Showing posts with label Westbrook Russell. Show all posts
Showing posts with label Westbrook Russell. Show all posts

Monday, January 28, 2013

Notlar: Nuggets, All-Star...

Nuggets, en çok 3'lük deneyen takımlar listesinde 17. sırada. Lig ortalamasındaymış gibi görünüyorlar ama en tempolu hücum eden ikinci takım oldukları için istatistiklerinin her alanda şiştiğini unutmamak aşikar. Aslında oynadıkları hücumla kıyaslarsak yeterince 3'lük denemedikleri aşikar. Hepsinden önemlisi tutturdukları isabet oranı korkunç: %33.

Oyuncular sürekli (SÜREKLİ) [SÜREKLİ] çembere gidiyorlar. Nuggets, açık ara çemberden en çok şut kullanan takım (maç başı 35,5).  Rakipler de Nuggets'ı ekstra 1 adım geriden savunmaya başlıyorlar bazen (Penetre eden Denver kısaları için bombok bir durum.). Haliyle istikrarlı 3'lük atabilecek, alanı açabilecek oyunculara muhtaçlar.

Kadro içinden bazı çözümler üretebilirler (Wilson Chandler'ın dönüşü, Gallinari'nin son 1 ayda şut formunu bulması...). Fakat zaten aksayabilen savunmaları (Faried hareketli ama beceriksiz, McGee atletik ama gerizekalı...), tek klasik uzunla oynadıklarında iyice çekilmez hale geliyor.

Tabii uzun savunmasında sorunlar yaşadıklarını söylüyorum ama şu an büyük çaplı bir takas yapmalarına gerek yok. Kadronun zirve yapması gereken tarihi iyi belirlemeliler (Kariyerinin sonuna gelmiş oyunculara sahip olmadıkları için acele etmelerine gerek yok.). NBA'de şampiyon olabilmek neredeyse imkansız. Zilyon tane faktörün bir araya gelmesi lazım; yetenek, kadro uyumu, sağlık, azim, match-up, şans... Haliyle %1'lik ihtimali bile kovalamak gerek. Fakat şampiyonluk şansı olmamasına rağmen yarım gömlek yukarı çıkmak için devasa takaslar yapan ve elindeki nüveyi de kaybeden onlarca takım biliyoruz.

Heat birkaç sene daha playoff'larda etkili olacak, Thunder kısa vadede Batı'ya hükmedecek (Daha sonra yan parçalar dağılacak, Durant&Westbrook 28-29 yaşlarındayken ikinci kez yapılanacaklar), Spurs son demleri yaşıyor, Lakers'ın orta vadeli planı yok... Böyle bir keşmekeşin içine girip değerli parçaları kaybetmektense (Chandler, Gallinari, Iguodala...) beklemeyi tercih edeceklerdir.

Westbrook vs Denver Halkı: Nuggets'tan devam. Ligin popüler masktolarından Rocky, mola esnasında orta sahadan şut deniyordu. Eğer basket olursa seyirciler peynir soslu cips kazanacaklardı. Fakat Westbrook serbest salınım halindeki bir düdük makarnası olduğu için topu blokladı.
Tribünler maç bitene dek Westbrook'u yuhalayacak, Ty Lawson maç sonunda şu yorumu yapacaktı: "Artık taraftar için bir villain var."

3 Video
-Noah çok acayip bi şey yapıyor. Hâlâ fiziken imkansız olduğunu düşünüyorum.
-CJ Watson son çeyrekte yaptığı flop'tan bahsederken "JJ Barea'ya bir doz Barea verdiğini" söylüyor.
-Şimdiki video NBA'den değil. Assist of the Year. (Kenardaki hakeme bakın, basketi veriyor)

