Showing posts with label Presti Sam. Show all posts
Showing posts with label Presti Sam. Show all posts

Sunday, November 4, 2012

Harden

Grantland'de Zach Lowe'ın küçük bir yazısına rastladım. Başrolünde Harden'ın olduğu bir oyundan bahsetmiş. Geçtiğimiz senelerde Thunder'ın sık sık kullandığı bu oyun, artık Rockets'ın hücum repertuarına eklenmiş görünüyor.

Sol kenar çizgisine yakın olan Harden, sahayı enlemesine geçen bir pas veriyor. Kime? Uzun oyuncunun (Ömer) perde yaptığı bir şutöre (Delfino).

                
Zach Lowe OKC senelerinden de birkaç örnek vermiş (Sayfa İngilizce ama videonun altındaki iki resme bakmak yeterli zaten.). Şu sıralar Ömer'in yaptığı back screen'i eski örneklerde Collison yapıyor, şutu atan isimse Daequan Cook.

Rockets çok şık bir hareketle Thunder playbook'undaki meşhur bir oyunu araklamış oldu.  Sene boyunca bol bol kullandıklarına şahit olacağız. Aslında yalnızca bu basit ve güzel oyunu anlatacaktım ama şu sıralar ligin en ateşli hikayesi Harden olduğu için takastan da kısaca bahsedeyim.


OKC
Kadrodaki en iyi saha görüşüne sahip oyuncuyu gönderdiler. Scott Brooks'un olağanüstü hücum organizasyonlarını da akla getirince Thunder'ın 6. adamdan fazlasını kaybettiği aşikar. Fakat Presti'nin neler düşündüğünü tahmin etmek zor değil: Tüm bütçeyi 4 oyuncuya vermek tehlikeli (manevra kabiliyetini yok eder), üstelik küçük pazarlara yıldız oyuncu çekebilmek neredeyse imkansız, dolayısıyla Harden'ın serbest kalma ihtimali kabul edilemez.

Ben, Thunder'ın kesinlikle Harden'la devam etmesi gerektiğini düşünenlerdendim. Fakat istemese bile takasın en doğru yol olduğuna[1] karar veren Presti fena iş çıkarmadı. Kevin Martin (üst düzey skorer), Jeremy Lamb (potansiyeli büyük denilen genç yetenek) ve biri çok değerli (muhtemelen lotarya) olmak üzere iki draft hakkı kazandılar.

Rockets
Morey, ligdeki favori menajerlerimden. Takımını her zaman belli bir seviyede tutabiliyor (T-Mac ve Yao'nun sakatlıklarıyla şampiyonluk ümitlerini kaybetmek bir yana tamamen çöken takım, 3 senedir playoff yarışında aktör olabiliyordu[2] mesela.). Fakat başarı formülünün asgari 1,5 yıldız olduğuna kanaat getirdiği için tüm kadroyu boşaltma kararı aldı. Önce Howard ve Gasol gibi büyük yıldızların peşine düştü (ama Lakers talih tanrıçasını sex slave yapmış bir franschise olduğu için her ikisini de kadroya katacaktı.).

Morey'nin yaz ayları boyunca yaptığı hamleler 32 oyuncuyu, 11 draft hakkını ve 10 takımı kapsıyor (Oha!). Tüm hamleler bittikten sonra ellerinde yalnızca Harden (+ belli rolleri iyi doldurabilen oyuncular) olduğu için Morey'nin de kazandığından fazlasını kaybettiğini düşünmüştüm. Fakat Harden çılgın atarak sezonu açtı.
İlk 3 maçta 35 sayı, 6 ribaunt ve 6 asistle oynadı. İstatistikler bir yana sürekli doğru kararlar veren, basketbolu yalayıp yutmuş bir hücum lideri gibi oynuyor[3]. Zaten 25-5-5 seviyesine bile çıkabileceğini tahmin ediyordum ama ilk 2 maçtaki gibi çoğacayip bir şey olabileceğini düşünmemiştim. Harden pick&roll tanrısına dönüşmek üzere. Hücumda Jeremy Lin'le birbirlerini tamamlıyorlar. Üstelik takımdaki pek çok oyuncu yalnızca belli başlı birkaç özelliğe sahip olduğu için Rockets hücumları doğal bir keskinliğe sahip (Bazı oyuncular iyi şutör, bazı oyuncular yalnızca ribaunt ve savunmayla ilgileniyor... falan filan). Playoff'lara kalamasalar bile ilk 8 yarışında aktör olacakları belli. Tabii önemli draft hakları ve değerli parçalar kaybettiler ama yakın gelecekte kontratı bitecek pek çok oyuncu için Rockets'ı sempatik ve cazibeli bir camia haline getirdikleri de malum[4].
_____________________________________________________
[1]Harden 4 sene için 6-8 milyon dolar az para alıp OKC'de kalabilirdi ama pazarlıklarda 60'tan aşağı inmedi. Presti'nin kafasındaki tilkilerden biri de Harden'ın 6 milyon doları dert etmesi olabilir. Brian Windhorst takasın hemen ardından, birkaç sene önceki Jeff Green örneğini verip Presti ve OKC cephesini kısaca anlatmıştı (İngilizce).

