Showing posts with label Gay Rudy. Show all posts
Showing posts with label Gay Rudy. Show all posts

Friday, January 11, 2013

Notlar: Spurs, Grizzlies, Sonics...

Kendimi bildim bileli %50 ergen - %50 mizantropik triplere girip ara ara medeniyetten uzaklaşmaya çalışıyorum; yürüyüşler, kamplar... Son senelerde dağcılıkla da ucundan kıyısından ilgilenmeye başladım. Gerçi ilgilendiğimi söylüyorum ama genel olarak sakatlanmak haricinde herhangi bir başarıya ulaşabilmiş değilim. 2010 yazında yaklaşık 9-10 metrelik yükseklikten düşüp üst gövde kemiklerimin yarısını kırmış, kırıklar ve çatlaklar yüzünden haftalarca yatalak kalmıştım. Geçen gün de benzer bir mesafeden düştüm.

Kış mevsimini getiren Kuzey Tanrıları'na (Burkut, Thor, Camgöz...) şükranlarımızı sunmak için Uludağ'da yürüyüş yapmaya karar verdik (Yalnızca yürüyüş. Karlı havada dağcılık olayına girecek kadar süper kahraman değilim.). Diz boyu karda yürürken insan nerede çukur olduğunu, nerede uçurumun başladığını fark edemiyor. Geçen gün de toprak diye bastığım yer boşluk çıkınca, karla kaplı kayalara çarpa çarpa metrelerce düştüm... ve burnum bile kanamadı. İçten içe kendimi ölümsüz hissediyorum ama önümüzdeki bir ay boyunca en büyük aksiyonum makarna suyu kaynatmak olacak.

Top-5: Geçirdiğim en büyük kazalar
5. Bebekken sobaya tutunarak ayağa kalkınca elim feci yanmıştı.
4. Bol taklalı araba kazasından sıyrık almadan kurtuldum.
3. Geçen sene KALDIRIMDAN DÜŞÜP ayağımı kırdım.
2. Geçen sene iki kere Wizards vs Bobcats maçı seyrettim.
1. Yukarıda bahsettiğim epik düşüş.

Spurs, dün akşam Lakers'ı devirirken playbook'taki muhteşem bir oyunu kullandı. İşin garibi aynı oyunu birkaç ay önce yine Lakers karşısında uyguladıklarına şahit olmuştuk (Şurada konuk yazarlık olayına girip kısa bir breakdown yaptım.). Aynı rakibe karşı üst üste aynı clutch oyunları pek kullanılmaz ama Popovich hafiften Lakers'la taşak geçiyor sanırım. Hazır Popovich demişken, geçen hafta Yazıhane'de Motion Offense-Weak hakkında uzunca bir analiz karaladım. Meraklıları kaçırmasın.

Spike Lee NBA için iki yeni reklam yaptı. İlki Bernard King'in 1984'te Nets'e 60 sayı attığı maça ithafen çekilmiş: All Hail The King! (Bernard King 1985'te, kariyerinin zirvesindeyken, 32.9 sayı ortalamayla oynarken sakatlanmış ve basketbol kariyeri mahvolmuştu. Fuck.) İkinci reklam ise bana sorarsanız haftanın en iyi videosu: The Disappearing Act
                       
Scott Skiles'ın görevine son verildi. Playoff'lara kalsalar bile (Mahalleden rastgele 4 kişi toplasam ben bile Doğu'da playoff adayı olabilirim) kısa vadede Bucks cephesinde köklü bir gelişme olması mümkün değil.

Monta Ellis %40'la isabet kaydetmesine rağmen maç başına 18 şut kullanıyor. Ekürisi Jennings ise %41'le 16.7 şut ortalamaları tutturmuş durumda. Defansta zorlanan, sürekli şut atan, takımı yönetmek bir yana hücum sürekliliğini sekteye uğratan bu iki guard'la Bucks'ın fazla ilerleyemeyeceği zaten belliydi. Her ikisinin de sezon sonunda serbest kalma ihtimalleri var (Ellis isterse kontratını 1 sene daha uzatabilir.). Bucks için yapılacak ciddi analizler, önümüzdeki sezondan itibaren şekillenecek.