True Hoop'ta geçen hafta eğlenceli bir yazı çıktı: Skorerler nerede? +20 sayı atana oyuncu sayısında 5 sene öncesine göre 1/3'lik azalma var. Takımların maç başı hücum sayısı, yıldızların aldıkları dakikalar, genel skor üretimi... Hepsi hafifçe azalmış ama fark çok büyük değil. Abbott'un aklına iki madde daha geliyor:
1. 2001'den itibaren alan savunmasına izin veriliyor. Fakat koçlar yeni savunma kalıplarını son senelerde daha iyi şekillendirmeye başladılar. Alan savunması yapmadan bile topun olduğu tarafa doğru yığılıp alanı kapayabiliyorlar. Hücumculara penetre edecek, pas verecek, rahat hareket edebilecek alan kalmıyor.
2. İlk maddeyle alakalı olarak serbest atış sayısında büyük düşüş var.
22 Ocak tarihli Potacast'te bu konunun muhabbeti geçti. Henüz dinlemediyseniz kaçırmayın.

Yazıhane'de bu hafta uzun uzun takım analizleri vardı: Takas dönemi öncesinde kime ne lazım? Okuyun, okutun.

Geleneksel All-Star Geyiği
Her sene aynı terane: Şunlar seçilmeliydi, bunlar niye var, halk oylaması olmasın, Allah koçların belasını versin... Yapacak bir şey yok, kontenjanın olduğu yerde böyle muhabbetlerden kaçmak mümkün değil. Milyonlarca insan NBA izliyor ve hepsi bazı oyunculara haddinden fazla sevgi veya nefret besliyor. Yüzlerce kriter (takım taraftarlığı, konferanslardaki oyuncu kalitesi, takım başarısı, aynı kadrodan seçilen oyuncu sayısı, şahsi husumet...) sebebiyle binlerce farklı liste yapıldığına şahit oluyoruz. Sakin olalım, ihtilal yapmaya gerek yok falan fistan ama gerçekten beyin damarlarımı terörize eden 3 isim var:

Stephen Curry: Ligin en iyi şutörlerinden biri, hem oyun kurucu hem de skorer olarak takımını taşıyor. Taşıdığı takım Vahşi Batı Konferansı'nda 5. sırada. MVP yarışında bile ismi ilk 10'da anılıyor. Yani? Yani 3 harf her şeyi özetliyor: A-M-K!

Marc Gasol: 13.5 sayı, 7.5 ribaunt, 3.5 asist, 2 blok, 1 top çalma... Seçilen Randolph ise 16 sayı, 13.5 ribauntla oynuyor. Yani Z-Bo'nun sayı ve ribaunt ortalamaları daha fazla olduğu için Grizzlies'de hücumun merkezi ve savunmanın çapası olan Marc Gasol yerine all-star'da oynayacak.
İstatistiklere kafam girsin.

Brook Lopez: Özellikle ribaunt rakamları pek etkileyici değil (7,5) ama Nets'in süper yıldız kontratına sahip iki kısa oyuncusu (JoJo & D-Will) sikimsonique bir sezon geçirirken en istikrarlı isim Lopez oldu.

Mega dengesiz JR Smith, rezalet savunmacı Crawford, OKC'de her geçen gün rolü büyüyen Ibaka, sezon başında George dökülürken istikrarlı katkı veren David West... Sayabileceğim pek çok oyuncu daha var. Ama hem seçilenlere haksızlık etmek istemediğim, hem de üşendiğim için konuyu kapıyorum.

