiren isimdi kendisi. Koç seçimlerinde aman dikkat diyorum.

Jimmer Fredette evlendi. En yakın arkadaşlarından DeMarcus Cousins, Fredette'in bekaretini kaybedeceği yönünde bir espri yapmış twitter'da: "Bugün dostum için büyük gün... ve tabii ki büyük gece. Eheh."

DeShawn Stevenson, mutfak, para çekme makinesi. Denklemin sonucunu size bırakıyorum.

Sunday, June 3, 2012

Batı Konferans Finalleri (4. Maç)

Seri ve eşleşmelerden defalarca bahsettim zaten. Aynı lâfları gevelemektense kısa kısa notlar vereceğim.

Dün garip bir eleştiri geldi: "Neden Durant hakkında yazmıyorsun? Acaba nefret ettiğin için olabilir mi?" Blog'u takip edenler zaten biliyor ama sebebini tekrarlamam lazım herhâlde. Durant'i 1'e 1'de rahat rahat yeneceğimi düşünüyorum. Bana karşı 5+ sayı bile bulamaz muhtemelen.

"Spurs'un tek zayıf noktası rakip skorer uzunlara karşı silahının olmaması. Yalnızca Grizz ve Lakers pota altı oyuncuları Spurs'u domine edebilirler." Birkaç hafta öncesine dek neler söylediğimi hatırlıyor musunuz? Maalesef ben de hatırlıyorum. İlk yarı bittiğinde Thunder'ın Büyük Üçlü'sü 18'de 6 ile 18 sayı atmıştı; Collison/Perkins/Ibaka ise 17'de 15'le 33 sayı. Maç bitene dek San Antonio'nun belini kütürdetmeye devam ettiler: 25'te 22'yle tam 49 sayı (İzin verirseniz üç metre boyundaki tek bacaklı örümceğime binip unicorn'larla savaşmaya gidiyorum.). Yetmedi mi? Son bir istatistik daha verip gerçeklikle olan bağlarınızı tamamen koparacağım o hâlde. Ibaka 11'de 11 ile 26 sayı attı[1] (OHA! Orta mesafeden fena değildir ama son baktığımda Reggie Miller'dan biraz daha kötüydü.). Playoff'larda kaçırmaksızın şut atma rekoru kaçmış peki: Oniki. Sezon sonu Westbrook, 2 sene içindeyse hem Harden, hem de Ibaka serbest kalacak[2]. Gerisini Sam Presti düşünsün.
                         
Bu smacın formülünü veriyorum: %50 Dr J+%50 Shawn Kemp


Üçüncü maçın sonu garbage time'a dönmüş ve DeJuan Blair nihayet forma şansı bulmuştu. Fena da oynamadı hani. Geçen sene Grizzlies'e karşı Blair yerine Splitter oynarsa Spurs'un daha avantajlı olacağını düşünmüştüm; bu seride ise tam tersini. Yani? Yani Popovich'e bile lâf attığıma göre blog'un hiçbir eksiği kalmadı artık.

Matt Bonner'ın sahada olmasının tek sebebi var: dış şut tehdidi. Eğer boş 3'lük geldiğinde kullanmayacaksa, oynamasın daha iyi.

Son iki maçtır Spurs'un hücum keskinliği erozyona uğramış gibi görünüyor. Hatta dördüncü maçta OKC'nin belli bölümlerde daha iyi top çevirdiği bile söylenebilir (Fantastik roman yazmak istiyorsanız, alın size şahane bir başlangıç cümlesi.). Westbrook ruhen devrim yaşamış; hücumda ne kadar zorlanırsa zorlansın (bu gece rezalet şut attı.) konsantrasyonunu tamamen kaybetmiyor. OKC pota altı, bench, tribünler... Thunder farkı 15'e çıkardı.

