Showing posts with label Garnett Kevin. Show all posts
Showing posts with label Garnett Kevin. Show all posts

Saturday, February 9, 2013

Notlar: Garnett, Howard, Sigara...

Garnett 25.000 sayı barajını geçti. Üstelik 25000 sayı, 10000 ribaunt, 5000 asist, 1500 blok, 1500 top çalma istatistikleri yakalayan ilk oyuncu olmuş. İlla ararsak birkaç çapanoğlu bulabiliriz; genç yaşta lige girmesi, kariyerinin büyük bölümünde takımdaki yegane süperstar olması, gelişen tıbbî tedavi teknikleri, basketbolun nazaran daha yumuşak oynanması... Fakat zorlamanın alemi yok. Acayip rakamlar.

Yine de duyar duymaz aklıma temel bi problem geldi: 1974'ten önce blok ve top çalma istatistikleri tutulmuyordu. Kısaca göz gezdirince birkaç not çıktı ortaya:
-İyi birer pasör olmalarına rağmen hem Russell, hem de Wilt 5000 asist barajının altında kalmışlar.
-Willis Reed, Bob Petit ve benzer efsaneler daha kısa kariyerleri olduğu için tartışmaya bile giremiyorlar.
-Tek muallak örnek Kareem (Ligdeki ilk 4 senesinde blok/steal istatistiği tutulmuyordu.). Yalnızca top çalma kategorisinde bu rakamları yakalayamamış (1160). Maç başına 0.9'luk kariyer ortalamasını alıp ilk 4 senesine dair projeksiyon yapınca ucu ucuna Garnett'in rekorunu kaçırdığını görüyoruz. Tabii gençken ekstra 30-40 top çalma yapmış olması mümkün.

Genelde böyle kafaya göre baraj belirleyerek çıkarılan istatistikler çok fazla şey ifade etmez. Fakat Garnett'in inşa ettiği istatistikî all around dominasyon hagaden akıl almaz.

Kevin Durant için Nike hoş bi reklam çekmiş: KD. Not Nice. Zaten OKC geçtiğimiz sene finalleri kaybettikten sonra biraz daha "sikerim çay ocağını" mentalitesiyle oynamaya başlamıştı. Tüm sene boyunca verilen emekler, birkaç maç içinde anlamsız hale gelince basketbolcular kaybetme acısını tatmış ve sonraki sene için bilenmiş (bileylenmiş, keskinleşmiş falan fistan) oluyorlar (bkz. son 1 senedeki LeBron). Yani mağlubiyet korkusu öfkeye sebep oluyor, kazanma odaklı öfke de NBA tarihindeki büyük rekabetlere uzanan bir patika zaten. Mağlubiyet sayesinde gözlerimizin önünde gittikçe büyüyen, sürekli yeni vakalarla karmaşıklaşan, torunlara anlatılacak kadar anlamlı bir rekabetler zinciri oluşuyor. Aynen devam.

Sigarayı bırakmaya çalışıyorum. Asabi hallerdeyim şu sıralar, birilerine sövesim var. Yine de Vince Carter'ın uzun uzun sakatlık numarası yapıp ardından smaç basması garip bir şekilde sevimli geldi bana. Nostalji mi desem, retro estetik mi desem, bilemedim. Beynime oksijen gidince gerizekalıya bağlamış da olabilirim tabii.

Carter demişken Mavericks oyuncuları %50 galibiyet yüzdesine ulaşan dek sakallarını kesmeyeceklermiş. Sakal geyiği meşhur. Mesela geçtiğimiz senelerde Grizzlies playoff'a dek sakal kesmeme kararı almıştı. Mavs 1,5 sene boyunca cro-magnonlar gibi gezmemek için daha mütevazi bi hedef seçmiş.

Mutombo.

Rastgele Haberler
-Basketball Jones'ta NBA oyuncuları isimlerine göre listelenmiş. İsmin telaffuzu eğlenceli mi (Danilo Gallinari), oyun tarzıyla ismin tınısı arasında benzerlik var mı (Dwyane Wade, Dikembe Mutombo), soyisimden bağımsız olarak da kullanılabiliyor mu (LeBron), oyuncuya has bir ad mı (Kobe)...
-Samuel Dalembert Nuggets'a karşı 21'de 17 ile 35 sayı, 12 ribaunt, 2 asist ve 1 blok yaptı. Umarım zirvedeyken bırakır ve bi daha basketbol oynamaz.
-DeMarcus Cousins devre arasında atıldı. Hakeme tükürd... ahaha yok lan, kendisiyle tartışmak istemeyen hakeme "adam değilsin" demiş.
-Rockets, tam 23 3'lük isabetiyle daha önce Magic'e ait olan bir maçta en çok 3'lük atma rekorunu egale etti. İşiniz gücünüz yoksa 3'lüklerin tamamını şuradan izleyebilirsiniz. Hikaye henüz bitmedi. Koç Mark Jackson, Warriors'ın bir maçta en fazla 3'lük yiyen takım olmaması için oyuncularından taktik faul yapmalarını istedi. Yaptığı ilk bakışta saçma geliyor ama sebebini anlayabiliyorum. Warriors oyuncularını yuhalayan Rockets taraftarlarını da anlıyorum. Sigarasızlıktan çatacak adam arıyorum ama ne kadar zorlasam da bu vakada küfredecek birilerini bulamadım.

Chris Paul'un yokluğunda bir kez daha anladım: Heat hücumunun LeBron bağımlılığı > Clips hücumunun CP3 bağımlılığı >>>>> OKC hücumunun Durant bağımlılığı

Tabii yanlış anlaşılmasın:
1. LeBron olmasa Heat çöker demiyorum. Wade ve Bosh üstüne kurulmuş olan bir takım elbette ki playoff tablosunda önemli bir aktör olur. Fakat şu anki Heat hücumu TAMAMEN LeBron'a bağımlı. İstatistiklerden bağımsız olarak, maçlar izlendiğinde anlaşılabilecek bi durum bu
2. Paul şu an ligdeki en iyi lider. Hücuma katkısını anlatmaya gerek yok zaten. "Yılın koçu" geyiklerine konu olacak kadar oyuna hükmedebiliyor. Makro ölçekte oyunu yönlendirmekten, her oyuncuya en doğru anda pas vermek gibi temel hareketlere dek her şeyi yapıyor. Ve hepsinden önemlisi, kendi adına bir parfüm çıkarıyor.
3. Yukarıda yazdığım denklem oyuncuların seviyeleriyle değil, takımların temel prensipleriyle alakalı. MVP ödülü için oyum olsa (favori cümle girişim) Durant'e verirdim.

