Showing posts with label Ginobili Manu. Show all posts
Showing posts with label Ginobili Manu. Show all posts

Monday, May 28, 2012

Haberler... Haberler...

Pazartesi, salı bütün gün işim olduğu için blog'la pek uğraşamıyorum. Kısa kısa notlar geçeceğim.

OKC Durant'i 4 numaraya çekince tüm skorerlerini sahaya sürme şansı yakalıyor. Normal sezonda Spurs'e karşı en başarılı dakikalarını kısa 5 ile yaşamışlar: +19. Dün akşam Spurs pota altından sürekli cezayı kesti. Yalnızca Splitter ve Duncan'dan bahsetmiyorum. Her yere uzanıp sürekli blok kovalayan Ibaka olmayınca Ginobili penetrelerini durdurmak imkansız hâle geldi. Önümüzdeki maçlarda Brooks daha maçın başında kısa 5'e dönmeyecek muhtemelen (Tabii Spurs Bonner'ı sahaya sürünce Ibaka etkisini törpülüyor zaten.).

Hakemler maçın sert geçmesine izin verdiler. Dördüncü çeyrekte serbest atışlarla skora tutunmalarına rağmen OKC kısaları istedikleri kadar düdük bulamadı.

James Harden (%50 Ginobili, %30 Paul Pierce, %20 sakal) ve Ginobili'nin birbirlerine ne kadar benzediklerinden bahsede bahsede belamızı bulduk. Dün akşam hem estetik, hem de teatral anlamda çok acayip bir hareket gerçekleşti: double flop.
                       
Spurs ilk yarıda çılgınca top kaybetti. Playoff'larda genç ve mega atletik bir takıma karşı oynamadıkları için (Grizz gibi topa baskı yapan bir takımla da karşılaşmadılar.) biraz daha tembel paslara alışmışlar. OKC bir hafta içinde kafasını dağlara taşlara vurmakla meşgul olacak muhtemelen. 8-0'la gelmiş Spurs'u San Antonio'da yenmek, saha avantajını çalmak için en büyük (belki de tek) fırsatı kaçırdılar.


Los Angeles ve Staples Center'daki maç trafiğinden bahsetmiştim. ESPN geçtiğimiz hafta hakkında şöyle güzel bir afiş hazırlamış (Bu arada NFL sezonunun başlamasına aylar var ama Los Angeles'ta futbol takımı yok zaten. Sebebini bilmiyorum, bilen varsa beri gelsin.).

Sunday, May 27, 2012

Spurs vs Thunder

Bu akşam Dünya basketbolunun zirvesine tırmanacağız. Gezegende en iyi basketbol oynayan takımla, en güçlü kadroya (muhtemelen) sahip olan takım karşılaşacak.

Spurs alan paylaşımında garip bir organizmaya dönüşmüş durumda. Durdurulamaz bir makineymişçesine ilerliyorlar. Skor konusunda seri üretime geçmişler adeta. Maşallah. Hem eskisi gibi defansif olmadıkları, hem de playoff'larda rakip tanımadıkları için 15 senedir ilk defa San Antonio'nun oyununu sevmeyi öğrendik. Artık huzur içinde ölebilirim.
Yetenek, derinlik, karakter kriterleri ele alındığında bence OKC şu an Dünya'daki en iyi kadroya sahip; başı arşa değmiş süperstar (Durant), süper side-kick (Westbrook), olağanüstü savunmacı uzunlar (Ibaka: yardım savunması ve blokta aşmış bir isim. Perkins: epik birebir savunmacı. Collison: her iki alanda da şahane.), elit dış savunmacı (Sefolosha), kenardan gelen Harden...

Gençler ve yaşlılar, hatta takım ve bireysellik karşılaşacak ama takımlar arasında garip benzerlikler de yok değil. Spurs maç başı 103,5 sayı atıp (ligde 2. sıradalar), 96,5 sayı yiyor (16. sıra); Thunder ise bulduğu 103 sayıya (3.), karşı 96 yiyor (17.). Lig sıralamaları neredeyse eşit. Hatta yeni istatistiklere bakınca savunma verimliliğinde 10. sırayı paylaştıklarını görüyoruz. Peki ribaunt? Biri onbirinci, diğeriyse onikinci.