Fakat maç sonunu kısa 5'le oynamayı tercih eden Spurs pek çok mismatch dezavantajına rağmen (Ibaka'yı Stephen Jackson savunuyordu mesela) farkı 4 sayıya dek indirmişti ki, Elvis sahaya indi (Hayır, Ibaka'dan bahsetmiyorum.). Kritik anlarda süper yıldızların patlamasını, ellerinden alevler fışkırtırcasına skor üretip maçı tek başlarına almalarını bekleriz. Bazıları bizi hüsrana uğratırken bazıları aklımızı başımızdan alır. Kevin Durant. Birkaç pozisyon Tony Parker'la karşı karşıya kaldıktan sonra ritim bulup kafayı yedi; ü s t ü s t e 16 sayı. Spurs'un tek hançerlik işi kalmıştı. Top elbette ki kahramanımızın ellerindeydi. Durant, demirini eritip suyunu verdiği, harlayıp bileylediği çelik hançeri Harden'ın güvenilir ellerine tutuşturdu; 3'lük. KD'nin asistiyle Spurs yıkılmış, maç sona ermişti.
                        
Maç sonrası bir gazeteci Gregg Popovich'in düşüncelerini sordu: "Son 6 dakikada Durant maça hükmediyormuş gibi görünüyordu." Popoviç'in cevabı: "Öyleymiş gibi görünmüyordu, öyleydi. Oradaydım. Bizzat gördüm."

Tabii artık rüzgarı arkasına alan OKC ama Spurs cephesinde de karalar bağlamaya gerek yok. OKC pota altının San Antonio'da böyle oynayamayacağı, Dünya'nın düz olmadığı, Perkins'in hücumda Blake Griffin taklidi yapamayacağı, Duncan'ın hücuma daha fazla dahil olacağı (Bugün Spurs'un en skoreriydi ama ben sayı yapmaktan bahsetmiyorum.) ve elbette ki Parker'ın daha etkili olabileceği malum. Ne diyeyim, cipslerinizi, patlamış mısırlarınızı stoklayın. Pazartesi günü seri yeniden başlıyor.
___________________________
[1]Analiz: Manyak oynadı.

[2]Bu sene 5 milyon $ kazanan Westbrook için önümüzdeki 5 seneliğine 80 milyonluk kontrat verileceği söyleniyor. Ibaka'nın durumu ise daha farklı. 2013/14 için qualifying offer'ı 3 milyon $. Olaylar gelişecek.

Wednesday, May 30, 2012

Batı Finali ve Birkaç Haber

OKC vs Spurs
Normal sezonda en az faul yapan ikinci takım Spurs. Thunder ise üç silahşörlerin forse ettiği hücumlarda sürekli çizgiye gidiyor (ligde ikinci sıradalar.). Hatta hem Harden, hem Westbrook, hem de Durant tüm ligde en çok serbest atış kullanan 10 oyuncu listesinde (oha!). 25'ten az faul kullanmaları OKC için kötü haber. Tabii hakemlerin sert basketbola izin vermeleri de önemli ama Spurs fiziksel müdahaleden kaçınmayı başarıyor (4. çeyrek öncesi Harden mesela. Tam dripling üstünden potaya yönelip Paul Piercevâri bir soğukkanlılıkla faulü alacakken dengesini kaybettiğiyle kalıyor yalnızca.). En azından üçüncü çeyrek ortalarında maçın cılkı çıkana dek (Hack-a-Splitter) bunu iyi başardılar.

Spurs'un eskisi gibi elit bir savunma takımı olmadığı malum ama hâlâ çok etkililer. Herkes playoff'lar boyunca OKC gibi atlet bir takımla karşılaşmadıkları için zorlanabileceklerini düşünüyordu ama Thunder da ilk iki turda böylesine akıllı savunma yapan bir ekibe toslamamıştı.

Tony Parker. Normal sezonda perdeyi kullanıp orta mesafe şutları ve penetreleriyle OKC ve Westbrook'u moleküllerine ayırmıştı. Dün gece de muhteşem oynadı (21'de 16'yla 34 sayı). Tabii kullanılan perdeler ve alan paylaşımının etkisi büyük. HER HÜCUMDA BOŞ ŞUT BULUYORLAR. Büyülenmişçesine ekrana bakakaldım.

