Showing posts with label 020 New York Knicks. Show all posts
Showing posts with label 020 New York Knicks. Show all posts

Tuesday, April 2, 2013

Notlar: Heat, Knicks, Sansür...

Popovich, 1 Aralık'ta oynadıkları Heat maçında yıldızlarını dinlendirme kararı almıştı. Akabinde David Stern'in verdiği $250.000'lık cezayla beraber tüm gündem değişmişti: "Koçlar istedikleri oyuncuları istedikleri akşam dinlendirebilirler mi... Geleneklere böylesine ters düşen kararlar 82 maçlık normal sezonun cazibesini erozyona uğratmaz mı... Önceden bilet almış olan taraftarların veya planlarını maça göre ayarlamış televizyon seyircilerinin mağduriyeti nasıl telafi edilecek... Peki ceza gerekse bile bunun yazılı kurallar çerçevesinde ifade edilmesi gerekmiyor mu... David Stern'in kafasına göre cezalar vermesi diktatoryal alışkanlıklara zemin hazırlamaz mı..."

Geçen akşam oynanan rövanş maçındaysa LeBron, Wade ve Chalmers kadroda yoktu. Heat, Spurs karşısında yıldızlarını dinlendirme kararı almış ama bu kararı sakatlık bahanesiyle sunarak kurallara uygun hale getirmişti. Aylardır tartışmaların yoğunlaştığı muvzuya geliyoruz: Sakatlığın ciddiyeti nasıl tespit edilecek?

Tartışmanın neresinde durduğumuz önemli elbette. Fakat usulü belirlemek belki de daha mühim. Usulü belirlenemeyen bir cezaî müeyyide, her daim diktatüre manzarası resmetmeye mahkum olacaktır.

(Not: Çılgın bir istatistik vereyim: LeBron son 5 sezondur normal sezonun son maçını oynamıyor. Birkaç ay önce karaladığım istatistik çalışmasında yıldızların dinlendirilmesi muhabbetinden uzun uzun bahsetmiştim. Mevzu maalesef "yaşlı oyuncuları dinlendirmek" yerine sakatlık bahaneleri sunmak gibi çözümlerle tolere edilemeyecek kadar karışık. Önümüzdeki haftalarda lotarya hedefleyen takımların tanking yapmasıyla -ve elbette ki önümüzdeki sene tüm mesaisini 2014 draft'ı için harcayacak GM'lerin hamleleriyle- iyice bıkkınlık veren bir hale gelebilir normal sezon.)

Win The Game
Nadiren NCAA seyrediyorum. Fakat geçen akşam Heat'in LeBron&aWade'i dinlendireceğini öğrenir öğrenmez Duke vs Lousville maçına göz gezdirmeye karar verdim. NOOOOOOOO! Pitino'nun maç sonu açıklamaları için buralara bir yerlere tıklayınNCAA'in Kuzey Amerika spor coğrafyasındaki en büyük köle ticarethanesi olduğuna dair uzun uzun yazmak istemiştim ama konuşmaya mecalim yok.

-Kevin Ware'den bağımsız olarak sakatlık videoları paylaşma muhabbeti:
4 senedir blog tutuyorum, 1 kere bile sakatlık videosu paylaşmadım. YouTube'a girip sakatlık videoları izlemek beni fazlasıyla üzdüğü için böyle garip alışkanlıklarım yok. Twitter'da birbirine linkler gönderen insanlardan da zerre haz etmiyorum. Fakat...
Sakatlık videolarını kimsenin paylaşmamasını, internetin hiçbir mecrasında bu görüntülerin bulunmamasını talep etmek alabildiğince komik. Kıçımızdan uydurduğumuz ahlak kuralları veya iğrençlik tanımları üstünden internette sansür hayallerine dalınca iq'muz deniz seviyesine iniyor. Dünya'da bazı insanlar böyle görüntülerden haz duyduğu için zilyonlarca gore sitesi var. Hepsini tek tek sansürlemek mümkün değil... ve zaten saçma. Fazlasıyla basit olmasına rağmen tam anlamıyla dahiyane bir fikrim var: Bakmak istemediğimiz linklere tıklamayalım. Fakat...
Herhangi bir uyarı olmaksızın bu görüntüleri sunmak, yani insanların karar vermesine müsaade etmeksizin onların haklarını gasp etmek, yalnızca spor müsabakası seyretmek isteyen insanlara zorla kanlı görüntüler seyrettirmek kabul edilemez. Özellikle televizyonculukta bu görüntüleri haber olarak tanımlayan kurumlar varsa bile insanları önceden uyarmalı ve aynı pozisyonun tekrarını birden fazla kere göstermemeli. Yavaş çekimde gösterenlerin çarmıha gerilmesi de kabulümdür.

Miami Heat'in pick&roll savunması: Birkaç senedir NBA izleyen hemen her insan, Heat’in tercih ettiği pick&roll savunmasını fark etmiştir muhtemelen. İki Heat oyuncusu, rakip ball-handlerın önüne adeta bir duvar örüyor. Bu sayede ya rakibi tuzağa düşürüp topu çalıyorlar ya da ikili oyuna fırsat vermiyorlar. (Uzun savunmacının tuzak kurmak amacıyla rakip balll-handler'a baskıya gelmesi için kullanılan pek çok terim var: hedge, blitz...)
Yukarıdaki resimde Wade ve Haslem, 3'lük çizgisinin dışındaki Gordon'a ikili baskı yapıyor. Perde sonrası içeri devrilen uzunu (Lopez) bir anlığına boş bırakmış gibi görünüyorlar ama topu tutan oyuncuya (Gordon) pas imkanı vermedikleri için ikili oyunu henüz başlamadan bitirmiş oluyorlar.

Başka bir ayrıntı da Mike Miller'ın yaptığı yardım savunması. NBA'de hemen her takım devrilen uzun için yardım savunmasını bu şekilde getirir. (Yani weaksideda yay etrafında bekleyen bir şutörün savunmacısı.) Fakat Miller'ın getirdiği yardım savunmasının zamanlaması önemli. Gordon'un, Lopez’e dengesiz bir pas atmaya cesaret edememesini sağlıyor. Üstelik yardım savunmasını erken getirdiği için esas adamına (Aminu) anında dönebilme şansını da kaybetmiyor.

Pick&roll ihtimali tamamen yok olduğu için Gordon, diğer kanattaki Aminu'ya pas veriyor. Haliyle Haslem, Wade'le beraber Gordon'a yaptığı baskıyı bırakıp Lopez'e geri dönüyor. Miller da kendi adamına (Aminu) geri dönüyor (eğer yardımı geç getirmiş olsaydı, esas pozisyonuna geçmesi de zor olacaktı).
ve Heat agresif savunmasıyla ikili oyunu başarıyla püskürttüğü için Hornets hücuma baştan başlamak zorunda kalıyor.

Şimdiki videoda hem ball-handler'a yaptıkları baskıya, hem de weakside köşeden hemen yardım savunması getiren isim Wade olduğunda senaryonun nasıl geliştiğine dikkat edin.


Heat’in agresif hamleleri rakibin hücumunu bitirmezse, Heat oyuncuları için savunma rotasyonu başlıyor. Şimdiki videoda tek tek oyuncuların reaksiyonlarına bakın. 
Heat önce ilk ikili oyunu püskürtüyor. Daha sonra Hornets sağ köşede Brian Roberts ve Lopez’le yeni bir ikili oyun deniyor. Haslem ve LeBron, Roberts’a ikili baskı yapıyor. Fakat Roberts, pası Lopez’e ulaştırınca, diğer köşedeki Miller yardım getiriyor. Bu defa Miller’ın sol köşedeki adamı (Aminu) boş kalınca, Lopez ona pas atıyor. Fakat Chris Bosh yardıma geliyor ve en sonunda Wade’in de doğru pozisyon almasıyla topu kazanıyorlar.

Tabii Heat’in stratejisini nihaî bir ikili oyun savunması olarak düşünmemek lazım. Pick&roll günümüz basketbolundaki en etkili oyun ve kesin bir çözümü yok. Mesela Bulls’un PnR savunması Heat'in prensiplerine tamamen ters ama yine de etkili. Her takım kendi kadrosuna göre en ideal savunmayı inşa etmeye çalışıyor. LeBron, Wade, Battier... Miami Heat'in atletik ve iyi savunma yapan oyuncuları için bu agresif savunma kalıplarını uygulatmak Spoelstra'nın önemli başarıları arasında.


Mavericks'in video ekipleri genelde çok güzel işler çıkarıyorlar. Hem salonda gösterdikleri, hem de internet için hazırladıkları videolar arasında mega eğlenceli olanları var. Yukarılarda bahsettiğim netameli konuların ağırlığından kurtulmak için YouTube hesaplarına koydukları videolardan ilk aklıma gelenleri liste halinde suuyorum.