Krallar ve Parker vs Westbrook
Thunder savunması, pırpır guard'ları durdurmakta zorlanabiliyor (Parker 42 sayı göndermişti normal sezonda.). Mavs ve Lakers'ta böyle bir oyuncu yoktu. İlk kez bir deliciyle, üstelik bu işin padişahı olan Parker'la karşılaşacaklar (Unutmadan, Pick&roll'de Parker'ın Thunder'a karşı neler yaptığını Zach Lowe'dan okumak [İngilizce] için buralara bir yerlere tıklayın.).

Perdeyi kullanıp orta mesafeden şut gönderdiğinde Westbrook'un ne kadar tehlikeli olduğunu Lakers serisinde gördük (switch yapmadılar, yaptılar... pek fark etmedi.). Bu serideyse Westbrook'un driplinglerine karşı duracak kadar güçlü bir rakip oyuncu bulmak zor. Parker? Green? 34 yaşına gelmiş Captain Jack? Green ile Westbrook boğuşursa, sahadayken Harden'ı kim tutacak? Buradan daha da garip bir soruya geçiyoruz: Durant'le kim eşleşecek? Kawhi Leonard normal sezonda fena iş çıkarmamıştı ama playoff'larda işler biraz farklı; hele ki savunmacı alternatifiniz (yaşlı Jackson, Diaw?) yoksa.
Durantula, Bilim Tarihindeki En Ölümcül Deney Kazası

Duncan'ı muhtemelen Perkins savunacak, Ibaka ise yardım savunmacısı olarak bloklara konsantre olacak. Üstelik Ibaka da Collison gibi belli bölümler Duncan'ı müdafaa edebileceği için bu seride Duncan'dan beklentileri çok yükseltmemek gerek (Tabii böyle konuşuyorum ama Spurs'un yaptığı pick&roll'ler ve alan paylaşımı sayesinde boş şutlar bulmaması imkansız.). Önemli olan Duncan'ın ribauntlarını sınırlayabilmek.

İlk bakışta Spurs'u zorlayabilecek tek şey var: skorer pota altı. Batı'da, hatta tüm ligde Spurs'un kıçından soğuk terler akıtabilecek iki pota altı mevcut: Lakers ve Grizz (twitter'da süper bir yorum okumuştum: "CP3 önce Memphis'i devirdi, sonra sakatlandı. San Antonio sana kurban olsun."). Thunder uzunları yalnızca ve yalnızca müdafa yaparken özel olabiliyorlar (Tamam, ucundan kıyısından Ibaka var.). Bu sayede Bonner ve Diaw daha fazla süre şansı bulabilirler. Bonner'ın 3'lük silâhı da Thunder pota altını açacak elbette (Bu arada pota altında skor üretemedikleri için Durant'i 4 numaraya atıp kısalmak OKC'nin de işine gelebiliyor bazen.).

Ginobili vs Harden
1. Her ikisi de solak.
2. Her ikisi de all-star seviyesinde ama bench'ten gelip oyunu forse ediyorlar.
3. Westbrook muhteşem bir basketbolcu. Durant ligin en acayip hücumcusu ve önümüzdeki 10 senenin bayrak adamlarından biri (Sakatlanırsa arkadaşlarla el ele tutuşup Taksim Meydanı'nda kendimizi yakacağız.). Fakat Thunder cephesinde en zeki oyuncu Harden. Ginobili mi? Ginobili zaten Ginobili.
4. İkisi de atletik olarak hem overrated, hem underrated. Çılgınca atletik olmamalarına rağmen aşmış basketbol iq'ları sebebiyle çılgınca atletikmiş gibi görünüyorlar. Tabii bazen yavaşmış hissi verdikleri için atletik olmadıklarını söylemek de süzme salaklık.
5. Her ikisi de sevilen oyuncular.
6. Dripling (bkz. Euro Step), turnike, pas, şut... Üsluplarındaki pek çok ortak yönü anlatan eğlenceli bir video için vakit kaybetmeden aşağı bakın
                        

Yönetim
Benzerlik: Sam Presti'nin Spurs organizasyonundan geldiğini daha önce de söylemiştim. Tony Parker'ın seçilmesinde büyük rol oynadığı söyleniyor. Zamanın onu haklı çıkardığı belli. Tıpkı Harden konusunda olduğu gibi (2 senedir Evans veya Curry seçiminin daha doğru olacağı konuşuluyordu. Sebebini bilmiyorum ama ben ne kadar yavaş başlamış olsa da Harden'ın çılgınca gelişeceğini düşünüyordum. Gerçi 2 senedir Evan Turner'dan da benzer bir gelişim beklediğim için beni çok ciddiye almasanız da anlarım.). Her iki takımın da iyi karakterli oyunculardan oluşması rastlantı değil.