OKC Sefolosha ve Ibaka'yı kenara alıp 4 kısayla (D-Fish dahil) hücum yapmaya çalışıyor ama savunmada başarılı olmadan Spurs'u mağlup etmek mümkün değil. Hücum yarışının tek galibi olabilir: gezegende en iyi hücum eden takım. Mesela OKC ilk yarıda tam 10 hücum ribaundu almasına rağmen 11 sayı geride kalmıştı. İkinci yarıda rakibin ritmini bozmak için tek çözüm bulabildiler: Hack-a-Splitter. Uyuz oldum, gıcık oldum, ifrit oldum... ama Gregg Popovich'in başına gelince pek üzülemiyorum maalesef. Basketbolun dip noktasına şahit olmak için aşağıdaki videoya gidiyoruz.
Taktik fauller Spurs'un ritmini yok edince fazladan 10 dakika heyecan yaşadık (ve OKC olası 30 sayılık mağlubiyetten kurtulup moralini tamamen yitirmedi.). Fakat 4 kısaya döndüklerinde Thabo yerine D-Fish'le oynayacaklarsa savunmada sağlam durabilmeleri mümkün değil. Ayrıca Kevin Durant iyi oynuyor, hoş oynuyor da sanırım kariyerinde ilk kez nasty olmalı.

Birkaç Haber

Donald Sterling, karşılıklı iyi ilişkiler içinde olduğu VDN ile devam kararı aldı. Sterling kod adlı salatalık turşusunun VDN az maaş aldığı miçin sözleşmedeki opsiyonu kullandığı söyleniyor ama o kadar da değil.

Dennis Rodman nafaka ödemediği için 104 saat sosyal hizmet cezasına çarptırıldı. Sene başında kulaktan kulağa dolaşan garip dedikodular vardı; iflas etti, parası kalmadı... Fakat hepsi fos çıktı. Hapis cezasından ucuz yırttığı söyleniyor.

15 sene önce bugün (29 Mayıs) John Stockton son saniye basketiyle Rockets'ı devirdi. Stockton'ın kritik anlarda yolladığı 3'lükler deyince akla tonla şut gelir. Mekanikleştirdiği özelliklerinden yalnızca biri. Hayatta bazı şeyler var, gerçekleşeceğini bildiğiniz hâlde engelleyemezsiniz; Mesut Yılmaz konuşmalarının yarısı "ıııh" seslerinden ibarettir, VDN son hücumu çizemez, Stockton topu sürer ve birdenbire durup 3'lük atar... Peki 15 sene önceki şutu özel kılan ne? Jazz tarihinde büyük efsaneler var: Maravich (Pistol hakkındaki korkunç istatistik: yalnızca bir kere playoff ilk turunu geçebildi.), Dantley... Fakat takım asla Finaller'e ulaşamamıştı; tâ ki Stockton'ın Konferans Finalleri 6. maçında yolladığı efsanevî 3'lüğe dek. Stockton sayesinde asla finallerde Hakeem'i (Üstelik yanında Barkley ve Drexler varken) Jordan'a karşı seyredemeyecek ama bu soğukkanlı, robota benzeyen sıradan adamı belki de ilk defa sevmeyi öğrenecektik (Post niye bu kadar romantik bitti, ben de anlayamadım.).

Monday, May 28, 2012

Haberler... Haberler...

Pazartesi, salı bütün gün işim olduğu için blog'la pek uğraşamıyorum. Kısa kısa notlar geçeceğim.