2. Nothing stops a Maverick
1. Güllekafa Nowitzki Efendi'nin Feza Maceraları

Knicks sezon başında iki oyun kurucu ve tek uzunla oynuyor, Melo'nun 4 numara oynadığı sistemle oluşturdukları ideal alan paylaşımını, iki oyun kurucunun rahatalattığı (veya Kidd'in çaktırmaksızın kontrol ettiği) nefis pas akışıyla besleyerek rakiplerini mağlup ediyordu. Daha sonra farklı sebeplerle Woodson line-up'larla oynamaya başladı.
-Kidd'in çok fazla dakika alması, yaşı sebebiyle performansına yansıdı.
-Savunmada büyük problemler yaşadıkları için iki numarada Iman Shumpert'ı denedi.
-Woodson garip bir şekilde tüm alan paylaşımını yok edecek bir karar alıp iki uzuna döndü (Hatta Kurt Thomas ve Marcus Camby ikilisini denediğinde balataları sıyırmış ve twitter'da, bunun bir geçiş süreci olduğunu, playoff'larda 4 uzunlu sisteme döneceklerini yazmıştım.).
-Melo'nun sakatlıkları, geldiği gibi giden Amar'e, Chandler'ın sakatlığı ve Kenyon Martin'in gelişi...
Woodson, normal sezon boyunca ortaya çıkan problemler karşısında soğukkanlılığını koruyamamış ve sezon başında kendi eliyle inşa ettiği düzeni, yine kendi eliyle imha etmişti. Son dönemde toparlamış gibi görünüyorlar. Üst üste 8 maç kazandılar. John Schuhmann, bu süreçte tekrar çift oyun kurucuya dönülmesini ön plana çıkarmış. Son dönemde tek uzun kullanmaya gayret ettikleri de unutulmamalı. Şuradan son 8 maçtaki line-up çizelgesine bakabilirsiniz. Ne olması gerektiği aşağı yukarı belli zaten (JR Smith'in, Melo'nun, hatta Kenyon Martin'in iyi performansları elbette ki önemli ama onları özel kılan bireysel başarılar değil, sezon başında inşa ettikleri yapı.).

Knicks'in Heat için ciddi bir tehlike oluşturamayacağı kesin. Fakat ilk turda sorun yaşamamak veya ikinci turda Pacers'la başabaş mücadele edebilmek için kendilerini daha iyi kılan özelliklere sıkıca sarılmalılar.

ps. Mesela Grizz bile sosyalizmden vazgeçse elinde pota altı kalır. Knicks ise alan paylaşımı ve spacing'i bırakınca Gayya Kuyusu derinliğinde bir foseptik çukuruna benziyor.
Rastgele Notlar
-Al Horford neredeyse her özelliğe sahip ve neredeyse her özelliğine hak ettiğinden daha az değer verilen bir basketbolcu.
-Andre Drummond çok az insanın kabul edildiği bir kulübe katıldı.
-LeBron'un Miami senelerindeki hücum tercihleri, şut bölgelerindeki değişiklikler ve sair Kirk Goldsberry infografikleri
-Kobe toplam sayı istatiğinde Wilt'i (31,419) geçerek lig tarihinde en çok skor üreten 4. oyuncu oldu. Jordan'ı geçeceği kesin. Karl Malone ve Kareem'i geçmesiyse kaç sene daha oynamak istediğine göre değişecek. Unutmadan, Kobe aynı zamanda NBA tarihinde en çok şut kaçıran isim.
-Ginobili sakatlandığı için 3 hafta yok. Sezon boyunca sürdürdüğü istikrarsız performansını playoff'ta ne seviyeye getireceği meçhul. Elbette Manu'nun hücuma getirdiği derinlik eşsiz ama artık Spurs'un hücum liderinin Parker olduğunu, Duncan'ın son dönemde MÜK-KEM-MEL oynadığını, Kawhi Leonard'ın muhteşem bir genç oyuncu olduğunu düşününce pek problem yaşamayacaklarını tahmin etmek güç değil.
-Bir perdeden fazlası.
-Yukarılara eklediğim, Hakeem ve Shaq'in bisiklete bindiği fotoğraf, Taco Bell reklamı çekimlerinden.
-MWP Paskalya Bayramı'nı kutluyor. Zaten sakatlığı sebebiyle pinekleyecek bol bol vakit bulan MWP'nin twitter hesabı, paralel evren haber bülteni gibi şu sıralar. Ara ara göz atın.

Tuesday, November 27, 2012

Knicks Playbook'undan Bir Oyun

Yaklaşık 2 hafta önce Jared Dubin, Knicks'in playbook'undaki çok şık bir oyundan bahsetmişti. Pek çok Knicks maçında aynı oyuna rastlamak mümkün. Mesela dün geceki maçın en kritik anında veya Pacers maçında garbage time'da. Oyun şöyle:

I.
James White, Prigioni'ye pas verdikten sonra derinlemesine cut yapıp köşeye gidiyor.
II.
Chris Copeland, Novak ve Camby, Prigioni için perde yapıyorlar. (Top Prigioni'de. Henüz zikzaklı çizgi çekebilmeyi beceremediğim için düz ok yaptım :( )
III
Akabinde Copeland köşeye gidiyor, Novak kanada, Camby ise çembere. Prigioni'ye 3 farklı alternatif sunuyorlar. Tabii ilk opsiyon Novak.
Oyun gerçek zamanlı olarak şöyle görünüyor:
                       

Şimdi vereceğim örneği ben bulmadım. Bahsettiğim yazıda[1] gösterilmiş. Bu defa PG Felton. Yine Novak'a pas veriyor. Novak ise sol köşede bekleyen JR Smith'in adamı kendi üstüne gelince ikinci pası yapıyor ve dip çizgiden 3'lük geliyor.
                                                  

Ve dün akşamki Nets maçı. Aynı oyunu normal sürenin bitimine 1 dakika kala, mola dönüşünde yine oynadılar. Bu defa kanatta Novak değil, Carmelo var. Fakat rakip savunmanın dikkati Melo üstüne yoğunlaştığı için PG (Felton), perdeleri kullandıktan sonra kendisi şut gönderiyor. Brook Lopez, çembere devrilen Tyson Chandler'ı, Felton'ın şutunu bloklamak adına boş bıraktığı için takip smacı gelebilirdi ama Gerald Wallace son anda yetişiyor.
                       
_____________________________________________________
[1]Dubin'in Hoopchalk'taki analizi enfes. Koçluk kariyeri boyunca izolasyona bağımlı (Joe Johnson, Melo) bir hücum benimseyen Mike Woodson'un bu sene Knicks'e oynattığı geniş hücum repertuarından bahsetmiş; 3'lük yayı etrafında hızlı paslar, drible hand-off'lar, off-ball screen'ler, ardı arkası kesilmeyen pick&roll'ler... Meraklıları kaçırmasın.

Saturday, May 26, 2012

Bir Takım Dedikodular


Bobcats
Bobcats'te yeni koç kim olacak? Zilyon tane isim var: Nate McMillan, Dave Joerger, Nate Tibbets, Stephen Silas... Fakat özellikle iki isim dikkat çekiyor:
Patrick Ewing; twitter'da şahane bir yoruma rastladım: "Jordan'ın 20 senelik Patrick Ewing'i yok etme planının son aşaması."
Jerry Sloan; Jordan+Sloan? MJ Wizards'ta Bryon Russell ile bir araya geldiğinden beri böyle abuk subuk bir hisse kapılmamıştım.

Lakers
Magic Johnson playoff'lar başladığından beri Mike Brown'ı eleştiriyor: "Hücumdan bîhaber, Gasol'u kullanmayı bilmiyor, Bynum'ı küstürdü..." Mike Brown kalacak gibi görünüyor ama Los Angeles'ta herkes Kobe'nin etrafında kurulacak daha genç ve atletik bir takım hayal etmekle meşgul. Magic rastgele takas senaryolarından bahsetmiş: "Gasol ligdeki en yetenekli uzunlardan biri, pek çok oyuncuyla takas edilebilir. Mesela Josh Smith. Üstelik Dwight Orlando'dan ayrılmak istiyorsa, Magic yönetimi Bynum'dan daha iyi bir uzun bulamaz." Zaten Mitch Kupchak de takas yapmak için geçen seneye göre çok daha agresif olacaklarını söyledi.

Knicks
Knicks'in Phil Jackson ile anlaşmaya çalıştığı konuşuluyordu. Geçen sene Jackson'ın bingo oynayan dedeler gibi kenarda oturup Lakers'ın süpürülmesini izleyişini herkes hatırlıyor. Hem ruhen, hem fiziken NBA koçluğunu sürdürecek enerji ve arzusu kalmamış gibi görünüyordu. Tabii söz konusu New York olunca herkes akıl&mantık ikilisini bir kenara bırakıyor: "Oyuncu olarak yüzük kazandığı camiayı 40 sene sonra şampiyonluğa taşıyacakmış... 12 sayısı metafizik anlamlar içerdiği için 1 yüzüğe daha ihtiyacı var... Lige dönmeye hazırmış... 50 yaş gençleşmiş..." Phil Jackson şu sıralar hamakta sallanıp adaçayı, kenevir, peyote falan fıstık içiyor bence.
Zaten Knicks yönetimi Mike Woodson ile sözleşme yapmaya karar verdi. James Dolan'ın açıklamaları şöyle: "Mike'ın takımımızı geliştirdiğini ve koçluğa devam etmesi gerektiğini gördük." Woodson normal sezonu 18-6 gibi şahane bir yüzdeyle tamamlamıştı (Lig tarihi boyunca sezon ortası takımı alan koçlar arasında en iyi ikinci galibiyet/mağlubiyet istatistiğiymiş.). Tabii başarının pek çok farklı sebebi var; Carmelo'nun hayvanî performansı ("Artık kendimi tamamen takıma vereceğim." Sapık mısın Melo, daha önce niye vermiyordun?), sakatlıklar sebebiyle sahaya çıkan savunmacı 5...

Florida
SVG'yi kovan Orlando Magic hakkında birkaç kelime: Nate McMillan, Brian Shaw, Paul Silas... ve... (bekleyin, bekleyin, bekleyin...) Phil Jackson. Bravo! Kimsenin aklına gelmemişti.

Spoelstra hakemleri eleştirdiği için 25.000 $ para cezasına çarptırıldı. Pacers üçüncü maçı kazanınca Spoelstra'nın gideceği konuşulmaya başlanmıştı bile. LeBron&Wade ilk defa herkesin beklediği garip organizmaya dönüşünce dedikodular rafa kalktı.