Farklılık: Scott Brooks'un iyi bir insan olduğunu, Thunder takım kimyasına ve oyuncuların gelişişmine katkısı olduğunu biliyorum ama 1 saniye... Gregg Popoviç vs Scott Brooks? Yani Platon vs Mustafa Topaloğlu, yani 32 playoff maçı vs 189 playoff maçı. Yani Gregg Popovich 99'da Lakers koçu Kurt Rambis'e ne yaptıysa, Scott Brooks'a da aynı muameleyi münasip bulacak muhtemelen.

Sunday, April 22, 2012

Baseball Pas

Manu dün akşam çok acayip bir asist yaptı. Hala etkisindeyim. Hatta gün boyu belirli aralıklarla (yaklaşık 16 dakikada 1) pası izlemek zorunda kaldım.
                       
CP3[1], Melo[2], Starbury[3] benzerlerini yaptı. Ama mesafe ve şiddet yüzünden beni en çok etkileyen Manu'nun Lakers'a karşı yaptığı asist oldu.

Pas çok mu zor? Evet. Fakat pası manyak kılan zorluğu değil, yarattığı mindfuck etkisi. Ben bu pas tekniğinin ciddi ciddi bir hücum silahına dönüşebileceğini düşünüyorum. Çünkü bildiğimiz bounce pastan bile daha kolay olabilir. Basket sahasına giren herkes trafikte bounce pas vermenin çok çok zor, hatta imkansız olduğunu bilir. Ama Magic Johnson bunun ciddi bir hücum silahı olabileceğini kanıtladı. Şu sıralar pek kullanan yok (Nash, CP3 falan fistan pick&roll'de kullanıyorlar ama trafikte denendiğine senede birkaç kez rastlıyoruz.).

Eskiden oyuncular geldikleri yöreden garip teknikler (şut, pas, crossover...) getirirlerdi. Mesela panyalı şut. Duncan deli gibi kullanıyor; bazen Kobe. Başka? Yok[4]. Geçmişte George Gervin'in, Sam Jones'un, hatta Scottie Pippen'ın bol bol denediğini biliyoruz. Ya da finger roll; Wilt'ten Ice'a dek onlarca oyuncu mükemmel kullanıyordu. Şu sıralar pek rastlamıyoruz. Sky hook yapabilen var mı? Peki Rick Barry gibi karpuzlama (bildiğimiz fundamental'a tamamen aykırı) serbest atış deneyen? İnternet, televizyon, cart curt derken tüm oyuncular aynı tornadan çıkmışa döndü.

Eğer süper yetenekli oyuncular bu pası çalışırlarsa istikrarlı olarak (Her maç 1 kere. zaten uygun koşullar nadiren oluşur.) kullanabilirler. 4 adımda bakalım:
1. El ayak koordinasyonu düzgün olan oyuncular (Matt Bonner gibi) sinsice pota altına hareketlenecek.
2. Süper yetenekli adam (Ginobili gibi) bu pası verecek.
3. Mermi gibi giden, kimsenin engelleyemeyeceği top, rakiplerin çaresiz bakışları eşliğinde pota altındaki oyuncuyla buluşacak.
4. 2 sayı.

Tabii pasın ikinci kısmı, yani "sinsice pota altına süzülen" oyuncunun sert gelen topu tutması ve hemen potaya bırakması (yumuşakça) kolay değil. Sağlam el ayak koordinasyonu lazım. Fakat aşmış bir bünye olmaya gerek yok. Matt Bonner ayarında olmak kafi.

Yarı geyik, yarı ciddi başlamıştım. Şimdi biraz daha ciddiyim. Basketbol sahasında mermi gibi, lazer gibi giden paslar... Gezegenin buna ihtiyacı var. Bu tekniği çalışan ya da çalıştıran birilerini bulmakla işe başlıyorum. Ligi adam edeceğim.
____________________________________________________




[4]Wade, Bosh, LeBron, Pierce da kullanır ama hiçbiri sürekli denemiyor.

Sunday, May 9, 2010

Ginobili'nin Burnu, Eşek Burnu

Spurs-Mavs serisinde durum 1-1 ike Nowitzki'nin dirseğine takılan Ginobili'nin burnu kırıldı. Tabiî Ginobili bunu pek önemsemedi ve Spurs'ün, Mavs'i elemesinde başrolü üstlendi. Bu arada, hâlâ Everybody loves Manu yazmamışım blog'a; eksik kalmasın.