ESPN bir anket yaptı: Kimin şampiyon olmasını istersiniz? Heat mi, Thunder mı? Amerika'da yalnızca iki eyalette Heat'in kazanmasını isteyenler çoğunlukta: Florida ve Washington. Hemen herkes hatırlar. Küçük salon yeniden yapılamadığı için para kaybeden camia satılmış ve birkaç sene içinde Oklahoma'ya taşınmıştı. Bahsettiğim süreç çok sancılı geçti; referandumlar, davalar, tartışmalar, kavgalar, belgeseller... Hatta yapılan anlaşmalar sonucu OKC, Sonics'in tarihini tam anlamıyla üstlenemiyor. Üstelik seneye Seattle'da bir NBA takımı olmazsa (Seyirci zaten hazır. Birkaç sene içinde yeni salon inşa edip basketbol ve hokey takımları kurulacağı dedikoduları var.) Thunder'ın sahipleri 30 milyon $ tazminat ödeyecekler. Ne kadar para gelirse gelsin Washington/Seattle halkı hâlâ Supersonics'in kendilerinden çalındığını düşünüyor.
Mesela John Stockton trafik sıkışınca otobüsten inip şehirde gezinmeye başlıyor. Spor tarihindeki en popüler takımdan bahsediyoruz. Jordan, Barkley ya da Magic'i görebilmek için binlerce insanın kuyruklar oluşturduğu malum. Fakat Stockton'ı kimse tanımıyor; Amerikalılar bile. "Pics or it didn't happen" diyenler şöyle buyursun
Birkaç Haber
Grizzlies'in sahibi, hem ilerleyen yaşı, hem de sağlık sorunları sebebiyle takımı satacak. Yeni isim belli: 34 yaşındaki milyarder Robert J Pera. Esas önemli olan, camiayı daha büyük bir pazara taşımayacakmış.
New York'ta bir gece kulübünde kavga çıkmış. Chris Brown ve rapper Drake arasında olduğu söyleniyor (Çok da araştırmadım. Banane amk.). Neyse. Tony Parker, sol gözüne küçük bir darbe almış. Fransa millî takımına geç katılabilecekmiş.
Normal sezonda en az faul yapan ikinci takım Spurs. Thunder ise üç silahşörlerin forse ettiği hücumlarda sürekli çizgiye gidiyor (ligde ikinci sıradalar.). Hatta hem Harden, hem Westbrook, hem de Durant tüm ligde en çok serbest atış kullanan 10 oyuncu listesinde (oha!). 25'ten az faul kullanmaları OKC için kötü haber. Tabii hakemlerin sert basketbola izin vermeleri de önemli ama Spurs fiziksel müdahaleden kaçınmayı başarıyor (4. çeyrek öncesi Harden mesela. Tam dripling üstünden potaya yönelip Paul Piercevâri bir soğukkanlılıkla faulü alacakken dengesini kaybettiğiyle kalıyor yalnızca.). En azından üçüncü çeyrek ortalarında maçın cılkı çıkana dek (Hack-a-Splitter) bunu iyi başardılar.
Spurs'un eskisi gibi elit bir savunma takımı olmadığı malum ama hâlâ çok etkililer. Herkes playoff'lar boyunca OKC gibi atlet bir takımla karşılaşmadıkları için zorlanabileceklerini düşünüyordu ama Thunder da ilk iki turda böylesine akıllı savunma yapan bir ekibe toslamamıştı.
Tony Parker. Normal sezonda perdeyi kullanıp orta mesafe şutları ve penetreleriyle OKC ve Westbrook'u moleküllerine ayırmıştı. Dün gece de muhteşem oynadı (21'de 16'yla 34 sayı). Tabii kullanılan perdeler ve alan paylaşımının etkisi büyük. HER HÜCUMDA BOŞ ŞUT BULUYORLAR. Büyülenmişçesine ekrana bakakaldım.
OKC Sefolosha ve Ibaka'yı kenara alıp 4 kısayla (D-Fish dahil) hücum yapmaya çalışıyor ama savunmada başarılı olmadan Spurs'u mağlup etmek mümkün değil. Hücum yarışının tek galibi olabilir: gezegende en iyi hücum eden takım. Mesela OKC ilk yarıda tam 10 hücum ribaundu almasına rağmen 11 sayı geride kalmıştı. İkinci yarıda rakibin ritmini bozmak için tek çözüm bulabildiler: Hack-a-Splitter. Uyuz oldum, gıcık oldum, ifrit oldum... ama Gregg Popovich'in başına gelince pek üzülemiyorum maalesef. Basketbolun dip noktasına şahit olmak için aşağıdaki videoya gidiyoruz.