Maçı nasıl domine ettiklerini rakamlarla anlatmak imkansız. Yalnızca iki kişi maç yapıyormuşçasına dalga dalga Pacers'ın üstüne gittiler. Derin bench'e sahip olan Pacers müdafaada herkesi deniyor ama LeBron&Wade Bizans kalesine dalmış Kara Murat gibi önlerine geleni yok ediyordu. Yalnızca hücumdan bahsetmiyorum üstelik. Bosh'u kaybedince takımın uzun rotasyonu büyük abdest kıvamına geldiği için rakip uzunları rahatsız etme görevini de üstlenmişlerdi.
4. maç: %54'le 70 sayı, 27 ribaunt, 15 asist
5. maç: %64'le 58 sayı, 13 ribaunt, 10 asist (Tabii bu maç 32 sayı farkla bittiği için son dakikalarda oynamadılar.)
6. maç: %60'la 69 sayı, 16 ribaunt, 10 asist
Lance Stephenson henüz 3. maç bitmeden ellerini boğazına götürüp choke hareketi yapmış ve LeBron'un nefesinin kesildiğini anlatmaya çalışmıştı. Kozmos bu çocuğa sakinlik bahşetsin.

Bird
Larry Bird Pacers'taki görevini bırakıyor. Herhangi bir mevkide uzun süre kalmaktan hoşlanmadığını defalarca söylemişti zaten. Tablo şöyle: En iyi çaylak (1979), MVP (1984/85/86), Finaller MVP'si (1981/84/86), Yılın Koçu (1998), Yılın Menajeri (2012). Buradan herkese gözdağı veriyorum: Be clever!


Clippers
Vinny del Negro'nun kontratında takım opsiyonu var. VDN ile Sterling'in arası iyi ama opsiyonun kullanılmayacağı konuşuluyor. Sezon içinde bile CP3'nin başka bir koçla çalışmak istediği, yönetime baskı yaptığı yolunda dedikodular çıkmıştı. Düşündükleri isimlerin başında Scott Brooks (Thunder ile yeni kontrat imzalayıp imzalamayacağı playoff sonrası belli olacak.)  geliyormuş. Sessizce huzurlarınızdan ayrılıyorum.
-Bunlara 'oyun' deniyor
+Anlayamadım
-Sahada nereye gitmemiz gerektiğini anlatıyor; boş adamı nasıl buluruz, kim şut atacak... Bunun gibi şeyler.
+'Taş kağıt makas'a ne dersin?

Thursday, May 10, 2012

Knicks Elendi

Playoff'lar başlamadan önce Carmelo çılgın atıyor, her akşam 30+ sayılara ulaşıyordu. Herkes merak içindeydi; Carmelo Miami'ye karşı koyabilir mi? Lin'den sonra Shumpert'ın sakatlanması serinin kaderini değiştirecek, Knicks'i süpürülmeme mücadelesine itecekti. Playoff'larda büyük skorerlerden (Yani Carmelo gibi ligin en iyi 3 skorerinden biriyseniz) beklenen belli: takımın ne kadar kötü olursa olsun bir maçta 40+ at ve süpürülmeyi reddet. Geçen sene Boston serisinin 3. maçında olağanüstü oynamış ama ucu ucuna galibiyeti kaçırmıştı. Bu defa kendinden beklenen asgari başarıya ulaşmanın rahatlığını yaşıyor. Üst üste en fazla playoff maçı kaybeden (13) takım için galibiyetin anlamı büyük. Tabii Carmelo uzun yıllar süren uğraşları sonucu öyle bir istatistiğe imza atmış ki, insanlık olarak taşak geçmek zorunda kalıyoruz: 50+ playoff maçı oynayan basketbolcular arasında en kötü galibiyet/mağlubiyet yüzdesine sahip oyuncu (son 25 sene). Kritik anlarda ön plana çıkmakla övünen biri için olabilecek en boktan haber olsa gerek.
Knicks'in savunmasıyla maçları kazandığı malum. Tyson Chandler grip olduğu için ilk iki maçta iyi performans gösterememişti. Kabul. Fakat seri boyunca DPOY ünvanına yakışacak şekilde oynamadığı da aşikar. Zaten çemberi savunacak diğer isim Amar'e olunca... HAHAHAHA... Neyse siktir edin.

Shumpert'ın ön çapraz bağlarından sakatlaması büyük talihsizlik. Baron Davis'in sakatlık görüntüleri kusmak isteyenler için birebir. Fakat en çok konuşulan sakatlık Amar'e'den, yangın söndürücüleri yok etmeye and içmiş bir adamdan geldi. Gazeteler Amar'e'yi aptal ilan edecek, Knicks taraftarları nefretle dolacak, internet geyikleri zirve yapacaktı. Seneye ne olacağı meçhul. Yavaş tempo ve izolasyonlarla etkili olan Carmelo, run&gun'ın çocuğu Amar'e ile beraber oynamakta güçlük çekiyor. Fakat takas seçeneği pek mümkün değil; 3 sene için 60 milyon $'lık kontratla kimse Stoudemire'ı almaz gibi görünüyor.

                         
Office Space,  Amar'e ve Yangın Söndürücü


Hem Carmelo'nun, hem de Novak&JR önderliğinde 3'lük yağmurunun (çiseleyemediler bile) birer maç kazandıracağını düşünmüştüm. Miami centilmence süpürmeyi tercih etti. Artık Knicks cephesinde gözler yaz aylarına çevrildi; takas senaryoları, Lin haberleri, koç dedikoduları... Mesela şimdiden Phil Jackson'ın peşinde oldukları, senelik 15 milyon $'ı aşan[1] bir kontrat önerecekleri konuşuluyor. Şu sıralar emekliliğin tadını çıkaran Phil Jackson Vişnu ne verdiyse (salvia, peyote, adaçayı...) takılıp meditasyon yapıyor muhtemelen: "çoluk çocuğun egosunu törpülemekten imanım gevredi amk." Geri gelebilecek motivasyonu bulabilir mi? En son gördüğümüzde Dallas'a süpürülmemek için çaba harcayacak mecali kalmamıştı. 11 şampiyonluktan sonra, hâlâ çılgınca Knicks'i şampiyon yapmak istese[2] bile fiziksel durumu müsaade etmeyebilir.
______________________
[1]Gregg Popoviç 6 milyon $ ile zirvede şu an.

[2]Eski New York Knick oduğunu, Knicks'le şampiyonluk yaşadığını zaten herkes biliyor. Üstelik 12 sayısı da spritüalist muhabbetlerde epey yer tutar. Koç olarak 12. şampiyonluğunu Knicks'te yaşamak mega abartılı (Ne su kaçırması, ne hortumu; eşşeğe kanalizasyon borusu bağlamak gibi bir fenomen) bir başarı olur.

Friday, May 4, 2012

Bir Takım Haberler

KNICKS vs HEAT 3. MAÇ
Maçlar başlamadan önce Knicks için hayli sikimsonique bir tabloyla karşı karşıyaydık: Wade'i yavaşlatması beklenen Shumpert (takımdaki tek elit dış savunmacı ve en güvenilir guard) dizinden sakatlanmıştı, Amar'e elini kesmişti, Lin'in sakatlıktan dönemeyeceği açıklanmıştı. Üstelik Knicks tarihin de sillesini yemişti. Bugüne dek 2-0 öne geçmiş olan takımların %92.4'ü seriyi almış. Heat 2-0'dan asla seri vermemiş zaten.

Chris Bosh maç sabahı baba olduğu için Miami'de hastaneye gittiği, vaktinde MSG'ye yetişemeyeceği konuşuluyordu. Amar'e olmaksızın pota altından sayı üretemeyen Knicks için fantastik bir haber. Wade&LeBron kariyerlerinde ilk kez MSG'de bir playoff maçına çıkacaklardı. Son anlara beraberlikle girilirse avantajın Knicks cephesinde olacağı belliydi. Hem Bosh yetişecek, hem de son çeyrekte LeBron'dan gelen 17 sayıyla son dakikalar anlamını yitirecekti.
                       
Bir haftadır Dünya'da NBA izleyen her insan Knicks'in top kaybı yapmaması gerektiğini, Heat'in tüm ligde en iyi hızlı hücuma çıkan takım olduğunu söylemekten harap ve bîtap düştü. Ama nafile. Dün akşam Knicks 22 basket attı, 18 top kaybı yaptı. İntihar. İlk yarıda Miami de korkunç oynadığı için pek anlaşılmayacaktı tabii. İlk yarı bittiğinde her iki takımın şut yüzdesi de %35'in altındaydı. Neden? Çok çirkin basketbol oynandı çünkü. Tıka basa izolasyonla dolduk. Kimse top çevirmiyor, herkes iso istiyor, 1 on 1 dışında hiçbir hücum prensibi uygulanmıyordu: Wade, LeBron, Anthony, JR, hatta Landry Fields ve Chalmers... Yeter amk, tıka basa doldum. Önümüzdeki 3 gün boyunca izolasyon görürsem 12 saat boyunca durmaksızın kusmayı planlıyorum.

