Showing posts with label Harden James. Show all posts
Showing posts with label Harden James. Show all posts

Sunday, November 4, 2012

Harden

Grantland'de Zach Lowe'ın küçük bir yazısına rastladım. Başrolünde Harden'ın olduğu bir oyundan bahsetmiş. Geçtiğimiz senelerde Thunder'ın sık sık kullandığı bu oyun, artık Rockets'ın hücum repertuarına eklenmiş görünüyor.

Sol kenar çizgisine yakın olan Harden, sahayı enlemesine geçen bir pas veriyor. Kime? Uzun oyuncunun (Ömer) perde yaptığı bir şutöre (Delfino).

                
Zach Lowe OKC senelerinden de birkaç örnek vermiş (Sayfa İngilizce ama videonun altındaki iki resme bakmak yeterli zaten.). Şu sıralar Ömer'in yaptığı back screen'i eski örneklerde Collison yapıyor, şutu atan isimse Daequan Cook.

Rockets çok şık bir hareketle Thunder playbook'undaki meşhur bir oyunu araklamış oldu.  Sene boyunca bol bol kullandıklarına şahit olacağız. Aslında yalnızca bu basit ve güzel oyunu anlatacaktım ama şu sıralar ligin en ateşli hikayesi Harden olduğu için takastan da kısaca bahsedeyim.


OKC
Kadrodaki en iyi saha görüşüne sahip oyuncuyu gönderdiler. Scott Brooks'un olağanüstü hücum organizasyonlarını da akla getirince Thunder'ın 6. adamdan fazlasını kaybettiği aşikar. Fakat Presti'nin neler düşündüğünü tahmin etmek zor değil: Tüm bütçeyi 4 oyuncuya vermek tehlikeli (manevra kabiliyetini yok eder), üstelik küçük pazarlara yıldız oyuncu çekebilmek neredeyse imkansız, dolayısıyla Harden'ın serbest kalma ihtimali kabul edilemez.

Ben, Thunder'ın kesinlikle Harden'la devam etmesi gerektiğini düşünenlerdendim. Fakat istemese bile takasın en doğru yol olduğuna[1] karar veren Presti fena iş çıkarmadı. Kevin Martin (üst düzey skorer), Jeremy Lamb (potansiyeli büyük denilen genç yetenek) ve biri çok değerli (muhtemelen lotarya) olmak üzere iki draft hakkı kazandılar.

Rockets
Morey, ligdeki favori menajerlerimden. Takımını her zaman belli bir seviyede tutabiliyor (T-Mac ve Yao'nun sakatlıklarıyla şampiyonluk ümitlerini kaybetmek bir yana tamamen çöken takım, 3 senedir playoff yarışında aktör olabiliyordu[2] mesela.). Fakat başarı formülünün asgari 1,5 yıldız olduğuna kanaat getirdiği için tüm kadroyu boşaltma kararı aldı. Önce Howard ve Gasol gibi büyük yıldızların peşine düştü (ama Lakers talih tanrıçasını sex slave yapmış bir franschise olduğu için her ikisini de kadroya katacaktı.).