Not: 4 sene önce Josh Smith hakkında şunları yazmışım. Pes ettim artık.
Bir Takım Notlar
-What the fuck is Michael Jordan Wearing?
-Grizzlies ilk 5 sıra korumalı draft hakkıyla beraber Wayne Ellington ve Marreese Speights'i Cavs'e gönderdi. Yalnızca ekstra vergilerden kurtulmak için yapılmış bir takas. Klasik problemleri devam ediyor, 3'lükçülere ve daha verimli hücuma ihtiyaçları var. Gay (hatta Z-Bo) merkezli takas dedikoduları devam ediyor.
-Kardeş blog'lardan birinde ara ara NBA gündeminden bahseden bi Dime serisi var. Yeni yazı görmeyince berserk moda giren (Canı sıkılınca "Neden daha çok yazmıyorsun oros..." diye comment atan arkadaş, senden bahsediyorum) okurlar için birebir.
-Rondo sezonu kapattı. Diz Tanrıları verdiği canı almasını da biliyor. Celtics ne yapar, Danny Ainge kimleri takas eder, Rondo ne zaman döner... Bilemiyorum, pek sevmesem bile şimdilik Rondo'ya üzülmekle meşgulüm.
-Harrison Barnes bu sezonun highlight makinesi oldu. Bu defa Ersan da kareye girmiş.
-Hardwood Paroxysm'de iki oyun kuruculu 5'ler için bir yazı çıktı: birinci bölüm, ikinci bölüm. Vaktiniz varsa okuyun.
-Lakers'ta iki maçtır Kobe bol bol asist yapıyor, savunmada biraz daha efor harcıyormuş gibi görünüyorlar ve hepsinden önemlisi kazanıyorlar. Yolun sonu ne olur bilemiyorum ama Gasol'un D'Antoni sistemine teknik olarak uymadığı aşikar. İlk 5 başlayacak mı, maç sonlarını oynayacak mı tartışmalarına girmeksizin istatistiklere sığınıyorum: 48 dakikaya oranladığımızda bu sezon Gasol PF pozisyonunda 13,5 sayı atıyor, C oynadığında 26 sayı. Savunmadaysa 4 numarayken rakiplere 16,5 sayı veriyor, center'a kaydığında yalnızca 12,5 sayı. (Evet, şampiyonluk yıllarında da Odom'la beraber oynayıp 5 numaraya geçtiğinde daha verimliydi. Adam center yani, yapacak bir şey yok.)
-Pelicans'ın logosu belli oldu.

3 Video
-Obama'nın inauguration töreninde, ABC'nin ünlü sunucularından biri (Stephanopoulos) Bill Russell'ı Morgan Freeman'la karıştırıyor.
-Yarı sahadan şut atarak 75.000 dolar kazanan bir seyirci ve LeBron. (Bunları biliyor muydunuz: Etkinliğe katılan seyircilerin neredeyse tamamı atletik olmayan, kilolu veya yaşlı insanlar arasından seçilir)
-Shane Battier'nin şöyle korkunç bir karaoke performansı vardı. Düzenlediği yardım gecesinde yıldız James Jones oldu.

Wednesday, June 20, 2012

4. Maçtan Notlar

"Westbrook asist yapmıyor, takımı yönetmiyor, oyun kurucu değil..." 2 senedir salak salak konuşuyordum, tâ ki birkaç ay öncesine dek. İnanılmaz hücum ettiği, çılgınca orta mesafe şut soktuğu bir maçın ardından sorunun Westbrook'ta değil, bende olduğu fark ettim. Russ hayallerimdeki pg değil ve olmayacak. Russell Westbrook, Russel Westbrook çünkü. Scott Brooks'un hücum sisteminde[1] saldırması, sürekli saldırması ve daha sonra yine saldırması lâzım. OKC'yi playoff takımı seviyesinden elit takım klasmanına çıkaran, sahip oldukları emsalsiz one-two punch[2]. Şu ana dek Finaller'de KD 80 şut kullanmış, Russ ise tamı tamına 100'e ulaşmış durumda. Garip, kabul ediyorum. Ayrıca Durant'in daha çok şut atması gerektiği de malum ama Westbrook'un şu anki sistemde en verimli olabileceği oyun tarzı belli: saldırmak.

