Showing posts with label Jordan Michael. Show all posts
Showing posts with label Jordan Michael. Show all posts

Sunday, June 3, 2012

Air vs Glide

1992 Finalleri'nin 20. yıldönümünü yaşıyoruz. Neler olduğunu hatırlamayanlar için amme hizmeti yapıyorum.

1984. Blazers, draft'e ikinci sıradan giriyor. Bir sene önce Drexler'ı aldıkları için uzun oyuncu arıyorlar. Jordan yerine Sam Bowie'yi tercih edip lig tarihini tamamen değiştirecekler.

O günden beri Jordan'ın Blazers'la kardeş kardeş geçinmediğini, daha karşılaştıkları ilk maçta 30 sayı attığını biliyoruz. Saatleri 8 sene ileri alalım. 1992 MVP oylamasında Jordan birinci olmuştu; Drexler ise ikinci. Gazeteler Clyde the Glide'ın Batı'daki Jordan olduğunu yazıyor, eğer ikisi birbirlerini dengelerse Blazers'ın şampiyonluğa ulaşabileceğini söylüyordu. Jordan'ın patolojik seviyedeki rekabetçiliği (bildiğin sosyopati[1]) için daha elverişli bir ortam düşünmek imkansız herhâlde.

Birbirlerine benzetilen iki basketbolcunun Finaller'de karşılaşması... Hall of Fame'e girecek iki oyuncuyu kıyaslamak için daha eğlenceli bir yöntem düşünülebilir mi? Jordan vs Drexler tartışması Finaller başladıktan yalnızca birkaç saat sonra ebediyen tarihin derinliklerine gömülecekti[2]. Pazar günü halk gülsün eğlensin diye sözü Bill Simmons'a bırakıyorum:
*****
     İnsanların dilinden düşmeyen bir tartışma vardı: Jordan mı Drexler mı? Üstelik Finaller öncesi Portland, "3'lüklere izin vermek" gibi bir plan yapıp[3], oyun stratejilerini medyayla paylaşacak kadar aptalca bir eylemde bulunmuştu. Tüm bunlar, çığlık atan bir çocuğu teriyaki sosuna bulayıp, azdırılmış bir rottweiler'ın karşısına çıkarmaya benziyor, değil mi? Farkında değildik ama Clyde Drexler, ulusal televizyonda atletik olarak sodomize edilmek üzereydi. Portland maçın başında öne geçti: 17-9. İlk çeyreğin bitimine 6 dakika kala, Chicago tribünleri maçın içine girememişti henüz. Sonraki 17 dakikaya göz gezdirelim: MJ 3... MJ 2+1... MJ 3... MJ 3... MJ 2... MJ 2... İlk çeyrek bittiğinde 18 sayısı olan Jordan dinlenmek için kenara gelirken Blazers 33-30 önde... Skor 45-44'ken MJ tekrar maça giriyor... MJ 2... MJ 3... MJ top çalma+2... MJ 2... MJ 3... MJ takip smacı... Drexler'dan airball... MJ 3+silkilen omuzlar (omuz silktiğini unutamazsınız)... Portland'ın ikinci çeyrekteki 3. molası... Chicago 66-Portland 49... Drexler'ın 8 sayısına karşılık Jordan ilk yarıda 35 sayı atıp playoff'lar 3'lük rekorunu kırıyor... Evet, bu olay gerçekten yaşandı.

      Bir ay sonra Drexler ve Jordan Dream Team'de bir araya geldiler. Ülkede Jordan vs Drexler tartışmasını kafasında tam olarak bitirememiş tek insan vardı: MJ. Antrenmanlarda sürekli Drexler'a yüklenip Finaller hakkında trash talk yaptığı için Magic Jordan'la konuşmaya karar verdi: "Clyde'a bu kdar yüklenme ki Olimpiyatlar öncesi özgüveni tamamen yok olmasın." Jordan'ın ağırdan almaya başlamasına rağmen psikolojik hasar oluşmuştu artık. Sonraki iki sene Drexler'ın istatistikleri 19-6-5'e dek düşecek, 85-92 arasında .49 olan yüzdesi 93-94 senelerinde .43'e gerileyecekti. Tabii Blazers'ın üst üste playoff ilk turunda elendiğini de unutmayalım[4].

       Drexler'ın yaşadığı fetret devrinin sorumlusu Jordan mı? 30 yaşına gelmiş bir basketbolcunun top 5'ten "taş çatlasa all-star" seviyesine düşmesine anlam vermek kolay değil. Bir yıldızın, başka bir yıldızın kariyerini pek çok farklı yollardan böylesine kötü etkilediğine pek şahit olmadık. Hatta Drexler en sonunda dağın zirvesine ulaşıp şampiyonluk kazandığında bile Jordan baseball'dan yeni dönmüş ve Finaller'e ulaşamamış olacaktı. Eğer tam olarak ısınmamış Jordan'ın sürüklediği Bulls, Finaller'e gelip Rockets'a yenilse, Clyde intikamını almış olacaktı belki de. Fakat bugün bile Rockets'ın kazandığı iki şampiyonlukta en büyük etken olarak Jordan'ın basketbola ara vermesi gösteriliyor. Siktir. Drexler'ın yüzüğünde bile Jordan'ın gölgesi parlıyor.

                                                 
YouTube'da yalnızca highlight'lar varmış. Birkaç güne maçı indirip YouTube'a yüklerim.
___________________________________
[1]Benim de yeni öğrendiğim bir hikâye: Jordan NBA'e girdikten sonra, bir haftasonu vakit geçirmek için eski lise arkadaşının evine gidiyor. Jordan, arkadaşı ve arkadaşının ninesi kâğıt oynamaya karar vermişler. Nine tuvalete gider gitmez Jordan çaktırmadan kadının kağıtlarına bakıyor. Yuh!