Morey'nin yaz ayları boyunca yaptığı hamleler 32 oyuncuyu, 11 draft hakkını ve 10 takımı kapsıyor (Oha!). Tüm hamleler bittikten sonra ellerinde yalnızca Harden (+ belli rolleri iyi doldurabilen oyuncular) olduğu için Morey'nin de kazandığından fazlasını kaybettiğini düşünmüştüm. Fakat Harden çılgın atarak sezonu açtı.
İlk 3 maçta 35 sayı, 6 ribaunt ve 6 asistle oynadı. İstatistikler bir yana sürekli doğru kararlar veren, basketbolu yalayıp yutmuş bir hücum lideri gibi oynuyor[3]. Zaten 25-5-5 seviyesine bile çıkabileceğini tahmin ediyordum ama ilk 2 maçtaki gibi çoğacayip bir şey olabileceğini düşünmemiştim. Harden pick&roll tanrısına dönüşmek üzere. Hücumda Jeremy Lin'le birbirlerini tamamlıyorlar. Üstelik takımdaki pek çok oyuncu yalnızca belli başlı birkaç özelliğe sahip olduğu için Rockets hücumları doğal bir keskinliğe sahip (Bazı oyuncular iyi şutör, bazı oyuncular yalnızca ribaunt ve savunmayla ilgileniyor... falan filan). Playoff'lara kalamasalar bile ilk 8 yarışında aktör olacakları belli. Tabii önemli draft hakları ve değerli parçalar kaybettiler ama yakın gelecekte kontratı bitecek pek çok oyuncu için Rockets'ı sempatik ve cazibeli bir camia haline getirdikleri de malum[4].
_____________________________________________________
[1]Harden 4 sene için 6-8 milyon dolar az para alıp OKC'de kalabilirdi ama pazarlıklarda 60'tan aşağı inmedi. Presti'nin kafasındaki tilkilerden biri de Harden'ın 6 milyon doları dert etmesi olabilir. Brian Windhorst takasın hemen ardından, birkaç sene önceki Jeff Green örneğini verip Presti ve OKC cephesini kısaca anlatmıştı (İngilizce).

[2]Playoff'lara kalamadılar ama hep %50 galibiyet oranının üstüne çıkmışlardı.

[3]"Durant&Westbrook yokken tek başına hücumu taşıyabilir mi... Rakip savunmanın konsantrasyonu kendisine odaklandığında verimli olabilir mi..." Bunlar takasın hemen ardından herkesin aklına gelen sorular. Hepsinin tek cevabı varmış meğer: Evet. Hatta az önce baktığım istatistiklere göre geçen sezon Durant'le Westbrook kenardayken daha verimli oynuyormuş (Tabii bahsettiğim istatistik yanıltıcı olabilir. Ne de olsa kenardan geldiği için rakibin ikinci 5'iyle karşılaşıyordu geçen sene.).

[4]Tamam, abartıyor da olabilirim ama sezon boyunca bol bol izleyeceğim bir takım oldu Rockets. Hatta dün geceki maçta Rockets televizyonu saha içi isabet yüzdesi (FGA/FGM) yerine true shooting yüzdesi [atılan sayı / (2x(FGA + 0.44xFTA))] üstünden istatistikleri verdi. Twitter'da bu konunun muhabbeti geçince sevdiğim yazarlardan biri "Şu sıralar Houston'da devrim yapacaklar galiba" yazmış.

Wednesday, June 6, 2012

Haberler... Haberler...

Spurs vs OKC (5. Maç)
Tüm ligde en iyi hızlı hücuma çıkan iki takım belli: Thunder ve Heat. Her iki takımdaki süper yıldızlar da atletizmin dibine vurdukları için açık alanda rakiplerini parça pinçik ediyorlar. Fakat Spurs normal sezonda en az top kaybı yapan 3. ekip olduğu için seri boyunca kolay basketlere müsaade etmeyeceklerini düşünmüştüm. 5. maçın ilk yarısı bittiğinde Spurs 11 top kaybı yapmıştı; Thunder ise 5 [1]. Thunder maç boyunca top kayıplarından tam 28 sayı bulacaktı (Zaten açık sahada koşmaya başlarlarsa cümleten geçmiş olsun.). Hatta Spurs henüz 3. çeyrek bitmeden maçtan kopabilirdi ama Ginobili'nin efsanevî başkaldırışı sayesinde skora tutundular (Üstelik Ginobili ilk kez ilk 5 başladığı için maç boyu Sefolosha ile boğuştu. Buna rağmen Parker'ın etkisiz olması da garip tabii. Hem RW, hem de genel olarak OKC resmen vahşi savunma yapıyor.).