Grizzlies, 3'lük atabilen ve hücum dengesini bozmayacak bir slasher karşılığında Rudy Gay'i takas etmek istiyor. Zach Lowe'ın Grantland'de yazdığı yazıyı takiben onlarca senaryoyla karşılaştık; Suns, Pacers, Bucks... Rudy Gay'e 3 sene için 53 milyon dolar  daha kazandıracak akıl almaz kontrat için söyleyecek fazla sözüm yok. Zaten yıllar önce Chris Wallace Rudy Gay ile anlaştığında şunları yazmışım:

Chris Wallace. Tarihin gördüğü en garip insanlardan biri. Gittiği her şampiyon takımı yok edebilecek kalibrede bir felaket. Geldiği yere ölüm getiren bir armada.

Marc Gasol'un beklenmedik gelişimi, Conley ve Tony Allen gibi oyuncuların muazzam basketbol aşkı, Z-Bo'nun gerizekalılıktan bilgeliğe terfi etmesi... Grizz bugünkü durumuna Chris Wallace'ın basketbol zekasıyla (Bitik Iverson, Kwame Brown, Hasheem Thabeet...) değil, Memphis halkının dualarıyla ulaşmış gibi görünüyor.

Bir takım videolar: Mavs, Shawn Marion ve Mario üstünden muhteşem bir video hazırlamış. Lütfen 1-800-Save-Gasol'u arayın ve Pau Gasol'u kurtarın. Ricky Rubio aynı anda hem kendi BACAKLARININ, hem de İKİ RAKİBİN ARASINDAN pas veriyor (Saygılar). Bir taraftar Kris Humphries'e dokunuyor ve dokunduğuna pişman oluyor

Sonics dönüyor! Maloof ailesi, Sacramento Kings'i 500 milyon $ karşılığında satacak gibi görünüyor. Alıcı belli: Seattle Group. Chris Hansen ve Steve Ballmer'ın başını çektiği grup, NBA'i Seattle'a geri götürme planları yapıyor. Sonics taraftarı olduğum için fazlasıyla sevinmiş olmama rağmen Sacramento seyircisine üzülmeden edemiyorum. Bu sene taraftar sayısı dibe vurdu ama New York, Boston, Philly gibi hâlâ kolonyal dönemin izlerin taşıyan Doğu yakası şehirlerindeki Avrupaî taraftarlara benziyorlardı.

Hazır Sonics demişken, Thunder'ın şu anki sahibine küfür etmeden geçmeyelim. 2005'te New Orleans'ı vuran Katrina kasırgasının ardından Hornets'in 1,5 seneliğine Oklahoma'ya gitmesinde büyük rol alan Clay Bennett, 2006'da Sonics'i satın almıştı. Satıştan 5 ay önce "Oklahoma'ya bir takım getirmek istiyoruz... Supersonics adaylardan biri" demiş; devir işleminden sonraysa takımı Seattle'da tutmak istediğini iddia etmişti. Takımın eski sahibi Schultz (Starbucks markasının arkasındaki en önemli adam), Bennett'in Sonics'i başka şehirlere taşımayacağına inandığını söylemiş, David Stern de bu sahte sadakatin borazancısı olmuştu. Hepimizin bildiği gibi 2 sene içinde takım Oklahoma'ya taşınacaktı.
Yapılan sözleşmeler ve açılan hukukî davalar neticesinde Thunder, Supersonics'in tarihini tam olarak üstlenemiyor. Kings'in müstakbel sahipleri, Sonics'in eski logosunu bile kullanabilecekler.
ps. Key Arena, Starbucks, Clay Bennett, David Stern, bilimum Sonics efsaneleri... Mevzu hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak için Sonicsgate gibisi yok (İngilizce).

Rastgele Haberler:
-Nash 10.000 asist barajını aştı. Bu sene Magic Johnson ve Mark Jackson'ı geçerek 3. sıraya yerleşecek muhtemelen. Önünde yalnızca iki isim kalacak: Kidd (11.969) ve Stockton (15.806 - bu manyaklık zaten)
-Kobe Bryant NBA tarihinde en fazla saha içi (FG) şut kaçıran isim oldu.
-Melo ve Garnett kavganın ucundan döndü. Hatta Melo KG'ye "çıkışta kavga var olm" demiş ve gerçekten Celtics otobüsünün önünde Garnett'i beklemiş. Kendisini uzaklaştırmak isteyenlere de "bi dakka bırakın, bi şey konuşçam" diye efelenmiş. (İnanması zor ama yazdığım son iki cümlede en ufak bir espri ya da mübalağa yok)
-Seneler önce benzer bir olay yaşanmış. Stackhouse, maçta kendisine vuran Kirk Snyder'i maç çıkışında sıkıştırmış, yaklaşık 15-20 saniye içindeyse güvenlik görevlileri yetişip ikiliyi ayırmış. Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi için Grantland'deki şu nefis makaleye başvurunuz (İngilizce).
-Hardwood Paroxysm'de Amar'e ve korkunç savunması hakkında bir yazı çıktı (İngilizce). Vaktiniz varsa okuyun.
-Knicks cephesinde yılın t-shirt'i (Basketball Jones'ta gördüm)
-Udonis Haslem, yeni lakabının Django olmasını istiyormuş.
-Derrick Rose antrenmanlarda smaç yapmaya başlamış. Cümleten kutlu olsun.