Taktik fauller Spurs'un ritmini yok edince fazladan 10 dakika heyecan yaşadık (ve OKC olası 30 sayılık mağlubiyetten kurtulup moralini tamamen yitirmedi.). Fakat 4 kısaya döndüklerinde Thabo yerine D-Fish'le oynayacaklarsa savunmada sağlam durabilmeleri mümkün değil. Ayrıca Kevin Durant iyi oynuyor, hoş oynuyor da sanırım kariyerinde ilk kez nasty olmalı.
Donald Sterling, karşılıklı iyi ilişkiler içinde olduğu VDN ile devam kararı aldı. Sterling kod adlı salatalık turşusunun VDN az maaş aldığı miçin sözleşmedeki opsiyonu kullandığı söyleniyor ama o kadar da değil.
Dennis Rodman nafaka ödemediği için 104 saat sosyal hizmet cezasına çarptırıldı. Sene başında kulaktan kulağa dolaşan garip dedikodular vardı; iflas etti, parası kalmadı... Fakat hepsi fos çıktı. Hapis cezasından ucuz yırttığı söyleniyor.
15 sene önce bugün (29 Mayıs) John Stockton son saniye basketiyle Rockets'ı devirdi. Stockton'ın kritik anlarda yolladığı 3'lükler deyince akla tonla şut gelir. Mekanikleştirdiği özelliklerinden yalnızca biri. Hayatta bazı şeyler var, gerçekleşeceğini bildiğiniz hâlde engelleyemezsiniz; Mesut Yılmaz konuşmalarının yarısı "ıııh" seslerinden ibarettir, VDN son hücumu çizemez, Stockton topu sürer ve birdenbire durup 3'lük atar... Peki 15 sene önceki şutu özel kılan ne? Jazz tarihinde büyük efsaneler var: Maravich (Pistol hakkındaki korkunç istatistik: yalnızca bir kere playoff ilk turunu geçebildi.), Dantley... Fakat takım asla Finaller'e ulaşamamıştı; tâ ki Stockton'ın Konferans Finalleri 6. maçında yolladığı efsanevî 3'lüğe dek. Stockton sayesinde asla finallerde Hakeem'i (Üstelik yanında Barkley ve Drexler varken) Jordan'a karşı seyredemeyecek ama bu soğukkanlı, robota benzeyen sıradan adamı belki de ilk defa sevmeyi öğrenecektik (Post niye bu kadar romantik bitti, ben de anlayamadım.).
Bu akşam Dünya basketbolunun zirvesine tırmanacağız. Gezegende en iyi basketbol oynayan takımla, en güçlü kadroya (muhtemelen) sahip olan takım karşılaşacak.
Spurs alan paylaşımında garip bir organizmaya dönüşmüş durumda. Durdurulamaz bir makineymişçesine ilerliyorlar. Skor konusunda seri üretime geçmişler adeta. Maşallah. Hem eskisi gibi defansif olmadıkları, hem de playoff'larda rakip tanımadıkları için 15 senedir ilk defa San Antonio'nun oyununu sevmeyi öğrendik. Artık huzur içinde ölebilirim.
Yetenek, derinlik, karakter kriterleri ele alındığında bence OKC şu an Dünya'daki en iyi kadroya sahip; başı arşa değmiş süperstar (Durant), süper side-kick (Westbrook), olağanüstü savunmacı uzunlar (Ibaka: yardım savunması ve blokta aşmış bir isim. Perkins: epik birebir savunmacı. Collison: her iki alanda da şahane.), elit dış savunmacı (Sefolosha), kenardan gelen Harden...
Gençler ve yaşlılar, hatta takım ve bireysellik karşılaşacak ama takımlar arasında garip benzerlikler de yok değil. Spurs maç başı 103,5 sayı atıp (ligde 2. sıradalar), 96,5 sayı yiyor (16. sıra); Thunder ise bulduğu 103 sayıya (3.), karşı 96 yiyor (17.). Lig sıralamaları neredeyse eşit. Hatta yeni istatistiklere bakınca savunma verimliliğinde 10. sırayı paylaştıklarını görüyoruz. Peki ribaunt? Biri onbirinci, diğeriyse onikinci.