OKC çok genç, çılgınca atletik, mantıksızcasına yetenekli... Rakip 15 sayı öne geçse bile birkaç dakika içinde farkı eritebiliyorlar[2]. Mesela üçüncü çeyrekte Spurs, Ginobili'nin hayvanî performansıyla skoru eşitlemesine rağmen OKC'nin çeyrek sonundaki patlamasına karşı koyamadı.

4. çeyrek. Spurs tıpkı ilk maçta olduğu gibi süre biterken OKC'nin ensesine yapışıp galibiyeti koklayacak ama James Harden yine hançeri saplayacaktı: "Hücum planına göre topun Kevin'a gitmesi gerekiyordu ama şut saatinin bitmek üzere olduğunu görünce arkamı dönüp topu potaya göndermek zorunda kaldım. Kariyerimin en büyük şutu oldu." Ne diyeyim, serinin akibetine göre birkaç gün içinde bu şutun tarihî değerini daha iyi tahlil etme şansı bulacağız.

San Antonio tam 50 gün boyunca maç kaybetmeksizin (20 galibiyet) oynadıktan sonra üst üste 3 mağlubiyet aldı. Tam anlamıyla siktir-i bok'tan bir durum. Bugüne dek yalnızca 14 takım 2-3'den dönüp seriyi kazanabilmiş. Sonuncusu kim: Spurs[3]. Popovich, basın toplantısında mağlubiyet hakkındaki fikirleri sorulunca çok net konuşacaktı: "Şampiyon takımlar deplasmanda kazanırlar." Serinin bir sonraki maçı için Oklahoma'ya gidiyoruz.
_________________________________________
[1] Thunder normal sezon en çok top kaybı yapan takım. Rakiplerini sürekli top kaybına zorlayamadıkları da aşikâr; bu alanda 19. sıradalar.

[2] 2000'lerin başındaki Lakers asla 90'lardaki Bulls gibi dominant bir takım olmadı (Tüm sezonu veya maçın tamamını domine etmezlerdi yani. Yoksa Lakers'ın dominant olmadığını iddia edecek değilim.). Fakat âni patlamalarla 15 sayılık seriler yakalayıp rakiplerini ezer geçerdi.

[3]2008'deki Hornets serisi. Fakat 6. maçı kendi evlerinde oynamışlardı. Bugüne dek 6. maçı deplasmanda oynadıkları hiçbir seriyi kazanamamışlar.


Heat vs Celtics (5. Maç)
Uyuşuk başlayan Heat oyuncuları, hücumda cut yapmaya bile üşeniyordu. Fakat tabelada önde kalmayı bildiler. Hatta üçüncü çeyrek ortalarında Celtics'in dağılacağını sanmıştım; Rondo yarı saha ihlali yapıyor, Brandon Bass topu yere vurduğu için teknik faul alıyor, Pierce ve Rondo rezalet şut atıyordu (Maçı 34'te 9 ile bitirdiler.). Hatta maç sonunda ribaunt istatistiğinde Heat'in 49'a 39'luk üstünlüğü olacaktı. Fakat Doğu Konferansı Finalleri, Batı'ya göre çok daha acayip ve anlaşılması zor bir seriye sahne oluyor.

Pierce LeBron'un üstünden 3'lüğü gönderdi. Elimizi korkak alıştırmayalım: 1. Russell; 2. Bird; 3. Havlicek; 4. Cousy; 5. Hakikat. Paul Pierce gelmiş geçmiş en büyük 5. Celtics efsanesine dönüşmüş gibi görünüyor. Takas döneminde Danny Ainge'in Pierce, RayRay, Garnett ve Rondo'yu yollamaya çalıştığını hatırladıkça kendimi kıçımdan tavana asasım geliyor. Birkaç ay önce şöyle yazmışım:

Antoine Walker gönderildikten sonra herkes Pierce'ın sayı kralı olabileceğini konuşuyordu. Fakat adam liseli değil, hakikatin ta kendisi; 25 sayı ortalamasını geçmek gibi bir takıntıya sahip değil. Sayı, ribaunt ve asist departmanlarında Boston'un liderliğini üstlendi. Çok çalışmadığı, partiler verdiği söyleniyordu ama asla bencillik yapmadığına, takımı yönetmeye çalıştığına şahit olduk. Sürekli korkunç kadrolarla desteklendiği için başarısız oldular ama takasını istemedi. Varlığını Boston'ın varlığına armağan etti. Şimdi dinle beni Danny Ainge! Eğer bu adamı göndermeye çalışırsan seni içeri kilitleyip TD Garden'ı yakacağım. 6 milyar insan bizi izliyor. Sözüm söz.