Ha bi de Vorped deyu bir site var. Royce White için yaptıkları seyahat tablosuyla fark etmiştim. Sitede rastgele bir oyuncunun son 30 gündeki şutları için infografikler de var. Canım sıkıldıkça oynuyorum.

Tuesday, May 8, 2012

Clippers vs Grizzlies 4. Maç

3. maçta Clippers soyunma odasına şu kağıdı asmışlar:
TNT'nin NBA yorumcusu Charles Barkley, Grizzlies'in fiziksel oyun tarzına Clippers'ın cevap verip veremeyeceğini sorguladı.
"Kenyon Martin hariç fiziksel bir takım değil," dedi Charles Barkley; "Grizzlies'in koçu olsam, 'bu akşam smaç basmalarına izin vermiyoruz' derdim, "gecenin en güzel hareketinin peşindeler. Sert olmak, kuralları zorlarcasına kavgaya girişmek istemiyorlar."

Sertlik bir yana Clippers yine ribaunt almakta zorlanacak (Memphis'in 47'sine 36'yla karşılık verebildiler.), Grizzlies'in 19 hücum ribauntu almasına engel olamayacaklardı. K-Mart ve Reggie Evans kenardayken sahaya yansıttıkları sertlik (Sadece savunma ya da ribaunt değil. Sertlik.) haşlanmış patates kıvamına geliyor (Zaten Charles Barkley soyunma odasındaki yazıyı gördükten sonra, "Reggie Evans'ı saymayı unutmuşum" diyecekti.). Şu an yazdığımı cümle emin olun bana da çok garip geliyor ama Evans olmasa Clips seriyi kaybederdi muhtemelen. 8 ribatun alması bir yana her maçta fizikî sertlik getirmeyi başardı. Takımda en çok ribaunt alan oyuncu ise CP3: 9 ribaunt.
Hayır, bu resmi CP3 için değil, Nick Young'un t-shirt'i için koyuyorum.

Aslında Chris Paul pek iyi oynayamadı. 4. çeyrek başlarında kenara gelmişti (normal süre sonuna 4 dakika kala oyuna girecekti.) ve kenardayken Clips farkı 10'a çıkardı. Normal süre sonunda çok kritik bir top kaybı geldi Paul'den (Grizz işi bitirebilirdi. Z-Bo maç boyu topu tutamama yemini etmemiş olsaydı .). Hatta CP3 sahadayken takımı -9 istatistiğiyle oynamış. Tabii uzatmada yine kahraman olacaktı[1]. Aynı lafları gevelemeyeceğim (Playoff. Kritik maç. Sahadaki en iyi oyuncu. Galibiyet.) ama her şeyi unutup şu adamın mükemmelleştirdiği (step-back jumper) silaha bakın. Basketboldaki durdurulması en zor, hatta mümkün olmayan şutlardan biri (Kobe'nin fade-away'i ve Nowitzki'nin leylek şutu gibi.). Tabii uzatmanın kahramanı CP3 ama Memphis'in korkunç[2] hücum ettiği aşikar.

Gasol 4 ŞUT KULLANDI. İnsaf! Gerçi Gasol'un şut atması çok da önemli değil ama kesinlikle topu eline alması ve hücumu şekillendirmesi lazım. İnsanoğlu oksijene ne kadar muhtaçsa, Grizzlies hücumları da Gasol'a o kadar muhtaç. Lionel Hollins sene boyu övdüğüm, yücelttiğim, yoluna güller döktüğüm bir adamdı. Playoff'larda sınıfta kaldığını söylemek yetmez; okuldan atılmış kadar oldu[3]. Kısaları karşısına alıp yakalarına yapışmalı ve haykırmalı: "Topu Gasol'e verin!" Eğer Grizz playoff'larda başarılı olmak istiyorsa her şeyi (pota altını domine etmek, topa baskı yapmak...) bir anlığına unutabilir ama Gasol'un basketbol zekasını bir kenara bırakamaz. Aksi taktirde şırıngayla damarına kriptonit enjekte eden Superman'e benziyorlar.

