Mike Brown Neden Kovuldu?
Birkaç maçın ardından koçu kovmak, Akdeniz ülkeleri için neredeyse bir ritüel. Fakat Mike Brown'ın kovulması, NBA'de alıştığımız koç sirkülasyonuna aykırı bir örnek. Tabii Lakers'tan bahsediyoruz; basketbol takımından çok reality show'a benzeyen bir camiadan.
Sezon başında Princeton Offense uygulama kararı almışlardı. Alan paylaşımı, topsuz oyun ve paslaşma üstüne kurulu olan bu hücum sistemini şu ana dek becerebildiklerini söylemek imkansız. Fakat uzun vadede işler değişebilir miydi? Elbette. Eğer kadronuzda ligin en önemli defansif gücü[1], ligin en yetenekli uzunu, en cüretkar hücumların point guard'ı ve Kobe varsa beceremeyeceğiniz hiçbir hücum sistemi yok.
Sezon başında Princeton Offense uygulama kararı almışlardı. Alan paylaşımı, topsuz oyun ve paslaşma üstüne kurulu olan bu hücum sistemini şu ana dek becerebildiklerini söylemek imkansız. Fakat uzun vadede işler değişebilir miydi? Elbette. Eğer kadronuzda ligin en önemli defansif gücü[1], ligin en yetenekli uzunu, en cüretkar hücumların point guard'ı ve Kobe varsa beceremeyeceğiniz hiçbir hücum sistemi yok.
Zaten takımın Princeton Offense'e muhtaç olmamasının temel sebebi de bu. John Stockton'la beraber lig tarihinin en iyi pick&roll oynayan guard'ı (Nash) ve son yılların en iyi potaya devrilen oyuncusuyla (Howard) PnR oynamak kadar doğal bir şey yok. Şimdi mikrofonları Mike Brown'a çeviriyoruz: "Phoenix senelerce pick&roll oynadı. Pek çok maç kazandılar ama mayıs ayında ne yapabilmişlerdi?[2]" Bravo Mike. Geçen sezon boyunca Lakers hücumlarını Kobe'nin izolasyonlarına mahkum eden bir insan olarak son yılların en önemli hücum şefine laf atmış oldun. Unutmadan, artık kendisi senin oyun kurucun.
Mike Brown'ın abuksubuklukları bitmiş değil. Lakers bench'i zaten zayıf ama Brown olabilecek en saçma rotasyonları kullandığı için zerre katkı alamıyorlardı. Ebanks, Nash'in sürüklediği hızlı hücumlarda ideal bir kanat oyuncusuna dönüşebilir ama Brown Ebanks'le ne yapmak istediğine bile karar verememişti. İlk 5 başlattığını da, bench'ten kaldırmadığını da gördük. Keza Jordan Hill. Kadroda beraber oynayabileceği en son insan Dwight... ve Howard&Hill ikilisi beraber sahada duruyordu[3]. Matt Barnes gibi birkaç alanda vasat üstü performans gösterebilen oyuncular, Jodie Meeks gibi tek iyi özelliği (kanattan 3'lük) olan oyuncular, atlet gençler, veteranlar... Mike Brown bahsettiğim tüm oyunculardan minimum seviyede katkı alabilmişti.
5 maç sonunda Princeton'dan vazgeçen yönetim haliyle coaching staff'ı da değiştirme kararı aldı. Tabii bunu Jim Buss'ın açıklamalarından ("Mike Brown'la hiçbir sorunumuz yok") yalnızca bir gün sonra yaparak bir kez daha Lakers usulü bir performansa imza atmış oldular.
Zen Master değil D'Antoni
Phil Jackson emekliye ayrıldığında ayağa kalkacak enerjisi bile kalmamıştı. Lakers Mavericks'e süpürülünce bir daha asla koçluk yapmayacağını düşünmüştüm. Hatta geçen akşam Staples Center "We want Phil" tezahüratıyla yankılandığında bile pek ihtimal vermiyordum (Üstelik Jim Buss Zen Master'ın tüm yardımcılarını, antrenörlerini göndermiş, artık üçgen hücuma değil iyi bir savunma takımına muhtaç olduklarını söylemişti. Emekliye ayrılan efsanevî koçsa oğul Buss ile aralarında problemler olduğunu itiraf etmişti.) ama haber siteleri sürekli güncelleniyordu: "Lakers Phil'i istiyor... Jackson'ın tüm şartlarını kabul etmeye hazırlar..." 24 saat öncesine dek Phil Jackson'ın yeni Lakers koçu olacağı, hayatı boyunca yarışmacı alanlarda öne çıkmış yüzlerce isim gibi emekliliğe dayanamayacağı düşünülüyordu. Hatta coaching staff'ın şekillendiğini iddia edenler bile vardı[3].