Her iki konferans finalinde de 2-0 geriye düşen takım üst üste 3 maç kazanmış oldu. 6. maçlarda Oklahoma ve Boston taraftarlarının beyin kokusu almış zombilere benzeyeceğini tahmin ediyorum.

Not: Chris Bosh döndü ama yalnızca 14 dakika oynayabildi. İstatistik kağıdında 7 ribaunt yazıyor. Tabii daha dikkatli bakınca olayın biraz daha garip olduğunu fark ediyoruz. Sahada olduğu dakikalarda Heat 7 sayı geride. Üstelik takımın top kayıpları (7) basketlerinden (5) fazla.
Not-2: Maç sonrası Heat oyuncularına "good job, good effort" diye bağıran bir çocuk taraftar vardı. Bazıları Heat taraftarı olduğunu, oyuncuları motive etmeye çalıştığını söylüyor; bazılarıysa troll olduğunu, Celtics'i tuttuğunu. Neyse ne. Gün boyu 30 dakikada 1 izleyip gülmeyi planlıyorum.

Birkaç Haber

Blazers GM mevkiine Clippers'tan ayrılan Neil Olshey'i getirecek. Dedikodulara göre Batum'un gelecekteki kadronun temel direklerinden biri olacağını söylemiş (hâliyle). Fakat Vinny del Negro'yu Los Angeles'a getiren isimdi kendisi. Koç seçimlerinde aman dikkat diyorum.

Jimmer Fredette evlendi. En yakın arkadaşlarından DeMarcus Cousins, Fredette'in bekaretini kaybedeceği yönünde bir espri yapmış twitter'da: "Bugün dostum için büyük gün... ve tabii ki büyük gece. Eheh."

DeShawn Stevenson, mutfak, para çekme makinesi. Denklemin sonucunu size bırakıyorum.

Monday, May 28, 2012

Haberler... Haberler...

Pazartesi, salı bütün gün işim olduğu için blog'la pek uğraşamıyorum. Kısa kısa notlar geçeceğim.

OKC Durant'i 4 numaraya çekince tüm skorerlerini sahaya sürme şansı yakalıyor. Normal sezonda Spurs'e karşı en başarılı dakikalarını kısa 5 ile yaşamışlar: +19. Dün akşam Spurs pota altından sürekli cezayı kesti. Yalnızca Splitter ve Duncan'dan bahsetmiyorum. Her yere uzanıp sürekli blok kovalayan Ibaka olmayınca Ginobili penetrelerini durdurmak imkansız hâle geldi. Önümüzdeki maçlarda Brooks daha maçın başında kısa 5'e dönmeyecek muhtemelen (Tabii Spurs Bonner'ı sahaya sürünce Ibaka etkisini törpülüyor zaten.).

Hakemler maçın sert geçmesine izin verdiler. Dördüncü çeyrekte serbest atışlarla skora tutunmalarına rağmen OKC kısaları istedikleri kadar düdük bulamadı.

James Harden (%50 Ginobili, %30 Paul Pierce, %20 sakal) ve Ginobili'nin birbirlerine ne kadar benzediklerinden bahsede bahsede belamızı bulduk. Dün akşam hem estetik, hem de teatral anlamda çok acayip bir hareket gerçekleşti: double flop.
                       