Hücum ritminin bozulmasında Rudy Gay'in emeği büyük mü? Büyük. Son dakikalarda fena değildi ama tıpkı geçen maçtaki gibi ilk 3 çeyrek boyunca korkunç oynadı. %32'yle oynamasına rağmen tam 25 şut kullandı; liseli ruhunun ete kemiğe bürünmüş hali. Hücumu sürükleyen oyuncu Conley oldu: 25'te 20'la tam 25 sayı. 8 asist ve 7 ribaunt yaptığını da hatırlatıp takımın en iyi olduğunu söylemem lazım. Ama Gasol işlemeyince pek bir anlamı kalmıyor yaptıklarının.

Unutmadan maç yazısı arasına sıkıştırmaya mecbur olduğum bir konu var: Flopping. Clippers oyuncularının her faulde kendilerini yerden yere atmaları, kainattaki her uzaylının midesini bulandırıyor. CP3'nin flop'ları meşhurdur. Blake Griffin[4] ise flop'ların efendisine dönüştü; sırtına hafif darbe aldığında bile domdom kurşunu yemişçesine sarsılıyor. Sene içinde "çok sert darbelerle durduruluyorum" dedi. Playoff maçı oynamamış adamın şikayetine bak amk. Shaq'in 1/4'i dayak yese ambulansla hastaneye gitmek isteyecek muhtemelen. Paul takasından sonra Clippers'a Lob City lakabı takılmıştı. Artık Flop City deniyor.
Olayın foseptik atığının çıktığı dün akşam iyice belli oldu: CP3 kendisine doğru yaklaşanın hakem olduğunu fark etmedi ve... Anlatacak pek bir şey yok. Sadece izleyin
Hatice'yi aldatıp neticeyle halvete gidersek, Clips 3. maçı aldı ve seriyi kazanmaya çok yakın. En azından lig tarihinde yalnızca 8 takımın 1-3'ten geri gelebildiğini biliyoruz. Çılgın bir Parker vs CP3 duellosuna[5] doğru gidiyoruz gibi geliyor.

____________________________
[1]Twitter'da güzel bir yoruma rastladım: "Chris Paul'u sezonda 50+ kere izlemenin güzel yanı belli: bu şeyi 50+ kere yapması."

[2]KORKUNÇ!

[3]İlk karşılaşmada 27 sayıdan maç vermesi zaten unutulmayacak ama Conley'e, "perdeyi kullandıktan sonra Gasol ve Z-Bo'nun potaya devrilmesini sağla" demek bu kadar mı zor? Gençliğine veriyorum Lionel; saflığına, temizliğine.

[4]Dün akşam kariyerindeki en iyi playoff maçını çıkardı. Hatta sert olmaya çalıştığını bile söyleyebiliriz. Maalesef faul olmayan pozisyonlarda bile havada takla atmaya çalışıyor ama rezalet serbest atış kullandığı için flop'larının maça çok etki etmediğini söyleyebilirim.

[5]Spurs'un tek kelimeyle kusursuz hücumuna karşı Clips savunmasının şansı 0 (100 sayının altında tutmaları bile zor.). Olası eşleşmede takımların rekabetinden çok bu düello herkesin ilgisini çekecek. O değil de hala Spurs'un sıkıcı basketbol oynadığını düşünen varsa ya maçları seyretmeye başlasın ya da evine en yakın köprüden atlasın.

Sunday, May 6, 2012

Clippers vs Grizzlies 3. Maç

Playoff ilk turunda pek çok seri havası kaçmış kolaya benzedi: Pacers vs Magic (sıkıcı), Celtics vs Hawks (rezalet), Knicks (yok)... Uzatmalar, kritik şutlar ve tartışmalara şahit olduk ama hem kötü basketbol, hem de sonucu belli maçlar bıkkınlık verdi ("Nasıl olsa Celtics'in tur atlayacağı belli. Bari seri hemen bitsin de dandik maç seyretmek zorunda kalmayalım" gibi abuk subuk bir tribe bağlamış hâldeyim.). Fakat tek başına tüm ilk turu kurtaran, izleyenleri heyecan ve adrenaline boğan (deep throat) bir seri var: Clippers vs Grizzlies.

Tarihteki en üst düzey basketbolu seyretmiyoruz elbette. İki takımın da temel eksikleri var. Mesela Clippers'ın sete set hücumlardaki istikrarı, Mustafa Topaloğlu'nun bale performansına benziyor. Grizzlies'in son çeyrek hücumlarıysa kansere dönüşmüş durumda. Hem de ne kanser.