OKC Durant'i 4 numaraya çekince tüm skorerlerini sahaya sürme şansı yakalıyor. Normal sezonda Spurs'e karşı en başarılı dakikalarını kısa 5 ile yaşamışlar: +19. Dün akşam Spurs pota altından sürekli cezayı kesti. Yalnızca Splitter ve Duncan'dan bahsetmiyorum. Her yere uzanıp sürekli blok kovalayan Ibaka olmayınca Ginobili penetrelerini durdurmak imkansız hâle geldi. Önümüzdeki maçlarda Brooks daha maçın başında kısa 5'e dönmeyecek muhtemelen (Tabii Spurs Bonner'ı sahaya sürünce Ibaka etkisini törpülüyor zaten.).

Hakemler maçın sert geçmesine izin verdiler. Dördüncü çeyrekte serbest atışlarla skora tutunmalarına rağmen OKC kısaları istedikleri kadar düdük bulamadı.

James Harden (%50 Ginobili, %30 Paul Pierce, %20 sakal) ve Ginobili'nin birbirlerine ne kadar benzediklerinden bahsede bahsede belamızı bulduk. Dün akşam hem estetik, hem de teatral anlamda çok acayip bir hareket gerçekleşti: double flop.
                       
Spurs ilk yarıda çılgınca top kaybetti. Playoff'larda genç ve mega atletik bir takıma karşı oynamadıkları için (Grizz gibi topa baskı yapan bir takımla da karşılaşmadılar.) biraz daha tembel paslara alışmışlar. OKC bir hafta içinde kafasını dağlara taşlara vurmakla meşgul olacak muhtemelen. 8-0'la gelmiş Spurs'u San Antonio'da yenmek, saha avantajını çalmak için en büyük (belki de tek) fırsatı kaçırdılar.


Los Angeles ve Staples Center'daki maç trafiğinden bahsetmiştim. ESPN geçtiğimiz hafta hakkında şöyle güzel bir afiş hazırlamış (Bu arada NFL sezonunun başlamasına aylar var ama Los Angeles'ta futbol takımı yok zaten. Sebebini bilmiyorum, bilen varsa beri gelsin.).

Sunday, May 27, 2012

Spurs vs Thunder

Bu akşam Dünya basketbolunun zirvesine tırmanacağız. Gezegende en iyi basketbol oynayan takımla, en güçlü kadroya (muhtemelen) sahip olan takım karşılaşacak.

Spurs alan paylaşımında garip bir organizmaya dönüşmüş durumda. Durdurulamaz bir makineymişçesine ilerliyorlar. Skor konusunda seri üretime geçmişler adeta. Maşallah. Hem eskisi gibi defansif olmadıkları, hem de playoff'larda rakip tanımadıkları için 15 senedir ilk defa San Antonio'nun oyununu sevmeyi öğrendik. Artık huzur içinde ölebilirim.
Yetenek, derinlik, karakter kriterleri ele alındığında bence OKC şu an Dünya'daki en iyi kadroya sahip; başı arşa değmiş süperstar (Durant), süper side-kick (Westbrook), olağanüstü savunmacı uzunlar (Ibaka: yardım savunması ve blokta aşmış bir isim. Perkins: epik birebir savunmacı. Collison: her iki alanda da şahane.), elit dış savunmacı (Sefolosha), kenardan gelen Harden...

Gençler ve yaşlılar, hatta takım ve bireysellik karşılaşacak ama takımlar arasında garip benzerlikler de yok değil. Spurs maç başı 103,5 sayı atıp (ligde 2. sıradalar), 96,5 sayı yiyor (16. sıra); Thunder ise bulduğu 103 sayıya (3.), karşı 96 yiyor (17.). Lig sıralamaları neredeyse eşit. Hatta yeni istatistiklere bakınca savunma verimliliğinde 10. sırayı paylaştıklarını görüyoruz. Peki ribaunt? Biri onbirinci, diğeriyse onikinci.

