Showing posts with label Perkins Kendrick. Show all posts
Showing posts with label Perkins Kendrick. Show all posts

Friday, November 16, 2012

Haberler... Haberler...

10+
Rondo son 32 normal sezon maçında 10+ asist yaptı. Bu alanda yalnızca iki ismin gerisinde: John Stockton (37) ve Magic Johnson (44). Dün gece oynayamadı ama serisi devam ediyor.

Bu arada başka bir istatistiğe daha denk geldim. Üst üste en fazla normal sezon maçında 11+ asist yapma rekorunu ele geçirmiş Rondo. Stockton'ın 27'lik serisini bir maçla geçip bu alandaki rekoru 28'e getirmiş (11+ serisi geçen hafta sona erdi.).

Bynum'ın Saçları

Kobe
Gündem meşgul olduğu için kimseye konuşacak pek fırsat kalmıyor ama sezonun underrated hikayelerinden biri de Kobe'nin oyun tarzındaki şahane değişim. Lig tarihinde en fazla imkansız şut deneyen süper yıldız Kobe olsa gerek; uzun mesafeli fade away'ler, 3'lük çizgisinin gerisinden pull up jumper'lar, ikili sıkıştırmalara karşı el üstü şutlar... Fakat bu sezon sürekli azami verim alabileceği tercihi kovalıyor, toplu buluştuğu anda iyi şut atabileceği spotlar arıyor. 1998/99'dan beri ilk kez maç başı kullandığı şut sayısı 17'ye indi zaten (Geçen sene 23).

Mesela geçen sezon tercihlerinin %28'ini izolasyonlar oluşturuyormuş; bu sene aynı istatistik %17'ye indi. Yaşlanmasına rağmen son 4 senedir maç başına en fazla çember altından şut kullandığı seneyi yaşıyor. Kariyer şut yüzdesi %45, bu sezon %55. Kariyer 3'lük yüzdesi %34, bu sezon %44. Hatta kariyer serbest atış yüzdesi %84, bu sezon %92.

2006'da son 20 yılın en ihtişamlı skorer performansına imza atmış bir süper yıldızdan bahsediyoruz. Kariyerine farklı bakış açılarından göz gezdirince çok daha etkileyici dönemlere muhakkak rastlayabiliriz. Fakat 17 senedir böylesine bilgece oynadığına şahit olmamıştım.

ps. Kobe&Howard hariç Lakers oyuncularının şut yüzdeleri: Hill %47, Pau %40, MWP %37, Jamison %37, Blake %35, Morris %34, Nash %33, Meeks %27, Ebanks %23

D'Antoni
Mitch Kupchak, D'Antoni'yi Los Angeles şehrine takdim etti. Değneklerle yürüyebilmesine rağmen çok rahat ve pozitif görünüyordu. Açıklamalardan öne çıkanlar:

*Kabul edilebilir yegane başarı kriterinin şampiyonluk olduğunu biliyor: "Bu uzun vadede sonuçlanacak bir proje değil. Hemen kazanmak için buradayız."
*Bol bol hücum edeceklerini ve hücumun sürekli akacağını söyledi: "En iyi kadro sizdeyse pozisyonları azaltmaya değil, çoğaltmaya çalışırsınız." Tercüme: Hücumlar 7 saniyede bitmeyecek, sürekli yarı sahadan yarı sahaya koşmayacağız ama tempolu hücum edeceğiz.
*110-115 sayı atmaları gerektiğini söyledi. Tercüme: Dizim için kullandığım ağrı kesicilerin etkisi altındayım.
*Her oyuncuyu kendi özelliklerine göre kullanmaya gayret edecek.
*Mesela Jodie Meeks'ten ne istediğini kendisine çok net söylemiş: "Ne zaman şut atmanı istiyorum biliyor musun? Top sana geldiğinde." D'antoni şöyle devam ediyor: "NBA'de olmasının sebebi belli. Asist yapmasına, top sürmesine gerek yok." Zaten Meeks'in shotchart'ına bakınca yegane yeteneğinin kanattan 3'lük atmak olduğu belli.
*Steve Blake'i eskiden beri sever, sistemine uygun görürmüş. Meeks, Ebanks, Blake, Hill ve hatta Jamison gibi bench oyuncularının daha iyi performans göstereceğini tahmin etmek güç değil. Zaten şu anki tablodan kötü olmaları imkansız.
*Showtime-vari basketbol oynamak istediğini söyledi. (Magic Johnson esprileri)
*Motown dinliyormuş.

Clash of Titans
2011 playoff'larında Z-Bo, Perkins için "beni tutmak için fazla yavaş" demişti: "Tek şansı bana faul yapmak." Geçen akşam mazilerine yeni bir sayfa eklendi. Birbirlerini döveceklerini iddia ettikten sonra oyundan atıldılar. Tartışma soyunma odalarına taşınmış. Hatta fiziksel münakaşaya girdiklerine, polis ve güvenlik görevlilerinin ikiliyi zor ayırdığına dair rivayetler de vardı. Fakat birbirlerine fizikî müdahalede bulunmadıkları ortaya çıktı.

Sunday, June 3, 2012

Batı Konferans Finalleri (4. Maç)

Seri ve eşleşmelerden defalarca bahsettim zaten. Aynı lâfları gevelemektense kısa kısa notlar vereceğim.