Bu akşam patladı: 43 sayı. Tam 20 basket attı (Önceki kariyer rekoru: 17). Üstelik 7 ribaunt, 5 asist istatistiklerinin yanı sıra savunmada deli danalar gibi koşturduğunu da unutmayalım (Güzel bir tweet okudum: "Vücudunda ne varsa oyuna koydu. Bu arada vüdunun demir, barut ve tekiladan oluştuğunu söylemiş miydim?"). Konferans Finalleri'nin Miami'deki 2. maçında Rondo'nun osuruk uçuklatıcı performansıyla karşı karşıya kalmıştık. Final serisinin Miami'deki 2. maçındaysa Westbrook kafayı yedi. Maalesef her ikisi de Heat'in galibiyeti sebebiyle unutulacak. Hatta maç sonunda yaptığı hatayı konuşacağız yıllar sonra.
Kariyerinin en iyi maçında, rakibin hücum süresinin bitmek üzere olduğunu fark etmedi ve faul yaptı. Tabii mağlubiyeti Westbrook'un omuzlarına yüklemek için ya at gözlüğüyle ya da Wade'in gözlükleriyle hayata bakıyor olmak lâzım.

Miami cephesi. İlk 3 maçta 17 sayı atan Chalmers bu akşam tam 25 sayıya ulaştı. Müsaadenizle "yuh" diye bağırmak istiyorum. Üstelik son 1 dakikada 6 sayı attı. Müsaadenizle "oha" diye bağırmak istiyorum. Hatta D-Wade de müsaadenizle "Mario Motherfucking Chalmers" diye bağırmak istiyor. Zaten Wade maç sonunda medyaya şu açıklamayayı yapacaktı: "Rio takımdaki en iyi oyuncu olduğunu düşünüyor. Bu onun eşsiz yeteneği ve aynı zamanda laneti."

Şimdi Superman gibi Dünya'nın etrafında ters yöne dönüp zamanı biraz geriye sarıyorum: Maçın bitmesin 4 dakika var. LeBron kramp ağrılarına dayanamayıp kenarda oturuyor. Skor berabere. Geçen sene 4. maçta aynı uzay-zaman koordinatlarında dağıldıklarına şahit olmuştuk. Peki bu defa ne gördük? Öne çıkan Chalmers, birkaç ribaunt ve blok için kendini oradan oraya atan Wade (En kritik zamanda, Finaller'de ailevî sorunlarını[3] ve sakatlıklarını bir kenara bırakıp oyuna konsantre olmayı başardı herif.), özellikle savunmada kritik hamleler yapan Bosh. Heat ne olursa olsun kazanmaya odaklanmış gibi görünüyor. Yakın geçen, çılgın tempoların yakalandığı, amiyane tabirle parkenin ağladığı bu megasüperacayip seride 3-1 öne geçmeyi başardılar. Üstelik herkesin dilinden düşmeyen şu meşhur istatistiği de unutmayalım: Finaller'de 3-1'den geri gelebilen olmadı.

İstatistik çok korkunç. 3-1 geri düşen tam 30 takım var ve hiçbiri şampiyonluğa ulaşamamış. Fakat 1985'ten beri Finaller'in 2-3-2 olarak oynandığı malum. Son 27 senede ev sahibi avantjına sahip olduğu hâlde 3-1 geri düşen yalnızca 3 takım var. Evet, yalnızca 3 örnek var elimizde. Sanıyorum istatistik eskisi kadar korkunç görünmüyor artık (Hâlâ korkunç, biliyorum.). Ne diyeyim, eğer Thunder 5. maçı kazanırsa her şey alt üst olabilir; OKC'n in vahşi tribünleri, kendi sahasında her zamanki gibi oynayabilecek Harden, KD'den şahane son çeyrek performansları... Tabii önce çoooook uzun geçecek olan 5. maçı kazanmak zorundalar.  Tüm sezondaki en önemli maçın başlamasına yalnızca 40 saat kaldı.
__________________________
[1]twitter'da takip ettiğim yorumculardan biri şöyle demiş: OKC'nin hücumu temel prensipler üstüne kurulu (kibar davranmaya çalışıyorum.). Fakat oyuncular o kadar iyi ki, sayı yapmaya devam ediyorlar.

[2]Hücum anlamında şampiyonluğun favorisi hâline getiren de bench'ten gelen James Harden. Evet, bu akşam 10 şutta 8 sayı bulan, asistlerinin 2 katı top kaybı yapan adamdan bahsediyoruz.