Çaylaklar Maçı için seçilen 20 oyuncuyu Charles Barkley ve Shaq iki takıma ayıracaktıAll-Star gibi gösteri maçlarında topa yön veren kısaların ön plana çıktığı malum. Şimdi ilk iki seçime bakalım:
Shaq: Damian Lillard ve Kyrie Irving
Charles: Anthony Davis ve Kenneth Faried
WUT? Bu noktadan itibaren aynı tripte devam ettiler. Neyse laf etmeyeyim, Barkley lan bu. Nikotin krizinde olsam bile Charles Barkley'e kızacak değilim. Zaten bu post Katharsis gibi, Epifani gibi transandantal bi sürece tabi tuttu beni. Kalender adammışım, onu fark ettim.

ps. Yandaki poster Hoopism'den.

Laker Drama - Perde VI: Gasol asgari 6 hafta kaçıracak. Üstelik Howard'un durumu da malum. Kobe, Howard'ın sakatlığa rağmen oynaması gerektiğini sürekli söylüyordu. Nash de ligdeki herkesin belli acılarla oynaması gerketiğinden bahseden bir tweet gönderdi. Nihayet Celtics karşısında Howard sahaya çıktı ve korkunç oynadı.

Hmpfff. Aslında Howard çıtkırıldım bi oyuncu değil. Sakatlığı gerçekten ciddi olabilir, sezon başında tedavisini erken kesip dönmüş olabilir, kendince oynamaya çalışmış olabilir, yaşlanan Kobe bencilce takım arkadaşlarını zorluyor olabilir... olabilir yani. Ama insanların Howard'a inanası kalmadı artık. Şu adamdan bahsediyoruz; konuştuğunda dinleyenlerin orta kulağını iltihaplandıran bir adamdan. Geçtiğimiz sene NBA tarihinin belki de en acayip röportajına imza atmış (her ay 1 kere izlerim), röportajın yankıları sürerken kendini sevimli göstermeye çalışmış, playoff'lara yalnızca haftalar kalmış olmasına rağmen ameliyat kararı almıştı. Bu defa yapacakları meçhul ama Kobe'ye cevaben şöyle söylemiş: "Bu benim kariyerim, benim hayatım."

Neyse ben bi sigara yakayım.

Sunday, June 10, 2012

Doğu Finali

BASKI
Zaten Doğu Konferansı Finalleri'ndeyiz, daha büyük baskı düşünmek pek mümkün değil ama herkesin bir baskısı vardır. Herkesin baskısı kendine. Baskı kurban olduğum yaresulullahtan da gelebilir amma lakin ki öyle değildir. Eyyorlayayım

1. LeBron.

2. Wade hem 2006 Finalleri, hem de iyi çocuk imajı sayesinde fazla eleştirilemeyen oyunculardan biriydi. Fakat Heat'in karşılama partisi ve 2 senedir edindiği garip alışkanlıklar (rakip oyuncuyla dalga geçmek, küçümseyici lâflar atmak...) sonrası yavaş yavaş sevilmeyenler kulübünün müdavimi oldu. Artık dokunulmazlık zırhı kırılmış, negatif değerler yüklenmiş bir Wade ile karşı karşıyayız. Hâlâ ailevî problemler, sakatlıklar, LeBron eleştirileri yüzünden yerin dibine sokulmuyor ama ilk defa çektiği tepkiler Çin'den Maçin'e yol oldu. Plyaoff'lar bitene dek tamamen sıradanlaşırsa lig tarihindeki yerinin sarsılacağını düşünenler az değil. Hatta Heat forumlarında takasını isteyen sapık taraftarlar bile vardı (olmaz o iş[1]).

3. Celtics. Garnett 2008'den evvel neredeyse loser olarak gösterilir, hatta Sprewell/Cassell öncesi T-Wolves ile playoff ilk turunu geçemediği için yumuşak diye nitelenirdi. Paul Pierce ise partilerden partilere koşan bir yıldızdan fazlası değildi medyaya göre. Yüzüğün basketbolcuların kariyerini nasıl şekillendirdiğine çok güzel örnekler. Peki ya iki yüzük? Garnett dizlerinden sakatlanmasa Celtics büyük ihtimalle 2009 Şampiyonluğu'na ulaşacak, takımdaki yıldızlarsa tarihteki Büyük 3'lüler arasında çok daha süpermatik bir mevkiye erişeceklerdi[2]. Sene 2012 ve hepimiz biliyoruz ki, Celtics son kez dans ediyordu[3]. Konferans finallerine çıkmak bile onlar için muhteşem bir son olacaktı ama kupayla veda ettiklerini, soyunma odasında yapacakları veda konuşmasını hayal edebiliyor musunuz (bkz. 69 Finalleri)?

HAKEMLER
1. "Maç öncesi Beat the Heat t-shirt'leri nba.com'da satılığa çıktı." Hiçbir anlamı yok. Zaten NBA her türlü final kombinasyonu (Evet, Spurs vs Celts dahil) için zilyon tane ürün hazırlamıştır. Maç biter bitmez satmaya başlayacaklar. Olayın açıklaması çok basit: Abuk subuk bir adam yanlışlıkla bu ürünlerden birini görünür hâle getirdi (Maç ayarlanmış olsa bile bunun kanıtını resmi siteden vereceklerini düşünmüyoruz herhâlde.).

2. "Heat'i Finaller'e çıkarıp para kazanacaklar." Genç süperstarlar üstüne kurulmuş, mega atletik takımlar uluslararası pazarda daha çok ilgi çekiyor. Heat'in dahil olduğu NBA Finalleri daha çok reyting alacak. Buraya kadar tamam ama şu an playoff'larda kalan en büyük pazar Boston. San Antonio gibi bir örnekten bahsetmiyoruz yani.