Spurs ilk yarıda çılgınca top kaybetti. Playoff'larda genç ve mega atletik bir takıma karşı oynamadıkları için (Grizz gibi topa baskı yapan bir takımla da karşılaşmadılar.) biraz daha tembel paslara alışmışlar. OKC bir hafta içinde kafasını dağlara taşlara vurmakla meşgul olacak muhtemelen. 8-0'la gelmiş Spurs'u San Antonio'da yenmek, saha avantajını çalmak için en büyük (belki de tek) fırsatı kaçırdılar.


Los Angeles ve Staples Center'daki maç trafiğinden bahsetmiştim. ESPN geçtiğimiz hafta hakkında şöyle güzel bir afiş hazırlamış (Bu arada NFL sezonunun başlamasına aylar var ama Los Angeles'ta futbol takımı yok zaten. Sebebini bilmiyorum, bilen varsa beri gelsin.).

Sunday, May 27, 2012

Spurs vs Thunder

Bu akşam Dünya basketbolunun zirvesine tırmanacağız. Gezegende en iyi basketbol oynayan takımla, en güçlü kadroya (muhtemelen) sahip olan takım karşılaşacak.

Spurs alan paylaşımında garip bir organizmaya dönüşmüş durumda. Durdurulamaz bir makineymişçesine ilerliyorlar. Skor konusunda seri üretime geçmişler adeta. Maşallah. Hem eskisi gibi defansif olmadıkları, hem de playoff'larda rakip tanımadıkları için 15 senedir ilk defa San Antonio'nun oyununu sevmeyi öğrendik. Artık huzur içinde ölebilirim.
Yetenek, derinlik, karakter kriterleri ele alındığında bence OKC şu an Dünya'daki en iyi kadroya sahip; başı arşa değmiş süperstar (Durant), süper side-kick (Westbrook), olağanüstü savunmacı uzunlar (Ibaka: yardım savunması ve blokta aşmış bir isim. Perkins: epik birebir savunmacı. Collison: her iki alanda da şahane.), elit dış savunmacı (Sefolosha), kenardan gelen Harden...

Gençler ve yaşlılar, hatta takım ve bireysellik karşılaşacak ama takımlar arasında garip benzerlikler de yok değil. Spurs maç başı 103,5 sayı atıp (ligde 2. sıradalar), 96,5 sayı yiyor (16. sıra); Thunder ise bulduğu 103 sayıya (3.), karşı 96 yiyor (17.). Lig sıralamaları neredeyse eşit. Hatta yeni istatistiklere bakınca savunma verimliliğinde 10. sırayı paylaştıklarını görüyoruz. Peki ribaunt? Biri onbirinci, diğeriyse onikinci.

Krallar ve Parker vs Westbrook
Thunder savunması, pırpır guard'ları durdurmakta zorlanabiliyor (Parker 42 sayı göndermişti normal sezonda.). Mavs ve Lakers'ta böyle bir oyuncu yoktu. İlk kez bir deliciyle, üstelik bu işin padişahı olan Parker'la karşılaşacaklar (Unutmadan, Pick&roll'de Parker'ın Thunder'a karşı neler yaptığını Zach Lowe'dan okumak [İngilizce] için buralara bir yerlere tıklayın.).

Perdeyi kullanıp orta mesafeden şut gönderdiğinde Westbrook'un ne kadar tehlikeli olduğunu Lakers serisinde gördük (switch yapmadılar, yaptılar... pek fark etmedi.). Bu serideyse Westbrook'un driplinglerine karşı duracak kadar güçlü bir rakip oyuncu bulmak zor. Parker? Green? 34 yaşına gelmiş Captain Jack? Green ile Westbrook boğuşursa, sahadayken Harden'ı kim tutacak? Buradan daha da garip bir soruya geçiyoruz: Durant'le kim eşleşecek? Kawhi Leonard normal sezonda fena iş çıkarmamıştı ama playoff'larda işler biraz farklı; hele ki savunmacı alternatifiniz (yaşlı Jackson, Diaw?) yoksa.
Durantula, Bilim Tarihindeki En Ölümcül Deney Kazası

Duncan'ı muhtemelen Perkins savunacak, Ibaka ise yardım savunmacısı olarak bloklara konsantre olacak. Üstelik Ibaka da Collison gibi belli bölümler Duncan'ı müdafaa edebileceği için bu seride Duncan'dan beklentileri çok yükseltmemek gerek (Tabii böyle konuşuyorum ama Spurs'un yaptığı pick&roll'ler ve alan paylaşımı sayesinde boş şutlar bulmaması imkansız.). Önemli olan Duncan'ın ribauntlarını sınırlayabilmek.