[3]Ailevî sorunlar derken sıradan tartışmalardan değil, boşandığı eşinin birkaç gün önce çocukları kaçırmaya çalıştığı için gözaltına alınmasından bahsediyorum.

Monday, June 18, 2012

Finaller Hakkında 4 Not

Fauller
Muhtemelen gezegendeki en iyi 2 basketbolcu birbirlerini tutunca hepimizin ağzından su akıyor, zevk ve keyiften uçuyoruz. Durant fizikî dezavantajlarına rağmen LeBron'u savunma görevini istiyor, hırs ve dirayetiyle başarılı oluyor zart zurt... Bitti. Yeter.

Durant savunmada LeBron'la (3 insan kalınlığında, yarım tank ağırlığında bir yaratık.) boğuşunca hem çok yoruluyor, hem de faul yapmak zorunda kalıyor. Artık hücuma odaklanması lazım. Mesela Heat'in şut yüzdesi ikinci yarıda %35'in altına düştü, son çeyrekte tam 9 top kaybı yaptılar. Tüm bunlar olurken KD ya faul problemi sebebiyle kenarda oturuyor (Scott Brooks galiba takımı tamamen kısırlaştırmak için Westbrook'u da aynı dakikalarda kenara aldı.) ya da dili 5 karış dışarıda geziniyor. Olacak iş değil. "Aman efendim, çok ucuz fauller çaldılar" lâflarıyla geçiştirilemeyecek bir vakayla karşı karşıyayız.
KD ve faullerden devam. 6'da 4 ve 4'te 2; Kevin Durant'in son iki maçtaki serbest atış istatistikleri. Hırs yaptım, mahalleden rakam toplayıp konuyu açıyorum

Geçen sene pek çok oyuncu (Başta Durant) rakibin kollarını kullanıp faul alıyor ve şut pozisyonunda olmadığı hâlde çizgiye gidiyordu. Kural değişikliyle bu dandirik avantajı kaldırmaya karar verdiler. Fakat KD'nin serbest atış sayısındaki azalmanın bununla alakası yok. Durant ilk maçta 9 faul kullandı. Normal sezonda 8 ortalama tutturmuş, playoff'larda ise 8,5 (Son 2 maç hariç.). Peki LeBron'a karşı rahat faul alamıyor olabilir mi? Hayır. Bugüne dek normal sezonda 9 kere karşılaştılar ve KD 8 serbest atış ortlaması tutturdu (LeBron ise 7).

Hakemlerden bahsetmek mümkün (2. maçın sonunda net faul çalınmadı mesela.). Fakat abartmaya, hatta saçmalamaya gerek yok.

Boyalı Alan
LeBron pota altında terör estiriyor. Wade driplingle içeri girmeye çalışıyor ya da potaya devrilen uzunları besliyor (Bosh ikili oyunlarda orta mesafe şutu tercih eder normalde. Fakat strateji olarak pick&pop yerine potaya gitmesi istenmiş belli ki.). LeBron&Wade sürekli içeri cut yapıyor ve topla buluşuyorlar. Oyum oyum oydular OKC boyalı alanını (Strateji derken şunu demek istiyorum: ilk 20 dakikada boyalı alan dışından yalnızca 2 sayı bulmuş Heat.). Pota altı sayıları ve süper yıldızların buldukları faullerin Finaller'de çok öne çıkacağı belliydi zaten (İlk maçta 1,5 metreden bulunan sayılarda OKC'nin 48'e 28 üstünlüğü var; ikinci maçtaysa Heat 38-28 öne geçmişti.).