3. Joey Crawford (4. maç sonrası Crawford ve ekürisi Kenedy hakkında bir paragraflık geyik çevirmiştim zaten.) gibi çok düdük çalan bir hakem var. Daha fazla penetre eden takımın Heat olduğu malum. Üstelik Celtics sert oynamaya seven, 7. maçın tadını çıkarmak isteyen bir takım. Yani burada bir avantaj olduğu söylenebilir ama o kadar. Başka iddialar abartılı kaçıyor.

4. Şöyle bir yorum geldi: "Herhangi bir takımı tutmayanlar için dediklerini anlıyorum ama her konuda mantık aramamak lazım. Taraftarlar bu gibi şeylerden zevk alır, maçı daha alevli seyrederler." Doğru, anlıyorum (ama konuşamıyorum.). Ben sadece hakem muhabbetinin biraz abartıldığını düşünüyorum.


MAÇTAN KISA NOTLAR
İlk yarıda Miami tam 10 top kaybı yaptı; 8'i Celtics'in top çalmasıyla geldi üstelik. Heat hızlı hücumlarda olağanüstü takılan taraf. Fakat transition savunmasında rezalet oldukları için Celtics'in öne fırlamasına engel olamadılar. İkinci yarıdaysa top kayıpları eşitlenecekti.

Maç öncesinda hangi rol oyuncularının 3'lüklerle katkı vereceği tartışılıyordu; Pietrus, Dooling, Miller, Battier... Battier, ortayı kalabalık tutabilmek için dış şutları riske eden Celtics'i tam 4 kere cezalandırdı. Kendisine beklenmedik bir isim eşlik ett: Chris Bosh[4]. 3'lüklerde 4'te 3 yaptı. Süper mi? Süper. Fakat bench'ten gelip sayı atan tek oyuncuydu. Korkunç mu? Korkunç (Benzer senaryoda OKC'nin gazabını hayal edin.). Tabii Finaller'de Ibaka'yı dışarı çekecek.

LeBron ilk yarıda top kullanmıyor, asist yapmıyor, en azından hücumda konsantre olamamış gibi görünüyordu. Mesela ilk yarıda post-up'tan 0 sayı bulmuş. Bass yerine kısa savunmacılarla eşleştiğinde bile post denemedi[5]. İkinci yarı hem LeBron, hem de takım 7. maç konsantrasyonunu yakaladı (Heat ikinci yarının ilk 17 dakikasında %100 savunma ribaundu rating'i ile oynadı mesela.). LeBron ya topsuz hareketle Bass'i ekarte etti ya da dışarıda topu alıp hızını kullanarak potaya gitti. Celts son 9 dakikada yalnızca 6 sayı üretince maç bitecekti zaten.
LeBron eğlenmeyi, insanlarla iyi geçinmeyi seven bir adam. Fakat The Decision'dan, hatta 2010 Celtics serisinden beri kötü çocuk ilan edildi. Belki de 2 senedir ilk defa kara kıyafetleri giyip yeni rolünü kabullendiğini, negatif enerjiyle beslendiğini görüyoruz; gülmüyor, şakalaşmıyor, dans etmiyor, hiçbir basketi kutlamıyor... Yukarıdaki resimde gülüyor. Son iki maçtır gülümsediği yegane 10 saniyelik sekanstan bir kare. Yalnızca birkaç dakikasını kutlamalarla harcadıktan sonra soyunma odasına gitti (sahadan ilk ayrılan Heat oyuncusu oldu muhtemelen.).

Eveleme Geveleme
Celtics hakkında ne desem boş. Omuz omuza çarpışmayı gerçekten seven bir grupla karşı karşıyaydık. Beraber oynamaktan zevk almak (Spurs oyuncuları oynadıkları basketboldan daha çok zevk alıyorlardır muhtemelen) ya da birbirlerini çok sevmek demiyorum. Bahsettiğim şey belli: Omuz omuza çarpışmak (Aradaki farkı iyice belirtmeliyim; gözleri kapalı beraber savaşa gider, birbirleri için iyi, kötü, çirkin her şeyi yapabilirlerdi.). Çok çok özel bir Celtics takımını 5 sene sonra tarihe uğurluyoruz. Zaten ben dayanamayıp birkaç güne uzunca bir Celtics post'u yazarım. Şimdilik Doc[6] Rivers'ın maç sonrası olağanüstü tavırlarıyla verdiği güzel röportaja kulak verin:

NBA'in bireysel bir lig olduğu söylenir. Sanıyorum bu teori yok oldu. Karşınızda bir takım var; sürekli takımca efor harcayan bir ekip. Kevin, Ray, Paul... Ben onlara birer şahıs olarak değil, bir grup olarak bakıyorum. Sanırım artık birbirleri için ne kadar çok şut ve dakika feda ettiklerine odaklanmalıyız. Onlardan istediğim her şeyi yaptılar; savunma, paslaşma... Kazanmak için pek çok şeylerini feda ettiler. Onlar hakkında asla unutmayacağım şey de bu olacak.
Avrupa basketbolu seyreden insanların çoğu Spurs'e sempati besliyordu. Celtics her basketbolseverin tutkuyla bağlandığı duyguları canlandırıyordu. Fakat birbirimizi kandırmamıza gerek yok. NBA basketbolu seven hemen herkes, saf atletizm ve yeteneğin şahlanacağı, emsalsiz süper yıldızların yüzük için çarpışacağı, LeBron ve Durant'in birbirleriyle eşleşeceği 2012 Finalleri'ni heyecanla bekliyor.
_________________________
[1]Heat tarihinde en fazla sayı atan, top çalan, asist yapan oyuncu Wade.

[2]Orlando, 2009 Doğu Konferans Finalleri'nde lig birincisi Cavs'i 6 maçta eledi. Bir önceki turda Garnett'siz Celtics'le 7 maç yapmak zorunda kalmışlardı. Celtics forumlarında takılanlar zaten fark etmişlerdir; Boston taraftarları 2009'dan bahsederken, finaller 7. maçın son saniyelerinde şampiyonluğu kaybetmiş gibi bir tribe giriyorlar.