Eğer Knicks süpürülmek istemiyorsa Mike Woodsen engin bilgi ve tecrübelerime kulak versin.
1. Oyun ritmini yavaşlatmak Knicks'in lehine ama hücumlara başlamadan önce 3'lük çizgisi dışında 14 saniye beklemenin anlamı yok. Peki topu bir dış oyuncuya verip çemberden kilometrelerce uzakta hücum başlatmak yerine ne yapmalısınız? Çok çılgın bir fikrim var. Uzuna pas verip dış oyuncu cut yapabilir mesela (Basketbol 101).
2. JR Smith'i ilk kez böylesine canla başla savunma yaparken gördüm, bir şekilde 4. maçta da müdafaaya konsantre olması lazım.
3. Novak 20 dakika oynadı ve oyuna her girdiğinde vahşi Heat kısalarının markajı altında kaldı (3. çeyrekte yaptığı iki top kaybı en bariz örnek.). Ya top çevirip (Carmelo duy sesimi!) boş adamı bulmalı, ya da Novak+JR ile sahada durup birden fazla 3'lük tehdidi oluşturmalısınız (Bu kadar bariz bir şeyi niye yapmıyorsunuz lan?).
4. Heat'in yumuşak karnı belli: İlk 3 çeyrekte Tyson Chandler hareketliyken topla buluştuğunda 4 sayı atıp 3 faul yaptırdı (Maçı indiriyorum, bunun görüntülerini YouTube'a atınca ne demek istediğim daha iyi anlşaılacak.). Haslem&Bosh'un fiziken hareketli uzunlara karşı durabilmesi imkansız.

Uzun lafın kısası dağ tek hücreli canlı doğurdu. Knicks son 11 senedir playoff'larda hiç maç kazanamadı (Seattle Supersonics ise bu sürede 8 maç kazanmış.). Birkaç gün öncesine dek üst üste en fazla maç kaybeden takım Memphis'ti: tam 12 maç. Knicks bu sayıyı 13'e çıkarıp rekor kırmanın haklı gururunu yaşıyor şu sıralar.


CLIPPERS vs GRIZZLIES
Elimizde kalan heyecan verici tek ilk tur serisi. Son maç hakkında garip bir istatistik verip kafanızı meşgul edeyim bari. %57'yle saha içi isabet, %56'yla 3'lük... Bunlar Clippers'ın yüzdeleri. Maçı 7 sayıyla kaybeden takımdan bahsediyoruz. Grizzlies'in hem bu maçı almasında, hem de hekesi korkutmasında iki temel sebep var: ribaunt ve topa baskı. Z-Bo tam olarak iyileşmemiş olmasına rağmen çok fazla hücum ribauntu aldılar. Grit&grind denen zımbırtı sayesinde Clippers'ı 20 top kaybına zorladılar (88 hücumda. Oha!).

Unutmadan oyuncular kıvama gelmiş, birbirlerinden nefret etmeye başlamışlar ("İşte playoff bu!"). Taraftarlar da benzer bir psikolojiye girmiş anlaşılan. Geçen akşam tribünde Anders Breivik'in küçüklüğünü gördük


WITHOUT BIAS

Bu akşam NTVSPOR'da ESPN'in hazırladığı belgesellerden biri yayınlanacakmış: Without Bias. Len Bias'in korkunç hikayesi anlatılıyor. Belgesel güzel ama izledikten sonra hemen coşmamak, "Jordan vs Bias" naralarıyla CD'yi çizmemek lazım. Bias Jordan'a rakip olabilir miydi? Bilemiyoruz. Yalnızca 80 sonlarında tüm ligi tokatlayan muhteşem bir skorerden değil, 90'larda basketbola hükmeden, gelmiş geçmiş en büyük baksetbolcudan bahsediyoruz; ne olursa olsun galibiyete ulaşan, iradesini kozmosa kabul ettiren bir adamdan. Bias kolejde inanılmaz bir oyuncuydu ve kesinlikle all-star, hatta süper yıldız seviyesine gelecekti. Fakat Jordan?
                         
David Skywalker Thompson gelmiş geçmiş en büyük kolej oyuncularından biridir. Hatta Jordan'ın da mezun olduğu North Carolina'nın en büyük oyuncusudur. Fakat başına gelenleri, uyuşturucu ve gece hayatı yüzünden kariyerinin sona erdiğini biliyoruz.

Tabii Bias Bird'in Celtics'ine katılacağı için takım oyunu ve kazanma kültürü içinde pişecekti. Üstelik Doğu Fonferansı'nda fiziken Barkley ile kapışacak, yalnızca kazanmaya odaklanmış Jordan'la mücadele edecekti. Genellikle oyuncular, rakiplerini yenebilmek için daha çok çalışmak zorunda kalırlar. Mesela Magic ligdeki ilk senelerinde eğlencesine bakıyordu (evet, 80'deki epik final performansına rağmen.). Bird'in 84'te Magic'i yaktığını, küllerini havaya savurup şampiyonluğa uzandıktan sonra Magic'in hırslandığını biliyoruz. Peki Jordan'dan daha zorlu bir rakip düşünülebilir mi?

Bias'in 90'larda boston'u tek başına sürükleyip sürükleyemeyeceğini bilmiyoruz. Ama Celtics'le beraber yapabilecekleri insanın ödüyle bokunu harmanlıyor. 2012'den bakınca her şey açık. 2 sene içinde Bird ve Mchale'in büyük sakatlıklar geçireceğini biliyoruz (Bird 1988/89'da 6 maç oynayabildi.). Eğer forvet rotasyonuna Bias girse her ikisi de dinlenme fırsatı bulacaktı. 80 sonlarında lige süper atlet forvetler geldi. Çılgın ayak fundamental'ına rağmen yaşlanmaya başlayan Mchale'in yeni uzunlarla mücadele etmesi çok zor oluyordu, Bill Walton kariyerinin sonuna gelmişti, Celts kadrosu yaşlanıyordu... Şimdi gözlerinizi kapayın ve 86'da şampiyonluğa ulaşmış Bird-Mchale-Parish'in yanına Bias'i yerleştirin. getireceği gençlik ve atletizmle Celtics'in hücumunu çok çok çok daha derinleştireceği belli (hızlı hücumlar, genel olarak oyun ritmi, Bird'in paslarından gelecek 2.5 milyon alley oop...). Kadronun çok daha fazla dinlenmiş olarak playoff'lara kalacağı belli. Bias'in inatçılığının Doğu'daki yeni dominant güç olan Pistons'a karşı ilaç olacağı belli. Bias oynayabilseydi muhtemelen tüm lig tarihi değişecek, Bird en az 5 yüzükle kariyerini tamamlayacak, 90'larda asla yaşayamadığımız Bulls vs Celts rekabetiyle orgazmdan orgazma koşacak, yüzlerce efsanevî maça şahit olacaktık: Jordan vs Bias, Barkley vs Bias, Malone vs Bias, Worthy vs Bias... Daha fazla uzatmaya, gün boyu feryat figan gezmeme gerek yok. Akşam belgesel yayınlanacakmış zaten (Garip not: Bias'in kardeşinin de NBA seviyesine ulaşabileceği düşünülen bir basketbolcu olduğunu ve birkaç sene sonra öldürüldüğünü biliyor muydunuz?)

Larry Bird demişken, 31 sene önce dün (3 mayıs) ne olduğunu hatırlatayım. Konferans Finalleri, 7. maç. Dr j'in Sixers'ı, Bird'in sürüklediği Celtics'le oynuyor. Maç bitmek üzere. Larry Bird topu alıp maç kazandıran basketi atıyor: 91-90. Celtics finallerde Moses'lı Rockets'ı da eleyip şampiyonluğa uzanacak. "Dave Cowens olmadan Celtics bir şey yapamaz" diyen bazı eziklere kapak ol... yok lan o kadar da gaza gelmedim.
                                                       

Tuesday, May 1, 2012

Playoff'lar 3. Gün

Pacers Tek Çeyrekte Kazandı
Knicks vs Heat ve Mavs vs Thunder maçlarına denk geldiği için tabii ki baştan sona izlemedim. Ara ara bakma şansım oldu. Pacers hücumları ilk yarıda işlemedi. George Hill ve Paul George etkili olamadılar. Orlando'nun zayıf karnını deşebilecek olan Hibbert yalnızca tek şut kullandı (oha) ve 2 sayı üretebildi. Glen Davis'in pota altını domine ettiğine şahit olduk. Takım olarak Magic 12 hücum ribaundu aldı ilk yarıda. Sürekli ikinci şans sayıları buldular.

Üçüncü çeyrekte işler tamamen değişti: 30-13. Paul George (Taraftarın en çok sevdiği oyuncu. D-Wade seviyesine gelebileceğini düşünüyorlar Indiana'da.) ve David West'in sürüklediği hücumlardan sonra Magic sudan çıkmış, hatta tavada pişirilmiş balığa döndü. Paul George T-Macvâri şutlarda isabet kaydetti. İkinci yarıda Tyler Hansborough da klasik psikopatlıklarını sergileyince pota altı hakimiyeti Pacers'a geçti: 11 hücum ribaundu. Orlando kısalarını sürekli top kaybına zorladıkları için hızlı hücumlarda 22'ye 2'lik bir fark yakaladılar. Pacers tek çeyrekte maçı bitirdi.


Heat vs Knicks 2. Maç
Knicks cephesinde elit dış savunmacı olarak tek isim vardı: Iman Shumpert. Son aylarda sağlık sorunlarıyla boğuşan Wade'i durdurması bekleniyordu ama sakatlanınca Wade'i savunma görevi Landry Fields'a kaldı. D-Wade atletizmiyle Fields'ı ezdi, pestil kıvamına getirip bıraktı: 18'de 11'le 25 sayı, 4 ribaunt, 4 asist. Birkaç gün önce yaptığı açıklamalar gazetelerde geniş yer bulmuştu: "Miami'de birisine takım lideri diyeceksek, en fazla ön plana çıkan oyuncu LeBron. Aynı anda çok fazla şey düşünebiliyor. Maçta ve antrenmanlarda kafasındakileri bize söylemeli. LeBron'daki basketbol IQ'sunun eşi benzeri yok."