Krallar ve Parker vs Westbrook
Thunder savunması, pırpır guard'ları durdurmakta zorlanabiliyor (Parker 42 sayı göndermişti normal sezonda.). Mavs ve Lakers'ta böyle bir oyuncu yoktu. İlk kez bir deliciyle, üstelik bu işin padişahı olan Parker'la karşılaşacaklar (Unutmadan, Pick&roll'de Parker'ın Thunder'a karşı neler yaptığını Zach Lowe'dan okumak [İngilizce] için buralara bir yerlere tıklayın.).

Perdeyi kullanıp orta mesafeden şut gönderdiğinde Westbrook'un ne kadar tehlikeli olduğunu Lakers serisinde gördük (switch yapmadılar, yaptılar... pek fark etmedi.). Bu serideyse Westbrook'un driplinglerine karşı duracak kadar güçlü bir rakip oyuncu bulmak zor. Parker? Green? 34 yaşına gelmiş Captain Jack? Green ile Westbrook boğuşursa, sahadayken Harden'ı kim tutacak? Buradan daha da garip bir soruya geçiyoruz: Durant'le kim eşleşecek? Kawhi Leonard normal sezonda fena iş çıkarmamıştı ama playoff'larda işler biraz farklı; hele ki savunmacı alternatifiniz (yaşlı Jackson, Diaw?) yoksa.
Durantula, Bilim Tarihindeki En Ölümcül Deney Kazası

Duncan'ı muhtemelen Perkins savunacak, Ibaka ise yardım savunmacısı olarak bloklara konsantre olacak. Üstelik Ibaka da Collison gibi belli bölümler Duncan'ı müdafaa edebileceği için bu seride Duncan'dan beklentileri çok yükseltmemek gerek (Tabii böyle konuşuyorum ama Spurs'un yaptığı pick&roll'ler ve alan paylaşımı sayesinde boş şutlar bulmaması imkansız.). Önemli olan Duncan'ın ribauntlarını sınırlayabilmek.

İlk bakışta Spurs'u zorlayabilecek tek şey var: skorer pota altı. Batı'da, hatta tüm ligde Spurs'un kıçından soğuk terler akıtabilecek iki pota altı mevcut: Lakers ve Grizz (twitter'da süper bir yorum okumuştum: "CP3 önce Memphis'i devirdi, sonra sakatlandı. San Antonio sana kurban olsun."). Thunder uzunları yalnızca ve yalnızca müdafa yaparken özel olabiliyorlar (Tamam, ucundan kıyısından Ibaka var.). Bu sayede Bonner ve Diaw daha fazla süre şansı bulabilirler. Bonner'ın 3'lük silâhı da Thunder pota altını açacak elbette (Bu arada pota altında skor üretemedikleri için Durant'i 4 numaraya atıp kısalmak OKC'nin de işine gelebiliyor bazen.).

Ginobili vs Harden
1. Her ikisi de solak.
2. Her ikisi de all-star seviyesinde ama bench'ten gelip oyunu forse ediyorlar.
3. Westbrook muhteşem bir basketbolcu. Durant ligin en acayip hücumcusu ve önümüzdeki 10 senenin bayrak adamlarından biri (Sakatlanırsa arkadaşlarla el ele tutuşup Taksim Meydanı'nda kendimizi yakacağız.). Fakat Thunder cephesinde en zeki oyuncu Harden. Ginobili mi? Ginobili zaten Ginobili.
4. İkisi de atletik olarak hem overrated, hem underrated. Çılgınca atletik olmamalarına rağmen aşmış basketbol iq'ları sebebiyle çılgınca atletikmiş gibi görünüyorlar. Tabii bazen yavaşmış hissi verdikleri için atletik olmadıklarını söylemek de süzme salaklık.
5. Her ikisi de sevilen oyuncular.
6. Dripling (bkz. Euro Step), turnike, pas, şut... Üsluplarındaki pek çok ortak yönü anlatan eğlenceli bir video için vakit kaybetmeden aşağı bakın
                        

Yönetim
Benzerlik: Sam Presti'nin Spurs organizasyonundan geldiğini daha önce de söylemiştim. Tony Parker'ın seçilmesinde büyük rol oynadığı söyleniyor. Zamanın onu haklı çıkardığı belli. Tıpkı Harden konusunda olduğu gibi (2 senedir Evans veya Curry seçiminin daha doğru olacağı konuşuluyordu. Sebebini bilmiyorum ama ben ne kadar yavaş başlamış olsa da Harden'ın çılgınca gelişeceğini düşünüyordum. Gerçi 2 senedir Evan Turner'dan da benzer bir gelişim beklediğim için beni çok ciddiye almasanız da anlarım.). Her iki takımın da iyi karakterli oyunculardan oluşması rastlantı değil.