[3]RayRay kesin gidecek ama Danny Ainge hele şükür Rondo ve Pierce'ı takas etmekten vazgeçti. Hatta Garnett'in de takımda kalacağı söyleniyor. Zaten başka takıma gitmektense kariyerini bitirmeyi bile tercih edebilir... gibi geliyor bana.

[4]Maçtan sonra 3'lük çalıştığını söyledi. Gittikçe potadan ve fizikî mücadeleden uzaklaşıyor yani. Kariyerinin sonlarında yarı sahadan şut deneyecek muhtemelen. Neyse, hele ki çok önemli katkı vermişken sakat adamın üstüne gitmeyeyim. Blog'u okuduğu için morali bozuluyor sonra herifin, biliyorum.

[5]1-5 maçlar arası toplam 22 sayı, 6. maçta ise tam 14 sayı bulmuştu.


[6]Doc Rivers'ın as oyuncularını sahadan çıkardığı ânın görüntülerini izlemek istiyorsanız aradığınız adres burası. Unutmadan, Rondo ve Garnett seri sonrası el sıkışma ritüeline kalmaksızın soyunma odasına gitti. Özel bir ruh hâli içinde oldukları aşikar.

Saturday, June 2, 2012

Doğu Finalleri

Konferans Finalleri, playoff'larda izlediğimiz en iyi iki seriye sahne oluyor. Uzadıkça uzasın istiyorum. Hatta mahallede bakkal, manav toplaşıp, "7 maç, 7 maç" diye tezahürat yapıyoruz[1]. Batı Konferans Finalleri'nde Spurs'un mükemmel hücumuyla Thunder'ın vahşi atletizmi çarpışıyor. Doğu Konferans Finalleri ise daha garip. Tabii bu garipliğin pek çok sebebi var; Miami'nin kendine has dinamikleri, sakatlıklar, son kez dans eden Celts, yıllar önce Uzay'ın derinliklerinden gezegenimize gelen Rondo...

2. maçta dinlenmeksizin 53 dakika oynayan Rondo kariyerinin en acayip, mantıksız, osuruk uçuklatıcı performansına imza atmıştı: 24'te 16 ile 44 sayı, 10 asist ve 8 ribaunt. Yaptığı zilyon tane triple-double'dan çok daha heyecan vericiydi (bkz. İlk 3 çeyrekte 10 sayı atıp, son çeyrek boyunca potaya gitmeyi unuttuğu akşamlar.). Rakamlarla söylemek istediklerimi anlatmam imkânsız. İstediği her noktadan şut atabiliyor[2], tek başına takımı ayakta tutuyordu. Üstelik maç boyunca yalnızca 3 top kaybı yaptı. Tekrardan ligdeki en dengesiz ve garip süper yeteneğin Rondo olduğunu fark ettim. Aval aval televizyona bakıyordum. Birkaç saatliğine gerçeklik algısını yitirmişim.
                   

Tabii serinin üçüncü karşılaşmasında esas kahraman başka bir isimdi: Kevin Garnett. İkinci maçın sonlarında kıpırdayacak hâli bile kalmadığı için kendini toparlayamayacağını düşünmüştüm. Epic Fail. Garnett sahadayken +27 sayı attı Celtics (Hatta bu playoff'lar hakkında çılgın bir istatistik vereyim. Garnett sahadayken takım rakiplerine 48 dakika başına +17 fark atıyor; sahada değilken ise -28.6). Dün akşama dek Konferans Finalleri'nde Chris Bosh'un olmadığı Miami pota altını domine edememiş, ilk 2 maçtaki 34 şutunun yalnızca 13'ünü boyalı alandan kullanmıştı. Peki ya bu akşam?
Celtics KG önderliğinde boyalı alanı kulu, kölesi yaptı: tam 58 sayı. Playoff'lar boyunca ulaştıkları en yüksek rakam. Hatta şampiyon oldukları 2008'den beri bu sayıya çıkamamışlar. Bu kadarla kalmıyor: 44 ribaunt aldılar, Miami ise 32'de kaldı. Keyon Dooling çok iyiyidi, Ray Allen smaç bastı[3], Marquis Daniels ise kenara gelirken ayakta alkışlandı (Alternatif X-Files Senaryoları). KG maç sonrası soyunma odasında tam olarak şöyle söylemiş: "The Jungle was rocking tonight. I want to thank all the fans. The fucking jungle was rocking tonight. I fuckin loved it. Fuck it." (Tribünler bu gece yıkılıyordu. Bayıldım amk, bayıldım.)

Miami cephesindeyse olaylar biraz daha karışık. Yalnızca kötü oynadıklarını söylemek anlamsız olur. Oynamadılar çünkü. LeBron hariç şalterleri tamamen indirmişe benziyorlardı; şutörler, savunmacılar, bench, D-Wade... 20'de 9'la 18 sayı attığı için pek belli olmuyor ama Wade çok kötü oynadı. Pick&roll kullanacak hâli kalmamış gibi görünüyor, Ray Allen'a karşı post avantajını değerlendirmiyordu. 1 KERE BİLE SERBEST ATIŞ KULLANMADI. Peki Playoff'larda en son ne zaman çizgiye gitmemiş? 2004'te. Yani çaylakken[4]. Dizinden sıvı aldırmadığı günlere, Pacers serisinin üçüncü maçına döndük adeta. Tabii hemen coşmamak lazım. Pazar akşamı neredeyse tüm Heat oyuncularının daha iyi olacaklarını biliyoruz.