[2]Playoff'lara kalamadılar ama hep %50 galibiyet oranının üstüne çıkmışlardı.

[3]"Durant&Westbrook yokken tek başına hücumu taşıyabilir mi... Rakip savunmanın konsantrasyonu kendisine odaklandığında verimli olabilir mi..." Bunlar takasın hemen ardından herkesin aklına gelen sorular. Hepsinin tek cevabı varmış meğer: Evet. Hatta az önce baktığım istatistiklere göre geçen sezon Durant'le Westbrook kenardayken daha verimli oynuyormuş (Tabii bahsettiğim istatistik yanıltıcı olabilir. Ne de olsa kenardan geldiği için rakibin ikinci 5'iyle karşılaşıyordu geçen sene.).

[4]Tamam, abartıyor da olabilirim ama sezon boyunca bol bol izleyeceğim bir takım oldu Rockets. Hatta dün geceki maçta Rockets televizyonu saha içi isabet yüzdesi (FGA/FGM) yerine true shooting yüzdesi [atılan sayı / (2x(FGA + 0.44xFTA))] üstünden istatistikleri verdi. Twitter'da bu konunun muhabbeti geçince sevdiğim yazarlardan biri "Şu sıralar Houston'da devrim yapacaklar galiba" yazmış.

Sunday, May 27, 2012

Spurs vs Thunder

Bu akşam Dünya basketbolunun zirvesine tırmanacağız. Gezegende en iyi basketbol oynayan takımla, en güçlü kadroya (muhtemelen) sahip olan takım karşılaşacak.

Spurs alan paylaşımında garip bir organizmaya dönüşmüş durumda. Durdurulamaz bir makineymişçesine ilerliyorlar. Skor konusunda seri üretime geçmişler adeta. Maşallah. Hem eskisi gibi defansif olmadıkları, hem de playoff'larda rakip tanımadıkları için 15 senedir ilk defa San Antonio'nun oyununu sevmeyi öğrendik. Artık huzur içinde ölebilirim.
Yetenek, derinlik, karakter kriterleri ele alındığında bence OKC şu an Dünya'daki en iyi kadroya sahip; başı arşa değmiş süperstar (Durant), süper side-kick (Westbrook), olağanüstü savunmacı uzunlar (Ibaka: yardım savunması ve blokta aşmış bir isim. Perkins: epik birebir savunmacı. Collison: her iki alanda da şahane.), elit dış savunmacı (Sefolosha), kenardan gelen Harden...

Gençler ve yaşlılar, hatta takım ve bireysellik karşılaşacak ama takımlar arasında garip benzerlikler de yok değil. Spurs maç başı 103,5 sayı atıp (ligde 2. sıradalar), 96,5 sayı yiyor (16. sıra); Thunder ise bulduğu 103 sayıya (3.), karşı 96 yiyor (17.). Lig sıralamaları neredeyse eşit. Hatta yeni istatistiklere bakınca savunma verimliliğinde 10. sırayı paylaştıklarını görüyoruz. Peki ribaunt? Biri onbirinci, diğeriyse onikinci.

Krallar ve Parker vs Westbrook
Thunder savunması, pırpır guard'ları durdurmakta zorlanabiliyor (Parker 42 sayı göndermişti normal sezonda.). Mavs ve Lakers'ta böyle bir oyuncu yoktu. İlk kez bir deliciyle, üstelik bu işin padişahı olan Parker'la karşılaşacaklar (Unutmadan, Pick&roll'de Parker'ın Thunder'a karşı neler yaptığını Zach Lowe'dan okumak [İngilizce] için buralara bir yerlere tıklayın.).