Farklılık: Scott Brooks'un iyi bir insan olduğunu, Thunder takım kimyasına ve oyuncuların gelişişmine katkısı olduğunu biliyorum ama 1 saniye... Gregg Popoviç vs Scott Brooks? Yani Platon vs Mustafa Topaloğlu, yani 32 playoff maçı vs 189 playoff maçı. Yani Gregg Popovich 99'da Lakers koçu Kurt Rambis'e ne yaptıysa, Scott Brooks'a da aynı muameleyi münasip bulacak muhtemelen.

Şampiyonluk Yüzükleri (1980-2011)

 

Tuesday, April 17, 2012

Playoff Yarışı Çıldırdı

VAHŞİ BATI
Dün gece çılgın bir maç vardı: Dallas Mavericks vs Utah Jazz. 3 kere uzatmaya gitti. Bir haftalık adrenalin ihtiyacını karşıladı; son saniye basketleri, kritik top kayıpları... Dev performanslara da şahit olduk; Nowitzki'nin 40 sayısı, Jefferson'ın 28 sayı ve 26 ribauntluk performansı, Millsap'in kritik anlardaki hırsı. Millsap'e under dog dedik, dark horse dedik, all-star eşiğine geldi. Herifçioğlu 18'de 5 attığı maçta bile oyunun içinde kalmayı başardı. Galiba Millsap'i seviyorum.
                            
3 uzatmayı kenara koyalım. Bu maç bir intihar bombacısı gibi Batı'daki play-off yarışının ortasına daldı ve tüm dengeleri alt üst etti. Şu an 8. sıra yarışı şöyle:
Phoenix: 32-29
Rockets: 32-30
Utah: 32-29
  • Phoenix kendi sahasında OKC, Clippers, Denver ve Spurs'le oynayacak; deplasmanda yalnızca Utah maçı kaldı. Oha diye haykırıyorum. Bu ne amk.
  • Rockets üç kere deplasmana gidecek: Dallas, New Orleans, Miami. Zor olacak. İçeride daha kolay maçları var: Warriors ve New Orleans.
  • Utah içeride Magic, Phoenix ve Portland'la oynayacak. Dwight'sız Orlando'yu ve off tuşuna basmış olan Portland'ı yenerler. Phoenix maçı çok kritik.


BATI ZİRVESİ
Batı'daki çılgın play-off yarışı bununla bitmiyor. Dün gece Clippers OKC'yi yendi. Bu sıradan maçın sonucunda garip şeyler oldu; Spurs Batı birinciliğine oturdu, Clippers Lakers'ı ensesinden yakaladı (Aralarında 1 maç var.). Üstelik Lakers 2 kere Spurs'le (Bu gece ilk ayağını seyredeceğiz.), 1 kere OKC ile oynayacak. Kobe'nin dinlendiğini de hatırlatayım. Clippers ise nazaran kolay maçlar oynayacak: Nuggets, Suns, New Orleans, Hawks, Knicks. Yine de Lakers'ın 3.'lüğü kaptırması mümkün değil. Clippers'ta CP3 hariç işler sıkıştığında sorumluluk alacak hiçkimse yok. Hatta takımın koçu yok. Playoff'lara kalacaklar ve ilk turda Memphis'e elenecekler. CP3 süpürülmelerine izin vermeyecektir ama maalesef o kadar. 
Sadece Üç Adam Şut Atabilir