Duncan'ın Blok Rekoru
Duncan'ın yeni bir unvanı var: Playoff tarihinde en çok blok yapan oyuncu. Fakat 1974'e dek blok istatistiği tutulmuyordu. Yani Russell&Wilt'in kaç blok yaptığını bilmiyoruz (Russell'ın her maç 7-8 rakamlarına ulaştığı söylenir.). Üstelik Kareem'in ilk 41 playoff maçı da blokların sayılmadığı döneme denk geliyor. Anlayacağınız Duncan kağıt üstünde en çok blok yapan oyuncu oldu ama gerçekler biraz daha farklı. Duncan'ı sayılarla anlatabilmek pek mümkün değil zaten.
___________________________________
[1]Blog'u takip edenler belki hatırlar. Daha önce bakkal, manav ve babaannemla takım kurmuş, Wizards'ı yenmiştik. Bir keresinde de Vince Carter'ı dövmeye gitmiştik aynı grupla.

[2]Senelerdir ağızlardan düşmeyen bir efsane var: Rondo antrenmanlarda süper şut atmasına rağmen maç esnasında serbest atış kullanmakta bile zorluk yaşıyor. 2 sene önce Durant ile EŞŞEK oynamış ve takır takır 3'lük atıp beni aptallaştırmıştı. O günden beri belki de ilk kez bu bitmek bilmeyen efsanelere inandım.

[3]RayRay smaç bastıktan sonra twitter worldtrend'lerinin ikinci sırasında şu kalıp vardı: Did Ray Allen

[4]LeBron&Wade 2. maçta tam 35 kere çizgiye gitmişler. Bu akşamsa LeBron'un kullandığı 5 serbest atış var yalnızca. Birleştiklerinden beri ikilinin en az serbest atış kullandığı maç olmuş.

Tuesday, May 15, 2012

Haberler... Haberler...

Cezalar
Hawks co-owner'larından Michael Gearon Jr, "Garnett ligdeki en pis oyuncu" demiş ve hakemleri eleştirmişti. 35.000 $ para cezasına çarptırıldı.
Frank Vogel ise "Miami Heat tüm ligde kendini en çok yere atan (flop) takım" dediği için 15.000 $ ödeyecek.

Celtics vs Sixers
Sixers'ın yarı saha hücumları korkunç (Kalan 8 takım arasında en kötüsü.). İnce işleri yapması beklenen Evan Turner da mega dengesiz olduğu için ciddi ciddi yalnızca Hawes'un eline bakıyorlar bazen (WTF!). Iguodala'nın çok daha fazla çemberi zorlaması ve faul çizgisine gitmesi lazım. Hatta hazır başlamışken Young ve Williams da peşinden gitsin. Sixers cephesinde 3'lük çizgisinin bir adım içinden şut atmak gibi gerzekçe bir moda var. Tabii konsantre olup sürekli çabaladıkları aşikar (Sezon boyunca Doug Collins'in sistemi oyuncuları her maç zorladığı için oyun tarzından bunalmış ve düşüşe geçmişlerdi. Kafaca toparlanmış görünüyorlar.).

Önemli oyuncularını kaybetmiş Bulls ve kendine güveni yerine gelen Sixers ölümüne mücadele verdikleri için çok (çok çok) kötü basketbolun oynandığı maçlar bile sertlik sebebiyle heyecanla seyrediliyordu. Celtics ise kendini zorlamamayı tercih ediyor: "Nasıl olsa Sixers'ı yeneriz." Tâ ki 4. çeyreğe kadar. Son çeyrekte Celtics vidaları sıkınca zaten kangren hâlindeki Philly hücumları kanser oldu. Fakat garip bir şekilde basket atmayı sürdürdüler (Iguodala'nın izolasyonunda 6 metreden panyalı şut, Jrue Holiday'in el üstünden 3'lüğü, Turner'ın çalınmayan steps'i...) ve Celtics bu defa son anlarda galibiyete uzanamadı.
Maç sonunda hareketli perdeye 1001 gece sonra hücum faul çaldılar (Üstelik perdelerde sürekli abartmasına rağmen asla cezalandırılmayan Garnett'e.). Hareket Pierce'a şut atacak ciddi zaman veriyor (ve faul çalınmalı aslında) ama son anlarda böyle düdüklerin çalınmamasını isteyen pek çok yorumcu da var: "Playoff'ta savunmacının o perdeden kurtulması lazım." Takdiri halkın iradesine bırakıyorum.

Lakers vs Thunder
Fazla söyleyecek bir şey yok. Thunder Lakers'ı evire çevire dövdü. 3. çeyreğin ortalarında maçı bitirmişlerdi zaten. Lakers ise soluklanmaya çalışan, ağzı yüzü dağılmış boksörlere benziyordu. Yaşlı kadro son 7 günde 4. maçına çıktı (ve aynı tempoyla devam edecekler.). Ribaunt üstünlüğü sağlayamadıkları gibi sürekli top kaybı yapıp OKC'nin durdurulamaz hızlı hücumlarına teslim oldular (Mesela ilk yarıda Lakers'ın 8 top kaybı var; Thunder'ın ise 1. Maç sonunda istatistik 15'e 4 olacaktı.) Lakers cephesinde işler pek iç açıcı görünmüyor; pick&roll savunamıyorlar, transition savunamıyorlar, penetreleri durduramıyorlar... Fakat Westbrook'u zorlamaya mecburlar. Başaramazlarsa OKC 5. maçta işi bitirecek zaten. Thunder'ın üç silahşörünü durdurabilmek için gerekirse Barnes, Kobe ve MWP'ye aynı anda süre bile verebilirler.

MWP demeden olmaz. Seri öncesinde kimsenin elini sıkmayacağını, Perkins'in de senelerdir kimseyle tokalaşmadığını söyleyen MWP maça iyi başladı. Şutlarında isabet kaydediyor, her iki yarı sahada da varlık gösteriyordu. Fakat kısa süre sonra Harden'la gerginlik yaşamayı başaracaktı.
Not: Maç görüntülerini vermek gibi bir niyetim yok (Hayırsız evlatların hasta ve yaşlı bir nineyi tekme tokat dövmesine benziyor zaten.). Ya süper OKC taraftarını ya da MWP'yi ekleyecektim. MWP yine bir adım öne geçti.