Büyük 3'lü çok iyi oynadı. Tabii Knicks'in korkunç savunması da parlak performanslara zemin hazırladı. Geri koşamadılar. Carmelo'nun kendini hücuma saklamak zorunda olduğu malum. Ama insan geri koşmaya biraz gayret eder. İnsaf. Dış savunmanın bombok olması yetmezmiş gibi Miami Haslem&Bosh ikilisi sayesinde hala grip etkisindeki Chandler'ı dışarı çekip penetre alanı buluyor. Amar'e zaten Amar'e. Show up yapmaya bile üşendiği için Heat kısaları sürekli boş şut imkanı buluyor. Seri başlamadan önce Novak&JR Smith ikilisinin 3'lük yağdırarak bir maç kazanacaklarını yazmıştım. Bugün Miami %44'le 9 üçlük attı. Knicks ise %33'le 5 isabet kaydedebildi yalnızca.
                           
Bu pozisyonu başka kamera açılarından izlemek daha zevkliydi ama bulamadım. Amar'e önce Melo'nun kapatacağı alana hareketleniyor. Pota altını boş bıraktığını fark edince umtsuzca havaya zıplıyor; ya blok yapmaya çalışıyor ya da zeybek oynuyor. Daha sonra LeBron'un üstüne düşerek basket+faul'a sebep oluyor. Üstad iş başında.


Melo maça fırtına gibi başladı: ilk çeyrekte 11'de 6'yla 15 sayı. Fakat neredeyse hiç destek bulamadı. Amar'e şubat ayında kardeşini araba kazasında kaybettiğinden beri kafaca leyla oldu ama artık sorumluluk alması lazım. Pick&roll'ü bitirmek için potaya devrildiği her pozisyonda etkili olmasına, Haslem ve Bosh'u faul yapmaya mecbur etmesine rağmen çok az şut kullandı. İkinci yarı başlarken Carmelo'nun seri boyunca kullandığı şut sayısı 35'ti; Amar'e'nin ise 10. Vallahi bu tabloda hem Amar'e, hem de kısaların hatası var. Oyun kurucularınız Baron Davis ve Mike Bibby (Açmayın dedeler) olunca hızlı paslaşma gibi bir ihtimal kalmıyor zaten. Üstelik Amar'e de top istemeye üşenince hücum dengesi alt üst oluyor. Miami iki maçta 60 serbest atış kullandı; Knicks ise 30.

Unutmadan Amar'e maç sonrası soyunma odasına giden koridorda cam kapaklı bir dolabı yumrukladığı için elinde ciddi bir kesik oluşmuş (bkz. İçinde yangın söndürme tüpü olan dolabın görüntüsü). Hatta soyunma odasında her yer kan içindeymiş. Olay basına yansıdıktan sonra şöyle bir espriye rastladım: "Amar'e finally attacking the glass (Türkçe'ye çevirmek zor ama şöyle bir şey: Amar'e sonunda cama/potaya doğru hücum ediyor." En az bir maç kaçıracağı konuşuluyor. Knicks en önemli ikinci oyuncusunu kaybedecek ama sezon boyunca en başarılı olduğu sisteme dönecek: Carmelo 4 numara oynayacak.

Not: 2001'den beri playoff maçı kazanamayan Knicks üst üste 12. playoff mağlubiyetini aldı. Memphis'in rekorunu egale ettiler. Kutlu olsun!


Thunder vs Mavericks 2. Maç
Mark Cuban "Seneye D-Will'i kadroya katabiliriz. En iyisi bu sezon takımı biraz boşaltalım, bütçede boşluk yaratalım. Nowitzki de sayı mayı atıyor zaten. Birkaç maç kazansak yeter" gibi enfes bir düşünce diyagramıyla şampiyon kadronun bazı önemli oyuncularını bile bile kaybedince Nowitzki'nin üst üste şampiyonluk hayalleri suya düşmüştü. İlk maçı ucu ucuna kaybetmek sinirlerini bozmuş sanırım. Daha maçın başında hem Ibaka'yla atıştı, hem de oyun durmuşken Perkins'e hafifçe omuz attı. Şu sıralar tek arzusu OKC'yi devirmek (Zaten şampiyonun ilk turda elenmesi şahane bir olay sayılmaz.).
                         
OKC maçı yine son saniyelerde kazanacaktı. Mavs'in Dallas'ta daha da sinirli olacağına şüphe yok. Bu akşam ilk maçtaki senaryonun aynısı icra edildi. Oklahoma cephesinde yeni bir şey yok. James Harden maçtan önce şöyle konuşmuştu: "İlk maçta iyi oynayamadık ama maçı kazandık. İkinci maçta çok daha iyi oynayabiliriz. İyi oynadığımızda neler yapacağımızı düşünebiliyor musunuz?" Ligin en iyi ve derin kadrosuna sahip olduğunuz için şampiyonluğun mutlak favorisi olurdunuz herhalde. Tabii önce iyi oynamak zorundasınız. James Harden kardeşim, süper bir insan olduğunun farkındayım ama sizin oyununuz bundan daha iyi değil maalesef. Sen ve iki arkadaşın o gün iyi şut atıyorsa "biraz daha iyi oynadık" diyorsunuz. Başka bir olayınız yok. Akıl almaz derecede yetenekli olduğunuz için son anlarda elleriniz titremiyor. Bu satırları okuduğuna şüphem yok. Umarım söylediklerimden ders çıkarırsınız.

Shawn Marion Durant'i yavaşlattığı (uzun kolları sayesinde ligde bu işi en iyi yapan oyuncu olabilir.) için Westbrook'un bu seride skorer olarak ön plana çıkması gerekiyor. Dede Kidd, çelimsiz Terry ve şişko Vinsanity'nin Westbrook'u durdurabilmesine imkan yok; zaten 29 sayıyla oynadı. Fakat maç yine son toplara kaldı. Dallas 4. çeyrekte %33'le oynamasa (Son 1 dakikada Nowitzki ve Terry'nin çok kritik şutları kaçtı.) rahatlıkla galibiyete uzanabilirdi. OKC bu sene 3. kez son saniyelerde Mavs'i mağlup etmiş oldu.


ps. Bu akşam 70+ serbest atış kullanıldı (Burada 1 saniye ara vereyim ki rahat rahat "çüş" deyu bağırın). Hakemler gerginlikleri önlemek için sürekli düdük çaldılar (bazıları da çok gereksizdi.) ama 3. maçta kan çıkacak muhtemelen.

Sunday, April 29, 2012

Heat vs Knics 1. Maç

Seriden umudunuzu kesmeyin. Dün New York'un bazı maçlarda fark yiyebileceğini yazmıştım. Çabucacık dağılabiliyorlar çünkü. Playoff'taki son galibiyetlerini 12 sene önce aldılar[1]. Bu sene maç kazanacaklarına emin(d)im. Fakat Iman Shumpert vakası işleri allak bullak etti.

Knicks'in guard rotasyonu zaten korkunç durumdaydı. Lin sakatlandıktan sonra Baron Davis ilk 5 başlıyor, Mike Bibby bench'ten geliyordu[2]. Shumpert hem çok iyi savunmacı olduğu için sağlık sorunlarıyla boğuşan Wade'i savunacak, hem de guard rotasyonunda en güvenilir isim olacaktı. Sakatlandı. D-Rose'dan birkaç saat sonra, ön çapraz bağları koptu. Playoff'lar için daha kötü bir başlangıç hayal edemiyorum; şampiyonluk favorisinin tek süper yıldızı ve en dramatik serinin kilit oyuncularından biri sezonu kapattı.
Miami'nin, hareketliyken topla buluşup potaya yüklenen uzunları engelleyemediğini söylemiştim. Uzun oyuncuları olmamasına rağmen kısalar çok iyi alan kapattılar. Özellikle Shane Battier Amar'e ve Chandler'ın önüne geçip bol bol hücum faul yaptırmayı başardı.

Hücum faul demişken, Knicks'in yapacağı top kayıplarının çok kritik olduğunu, Wade&LeBron'un hızlı hücumlarda durdurulamadığını herkes biliyor. Knicks tam 24 top kaybı yaptı. Miami maç boyunca Knicks kısalarına çok iyi baskı yaptı. Tıpğkı hızlı hücumlarda olduğu gibi savunmada da ara ara çıkabildikleri fantastik bir seviye var. LeBron'un ligin en iyi 3 dış savunmacısından birine dönüştüğü biliniyor. Fakat son dönemdeki formuyla Melo'nun koaly kolay durdurulamayacağı konuşuluyordu. LeBron olağanüstü savunma yapmak bir yana Carmelo'nun çok fazla topla buluşmasına bile izin vermedi. Normal sezonun son bir ayında 30 sayı ortalamayla oynayan Melo 15'te 3'le 11 sayı bulabildi yalnızca. LeBron hücumda ise tek başına Knicks'i dağıttı. 3 çeyrekte 32 sayı (14'te 10); 4 top çalma, 4 ribaunt ve 3 asist de cabası. Knicks ilk 5 oyuncuları ise toplam 30 sayı atabildiler.

LeBron'un maçtaki bir hareketiyse bence epey komik. Tyson Chandler[3] LeBron'a çok sert bir faul yaptı. Ama o kadar; çok sert (Chandler oyundan atılsa sinirden izlemeyi bırakırdım.). Lebron (tank gibi, dağ gibi adamdan bahsediyoruz.) alenen abartıyor. 10 sene boyunca sırtında Dünya'yı taşımış ve sonra boyun fıtığı olmuş Atlas gibi görünüyordu mübarek. Zaten derdim sadece bu pozisyonla alakalı değil. Senede 40+ Miami maçı seyrediyorum muhtemelen, LeBron bunu hep yapıyor. Hatta süper yıldızların neredeyse tamamı böyle sikimsonique alışkanlıklara sahip. Artık playoff'lardayız, hatta Knicks vs Heat maçındayız. İnsaf.
                                     