Z-Bo'nun sezon boyu yaşadığı sakatlıkların kansere etkisi büyük ama bu kadar da olmaz. Son çeyrekte efsanevi bir şut performansı sergilediler: 16'da 3 (Bildiğin korku filmi.). Pek çok hücumda Gasol'e top değmedi (DeAndre Jordan'ın canı çıktı bu uğurda.). Conley&Gasol'un ilk iki maçtaki durdurulamaz pick&roll'lerine rastlamadık. Belli ölçülerde kendi şutunu yaratabilen OJ Mayo'nun 8'de 1 isabet kaydedip 5 top kaybı yapması da Grizzlies hücumunun mezarına tüy dikti. Fakat CP3 hariç her alanda Clippers'a üstünlük sağladıkları için son anlara önde girdiler.

Clippers[1] farkı eritebilmek amacıyla tıpkı ilk maçtaki gibi kısalıp koşmaya başlayacaktı. Tabii kısaldıklarında, 20 metrelik kollarıyla Rudy Gay, Randy Foye'un üstünden şut atıyor... sanmıştık. Olmadı.

Rudy Gay kötü performans gösterince internet ahalisi garip bir düşünceyle çalkalandı: Conley, Tony Allen, Mayo, Z-Bo ve Gasol (2011) playoff'lar için en iyi Grizz 5'i. İkinci maçta Rudy Gay en skorer oyuncuydu ama dün akşam Foye'a karşı sayı bulamaması herkesi şaşırttı. Hatta olası Memphis mağlubiyetinde Gay'in çarmıha gerileceğini düşünmeye başlamıştım. Fakat son dakikalardaki iki 3'lüğüyle eleştirileri yumuşatmayı başaracaktı. İlk maçın sonunda Gay'i K-Mart'la savunan del Negro, bu defa Blake ve K-Mart'ı  görevlendirmişti; Foye karşısında düzgün şut atamayan Gay her ikisine de aldırış etmeksizin 3'lükleri yollayacak ama son pozisyonda Foye'un etkisiz savunmasına rağmen isabet kaydedemeyecekti. Garip.
                       
İlk maçtaki absürt comeback'in en kritik ânında Nick Young parlamıştı: 1 dakikada 3 tane 3'lük. Bu defa Randy Foye 9'da 6'yla 16 sayı attı. Reggie Evans'ın son dakikada gelen basketini de unutmayalım. Neler oluyor? Twitter'da şahane bir yoruma rastladım: "Sonraki maça Ryan Gomes ve Trey Thompkins damga vuracak." Tüm bu saçmalıkların tek bir sebebi var: Eğer playoff'larda maçlar son anlara kalırsa, en iyi oyuncuya sahip takım galibiyete uzanır."

Chris Paul'un istatistikleri etkileyici ama olağanüstü değil: 24 sayı, 11 asist, 4 top çalma. Takımın hem beyni, hem kalbi olduğunu gerçeini bir kenara bırakıp yalnızca son 2 dakikaya bakınca çılgın bir tabloyla karşılaşıyoruz. Paul önce orta mesafeden çok zor bir şut attı, bakmadan bounce pas verip Blake Griffin'e asist yaptı, 3 serbest atış soktu... Bahsettiğim pozisyonlar arka arkaya oluyor.

Şut, penetre ve turnikeleri Kidd'den kat kat iyi, savunması Nash'in 3 katı, Gary Payton gibi takım arkadaşlarına kötü davranmıyor, D-Will'in aksine yalnızca kazanmayı obsesyon haline getirmiş... Kariyeri gelişip serpilmedi henüz. Hâlâ ismini Kidd, Nash ve Payton'dan sonra hatırlamak zorundayız. Fakat iyi bir playoff takımını[2] yönetmeye başladığı gün, büyükler listesinde feci bir kargaşa yaratacak.

Son olarak garip bir istatistik vereyim: Clippers kazandığı iki maçta toplam 2 sayı fark attı. Oynadıkları 12 çeyreğin 10'unda Grizzlies daha fazla sayı atmış (WTF?!).
____________________________
[1]Clippers hakkında rastgele birkaç hatırlatma: Butler sol elindeki çatlağa rağmen oynadı. Clippers normal sezona göre savunmada çok daha vahşi ama playoff temposunda hücumları  epey sancılı geçiyor. Rezalet faul atışı kullandılar. Özellikle maçın son anlarında gördük ki, Clippers topu kenardan oyuna sokma özürlü (Pondexter, Conley ve hatta bu akşam pek süre almayan TA'ın payı büyük.). 