ROY
Yılın Çaylağı belli odu: Kyrie Irving. Zaten ilk günden beri favoriydi ama Rubio sakatlandığı gün ödülü garantilemiş oldu. Takımının hem en çok sayı atan, hem de en çok asist yapan oyuncusu (18.5 - 5.5). Zaten iyi bir oyuncu olması bekleniyordu ama süper yıldız potansiyeli göstermesi herkes için sürpriz. Hiçkimse Irving'in bu kadar iyi 3'lükçü olabileceğini düşünmemişti mesela (%40'la atıyor.). Üstelik yalnızca eğlenceyi değil, basketbolu da düşündüğü belli.

Kyrie Irving bu sezon kritik anlarda en çok sayı üreten oyuncu oldu. "Cavs'te şut kullanacak başka adam mı kaldı amk" diyenler için yüzdesini veriyorum: %55. Clutch istatistiğinin ilk 10 sırasında bu kadar iyi isabet kaydeden tek isim. Cavs the decision'ın ardından tamamen yıkılmış, %23 galibiyet oranıyla geçen seneyi bitirmişti. İlk 5 sıradan girecekleri draft'ta iyi seçimler yaparlarsa birkaç sene içinde ciddi bir playoff takımına bile dönüşebilirler.

Friday, May 11, 2012

Gidenler, Kalanlar, Ölümsüzleşenler

Starbury
Stephon Marbury Pekin Ördekleri'yle[1] Çin ligi şampiyonluğuna ulaşmıştı. Liseden beri yaşadığı ilk şampiyonluk (Isiah Thomas'a not: Bunu hatırlattığım için muhtemelen blogu okumayı bırakacaksın ama New York'tan bakınca beynin bir tümöre benziyor.). Kadrodaki en önemli isimdi üstelik. İstatistiklere bakınca takımı sürüklediği belli oluyor zaten: 27 sayı, 6.5 asist. Tabii Çin'de tutturulan rakamlar defolu oluyor. 30 küsür maça çıkan JR Smith de 35 sayı, 7.5 ribaunt ve 4 asistle oynamıştı mesela.


CBA'de yabancılara MVP ödülü verilmiyormuş. İlk kez kupayı kazanan Beijing Ördekleri de en önemli oyuncularına kocaman bir jest yapıp şükranlarını sundular. Artık bronz Starbury heykeli Beijing halkını selamlayacak.

[1]Evet, takımın adı bu. Gördüğünüz gibi şehirle özdeşleşmiş materyalleri kullanırken Houston Roketleri gibi korkutucu bir isim de bulabiliyorsunuz, Bursa Şeftalileri ya da Güney Doğu Anadolu Projeleri gibi abuk subuk sonuçlara da ulaşabiliyorsunuz. Zaten âlemde tek Ördekler var: Anaheim Mighty Ducks.

Celts vs Hawks
Bugün kutlu bir gün. NBA severler neşe içinde. Hawks'tan kurtulmanın haklı gururunu yaşıyorlar. Bu kadar korkak veren başka kaç takım yönetimi vardır acaba (En az bir: Orlando Magic)? JoJo'ya 120 milyon $ verdikleri gün, seneler boyunca playoff'lara girmelerine rağmen asla başarılı olamayacaklarını ilan etmişlerdi. Bu sene de hedeflerine ulaştılar. JoJo(senelik 18 milyon $), Al Horford (12), Marvin Williams (8) ve Josh Smith'in (12) kontratları yüzünden elleri kelepçelenmiş bir hâlde önümüzdeki playoff ilk turlarına bakacaklar.

Celtics'in zaten turu geçeceği belliydi. Hawks'ın ortaklarından Michael Gearon Jr'ın açıklamaları da Celts'in muhtemel motivasyon eksikliğine derman oldu: "Lehimize düdük çalmıyorlar. Sürekli benzer laflar işittiğiniz biliyorum ama ben istatistik de vereceğim. Dün akşam yaşlı ve fiziksel mücadele veren bir takımla oynadık. Onlar yaşlı. Yaşlı adamlar basketbol oynadığında faul yaparlar. Üstelik Kevin Garnett ligdeki en pis basketbolcu. İlk yarı boyunca yalnızca 2 düdükle cezalandırıldılar, bizse tam 5 katı düdükle."

Kevin Garnett 28 sayı ve 14 ribauntla cevap verip sağolsun seriyi de bitirdi. Seri değil, lanetti mübarek; kurtulabilmek için adaklar adamış, mumlar yakmıştım. Sixers vs Bulls mücadelesi de korkunç basketbola sahne oluyor ama takımların kendilerini parçalarcasına savaştıkları belli en azından.

Bulls vs Sixers
Pislik çukuruna düşmüş iki yamyamın ölümcül dövüşü gibiydi. Etkileyici playoff atmosferi ama çok kötü basketbol. Kader deyin, karma deyin, oyuncularını sene boyu biraz fazla zorlayan Tom Thibodeau deyin... Şampiyonluğun favorisi olan takım (mükemmel savunma, denge, kadro derinliği, süper yıldız...) ilk turda elendi. Lafı uzatmadan Ömer Aşık vakasına geçiyorum.

Maçın bitmesine 12 saniye var, 1 sayıyla önde olan Bulls topu oyuna sokacak. Gezegendeki tüm Sixers taraftarları topun Ömer'in ellerine gitmesi için dua ediyorlar. %80'le faul kullanan Watson topu rakip sahaya taşıyor ve Ömer'e (%45) pas veriyor. Ancak bu kadar gerzekçe bir pas hayal edilebilir. Hatta görüntüleri izleyince Lou Williams'ın Watson'a arkadan faul yapmaya çalıştığı görülebilir (Sırtından itiyor.).
3.20'den itibaren dediklerim yaşanıyor.
                        
Sonraki pozisyona geçiyoruz. Ömer ikinci serbest atışını kaçırmak üzere. 1 sayıyla önde olan Bulls kısaları, ribaunt alabilecekleri gibi sikimsonique bir illüzyonun kurbanı oldukları için Sixers'ın hızlı hücumuna engel olamıyorlar. Iguodala'yla karşı karşıya kalan Ömer faul yapmak zorunda kalıyor (7.2 boyundaki her oyuncu mecburen aynısını yapardı büyük ihtimalle.)