İlk bakışta Spurs'u zorlayabilecek tek şey var: skorer pota altı. Batı'da, hatta tüm ligde Spurs'un kıçından soğuk terler akıtabilecek iki pota altı mevcut: Lakers ve Grizz (twitter'da süper bir yorum okumuştum: "CP3 önce Memphis'i devirdi, sonra sakatlandı. San Antonio sana kurban olsun."). Thunder uzunları yalnızca ve yalnızca müdafa yaparken özel olabiliyorlar (Tamam, ucundan kıyısından Ibaka var.). Bu sayede Bonner ve Diaw daha fazla süre şansı bulabilirler. Bonner'ın 3'lük silâhı da Thunder pota altını açacak elbette (Bu arada pota altında skor üretemedikleri için Durant'i 4 numaraya atıp kısalmak OKC'nin de işine gelebiliyor bazen.).

Ginobili vs Harden
1. Her ikisi de solak.
2. Her ikisi de all-star seviyesinde ama bench'ten gelip oyunu forse ediyorlar.
3. Westbrook muhteşem bir basketbolcu. Durant ligin en acayip hücumcusu ve önümüzdeki 10 senenin bayrak adamlarından biri (Sakatlanırsa arkadaşlarla el ele tutuşup Taksim Meydanı'nda kendimizi yakacağız.). Fakat Thunder cephesinde en zeki oyuncu Harden. Ginobili mi? Ginobili zaten Ginobili.
4. İkisi de atletik olarak hem overrated, hem underrated. Çılgınca atletik olmamalarına rağmen aşmış basketbol iq'ları sebebiyle çılgınca atletikmiş gibi görünüyorlar. Tabii bazen yavaşmış hissi verdikleri için atletik olmadıklarını söylemek de süzme salaklık.
5. Her ikisi de sevilen oyuncular.
6. Dripling (bkz. Euro Step), turnike, pas, şut... Üsluplarındaki pek çok ortak yönü anlatan eğlenceli bir video için vakit kaybetmeden aşağı bakın
                        

Yönetim
Benzerlik: Sam Presti'nin Spurs organizasyonundan geldiğini daha önce de söylemiştim. Tony Parker'ın seçilmesinde büyük rol oynadığı söyleniyor. Zamanın onu haklı çıkardığı belli. Tıpkı Harden konusunda olduğu gibi (2 senedir Evans veya Curry seçiminin daha doğru olacağı konuşuluyordu. Sebebini bilmiyorum ama ben ne kadar yavaş başlamış olsa da Harden'ın çılgınca gelişeceğini düşünüyordum. Gerçi 2 senedir Evan Turner'dan da benzer bir gelişim beklediğim için beni çok ciddiye almasanız da anlarım.). Her iki takımın da iyi karakterli oyunculardan oluşması rastlantı değil.

Farklılık: Scott Brooks'un iyi bir insan olduğunu, Thunder takım kimyasına ve oyuncuların gelişişmine katkısı olduğunu biliyorum ama 1 saniye... Gregg Popoviç vs Scott Brooks? Yani Platon vs Mustafa Topaloğlu, yani 32 playoff maçı vs 189 playoff maçı. Yani Gregg Popovich 99'da Lakers koçu Kurt Rambis'e ne yaptıysa, Scott Brooks'a da aynı muameleyi münasip bulacak muhtemelen.