Perdeyi kullanıp orta mesafeden şut gönderdiğinde Westbrook'un ne kadar tehlikeli olduğunu Lakers serisinde gördük (switch yapmadılar, yaptılar... pek fark etmedi.). Bu serideyse Westbrook'un driplinglerine karşı duracak kadar güçlü bir rakip oyuncu bulmak zor. Parker? Green? 34 yaşına gelmiş Captain Jack? Green ile Westbrook boğuşursa, sahadayken Harden'ı kim tutacak? Buradan daha da garip bir soruya geçiyoruz: Durant'le kim eşleşecek? Kawhi Leonard normal sezonda fena iş çıkarmamıştı ama playoff'larda işler biraz farklı; hele ki savunmacı alternatifiniz (yaşlı Jackson, Diaw?) yoksa.
Durantula, Bilim Tarihindeki En Ölümcül Deney Kazası
Duncan'ı muhtemelen Perkins savunacak, Ibaka ise yardım savunmacısı olarak bloklara konsantre olacak. Üstelik Ibaka da Collison gibi belli bölümler Duncan'ı müdafaa edebileceği için bu seride Duncan'dan beklentileri çok yükseltmemek gerek (Tabii böyle konuşuyorum ama Spurs'un yaptığı pick&roll'ler ve alan paylaşımı sayesinde boş şutlar bulmaması imkansız.). Önemli olan Duncan'ın ribauntlarını sınırlayabilmek.
İlk bakışta Spurs'u zorlayabilecek tek şey var: skorer pota altı. Batı'da, hatta tüm ligde Spurs'un kıçından soğuk terler akıtabilecek iki pota altı mevcut: Lakers ve Grizz (twitter'da süper bir yorum okumuştum: "CP3 önce Memphis'i devirdi, sonra sakatlandı. San Antonio sana kurban olsun."). Thunder uzunları yalnızca ve yalnızca müdafa yaparken özel olabiliyorlar (Tamam, ucundan kıyısından Ibaka var.). Bu sayede Bonner ve Diaw daha fazla süre şansı bulabilirler. Bonner'ın 3'lük silâhı da Thunder pota altını açacak elbette (Bu arada pota altında skor üretemedikleri için Durant'i 4 numaraya atıp kısalmak OKC'nin de işine gelebiliyor bazen.).
Ginobili vs Harden
1. Her ikisi de solak.
2. Her ikisi de all-star seviyesinde ama bench'ten gelip oyunu forse ediyorlar.
3. Westbrook muhteşem bir basketbolcu. Durant ligin en acayip hücumcusu ve önümüzdeki 10 senenin bayrak adamlarından biri (Sakatlanırsa arkadaşlarla el ele tutuşup Taksim Meydanı'nda kendimizi yakacağız.). Fakat Thunder cephesinde en zeki oyuncu Harden. Ginobili mi? Ginobili zaten Ginobili.
4. İkisi de atletik olarak hem overrated, hem underrated. Çılgınca atletik olmamalarına rağmen aşmış basketbol iq'ları sebebiyle çılgınca atletikmiş gibi görünüyorlar. Tabii bazen yavaşmış hissi verdikleri için atletik olmadıklarını söylemek de süzme salaklık.
5. Her ikisi de sevilen oyuncular.
6. Dripling (bkz. Euro Step), turnike, pas, şut... Üsluplarındaki pek çok ortak yönü anlatan eğlenceli bir video için vakit kaybetmeden aşağı bakın
Yönetim
Benzerlik: Sam Presti'nin Spurs organizasyonundan geldiğini daha önce de söylemiştim. Tony Parker'ın seçilmesinde büyük rol oynadığı söyleniyor. Zamanın onu haklı çıkardığı belli. Tıpkı Harden konusunda olduğu gibi (2 senedir Evans veya Curry seçiminin daha doğru olacağı konuşuluyordu. Sebebini bilmiyorum ama ben ne kadar yavaş başlamış olsa da Harden'ın çılgınca gelişeceğini düşünüyordum. Gerçi 2 senedir Evan Turner'dan da benzer bir gelişim beklediğim için beni çok ciddiye almasanız da anlarım.). Her iki takımın da iyi karakterli oyunculardan oluşması rastlantı değil.
Farklılık: Scott Brooks'un iyi bir insan olduğunu, Thunder takım kimyasına ve oyuncuların gelişişmine katkısı olduğunu biliyorum ama 1 saniye... Gregg Popoviç vs Scott Brooks? Yani Platon vs Mustafa Topaloğlu, yani 32 playoff maçı vs 189 playoff maçı. Yani Gregg Popovich 99'da Lakers koçu Kurt Rambis'e ne yaptıysa, Scott Brooks'a da aynı muameleyi münasip bulacak muhtemelen.