[2]Mesela Miami'nin parçaladığı Knicks'ten Amar'e'yi çıkarıp CP3'yi koyun (Amar'e daha fazla para kazanıyor.). Artık bir şampiyonluk adayıyla karşı karşıyasınız.

Saturday, April 21, 2012

Bir Şampiyonluk Adayı: Grizzlies

Memphis Batı Konferansı'nın iddialı takımlarından biri. Geçen sene kimse başarılı olmalarını beklemiyorken hırslandılar, and içtiler: "playoff'lara kalana dek sakallarımızı kesmiyoruz!" Ve başardılar; Grizzlies 5 sezon sonra playoff'lara kaldı. Huzurla sakallarını kesen oyuncular önce 1 numaralı seribaşı San Antonio'yu devirecekler, ardından Oklahoma ile yedinci maça dek savaşacaklardı. Konferans Finali'ne çıkamadılar ama herkes heyecan içindeydi: "Yeni bir takım geliyor, önümüzdeki sezonlarda hep zirveye oynayacaklar, şampiyonluğa uzanabilirler..."
Memphis ligin en küçük pazarlarından biri, hatta belki de en küçüğü. Fakat takım şehirle bütünleşince, iyi kadro iyi koçla buluşunca aynı heyecanı bu sezona taşımayı başardılar.

Grizzlies topa sürekli baskı yapan, çok iyi dış savunma yapan, rakip kısaları canından bezdiren bir takım. Yüzlerce gazeteci Tony Allen'ın şu an NBA'deki en iyi savunmacı olduğunu iddia ediyor. Conley ile beraber tam saha baskı uyguluyorlar (grit&grind). Bu işi tüm ligde en iyi yapan takım (En son Garnett'in Minnesota'sı tam saha baskıyı şahane uyguluyordu. Son 5 yıldır en iyi örnek Grizzlies muhtemelen.).

Kısaları geçtikten sonra pota altındaki dev ikiliyle boğuşmak gerekiyor: Randolph&Gasol[1]. Yalnızca gerilla taktikleriyle rakibi top kaybına zorlayan bir takımdan değil, uzun ve kalıplı oyuncularıyla boyalı alanda hiçkimseye geçit vermeyen bir takımdan bahsediyoruz. Üstelik aynı ikilinin en etkili olduğu alan savunma değil. Grizzlies'in hücum merkezi Marc Gasol. Abisinin yolundan ilerleyip basketbolu yalayıp yutmuş bir bünyeye dönüşen Marc (ayak fundamental'ı süper, post oyunu çok iyi, basketbol zekası yüksek...) alçak post'ta topu alıyor ve şahane saha görüşü sayesinde herkesin üstünden pas dağıtıyor (Pau Gasol ya da şu sıralar Garnett gibi.). Asist yapıyor demiyorum (maç başına 3.5; takımın en çok asist yapan ikinci oyuncusu.) ama hücumu yönlendiriyor. Grizzlies'in en önemli alışkanlıklarından biri Marc'ın pas yeteneğinden doğdu: üst üste doğru pası vermek ve topu paylaşmak. Şu videoda hücumun merkezi olmak derken ne kastettiğim tam olarak anlaşılıyor.
                           
Henüz Marc'ın sayı ve ribaunt katkısından (15 sayı 9 ribaunt) söz etmedim bile. Çünkü takımdaki en büyük sayı potansiyeli Zach Randolph. Ligdeki en yetenekli uzunlardan biri olduğunu herkes biliyordu. Fakat Portland Jail-Blazers'ta[2] ve Isiah Thomas'ın New York'unda problem çocuk damgası yedi[3]. Memphis'e geldiğinde klasik bir Chris Wallace dangalaklığıyla karşı karşıya olabileceğimiz konuşuluyordu[4]. Herkes yanılıyormuş, Z-Bo kariyerinde ilk kez takımın parçası olmanın neler ifade ettiğini anladı (10 sene sonra. Geç oldu, güç oldu ama oldu.). Sakatlıktan yeni döndüğü için koç Lionel Hollins takımın ritmini bozmamak adına bench'ten getirmeye karar verdi. İşin en fantastik tarafıysa [FLAŞ FLAŞ] Z-Bo bunu kabul etti ve [FLAŞ FLAŞ] rolüne uyum sağladı. İlk 5'te Marreese Speights var. Randolph bench'ten geliyor ve tabii ki Speights'ten daha fazla süre alıyor[5]. OJ Mayo da sonradan oyuna girdiği için bench katkısı aşmış durumda. Mayo yedek başlamak istemiyor, hatta takımın liderliğini üstlenmek istiyordu. Lionel Hollins'in büyücülük teknikler sonucu tüm bu problemli oyuncular yeteneklerini yalnızca takım başarısı için kullanmaya başladılar.