Monday, May 7, 2012

Mavs Balığa Çıktı

4. maçı önde götüren Mavericks James Harden'a takıldı (son çeyrekte 15 sayı). Westbrook Thunder'daki en atletik oyuncu. Durant (lider) yalnızca Thunder'ın değil, ligin en iyi skoreri. Fakat takımdaki en zeki basketbolcu belli: Harden. Saha görüşü olağanüstü olduğu için doğru pasları veriyor, istediği an skor üretebiliyor, bencil olmadığı için hücum ritmiyle de halvet olmuyor üstelik. Basketbol bu sakalın altında. Tek kelimeyle hastasıyım. Bazı süper kahramanlar da boş durmayıp Harden'ın 4. maçtaki highlight'larını YouTube'a eklemişler.
                   
Mavericks cephesindeyse olaylar daha karışık. Zaten sezon başında Mark Cuban 2013'ü hedeflediğini belli etmişti. Dwight ya da D-Will hayallerine dalıp kadrodaki önemli isimlerle sözleşme yenilemeyen Cuban'ın 2012 playoff'larından tek beklentisi vardı: süpürülmemek. Basketbol tanrıları deyin, karma deyin, şans deyin... Mavs süpürüldü (Eğer Anthony Davis için 1,5 sene boyunca tanking yaparsanız Charlotte gibi tarihin en kötü takımı olmaktan kurtulmanız pek mümkün değil nitekim.). Basketbol tanrılarının gazabına uğraması bir yana, X-Files'a yakışır garip tesadüflere de konu oldu.

Geçtiğimiz playoff'larda şampiyon apoletleri takınmış Lakers'ı süpüren Mavs, son şampiyon ünvanını süpürülerek kaybetti[1]. Hmmm. 2006 Finaller'inde 4-2'yle Mavs'i geçip şampiyonluğa uzanan Heat, sonraki sezon ilk turda süpürülmüştü. Bu defa Mavs (Heat'i 4-2 mağlup eden takım) aynı kadere mahkum oldu.
Mesela 90'ları domine eden Bulls 99'da playoff'lara bile ulaşamamıştı (Jordan yok, Pippen yok, ne var lan it?). Fakat Bulls'un aksine yukarıda saydığım örneklerde takımların temel parçaları değişmediği[2] halde sonuç hüsran oldu. Mavericks önümüzdeki günleri balık tutarak geçirecek.
______________________________
[1]Seneye Lamar Odom hangi takımla sözleşme imzalarsa imzalasın, playoff'larda süpürülmekten kurtulamayacaklarını iddia eden spiritüalist basketbol yorumcuları da mevcut. Geçtiğimiz günlerdeyse Odom'dan garip bir açıklama geldi: "Seneye yeni P. Diddy olacağım." Anlayan beri gelsin.

[2]Kareem ve Magic'i kaybememesine rağmen 1981 ilk turunda elenen Lakers'a (1980 şampiyonu) benzetebiliriz. Mesela tüm lig tarihinin en acayip takımların biri olan 1983 Sixers (Moses, Dr J, Anrew Toney, Mo Cheeks...) rahat rahat şampiyonluğa ulaşmıştı. Fakat ertesi sene çok zayıf bir kadrosu olan New Jersy Nets'e ilk turda kaybedeceklerdi.

Wednesday, April 11, 2012

James Harden'ın İmajı

Ligde pek çok oyuncunun farklı saç ve sakal stillerine sahip olması, farklı aksesuarlar (bant, gözlük, maske...) kullanması hoşuma gidiyor. Herkesin Scott Pollard gibi dolaşmasına gerek yok ama uzun yıllardır çember sakal ve mohikan saç bekliyordum. Sağolsun, James Harden imdadıma yetişti. İmajı şahane; aynen devam. Değiştirirse arar bulurum, ağzına ağzına vururum.

Harden'ın 10 sene içinde Mr. T'ye dönüşeceği kehanetinde bulunan bir siteye rastladım geçen gün. Yaptıkları (J.O. Applegate diye bir adam) grafik şöyle,