Son olarak hakemler. Miami lehine fazlaca mı düdük çaldılar? Eh işte. Playoff ilk maçında ev sahibi avantajıdır diyor ve bırakıyorum. Knicks 11 serbest atış kullandı; Heat ise 33. Tabii potaya çok daha fazla yükleniyorlardı. Atışların 20'si topu alıp kendi başlarına bir şeyler yaratan[4] LeBron&Wade'den geldi zaten.
_________________________________________
[1]Bunda Eddie Curry'nin ligdeki yeni dominant uzun olabileceğini düşünen, Marbury'ye direksiyonu teslim eden Isiah Thomas'ın payı çok büyük.

[2]İnsan kendini 2004 senesinde sanıyor.

[3]Grip olduğu için oynamayabileceğinden korkuluyordu. Chandler olmayınca Knicks müdafaası tamamen dağılıyor çünkü. Oynadı ama erken faul problemine girip çıkmak zorunda kaldı. 

[4]İstatistik: LeBron&Wade'in bulduğu 18 basketin yalnızca 2'si asist üstünden geldi. Takımın geri kalanı 14'ü asist kaynaklı olmak üzere 16 basket buldu.

Saturday, April 28, 2012

2012 NBA Playoff'ları - 1

Evet, arkadaşlar. NBA'in en sevdiğim kısmı olan normal sezon sona erdiğine göre bundan sonra maç seyretmeyeceğim. Herkese teşekkür eder, blog'u takip ettiğiniz için gözlerinizden öperim. Seneye Charlotte Washington maçlarında görüşmek dileğiyle hoşçakalın. (Kaan Kural: Hoşçakalın!)

Golden State bilerek maç kaybediyormuş, Charlotte kaybetme rekoru kırıyormuş, Pistons asist yaptığında türküler şiirler yazılıyormuş... Yeter lan! Son iki haftadır beyin ölümü gerçekleşti bende. Basketbol izleme vakti gelmiştir, herkes derin bir nefes alsın. Takımlar antrenmanlarda birbirlerinin güçlü ve zayıf yanlarına göre çalışacaklar, maçlardaki gerginlikler sonraki maçlarda büyüyerek tekrar karşımıza çıkacak, kazanan kaybedeni evine gönderecek. Artık oyuncuların tek amacı 7 maç boyunca karşılaştığı basketbolcuları mağlup etmek. Lafı uzatmaya gerek yok. Ak koyun kara koyun ortaya çıkacak: Kim kendini basketbola adamış, kim biraz para kazanıp hava atma derdinde; kim her ne olursa olsun kazanmak istiyor, kim eğlencesine oynuyor; kim winner, kim loser... Bayanlar ve baylar, NBA Playoff'ları başlıyor.

1 haftadır nereye baksak playoff tahminleriyle karşılaşıyoruz. İlk başta ben de hevesliydim ama artık sıkıldım. Seri tahmini yapmaktansa takımların oyun tarzları, son durumları ve eşleşme problemleri hakkında yazmaya karar verdim[1]. İlk akşam başlayacak seriler


BULLS vs SIXERS
Sixers'ın kısa oyuncular üstüne kurulduğunu, sezon başında genç ve enerjik bir takım oldukları için şahane savunma yaptıklarını, topu paylaşmaya çalıştıkları için çok az top kaybıyla oynadıklarını herkes biliyor. Fakat sıkıştırılmış sezon ilerledikçe takımın konsantrasyonu azaldı ve sürekli savunma yapmaktan bıktılar. Doğu 3.'lüğüne dek yükselmiş olan takım all-star sonrası serbest düşüşe geçti. Hatta 8. sıraya son anda tutunabildiler.

Sixers çok iyi bir savunma takımı. Rakibe en az sayı şansı tanıyan üçüncü takım (89,4). Fakat karşılarında ligin en iyi savunma yapan takımı var: Bulls; 2 senedir en az sayı yiyen takım. 2000'lerin ortasındaki Spurs ve 2008 Celtics'ten beri bu kadar iyi savunma yapabilen, rakibin hücum anlayışını allak bullak eden başka bir takım gelmedi. Şampiyon Celtics'in savunma koçu olan Thibodeau ve kendini basketbola adamış oyuncular çok acayip bir kimya yarattı.

Sixers savunmada mücadelesini verecektir ama esas sorunlarının Bulls savunması karşısında daha da dramatik bir hal alacağına şüphe yok: Sayı. Boyalı alan skor üretiminde sondan 8. takım Sixers. Şahane dış şutörleri yok. Maç sonları zaten facia. Son çeyreklerde en az sayı üreten 5. takım (evet, üşenmedim baktım.). Uzatmalarda da aynı performansı muhafaza etmişler. Maşallah. Iguodala olağanüstü bir sidekick ama birinci adam olarak pek fazla işe yaramıyor. Az biraz Lou Williams'ı saymazsak maç sonlarında güvenebilecekleri bir çift bilek yok. Hücumlar tıkanınca Sixers'ın skor üretimi kangren oluyor.

Bulls cephesindeyse D-Rose'un sağlık durumu belli değil. Sezonun neredeyse yarısını kaçırdı. Playoff ilk turunda %75'le oynayabileceği tahmin ediliyor. Hem Rose'un ritim bulması, hem de bir süredir süper yıldızı olmadan oynayan Bulls'un Rose'lu düzene alışması vakit alacaktır. Aslında Rose oynamasa bile Bulls serinin favorisi olurdu (ve ikinci turda elenirdi.). Bench'leri çok derin. Tempolu oynamadıkları için çok sayı atmadıkları zannediliyor ama hücumları da çok etkili; pozisyon sayısına oranlayınca ilk 5'teler. Sixers savunmada mücadeleyi bırakmayacağı için maçların çoğu az farkla bitecek ama Bulls seriyi 4-1 kazanacak muhtemelen.

Rose'un sağlık durumunu saymazsak Chicago'daki temel sorun belli: Boozer'ın hücumu. Pek savunma yapmadığı, mücadele etmediği için Chicago seyircilerinin tepkisini çekiyor, hatta ara sıra yuhalanıyordu. Üstelik Bulls taraftarı Philly ya da New York seyircisi gibi herkesi yuhalama heveslisi değildir. Boozer'dan birkaç ay öncesine dek (Boozer geçen sondan biraz daha iyi.) nefret ediyorlardı. Savunmada mücadele etmeyeceğini anladılar ama haklı olarak hücumda sorumluluk almasını bekliyorlar.

Utah'tayken ligin en iyi pota altı bitiricilerinden biri olan Boozer hücumda da değişti; son senelerde pota altına girmeye üşenen, orta mesafeden şut atan bir oyuncuya dönüştü. Şu sıralar pota altı hücumuyla ilişkisi, bir pandanın seksle ilişkisine benziyor[2] Şutu istikrarlı olduğu için göze batmıyor olabilir ama Boozer içeriden oynadığında Bulls başka bir seviyeye çıkıyor; Derrick Rose da bunu ifade etmişti: "Boozer'ı içeride besleyebildiğimizde[3] hücumumuz çok daha derinleşiyor." Boozer potaya yüklendiğinde rakipler faul problemine girecekler, bazen iki savunmacıyla pota altını kapatmaya çalışacakları için Bulls dış oyuncularına boş şut imkanı doğacak. Tabii ki Boozer'ın orta mesafe şutu çok önemli (Savunmacısını dışarı çekince D-Rose'a penetre alanı açılıyor.) ama ondan ilk beklenen pota altında bitirici olması.

Bulls boyalı alandan maç başına 40 sayı buluyor. Bu alanda 20. sıradalar (lig birincisinden bahsediyoruz.). Sixers'a karşı sorun yaşamazlar ama sonraki turlar çok kritik. Mesela Miami. Savunmakta güçlük çektikleri 3 tip oyuncu var: (a)Hareketliyken topu alıp potaya yüklenen uzunlar, (b)topu aldıktan sonra gücü ve bildiği hücum numaralarıyla (Eski Boozer'ın en önemli özelliğiydi bu.) kolay basket bulan uzunlar, (c)uzunlar. Eğer Bulls Celts'i eleyebilirse (kolay değil), konferans finallerinde Boozer'ın içeriden üreteceği sayılara muhtaç olacaklar. Buradan Miami'ye geçiyorum.


HEAT vs KNICKS
Vay be. Şu eşleşmenin başlığını yazmak bile insanı heyecanlandırıyor. 90 sonlarında sürekli birbirleriyle eşleşir ve rakip oyuncuları öldürmeye çalışırlardı[4]. Maç değil meydan savaşıydı mübarek. Üst üste 4 sene playoff'larda eşleştiler ve tüm seriler yalnızca 1 maç farkla bitti. Bu kadar sert geçen çok az seri vardır tarihte. Son yıllarda NBA iyiden iyiye yumuşak hale geldiği için garip bir nostalji başladı: "New York-Miami maçları ne de güzeldi." Kusura bakmayın ama güzel falan değildi. Çok çirkin basketbol oynanıyordu. Basketbol bir temas oyunudur; ribaunt, turnike, pozisyon alma mücadelesi... Oyunun her ânında temas vardır. 2010'larda hakemlerin en ufak temaslara bile düdük çalması gezegendeki her NBA severin canını sıkıyor ama Knicks vs Heat de çekilecek dert değildi. Serileri seyretmeyen varsa YouTube'dan bakabilir. Başlarda mücadelenin çılgınlığı, "kana kan, dişe diş" naralarıyla körüklenen nefret (zerre abartmıyorum.), oyuncuların sertliği etkileyici olabilir ama bir seriyi baştan sona seyretmek çok zor. Efsane ama 80'lerdeki Lakers vs Celts gibi sürekli izlenebilecek serilere rastlamıyoruz. Güzelliğiyle değil sertliğiyle efsane olmuş bir rekabet.