Sıkıştırılmış sezonda herkes San Antonio'nun yorulacağını, son maçlarda düşüşe geçeceğini sanıyordu ama hiçbir oyuncuyu zorlamadıkları için çılgın atıyorlar. Spurs'te işler iyi gidiyor; İsmini bile yeni duyduğumuz oyuncuların iyi performansları, Parker'ın çılgın atması... OKC ise defalarca yazdığım problemler yüzünden kötü gitmeye başladı. Maç başına 18 asist yapıyorlar. Ligdeki diğer iddialı takımların hepsi 20+ asist yapıyor. Şu an okumatka olduğunuz kelimelerin üstüne tıklarsanız, belki de en iyi ve derin kadroya sahip olmalarına rağmen OKC'nin neden şampiyon olamayacağını okuyabilirsiniz. Fikstürleri çok zor değil (2 Sacramento maçı var mesela.) ama Spurs'un maçları da çok zor değil. Zaten San Antonio Batı birinciliğini kovalamıyor, play-off'lara bakıyor. Eğer bu iki takım karşılaşırlarsa Thunder'ın 4 maç alması bence imkansız. Memphis ve Lakers San Antonio'ya daha çok problem çıkaracaktır muhtemelen.


DÜN GECEKİ BİR BAŞKA UNUTULMAZ MAÇ: NEW ORLEANS VS CHARLOTTE
ehehe...[1] 


LEBRON. CLUTCH?
Maç boyu attığı 37 sayının 17'si son 5 dakikada geldi. Üstelik bu sayılar Miami'nin son 17 sayısıydı. Oha! LeBron en son 2007'de Detroit'e karşı crunch time'ı bu kadar iyi oynamıştı galiba[2]. Üstelik abuk subuk fade away'ler denemek yerine sürekli ptaya yüklendi. Kendi yeteneklerini maksimum seviyede kullanıp tek başına maçı aldı.

                             

LeBron'un ligdeki en iyi oyuncu olduğunu herkes biliyor. Fakat iki maç kritik anlarda ön plana çıktığı için kimse maç sonlarını iyi oynadığını, büyük oyuncuya dönüştüğünü iddia etmeyecek. Kusura bakmasın ama LeBron 2 maçla kefaret ödeyemez. Cleveland'dan ayrılmadan önce oynadığı Boston serisinde takımını terk etti. Sahaya çıkıp oyuna ve takımına küsmek basketboldaki en büyük günahtır. LeBron'u affetmek mümkün değil. Üstelik geçen sene finallerin son 4 maçında korkunç son çeyrek performansları (2 ya da daha az sayı) göstermiş ve herkesin taşak konusuna dönüşmüştü. LeBron kendini play-off'larda kanıtlayacak. New York serisi 6. maça uzarsa MSG'ı dolduran taraftarların ne hâlde olacağını düşünün; kudurmuş köpekler gibi, kan kokusu almış köpekbalıkları gibi 48 dakika boyunca çığlık çığlığa LeBron'u baskı altına almaya çalışacaklar. O dakikalarda ne yapacak? Bulls'un savunması ve Chicago seyircisiyle baş edebilecek mi?
Unutmadan Hem Wade, hem de Rose sakatlık problemleriyle boğuştuğu için Miami ve Chicago yavaşladı.  Doğu Finali'ni kazanan takımın şampiyon olacağını düşünüyordum ama iki takım da playoff öncesinde iyi görünmüyor. Üstelik Celts toparlandığı[3] için Doğu play-off'larında da işlerin karıştığını düşünebiliriz. Celts Bulls'u eleyebilir. Yalnızca %30 ihtimal veriyorum ama eleyebilir. Peki LeBron'un iradesi, Celts'in tecrübesine karşı koyabilir mi? 1,5 ay sonra LeBron'un ve Heat 3'lüsünün tarihteki yeri hakkında daha düzgün yorumlar yapabileceğiz.