Chris Wallace Rudy Gay'e 5 senelik 82 milyon dolar verince şok olmuştum. Hâlâ şoktayım. Neredeyse Wade kadar para kazanıyor (Oha!). Fakat aldığı kontrat Rudy Gay'in çok yetenekli olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Belli ölçüde kendi şutunu hazırlayabilen, izolasyon oynayabilen[6] bir basketbolcu. Zaten maç sonlarında iyi performans göstermesinin esas sebebi bu. Bu sezon %45'le atıyor; clutch istatistiği ise %51. Hatta Where Clutch Happens temalı reklamda bile yer bulmuştu. İzolasyon süper skorerlerin alamet-i farikasıdır. Gay'in bol bol izolasyon denemesi Memphis gibi paslaşarak sayı üreten bir takımın ritmini bozar (Geçen sene Rudy Gay sakatlanmasına rağmen playoff'lara kalan Grizzlies abuk subuk izolasyonlar olmadan ne kadar başarılı olabileceğini herkese gösterdi.). Fakat son anlarda Gay ve Randolph mecburen iso deneyecekler... ve muhtemelen başarılı olacaklar. Hatta Mayo ve Conley de işler sıkışınca sorumluluk alabilirler.

Süper dış savunma, mükemmel pota altı ikilisi (ligde boyalı alandan en çok sayı üreten 4. takım Memphis), ortalama üstü dış skorerler, bench katkısı... Geriye bir tek dış şut tehdidi kaldı (kötü 3'lük atıyorlar.). Takas dönemi sona erdikten sonra Arenas ile anlaştılar. Kimse Arenas'ın LeBron'lu Cleveland'la Doğu Şampiyonluğu için savaştığı, rakip potaya 40 sayı bıraktığı günlerdeki gibi performans sergilemesini beklemiyor. Memphis cephesinin aradığı belli: İsikrarlı bir dış şutör, takımın pas trafiğini bozmayacak, aksine zenginleştirecek bir guard, kritik anlarda sakin kacalak bir çift bilek. Arenas puzzle parçası gibi oturdu. Yalnızca birkaç şut atacağı, genelde bench'te oturacağı bir rol, Arenas'ın konsantre olmasına engel olabilirdi. Lionel Hollins Arenas'ı zorla takıma bağladı, takım ruhuyla besledi. Rakibin en önemli skorerini Arenas'la eşleştirdi mesela. Wade'i Ton Allen'dan çok Arenas'ın savunması mantıklı değil ama Hollins'in düşüncesi çok açık: Kocaman egolu basketbolcuların takıma entegre olabilmesi için kendilerini önemli hissetmeleri lazım.
Şu an Grizzlies herkesle eşleşebilecek, rakiplerin tüm silahlarına cevap verebilecek bir kadroya sahip. İlk turda Clippers'la karşılaşacaklarmış gibi görünüyor. Sete set hücumu bilmeyen Clippers uzunlarını sodomize edeceklerini düşünüyorum. Takımınızda CP3 varsa kimse sizi süpüremez ama CP3 kaç maç kazanabilir? 1? 2? Grizzlies'in ikinci turda kimle eşleşecekleri belli değil ama çok fark etmez. Yalnızca dış oyuncuların skor ürettiği OKC'yi tam saha baskıyla canından bezdirebilirler. Senelerdir savunmasıyla ön plana çıkan ama bu sene hücum takımına dönüşen San Antonio'ya pota altında üstünlük sağlayabilirler. Şimdilik muhtemel eşleşmelerden bashetmeye gerek yok. Playoff resmi kesinleştiğinde uzun uzun yazarım zaten.

*

[1]Ligdeki en iyi 2. pota altı ikilisi. İlki Lakers tabii ki. OKC'nin pota altı çok güçlü ama yalnızca savunmalarıyla ön plana çıkıyorlar. Knicks'te hem süper savunmacı (Chandler), hem de çok iyi hücumcu (Amar'e) var ama Grizzlies ya da Lakers gibi dengeli değiller.