Dün garip bir eleştiri geldi: "Neden Durant hakkında yazmıyorsun? Acaba nefret ettiğin için olabilir mi?" Blog'u takip edenler zaten biliyor ama sebebini tekrarlamam lazım herhâlde. Durant'i 1'e 1'de rahat rahat yeneceğimi düşünüyorum. Bana karşı 5+ sayı bile bulamaz muhtemelen.

"Spurs'un tek zayıf noktası rakip skorer uzunlara karşı silahının olmaması. Yalnızca Grizz ve Lakers pota altı oyuncuları Spurs'u domine edebilirler." Birkaç hafta öncesine dek neler söylediğimi hatırlıyor musunuz? Maalesef ben de hatırlıyorum. İlk yarı bittiğinde Thunder'ın Büyük Üçlü'sü 18'de 6 ile 18 sayı atmıştı; Collison/Perkins/Ibaka ise 17'de 15'le 33 sayı. Maç bitene dek San Antonio'nun belini kütürdetmeye devam ettiler: 25'te 22'yle tam 49 sayı (İzin verirseniz üç metre boyundaki tek bacaklı örümceğime binip unicorn'larla savaşmaya gidiyorum.). Yetmedi mi? Son bir istatistik daha verip gerçeklikle olan bağlarınızı tamamen koparacağım o hâlde. Ibaka 11'de 11 ile 26 sayı attı[1] (OHA! Orta mesafeden fena değildir ama son baktığımda Reggie Miller'dan biraz daha kötüydü.). Playoff'larda kaçırmaksızın şut atma rekoru kaçmış peki: Oniki. Sezon sonu Westbrook, 2 sene içindeyse hem Harden, hem de Ibaka serbest kalacak[2]. Gerisini Sam Presti düşünsün.
                         
Bu smacın formülünü veriyorum: %50 Dr J+%50 Shawn Kemp


Üçüncü maçın sonu garbage time'a dönmüş ve DeJuan Blair nihayet forma şansı bulmuştu. Fena da oynamadı hani. Geçen sene Grizzlies'e karşı Blair yerine Splitter oynarsa Spurs'un daha avantajlı olacağını düşünmüştüm; bu seride ise tam tersini. Yani? Yani Popovich'e bile lâf attığıma göre blog'un hiçbir eksiği kalmadı artık.

Matt Bonner'ın sahada olmasının tek sebebi var: dış şut tehdidi. Eğer boş 3'lük geldiğinde kullanmayacaksa, oynamasın daha iyi.

Son iki maçtır Spurs'un hücum keskinliği erozyona uğramış gibi görünüyor. Hatta dördüncü maçta OKC'nin belli bölümlerde daha iyi top çevirdiği bile söylenebilir (Fantastik roman yazmak istiyorsanız, alın size şahane bir başlangıç cümlesi.). Westbrook ruhen devrim yaşamış; hücumda ne kadar zorlanırsa zorlansın (bu gece rezalet şut attı.) konsantrasyonunu tamamen kaybetmiyor. OKC pota altı, bench, tribünler... Thunder farkı 15'e çıkardı.

Fakat maç sonunu kısa 5'le oynamayı tercih eden Spurs pek çok mismatch dezavantajına rağmen (Ibaka'yı Stephen Jackson savunuyordu mesela) farkı 4 sayıya dek indirmişti ki, Elvis sahaya indi (Hayır, Ibaka'dan bahsetmiyorum.). Kritik anlarda süper yıldızların patlamasını, ellerinden alevler fışkırtırcasına skor üretip maçı tek başlarına almalarını bekleriz. Bazıları bizi hüsrana uğratırken bazıları aklımızı başımızdan alır. Kevin Durant. Birkaç pozisyon Tony Parker'la karşı karşıya kaldıktan sonra ritim bulup kafayı yedi; ü s t ü s t e 16 sayı. Spurs'un tek hançerlik işi kalmıştı. Top elbette ki kahramanımızın ellerindeydi. Durant, demirini eritip suyunu verdiği, harlayıp bileylediği çelik hançeri Harden'ın güvenilir ellerine tutuşturdu; 3'lük. KD'nin asistiyle Spurs yıkılmış, maç sona ermişti.
                        
Maç sonrası bir gazeteci Gregg Popovich'in düşüncelerini sordu: "Son 6 dakikada Durant maça hükmediyormuş gibi görünüyordu." Popoviç'in cevabı: "Öyleymiş gibi görünmüyordu, öyleydi. Oradaydım. Bizzat gördüm."

Tabii artık rüzgarı arkasına alan OKC ama Spurs cephesinde de karalar bağlamaya gerek yok. OKC pota altının San Antonio'da böyle oynayamayacağı, Dünya'nın düz olmadığı, Perkins'in hücumda Blake Griffin taklidi yapamayacağı, Duncan'ın hücuma daha fazla dahil olacağı (Bugün Spurs'un en skoreriydi ama ben sayı yapmaktan bahsetmiyorum.) ve elbette ki Parker'ın daha etkili olabileceği malum. Ne diyeyim, cipslerinizi, patlamış mısırlarınızı stoklayın. Pazartesi günü seri yeniden başlıyor.
___________________________
[1]Analiz: Manyak oynadı.

[2]Bu sene 5 milyon $ kazanan Westbrook için önümüzdeki 5 seneliğine 80 milyonluk kontrat verileceği söyleniyor. Ibaka'nın durumu ise daha farklı. 2013/14 için qualifying offer'ı 3 milyon $. Olaylar gelişecek.