Bu sezon 3 kere karşılaştılar ve tüm maçları Miami aldı. Hatta Knicks'i %40'ın altında tutmayı başardılar. Tabii New York'un sezon boyunca dalgalı kur ekonomisindeymiş gibi iniş ve çıkışlar yaşadığı malum. Carmelo önderliğinde toparlandıklarından beri ilk kez Miami'yle oynayacaklar. Serinin en çılgın tarafıysa LeBron ve Melo'yu sürekli birbirlerini tutarken görecek olmamız. Sezonun son bölümüne bakınca en parlak performanslarda Carmelo imzası görüyoruz. Ligin en iyi 3 skorerinden biri zaten. Tam da playoff öncesinde formu zirve yaptı; 30 sayıyla oynuyor. Üstelik en etkili olabileceği şekilde hücum ediyor. Bazı maçlarda 4 numarada da oynadığı için bol bol çembere gidiyor, sürekli fade away denemek yerine Novak ve JR Smith gibi 3'lükçüleri beslediği için rakip savunma aralanıyor ve kendisine yer açılıyor. Tabii karşısında ligin en iyi dış savunmacılarından biri var: LeBron.
Ben LeBron'dan bahsetmekten sıkıldım: Dünya'nın en iyi oyuncusu, bir tür süper mutant, olağanüstü bir pasör, 2011/12 MVP'si... 9 sene sonra ne kadar iyi bit oyuncu olduğundan değil, playoff'larda neler yaptığından bahsetmek istiyor insanlar. Defalarca söylemiştim: "Madison Square Garden'daki deli seyircilere karşı kritik anlarda ne yapacak? Heat'in Büyük 3'lüsü tarihteki yerini playoff'larda belirleyeecek." İşte geldi playoff'lar.

Her iki takım da çok iyi savunma yapıyorlar. New York pota altı savunması daha iyi. Miami ise tam konsantre olduğunda Wade&LeBron'la rakibi boğuyor (daha bench'ten gelen Shane Battier'den bahsetmedim bile.). New York daha yavaş tempoyla oynamayı seviyor, Miami ise hızlı hücumda her takımı ezip geçer. New York için top kayıplarının ölümcül olacağını herkes biliyor. LeBron&Wade hızlı hücumları sürüklemeye başladığında karşılarında kimse duramıyor çünkü.

Hem Miami, hem de Knicks rotasyon değişikliklerine adapte olmak zorunda. Amar'e sakatken Carmelo 4 numara oynuyordu. Miami'de ise Spoelstra Joel Anthony'yi ilk 5'ten çıkardı ve Haslem'i yerleştirdi. Miami'nin, uzun oyuncuları, özellikle de harketliyken topu alıp potaya yüklenen uzunları durduramadığından bahsetmiştim. Peki Chandler'a kim karşı koyabilir? Haslem değil. Takımların pota altı rotasyonunun nasıl olacağı tam olarak belli değil. Sık sık eleştirilen iki oyuncu Bosh (sezon başında çok iyi oynuyordu, gittikçe yavaşladı.) ve Amar'e birbirilerini dengeleyecek gibi görünüyor. Amar'e fiziken, Chris Bosh ise kafaca daha üstün. İkisinden biri eşleşmede ön plana geçerse takımları için ne kadar acayip bir avantaj yaratacağını söylememe gerek yok herhalde.

New York'ta Lin ilk turda oynayamayacak. Geriye Baron Davis (Baron sağlıklı olsa Miami'nin cılız oyun kurucularını post up'la bile yerle bir edebilirdi.) ve Mike Bibby'nin kaldığı düşünülünce kocaman bir oyun kurucu problemleri olduğu aşikar. Diğer tarafta Mike Miller defalarca sakatlık geçirdi ve pek çoğunu atlatabilmiş değil ama oynayacak. Skor yükü 3 kişinin omuzlarına yüklenince Miami zorlanabiliyor. Miller sayı atınca sayılar dağılacak ve hepsinden önemlisi Miller 3'lükleriyle tüm takımın dengesi yerine gelecek. Rakipler Miami'yi savunmak için pota altında kalabalıklaşıp LeBron ve Wade'e penetre alanı bırakmamaya çalışıyorlar. Dış şutlar yalnızca 3 sayıdan çok daha büyük anlam taşıyor.

Geçen hafta Wade'in parmağı çıkmıştı ama her maç forma giyebilecekmiş. Knicks, süper bir savunmacıya dönüşen çaylak Shumpert'la Wade'i tutacak. Wade'in yüzde kaçıyla sahada olabileceği belli değil. Eğer sağlıklı değilse işler karışacak. New York cephesinin en büyük arzusu belli: Wade'in çok skor üretemeyecek halde olması. Amar'e ve Bosh'u kafa kafaya çarpıştırıp seriyi LeBron vs Carmelo düellosuna çevirmek istiyorlar. Peki Wade ne diyor: "Uzun süredir Miami'deyim ve New York'a karşı bir maç kazandığımızda camianın nasıl hissettiğini biliyorum. İki takım arasında yaşanan rekabeti herkes biliyor. Ben de bunun farkındayım ve bir haftadır aklımda tek düşünce var: Knicks'le oynayacağız."
                                                
2:50'de meşhur kavga var. Maçın kendisi de çok meşhur zaten. 1997 Konferans Yarıfinalleri.

Miami'nin farklı kazanacağı maçlar olabilir, hatta bence 6. maçta Knicks elenir ama ilk tur serilerinin hiçbirinde bu kadar büyük drama yok.


PACERS vs MAGIC
Spoiler vermek gibi olmasın ama serinin sonucu belli: 4-0. Magic ligin açık ara en fazla 3'lük atan takımı. Bu kadar iyi 3'lük atan takım elbette ki günündeyse maç kazanacaktır. Ama ben 1 maç bile kazanabilirlerse şaşırırım. Howard ameliyat kararı alınca playoff serisi de öldü. Dwight takımın hem hücum, hem de savunma lideriydi. Zaten Orlando'nun bu kadar iyi 3'lük atmasının temel sebebi de pota altında 2 kişilik mücadele veren Dwight sayesinde 4 şutöre alan kalmasıydı. Maçı seyretmeyi bile düşünmüyorum. Pacers'ı görmek için ara ara bakarım.


MAVERICKS vs THUNDER
OKC hakkında geçen haftalarda çok konuştum. Koç oyun çizemiyor, yalnızca 3 oyuncu şut attığı için tahmin edilebilir bir takıma dönüşüyorlar, pick&roll deneyen yok, iç/dış dengesi her akşam tecavüze uğruyor, hatta seks kölesine dönüşmüş durumda... Spurs'le karşılaşırlarsa eleneekler. Grizzlies'e karşı şansları %50'den fazla değil. Lakers'ı atletik olarak domine etmelerine rağmen olası eşleşmede benim favorim Lakers olur. Ama Dallas'tan çok daha güçlüler.

Dallas Tyson Chandler'ı kaybettiği için ligin en iyi pota altı ikilisine (Bynum&Gasol) karşı hiçbir çareleri olmayacaktı. Lakers'tan kaçıp OKC ile eşleşmek onlar için ideal yoldu zaten. OKC'nin de çok iyi uzunları var ama yalnızca savunmayla ilgilendikleri için Dallas pota altı savunmasını pek zorlayamazlar. 

Takımların şu anki haline bakınca OKC'nin 4-1 yenmesi gerekir ama Dallas sonşampiyon. İlk maçı izlemeden yorum yapmak istemiyorum (yani kolaya kaçıyorum.). Birbirleriyle nasıl mücadele edeceklerini, nasıl eşleşeceklerini, Dallas'ın playoff'lara nasıl gireceğini görmek lazım. Çünkü NBA tarihine bakınca bir şeyi çok iyi anlıyoruz: "Asla bir şampiyonun kalbini hafife almamalıyız."
                                                
______________________________________________
[1]Yok lan, boş boş konuşma fırsatını kaçırır mıyım? Takımları kafamda tartıp tahminlerde bulunmayı çok severim. Eşleşmeler hakkında 2 satır yazdıktan sonra kendimi tutamam zaten.

[2]Pandalar harbi arkadaşlardır. Eğer bir pandayla arkadaşsanız ona gönül rahatlığıyla bacınızı/kocanızı emanet edebilirsiniz.

[3]Sorun Boozer'ı besleyememeleri değil, Boozer'ın ölüm orucuna girmiş olması. D-Rose kameralar karşısında takım arkadaşını kötülemek istememiş.

[4]Abartmıyorum, taammüden adam öldürmekten bahsediyorum.

Tuesday, April 17, 2012

Playoff Yarışı Çıldırdı

VAHŞİ BATI
Dün gece çılgın bir maç vardı: Dallas Mavericks vs Utah Jazz. 3 kere uzatmaya gitti. Bir haftalık adrenalin ihtiyacını karşıladı; son saniye basketleri, kritik top kayıpları... Dev performanslara da şahit olduk; Nowitzki'nin 40 sayısı, Jefferson'ın 28 sayı ve 26 ribauntluk performansı, Millsap'in kritik anlardaki hırsı. Millsap'e under dog dedik, dark horse dedik, all-star eşiğine geldi. Herifçioğlu 18'de 5 attığı maçta bile oyunun içinde kalmayı başardı. Galiba Millsap'i seviyorum.
                            