Gavura karşı durup Ömer'i korumak gibi abuk subuk bir arzum yok. Senelerdir eleştiririm zaten (Bir ayran şişesi bile hücumda Ömer'in yaptıklarını yapabilir çünkü.). Fakat Bulls'un elenmesinden sorumlu olmadığı aşikar.

Lakers vs Nuggets
Seri boyunca tüm yorumcuların ağzımda gevelediklerini hatırlatmama gerek var mı: "Nuggets hızlı tempoda oynayıp yüksek şut isabeti tutturmalı; Lakers hücum sayısını azaltmalı; Miller ve Gallinari hariç Denver oyuncuları yarı saha basketbolu oynamakta zorlanıyorlar (Hele ki Lakers uzunlarına karşı.)..." Baştan sona maçın yegane hakimi Denver olacaktı. Mide virüsü sebebiyle maç öncesi otobüste kusan[1], smaç yapacak mecali kalmamış Kobe tek başına takımını taşımaya çalışacaktı ama nafile.

Meşhur bir efsane var: Büyük takımlar, yıldız oyuncuları hastalandığında maça daha sıkı sarılırlar. Bynum&Gasol için söyleyecek söz yok. İstatistik kağıdının Bynum hanesinde 16 ribaunt yazıyor ama boş laf. Tek kelimeyle rezalet oynadılar. Takımın geri kalanının yapabilecekleri belli zaten. Brewer 18 sayı attı; Lakers yedekleriyse 17 (Hatta seri boyunca Devner bench'i, Lakers yedeklerini ikiye katladı.). İlk 5 maçta 27/80 3'lük atan takım bu akşam 10/20 ile isabet kaydetti üstelik (Lawson ve son çeyrek performansıyla Brewer'ı hatırlatmazsam çok ayıp olur.). Enerjilerini bir an bile azaltmadılar; özellikle Bynum'a ve bazen Gasol'e getirdikleri ikili sıkıştırmalarla hem pota altı üstünlüğü teslim etmediler, hem de aldıkları ribauntlarla hızlı hücuma çıktılar. Son maç Staples Cente'da ama rüzgarı arkasında hisseden takım Nuggets.

Cumartesi akşamı Tanrıların kıskandığı, efsanelerin efsanesi, acaibü'l acaip bir bünye olan MWP geri dönecek. Twitter'da yazdığına göre şu sıralar kobay faresiyle muhabbet etmekle meşgulmüş.
Alakasız bir not ekleyeyim. Birdman internetten çocuk pornosu indirdiği şüphesiyle soruşturma altında. Takımla tüm ilişkisi donduruldu.
________________
[1]Odasının Exorcist'e yakışacak bir sahneye benzediğini söyledi hatta. Merak etmesine gerek yok. Gasol'un 10'da 1 attığı düşünülürse kimin şeytan çıkarma ayinine muhtaç olduğu ortada.

Wednesday, March 28, 2012

(Pierce+Garnett) Lakers vs Celtics (Kobe+Gasol)

 Zaman makinesine atlayalım ve 2007 yaz aylarına dönelim.

Kevin Garnett kariyeri boyunca T-Wolves'la oynayıp başarısız olmaktan bıkmış. Camiaya ve şehre sadık olduğu için hâlâ takasını istemiyor ama artık gönderilebileceği konuşuluyor.

Lakers Garnett'in peşinde. Minnesota'ya Lamar Odom'ı ve henüz 20 yaşına girmiş Andrew Bynum'ı teklif ediyor. Süper teklif.(1) Elbette Garnett'in peşinde başka takımlar da var: Bulls ve Celtics. Bulls elindeki küçük ama değerli parçaları (Ben Gordon, Kirk Hinrich, Luol Deng...) bir süper yıldızla takas etmek, yani madenî paraları bütünletmek istiyor.

Celtics, Garnett takası gerçekleşmezse başka bir süper yıldızın peşine düşecek: Kobe. Shaq ayrıldıktan sonra liderliği üstlenen ve NBA'in en kötü kadrolarından (Smush Parker, Kwame Brown...(2)) biriyle play-off'larda başarısızlığa mahkûm olan Kobe, Lakers yönetimi başka önemli oyuncularla anlaşamadığı için diğer takımlara gitmeyi düşünüyor. Eğer Garnett gelmezse, şampiyonluklar kazanabileceği şehirlere gidecek. Lakers yönetimi de düzgün teklifler (yıldız+draft pick'leri) gelirse Kobe'nin elden çıkarılabileceğine karar vermiş. Boston tetikte; Pierce(3)+draft hakları vermeye hazır. Dedikodular ayyuka çıkmış; herkes Kobe'nin Los Angeles'a veda edebileceğini düşünüyor. Hatta NBA, resmi sitesinde Kobe'nin yeşil formayla resmini (photoshop) koyuyor ve "acaba?" yazıyor.

Lakers, Kobe+Garnett formülüyle şampiyonluğa ulaşabileceğini düşünüyor. Eğer Garnett de gelmezse Kobe'yi gönderip yeniden yapılanmaya gidecekler. Uzun lâfın kısası, Garnett takası NBA'in geleceğini şekillendirecek. Her şey Minnesota'ya bağlı. Gözler Minnesota'nın genel menajerine çevrilmiş.

O zamanlarda T-Wolves GM'i kim? Kevin McHale. Ölümüne Celtics taraftarıdır. Larry Bird ve Robert Parish'le beraber 80'lerde tam 3 şampiyonluk (81, 84, 86) kazandı. Lakers vs Celtics rekabetinin ateşini köküne kadar hissetmiş, seneler boyunca Lakers'tan nefret etmiş bir adamdan bahsediyoruz. Tüm otoriteler, Bynum+Odom takasının kabul edileceğini zannediyor. Ama McHale, Boston'ın dandik teklifini (Sebastian Telfair+Gerald Green+Ryan Gomes+Al Jefferson+draft hakları) kabul edip Garnett'i Boston'a gönderiyor.