DOĞU KONFERANSI'NDA ALT SIRALAR
Celts, Magic ve Hawks'ın galibiyet/mağlubiyet sayıları eşit: 36-25. Ligin bitmesine 4 5 maç var. Her şey olabilir gibi görünüyor ama örümcek hislerimi kullanarak size playoff sıralarını söyleyeyim: Boston dördüncülüğe, Hawks beşinciliğe, Orlando ise altıncılığa oturur. Magic'in dağıldığını biliyoruz, Hawks aynı çizgide ilerliyor, Celtics ise Atlantik birincisi olacağı için rahat.
En alt sıralar biraz daha karışık. Knicks ve Sixers'ın galibiyet/mağlubiyet yüzdeleri eşit: 31-29. New York inişli çıkışlı sezonun ardından ilk kez Carmelo önderliğinde iyi oynamaya başladı. Koç d'Antoni gidince oyun temposu Carmelo'nun istediği hâle geldi. Amar'e sakatlanınca savunma yerli yerine oturdu (Şu an manyak savunma yapıyorlar.). Geri döndüğünde bile hücum liderliğini Carmelo'ya verecektir. New York'un keyfi yerinde. 7.'liği kaptırmayacaklar. Philly'nin hali ise içler acısı. Sezon boyunca iyi gitmişlerdi ama son 2 ayda tamamen dağıldılar. Orlando bile ayakta durmaya çalışıyor ama Philly şalteri indirmiş durumda. 2 maç gerideki Bucks bile 8. sırayı alabilir.
  • Sixers Pacers'la içeride oynadıktan sonra 5 maç boyunca deplasmana gidecek: Cavs, Pacers, Nets, Bucks, Pistons. Kolay gibi görünüyor ama Sixers'ın %100 kazanacağı bir maç yok. O kadar kötü oynuyorlar.
  • Bucks'ın fikstürü de son maç (Boston deplasmanı) hariç kolay: Wizards, Pacres, Nets, Raptors, Sixers.
25 Nisan'da aralarında oynayacakları müsabaka 8. sıranın kime gideceğini belli eder. Unutmadan bu gece Doğu Konferansı'nda enfes bir maç var: Celts vs Knicks. Tam Rondo'nun triple double yapacağı maç (Bu sezon 6 triple-double yaptı. Rondo hariç 2 triple double yapan yok.). Carmelo da 30'u geçebilir (Son 7 maçtır %51'le 32 sayı atıyor.). Maç New York'ta. Seyredin, seyrettirin.


*


[1]Seyredenler bu işkenceyi ancak birkaç senede unutabilir. Charlost Bobcats'in ne hâlde olduğunu anlatmıştım. Yanına Araf'ta kalmış New Orleans'ı da koyunca ortaya mükemmel istatistikler çıktı. Hornets %34'le attı, Bobcats ise %30'la. Maçı kim kazandı? Ne fark eder.
[2]2007 playoffları. Doğu Konferansı Finalleri. Beşinci maç. LeBron takımının son 30 sayısının 29'unu atıyor ve tarihteki en acayip playoff performanslarından birine imza atıyor. YouTube'da onlarca videosu var. İnsan seyredince hayran kalıyor.
[3]Garnett 5 numara oynuyor. Hem Garnett, hem de Bass dışarıdan skor üretebildiği için rakip uzunlar pota altını boş bırakmak zorunda kalıyor. Rondo'ya ve hatta biraz da Pierce'a penetre edecek alan kalıyor. Avery Bradley akıl almaz bir savunmacıymış, tüm Dünya yeni öğrendi. Bradley ve Rondo'nun rakip kısalara yaptığı baskı muazzam. Hâlâ uzun rotasyonu çok sınırlı ama tehlikeli bir takıma dönüştüler. Danny Ainge gerizekalısı şans eseri takımı dağıtmayı beceremedi ve Celtics ivme yakaladı. Biz bunları zaten daha önceki kitaplarımızda yazmıştık.