[2]Oyuncuları rakamlarla anlatmak sikimsonique bir fenomen ama Air Jordan vs Clyde the Glide rekabetinin istatistikî karşılaştırması: 23 maç; 34 sayı ortalamaya karşılık 24 sayı.

[3]Jordan o sene %27 ile 3'lük atıyordu.

[4]Tabii Simmons mahallenin delisi olduğu için biraz abartıyor. Yaşadığı küçük sakatlıklar da istatistiklerinin düşmesinde etkili oldu.

Friday, April 20, 2012

20 Nisan 1986: Boston Celtics vs Michael Jordan

26 sene önce bugün ne oldu? Larry Bird şöyle söylüyor: "Tanrı bugün Michael Jordan kılığında sahaya çıkmıştı."  20 Nisan 1986'da Jordan bir play-off maçında en çok sayı atan oyuncu ünvanını kazandı. Maçını tamamı YouTube'da varmış, hemen blog'a koydum. Seyretmeyenler olabileceği için maçı kimin kazandığını, kimin kaç sayı attığını söylemiyorum (Zaten merak eden 10 saniye içinde google'dan öğrenebilir.). 

Michael Jordan'ın basketbola hükmettiği maçlar vardır. Rakip takımın özgüvenini çiğneyip tükürdüğüne, basketbol oyununu kendi kölesine çevirdiğine şahit olabilirsiniz. Zaten Jordan'ın istatistikler ya da highlight'larla anlatılamamasının sebebi bu. Vince Carter da olağanüstü hareketler yapar, hatta birkaç video seyredince Jordan'dan daha iyi olduğunu bile düşünebilirsiniz. MVP ödülleri, sayı krallıkları... elbette ki hepsi değerli ama Jordan'ı kavramak için yeterli değil. 86'da gelmiş geçmiş en büyük oyuncu olan Michael Jordan'a değil, olağanüstü bir dış skorere rastlıyoruz; delicesine kazanmak isteyen ama kazanmak için sayı atmaktan başka yol bilmeyen bir basketbolcu.

Vaktiniz varsa maçı izleyin. Genç Jordan'ı seyretmek çok eğlencelidir. Karşısında da gelmiş geçmiş en güçlü takımlardan biri var: Lakers'la birlikte 80'leri domine eden Boston Celtics; Larry Bird, Kevin McHale, Robert Parish... Gaza gelen şöyle buyursun

                                            

Monday, April 16, 2012

Sunday, June 20, 2010

Ray Ray x8

Ray Allen final serisinin ikinci maçında sekiz üçlük atarak daha önceden Michael Jordan'a ait olan 'finaller serisinde en fazla üçlük atma rekoru'nu geliştirdi.



Hazır Ray Allen'ın geliştirdiği rekordan bahsetmişim, Jordan'ın performansını da eklemeden geçmeyeyim. 1992 finallerinin ilk maçı. Jordan ilk yarıda 6 üçlük isabeti buluyor ve 35 sayıya ulaşıyor. Zaten maçı 39 sayı ile bitirecek, seri sonunda ikinci yüzüğünü kazanacaktı.


Ray Allen, onsekiz sene sonra ilk yarıda attığı yedi üçlük ile bu rekoru da kırdı.

Saturday, February 6, 2010

HORSE: Jordan vs Bird

Jordan ve Bird McDonald's için EŞŞEK oynuyorlar.
                                     
                                     

Wednesday, December 30, 2009

Kobe'nin Jordan'la İmtihanı

Tabiî Michael Jordan yakın tarihin en büyük oyuncusu. Hatta lafı uzatmaya gerek yok; tarihteki en büyük oyuncu. Jordan smaçlardan, fade away'lerden, basketlerden (NBA tarihinin en skorer ismi), buzzer beater'lardan, MVP ödüllerinden (x5), sayı krallıklarından (x10), yüzüklerden (x6) çok çok daha fazlasıdır. Oturup uzun uzun seyretmeden anlaşılamayacak bir efsaneden bahsediyoruz; ne olursa olsun galibiyete ulaşan, iradesini kozmosa kabul ettiren bir adamdan. 2008'de Kobe (Top 10 civarında bir efsane), defaatle dile getirdiği bu gerçeği tekrar etmek zorunda kalmıştı.



Aşağıda, 29.03.2003'te Kobe ve Jordan'ı son kez karşı karşıya getiren maçın videosu mevcut. İlk yarısını arkadaşlarımla buluşacağımdan ötürü seyredememiştim, hâlâ kafamı taşlara vurmakla meşgulüm. Elbette ki o zamanlar Jordan 40 yaşına gelmiş('86-'88 performansını beklemek saçma), Kobe ise üstüste 40'a bağladığı çılgın bir sezon(2005-2006'dan bir beden küçük) geçiriyor. Bu maç imtihan olamayacak kadar Bryant'ın gençliğiyle doludur; ilk yarıda attığı 42 sayı hafızalardan silinmeyecek. Gerçi Kobe'nin insalıktan çıkmasına müsaade eden Wizards'a da lâf edilebilir. Zaten MJ'i son senesinde playofflara taşıyamayan takım için edecek çok lâfım var.

1.

2.

3.

4.

5.

6.

7.

8.

9.

10.


Not: İnsanlıktan çıkmak deyimini boşuna kullanmadım. Özellikle part 3 ve part 4, "Kobe'nin en sıcak olduğu 10 dakikalar" listesine ilk beşten girer.