Lakers cephesi çıldırıyor. Garnett'i Boston'a kaptırdıkları yetmezmiş gibi Kobe'yi de ezelî rakiplerine gönderirlerse taraftarların isyan edeceğini tahmin edip, "Pierce+draft hakları=Kobe" takasından vazgeçiyorlar. Kobe'nin peşindeki tek takım Celtics değil tabii ki. Jordan'ın ardından en ufak bir başarı bile yakalayamayan Bulls, Kobe için bastırmaya devam ediyor ama Lakers, süper yıldız olmasa bile all-star seviyesinde bir oyuncu elde etmek istiyor. Aksi taktirde takas yoluna gitmeyecek. Deng, Gordon, Hinrich... Hiçbiri all-star seviyesinde değil. Kobe Lakers'ta kalıyor.
Celtics "Big 3"yi kuruyor: Paul Pierce, Ray Allen, Kevin Garnett. Garnett takası olmasaydı hangi uzun oyncunun peşine düşecekleri kısa bir süre sonra ortaya çıkıyor: Pau Gasol. Memphis genel menajerinin ismi Chris Wallace. NBA forumlarında biz ona kısaca "gerizekâlı" diyoruz. Celtics'le anlaşamayınca birkaç ay içinde Lakers'ın teklifini kabul edecekti: Kwame Brown, Javaris Crittenton ve Marc Gasol'ün draft hakları(4).
 "Pierce'ın asistiyle Garnett smaç yapıyor ve Lakers şampiyon!!!" "Gasol topu Kobe'ye veriyor ve 3 sayılık isabet geliyor!!!" Kulağa ne kadar garip geliyor, değil mi? Birkaç ay içinde NBA tarihi değişti. Kobe ve Gasol Boston'a gitmekten kılpayı kurtuldu. Garnett ve Pierce ise Boston'da RayRay'le buluştu. Sonrasını herkes biliyor. Celtics 2008 ve 2010 Finalleri'ne yükseldi; bir kere şampiyon oldu. Lakers 08, 09 ve 2010 Finalleri'ne yükseldi; iki kere şampiyon oldu...
Bulls elindeki önemli oyuncuların yavaş yavaş değer kaybedişini izledi ve ligin dibine demir attı. Bu sebeple draftta üst sıralara tırmandılar. 2008 draft piyangosunda %1.7 şansları vardı ama talih onlara güldü ve Rose Chicago'ya gitti. Basketbol ne garip... takaslar falan.

*

(1)Bynum iyi performans gösteremediği günlerde bile çok değerli bir oyuncuydu. Uzun basketbolcular ender bulunn birer mücevher gibidir. Nets Jason Kidd karşılığında Bynum'ı istedi ama Lakers yönetiminin hayır cevabıyla karşılaştı. Kobe bunu duyduğunda sinirden çıldırmış ve Bynum'ın yalnızca "dev bir bok parçası" olduğunu, J-Kidd için feda edilmesi gerektiğini söylerken kameralara yansımıştı.

(2)Kobe'nin 81 sayı attığı maçın üçüncü çeyreğini izleyin. Boş pozisyondaki Kobe'ye pas vermeyip hücum faul yapan bir Smush Parker ve basketbol topuyla bowling oynamaya çalışan bir Kwame Brown göreceksiniz.

(3)Paul Pierce aslında California'da doğdu. Küçükken Lakers taraftarı olmuş ve en büyük hayali Lakers'ta oynamakmış. Evet, olay gittikçe daha da saçma bir hâl alıyor.

(4)Marc Gasol şahane bir oyuncuya dönüştü ama o zamanlar kimse bunu beklemiyordu. İspanya ve Amerika'da basketbol yorumculuğu yapan hiçkimse Marc Gasol'un Pau'nun 1/4'i olabileceğini düşünmemişti. Özellikle de Chris Wallace'ın bundan haberi yoktu. O zamanlar Kwame Brown ve Marc Gasol arasında pek fark olmadığını zannetmişti. Bugünkü Grizzlies takımının savunma ve hücumunu Marc yönlendiriyor. Belki çok fazla asist yapmıyor ama hcumun akmasını sağlıyor. Ne diyeyim. Chris Wallace loto oynasın, ikramiyeyi fakir çocuklara dağıtsın.

Sunday, January 24, 2010

On Yılın Takımı





PG: Jason Kidd, Steve Nash, Allen Iverson


SG: Kobe Bryant, Tracy McGrady, Dwyane Wade


SF: Lebron James, Paul Pierce



PF: Tim Duncan, Kevin Garnett, Dirk Nowitzki


C: Shaquille O'Neal


Vince Carter, Chris Webber, Yao Ming ve Ray Allen maalesef listenin dışında kaldı. Yine listenin dışında kalan Carmelo Anthony, Chris Paul ve Dwight Howard ise sonraki on yılın kadrosunda yerlerini alacaklar zaten.


Dallas 2010: İlk 5'ler

Doğu Karması
Allen Iverson (1.296.568 oy): 14.3 sayı(0.449), 2.8 ribaund, 4.2 asist
Dwyane Wade (2.327.550 oy): 27.0 sayı(0.465), 4.7 ribaund, 6.2 asist
Lebron James (2.549.693 oy): 29.9 sayı(0.509), 7.2 ribaund, 7.9 asist
Kevin Garnett (1.978.116 oy): 14.9 sayı(0.544), 7.5 ribaund, 2.5 asist
Dwight Howard (2.360.096 oy): 17.2 sayı(0.598), 13.2 ribaund, 2.5 blok
Koç: Stan van Gundy




Batı Karması
Steve Nash (1.222.235 oy): 28.3 sayı(0.458), 5.2 ribaund, 4.5 asist
Kobe Bryant (2.456.224 oy): 18.4 sayı(0.531), 3.1ribaund, 11.0 asist
Carmelo Anthony (2.137.560 oy): 29.7 sayı(0.464), 6.5 ribaund, 3.3 asist
Tim Duncan (1.156.696 oy): 19.9sayı(0.542), 10.5 ribaund, 3.1 asist
Amar'e Stoudemire (1.824.093 oy): 20.9 sayı(0.559), 8.6 ribaund, 1.0 asist
Koç: George Karl