Perdeyi kullanıp orta mesafeden şut gönderdiğinde Westbrook'un ne kadar tehlikeli olduğunu Lakers serisinde gördük (switch yapmadılar, yaptılar... pek fark etmedi.). Bu serideyse Westbrook'un driplinglerine karşı duracak kadar güçlü bir rakip oyuncu bulmak zor. Parker? Green? 34 yaşına gelmiş Captain Jack? Green ile Westbrook boğuşursa, sahadayken Harden'ı kim tutacak? Buradan daha da garip bir soruya geçiyoruz: Durant'le kim eşleşecek? Kawhi Leonard normal sezonda fena iş çıkarmamıştı ama playoff'larda işler biraz farklı; hele ki savunmacı alternatifiniz (yaşlı Jackson, Diaw?) yoksa.
Durantula, Bilim Tarihindeki En Ölümcül Deney Kazası

Duncan'ı muhtemelen Perkins savunacak, Ibaka ise yardım savunmacısı olarak bloklara konsantre olacak. Üstelik Ibaka da Collison gibi belli bölümler Duncan'ı müdafaa edebileceği için bu seride Duncan'dan beklentileri çok yükseltmemek gerek (Tabii böyle konuşuyorum ama Spurs'un yaptığı pick&roll'ler ve alan paylaşımı sayesinde boş şutlar bulmaması imkansız.). Önemli olan Duncan'ın ribauntlarını sınırlayabilmek.

İlk bakışta Spurs'u zorlayabilecek tek şey var: skorer pota altı. Batı'da, hatta tüm ligde Spurs'un kıçından soğuk terler akıtabilecek iki pota altı mevcut: Lakers ve Grizz (twitter'da süper bir yorum okumuştum: "CP3 önce Memphis'i devirdi, sonra sakatlandı. San Antonio sana kurban olsun."). Thunder uzunları yalnızca ve yalnızca müdafa yaparken özel olabiliyorlar (Tamam, ucundan kıyısından Ibaka var.). Bu sayede Bonner ve Diaw daha fazla süre şansı bulabilirler. Bonner'ın 3'lük silâhı da Thunder pota altını açacak elbette (Bu arada pota altında skor üretemedikleri için Durant'i 4 numaraya atıp kısalmak OKC'nin de işine gelebiliyor bazen.).

Ginobili vs Harden
1. Her ikisi de solak.
2. Her ikisi de all-star seviyesinde ama bench'ten gelip oyunu forse ediyorlar.
3. Westbrook muhteşem bir basketbolcu. Durant ligin en acayip hücumcusu ve önümüzdeki 10 senenin bayrak adamlarından biri (Sakatlanırsa arkadaşlarla el ele tutuşup Taksim Meydanı'nda kendimizi yakacağız.). Fakat Thunder cephesinde en zeki oyuncu Harden. Ginobili mi? Ginobili zaten Ginobili.
4. İkisi de atletik olarak hem overrated, hem underrated. Çılgınca atletik olmamalarına rağmen aşmış basketbol iq'ları sebebiyle çılgınca atletikmiş gibi görünüyorlar. Tabii bazen yavaşmış hissi verdikleri için atletik olmadıklarını söylemek de süzme salaklık.
5. Her ikisi de sevilen oyuncular.
6. Dripling (bkz. Euro Step), turnike, pas, şut... Üsluplarındaki pek çok ortak yönü anlatan eğlenceli bir video için vakit kaybetmeden aşağı bakın
                        

Yönetim
Benzerlik: Sam Presti'nin Spurs organizasyonundan geldiğini daha önce de söylemiştim. Tony Parker'ın seçilmesinde büyük rol oynadığı söyleniyor. Zamanın onu haklı çıkardığı belli. Tıpkı Harden konusunda olduğu gibi (2 senedir Evans veya Curry seçiminin daha doğru olacağı konuşuluyordu. Sebebini bilmiyorum ama ben ne kadar yavaş başlamış olsa da Harden'ın çılgınca gelişeceğini düşünüyordum. Gerçi 2 senedir Evan Turner'dan da benzer bir gelişim beklediğim için beni çok ciddiye almasanız da anlarım.). Her iki takımın da iyi karakterli oyunculardan oluşması rastlantı değil.

Farklılık: Scott Brooks'un iyi bir insan olduğunu, Thunder takım kimyasına ve oyuncuların gelişişmine katkısı olduğunu biliyorum ama 1 saniye... Gregg Popoviç vs Scott Brooks? Yani Platon vs Mustafa Topaloğlu, yani 32 playoff maçı vs 189 playoff maçı. Yani Gregg Popovich 99'da Lakers koçu Kurt Rambis'e ne yaptıysa, Scott Brooks'a da aynı muameleyi münasip bulacak muhtemelen.