Tahmin edilebileceği gibi pek çok istekte bulunmuştu; uzun deplasman turlarına katılmamak, şu an Pacers'ta asistan koç olan Brian Shaw'ın tazminat ödenerek Los Angeles'a getirilmesi (ve muhtemelen rakip salonlarda bizzat koçluk görevini üstlenmesi), senelik 8 haneli maaş ve hepsinden önemlisi Jim Buss'la Mitch Kupchak'in kontrolü kendisine bırakması. Hakikaten istekler çok çok fazla ama teklif götürmeden önce çoğunu tahmin etmek güç değil.
Lakers yönetimi Phil Jackson'a pazartesi gününe dek karar vermesi için süre verdi ve ekledi: "Eğer istersen görev senin." Fakat Pazar günü bitmeden D'antoni'yle anlaştılar. Salona gelen taraftarları, Los Angeles'taki tüm medyayı, internetteki her Lakers forumunu heyecanlandırdıktan sonra yaptılar bunu[4]. Yönetimin düşüncelerini anlamak zor değil. Jim Buss'ın çok istediği Showtimevâri basketbolu en rahat oynatabilecek koçla anlaştılar. Buss hem kendi otoritesinden vazgeçmek, hem de yaz aylarında Howard ve Nash'i takıma katan menajerininin rolünü küçültmek istemiyor. Phil Jackson'a otoriteyi teslim edeceklerdi (ismini vermek istemeyen bir yönetici Phil Jackson'ın dünyaları istediğini söylemiş.) ama D'Antoni'nin savunma koçu istememek gibi sıradışı isteklerine karşı çıkabilecekler. Ve tabii ki çok daha az para ödeyecekler. Fakat Mike Brown'ı kovarken yaptıkları nahoş üslubun aynısını Phil Jackson vakasında da kullanmış oldular. Hmpf.
Jackson'ın ideal figür olsa bile ideal isim olmadığını düşünenler vardı zaten. NBA'le ucundan kıyısından ilgilenen hemen herkesin bildiği gibi üçgen hücumda oyun kurucunun işlevi asgari seviyeye çekilir. Jackson'ın sisteminde Steve Nash, yalnızca mükemmel bir 3'lükçüye dönüşecekti. Üstelik Howard'ın Triangle Offense'i sezon ortasında öğrenebilmesi neredeyse imkansız. Sağlığı sebebiyle Zen Master'ın en fazla 2 sene daha çalışabileceğini söylemedim bile. Peki D'Antoni ideal isim mi? Hayır. Neden? Çünkü o, Lin'i görememişti[5]. Eheh. D'Antoni defoları olan bir koç ama Lakers'ın belki de en önemli özelliğini (Nash&Howard) azami seviyede kullanacak. Mesela Jodie Meeks'i hayata döndürecek. Kobe'nin küçüklüğünden beri saygı duyduğu bir isim olduğu için takımın en önemli güç odağıyla problem yaşamayacak. Yaşlı Lakers 5'iyle ve atletik olmayan bench oyuncularıyla sürekli 7 saniyede hücum bitirmek gibi bir çıkmaz sokağa gireceğini de sanmıyorum.
Tabii kadroda yeterince 3'lükçü yok, bench rezalet, Howard formsuz olduğu için savunmaları korkunç, Kobe yalnızca spot up şutör değil... Batının iddialı takımlarına karşı saha avantajını elde edemezlerse (ve sezon ortasında Kupchak bikaç[6] tane iyi bench oyuncusu bulamazsa) Lakers'ın şampiyon olması benim için hala pek mümkün görünmüyor (D'Antoni'nin takımına karşı şut bombardımanı yapan OKC kısalarını hayal edin.). Fakat en azından gereksiz yere Princeton Offense için aylarca debelenmekten kurtulmuş oldular.
___________________________________
[1]Dwight hem ligde en iyi çember savunan isim, hem de toplamda (hız, güç, istikrar...) geçen seneki ekürisinden (Bynum) çok daha önde. Üstelik Howard mükemmel bir pasör değil ama Bynum gibi bir kıyamet alameti olmadığı da malum. Bynum kalmış olsaydı, Princeton Offense için anti-Christ gibi bir figüre dönüşecekti muhtemelen.
[2]6 senede 3 konferans finali. Üstelik 2000'lerdeki Batı Konferansı tarihin en çetin konferansı bile olabilir. Ha bi de Princeton Offense'le şampiyon olabilmiş NBA takımı sayısı kaç? İpucu vereyim, 1'den az.
[3]Phil Jackson - Zen Master, Kurt Rambis - comic relief (via Weakside Defense), Scottie Pippen - kimyager...
[4]Belki de hepsinden önemlisi kadrodaki oyuncuları heyecanlandırdılar. Kobe ve Gasol Phil Jackson'a duydukları saygıdan bahsettiler. Dwight Howard, Phil Jackson'ın en iyi tercih olduğunu söyledi. Howard'dan kime ne, demeyin. Sezon sonunda serbest kalma ihtimali olduğu için Lakers yönetimi bu gebeşin sesine de kulak verdiğini göstermek istiyor.
[5]Kaan Kural twitter'da "bu neyin kafası" demiş zaten.
[6]Rasheed Wallace, Antawn Jamison'dan daha iyi görünüyor şu an.