[2]Jail Blazers: Zach Randolph yaşı tutmazken içki içtiği için yakalandı. Rasheed ve Damon Stoudamire ot içerken yakalandılar (1 sene sonra Stoudamire 30 gram otla yakalandığında tutuklanacaktı.). Ruben Patterson eşini dövdüğü için hapse atıldı. Qyintel Woods ot içip ehliyetsiz araba kullanırken hız sınırını aştı ve yakalandı. Daha sonra Qyentel Woods, Amerika'da yasak olan köpek dövüşleri düzenlediği için tutuklanacaktı. Randolph Patterson'ın suratına yumruk atıp kemiklerini kırdı. Tüm bunların arasında Rasheed Wallace bir sezonda en fazla teknik faul alan basketbolcu oldu (41) ve bu yüzden lig yönetimi kuralları değiştirdi. Artık 1 sezonda 16 teknik faul alan oyunculara otomatik maç cezası veriliyor ve oyuncunun daha sonra alacağı her 2 teknik faulde maçtan men kararı veriliyor (Bir sonraki sezon fauler sıfırlanıyor tabii.).

[3]Gerçi o zamanki Knicks'te GM'den oyun kurucuya dek pek çok insan taciz davalarında sanık oldu. Men in Black'teki gibi hafıza silen bir nöralizör icad edilirse New York taraftarları mağazalara akın edecek ve 2000'leri unutacaklar.

[4]Chris Wallace. Pau Gasol'u yok yere gönderen, 2.sıradan Hasheem Thabeet'i seçip yeni Mutombo'yu bulduğunu iddia eden genel menajer.
[5]Şu sıralar ritim yakalayan Knicks'te yapıyı bozmamak için sakatlıktan dönen Amar'e'nin  bench'ten gelmesi gerektiğini savunanlar var (Mesela Charles Barkley). Ben gerçekleşeceğini sanmıyorum. Farz edelim ki Amar'e kabul etmiş gibi görünsün. 6. adam rolüne uyum sağlayabilir mi?

[6]İzolasyon: topu al, tek başına hücum et, sayı yap.

Monday, January 31, 2011

Rudy Gay Oy Arıyor



Son zamanlarda çıkan benzer temalı kampanyaların güzellerinden. Hoş espriler var ama Rudy Gay'in oyunculuğu korkunçmuş. Sanki Nash'in kampanyasına benzemiş biraz. Most interesting man in the NBA ile the most ridiculous man in the world sloganlarının benzediğini de hesaba katarsak, Nash rüzgarı hafifçe esmiş diyebiliriz.

Sezon öncesi hayvanî kontratının altında ezilen Rudy Gay gayet iyi oynuyor oynamasına da batı forvetlerini düşünürsek(Kevin Durant, Carmelo Anthony, Tim Duncan, Dirk Nowitzki, Blake Griffin, Kevin Love...) işi pek kolay değil.

Wednesday, July 21, 2010

cCc Chris Wallace cCc

Chris Wallace. Tarihin gördüğü en başarısız menajerlerden biri. Gittiği herhangi bir şampiyon takımı yok edebilecek kalibrede bir armada. Geldiği yere ölüm getiren bir marka. Chris Wallace. Hatırlarsınız, geçtiğimiz senelerde konratının yükünden kurtulmak adına Gasol'ü bedavaya Lakers'a göndermiş, Lakers bu hamlenin ardından üç kez üstüste final oynamıştı.
Şu sıralar Rudy Gay'e önerdiği beş yıl için 82 milyon dolarlık (nerdeyse Wade kadar) teklifle adını unutulmazlar arasına sokmayı başardı. Diğer takımların Gay'e senelik yirmi milyona varabilecek bir kontrat önermelerinden korkmuş Wallace; oysa Gay'e maksimum kontrat önerecek başka bir takım yok. Bir balon (bildiğin balon) kadar basketbol oynayabilen Hasheem Thabeet ile birlikte bir yastıkta kocarlar umarım.

Saturday, March 6, 2010

Where Clutch Happens

                                          
One second left, try to get the last shot, I was measuring it the whole time, i knew i had to knock it down, When i shoot it, the only thing on my mind, is a ball going in, I knew i had to knock it down, They gave me the opportunity by puttin' the ball in my hand, Try to get the last shot, Down two, Kick it, Last minute of the game, Shoot it, I knew i had to knock it down, Big shots, Crunch time, [Bryant for the win... Bang!], They the moments that i live for, One second left, I knew i had to knock it down.

Steve Porter çalışmalarını andıran Determination, Defense, 6th man, Clutch dörtlüsünün belki de en etkileyicisi. O kadar güzel olmuş ki, "Howard ne arıyor orada", "Ben Gordon niye yok", "Paul Pierce öldü mü" sorularını görmezden gelip zevkini çıkarmaya bakın.