3 uzatmayı kenara koyalım. Bu maç bir intihar bombacısı gibi Batı'daki play-off yarışının ortasına daldı ve tüm dengeleri alt üst etti. Şu an 8. sıra yarışı şöyle:
Phoenix: 32-29
Rockets: 32-30
Utah: 32-29
  • Phoenix kendi sahasında OKC, Clippers, Denver ve Spurs'le oynayacak; deplasmanda yalnızca Utah maçı kaldı. Oha diye haykırıyorum. Bu ne amk.
  • Rockets üç kere deplasmana gidecek: Dallas, New Orleans, Miami. Zor olacak. İçeride daha kolay maçları var: Warriors ve New Orleans.
  • Utah içeride Magic, Phoenix ve Portland'la oynayacak. Dwight'sız Orlando'yu ve off tuşuna basmış olan Portland'ı yenerler. Phoenix maçı çok kritik.


BATI ZİRVESİ
Batı'daki çılgın play-off yarışı bununla bitmiyor. Dün gece Clippers OKC'yi yendi. Bu sıradan maçın sonucunda garip şeyler oldu; Spurs Batı birinciliğine oturdu, Clippers Lakers'ı ensesinden yakaladı (Aralarında 1 maç var.). Üstelik Lakers 2 kere Spurs'le (Bu gece ilk ayağını seyredeceğiz.), 1 kere OKC ile oynayacak. Kobe'nin dinlendiğini de hatırlatayım. Clippers ise nazaran kolay maçlar oynayacak: Nuggets, Suns, New Orleans, Hawks, Knicks. Yine de Lakers'ın 3.'lüğü kaptırması mümkün değil. Clippers'ta CP3 hariç işler sıkıştığında sorumluluk alacak hiçkimse yok. Hatta takımın koçu yok. Playoff'lara kalacaklar ve ilk turda Memphis'e elenecekler. CP3 süpürülmelerine izin vermeyecektir ama maalesef o kadar. 
Sadece Üç Adam Şut Atabilir

Sıkıştırılmış sezonda herkes San Antonio'nun yorulacağını, son maçlarda düşüşe geçeceğini sanıyordu ama hiçbir oyuncuyu zorlamadıkları için çılgın atıyorlar. Spurs'te işler iyi gidiyor; İsmini bile yeni duyduğumuz oyuncuların iyi performansları, Parker'ın çılgın atması... OKC ise defalarca yazdığım problemler yüzünden kötü gitmeye başladı. Maç başına 18 asist yapıyorlar. Ligdeki diğer iddialı takımların hepsi 20+ asist yapıyor. Şu an okumatka olduğunuz kelimelerin üstüne tıklarsanız, belki de en iyi ve derin kadroya sahip olmalarına rağmen OKC'nin neden şampiyon olamayacağını okuyabilirsiniz. Fikstürleri çok zor değil (2 Sacramento maçı var mesela.) ama Spurs'un maçları da çok zor değil. Zaten San Antonio Batı birinciliğini kovalamıyor, play-off'lara bakıyor. Eğer bu iki takım karşılaşırlarsa Thunder'ın 4 maç alması bence imkansız. Memphis ve Lakers San Antonio'ya daha çok problem çıkaracaktır muhtemelen.


DÜN GECEKİ BİR BAŞKA UNUTULMAZ MAÇ: NEW ORLEANS VS CHARLOTTE
ehehe...[1] 


LEBRON. CLUTCH?
Maç boyu attığı 37 sayının 17'si son 5 dakikada geldi. Üstelik bu sayılar Miami'nin son 17 sayısıydı. Oha! LeBron en son 2007'de Detroit'e karşı crunch time'ı bu kadar iyi oynamıştı galiba[2]. Üstelik abuk subuk fade away'ler denemek yerine sürekli ptaya yüklendi. Kendi yeteneklerini maksimum seviyede kullanıp tek başına maçı aldı.

                             

LeBron'un ligdeki en iyi oyuncu olduğunu herkes biliyor. Fakat iki maç kritik anlarda ön plana çıktığı için kimse maç sonlarını iyi oynadığını, büyük oyuncuya dönüştüğünü iddia etmeyecek. Kusura bakmasın ama LeBron 2 maçla kefaret ödeyemez. Cleveland'dan ayrılmadan önce oynadığı Boston serisinde takımını terk etti. Sahaya çıkıp oyuna ve takımına küsmek basketboldaki en büyük günahtır. LeBron'u affetmek mümkün değil. Üstelik geçen sene finallerin son 4 maçında korkunç son çeyrek performansları (2 ya da daha az sayı) göstermiş ve herkesin taşak konusuna dönüşmüştü. LeBron kendini play-off'larda kanıtlayacak. New York serisi 6. maça uzarsa MSG'ı dolduran taraftarların ne hâlde olacağını düşünün; kudurmuş köpekler gibi, kan kokusu almış köpekbalıkları gibi 48 dakika boyunca çığlık çığlığa LeBron'u baskı altına almaya çalışacaklar. O dakikalarda ne yapacak? Bulls'un savunması ve Chicago seyircisiyle baş edebilecek mi?
Unutmadan Hem Wade, hem de Rose sakatlık problemleriyle boğuştuğu için Miami ve Chicago yavaşladı.  Doğu Finali'ni kazanan takımın şampiyon olacağını düşünüyordum ama iki takım da playoff öncesinde iyi görünmüyor. Üstelik Celts toparlandığı[3] için Doğu play-off'larında da işlerin karıştığını düşünebiliriz. Celts Bulls'u eleyebilir. Yalnızca %30 ihtimal veriyorum ama eleyebilir. Peki LeBron'un iradesi, Celts'in tecrübesine karşı koyabilir mi? 1,5 ay sonra LeBron'un ve Heat 3'lüsünün tarihteki yeri hakkında daha düzgün yorumlar yapabileceğiz.


DOĞU KONFERANSI'NDA ALT SIRALAR
Celts, Magic ve Hawks'ın galibiyet/mağlubiyet sayıları eşit: 36-25. Ligin bitmesine 4 5 maç var. Her şey olabilir gibi görünüyor ama örümcek hislerimi kullanarak size playoff sıralarını söyleyeyim: Boston dördüncülüğe, Hawks beşinciliğe, Orlando ise altıncılığa oturur. Magic'in dağıldığını biliyoruz, Hawks aynı çizgide ilerliyor, Celtics ise Atlantik birincisi olacağı için rahat.
En alt sıralar biraz daha karışık. Knicks ve Sixers'ın galibiyet/mağlubiyet yüzdeleri eşit: 31-29. New York inişli çıkışlı sezonun ardından ilk kez Carmelo önderliğinde iyi oynamaya başladı. Koç d'Antoni gidince oyun temposu Carmelo'nun istediği hâle geldi. Amar'e sakatlanınca savunma yerli yerine oturdu (Şu an manyak savunma yapıyorlar.). Geri döndüğünde bile hücum liderliğini Carmelo'ya verecektir. New York'un keyfi yerinde. 7.'liği kaptırmayacaklar. Philly'nin hali ise içler acısı. Sezon boyunca iyi gitmişlerdi ama son 2 ayda tamamen dağıldılar. Orlando bile ayakta durmaya çalışıyor ama Philly şalteri indirmiş durumda. 2 maç gerideki Bucks bile 8. sırayı alabilir.
  • Sixers Pacers'la içeride oynadıktan sonra 5 maç boyunca deplasmana gidecek: Cavs, Pacers, Nets, Bucks, Pistons. Kolay gibi görünüyor ama Sixers'ın %100 kazanacağı bir maç yok. O kadar kötü oynuyorlar.
  • Bucks'ın fikstürü de son maç (Boston deplasmanı) hariç kolay: Wizards, Pacres, Nets, Raptors, Sixers.
25 Nisan'da aralarında oynayacakları müsabaka 8. sıranın kime gideceğini belli eder. Unutmadan bu gece Doğu Konferansı'nda enfes bir maç var: Celts vs Knicks. Tam Rondo'nun triple double yapacağı maç (Bu sezon 6 triple-double yaptı. Rondo hariç 2 triple double yapan yok.). Carmelo da 30'u geçebilir (Son 7 maçtır %51'le 32 sayı atıyor.). Maç New York'ta. Seyredin, seyrettirin.


*


[1]Seyredenler bu işkenceyi ancak birkaç senede unutabilir. Charlost Bobcats'in ne hâlde olduğunu anlatmıştım. Yanına Araf'ta kalmış New Orleans'ı da koyunca ortaya mükemmel istatistikler çıktı. Hornets %34'le attı, Bobcats ise %30'la. Maçı kim kazandı? Ne fark eder.
[2]2007 playoffları. Doğu Konferansı Finalleri. Beşinci maç. LeBron takımının son 30 sayısının 29'unu atıyor ve tarihteki en acayip playoff performanslarından birine imza atıyor. YouTube'da onlarca videosu var. İnsan seyredince hayran kalıyor.
[3]Garnett 5 numara oynuyor. Hem Garnett, hem de Bass dışarıdan skor üretebildiği için rakip uzunlar pota altını boş bırakmak zorunda kalıyor. Rondo'ya ve hatta biraz da Pierce'a penetre edecek alan kalıyor. Avery Bradley akıl almaz bir savunmacıymış, tüm Dünya yeni öğrendi. Bradley ve Rondo'nun rakip kısalara yaptığı baskı muazzam. Hâlâ uzun rotasyonu çok sınırlı ama tehlikeli bir takıma dönüştüler. Danny Ainge gerizekalısı şans eseri takımı dağıtmayı beceremedi ve Celtics ivme yakaladı. Biz bunları zaten daha önceki kitaplarımızda yazmıştık.