Eşleşmeler
Heat'in kısa 5'ine karşı Perkins&Ibaka oynadığında OKC'nin yapması gereken birkaç şey var:
1. Çılgınca ribaunt üstünlüğü sağlamaları lâzım. Fakat Heat toplam hücum ribauntlarının 1/3'ini aldı dün akşam (OOHHAA!!).
2. Heat kısa 5'i daha skorer olduğundan dolayı dengeyi sağlamak için uzunların sürekli sayı bulması, LeBron, Battier ve Bosh'u yıpratmaları lâzım. Fakat yapamıyorlar. Hatta Sam Presti mükellef bir sofra kurmasına rağmen kuş sütünü unutmuş (Heee, Sam Presti unuttu ama ben hatırladım. Nah! Tam anlamıyla mükemmel takım kurmak imkansız diyelim.): post oynayabilen bir uzun.
3. En mantıklısı kısa 5'e dönmek (Ne savunmada, ne hücumda eşleşemiyorlar.). Hazırsanız "Hoca şu 11'le çıksın" tadındaki yorumcu kıvamına geleceğim: Scott Brooks Westbrook, Harden, Thabo (Fisher değil. LeBron'u KD ile müdafaa etmekten bahsediyorum 10 dakikadır.) , Durant ve Ibaka/Collison gibi bir 5 tercih etmeli.

Rondo
Westbrook Heat'i Rondo'ladı. Spoelstra'nın "Zaten 7 maç bununla uğraştık, aynı hareketi yapan başkası olursa kaide-i şahanesini tokmaklayacağım" diye and içtiği konuşuluyor.

Friday, June 15, 2012

Finaller (2. Maç)

Maçın heyecanıyla çok düşünmeksizin ilk aklıma gelenleri sıralıyorum.

Thunder, Heat'in kısa 5'ine karşı Perkins&Ibaka+Thabo'lu line-up'la oynadığında başarısız oluyor (-17). Bu line-up'ların yalnızca ilk çeyrekteki karşılaşmasında Heat +14 ile oynadı[1]. Hem savunmada eşleşemiyor, hem de hücumda kısırlaşıyorlar (Battier ile eşleşen Perkins fizikî avanajı kullanamıyor mesela.). Harden girene dek belleri öylesine kütürdetildi ki, bir daha farkı kapatamadılar. Çılgın bir istatistik vereyim: Heat, ilk çeyrek hariç hiçbir çeyrekte Thunder'dan fazla sayı atamadı.

D-Wade dün sabah Almanya'ya gidip Kobe'nin meşhur tedavisini uygulamış gibiydi. Hele ki ilk çeyrekte. Yalnızca skor üretmesinden değil, içeri girip OKC'yi zorlamasından bahsediyorum. İlk çeyrekte yalnızca bir kere boyalı alan dışından şut kullandı. Maç ilerledikçe gereksiz şutlar denedi (izolasyon üzerinden uzak mesafe şut atacağına dripling vs yapması lâzım.) ama bir kere daha gördük: Wade iyiyse, içeri girebiliyorsa, Heat favoriye bile dönüşebilir.

Mesela ilk maçta post oynamadığı için eleştirilmesi gereken LeBron, bu akşam 3. çeyreğin sonuna dek yalnızca 1 kere +4,5 metreden şut atmıştı (Hele şükür. 1 tonluk adam potaya yüklenince durdurmak imkânsız oluyor elbette.). Hem LeBron'un takımı organize ettiğini, hem de ilk 5'e dönen Chris Bosh'un aldığı hücum ribauntlarını (11 ribaunt, 7'si ofansif) hatırlayınca Big 3'nin kendine geldiğini söylemek mümkün.

Shane Battier'nin iyi savunmacı olduğu malum. Çarşamba günü Durant, Battier'nin alamet-i farikası olan elle rakibin yüzünü kapama hareketini hiç sevmediğini söyledi hatta[2]. Fakat hücumda çılgınca 3'lük atması mindfuck etkisi yapıyor, tuğla sıçırtıyor. Miami iyi top çevirdi, kabul ama ilk iki maçta 3'lük çizgisinin gerisinden 13'te 9 istatistiği tutturdu Batti3r.

Heat normal sezon maçlarında Westbrook'u çok iyi tuzağa düşürmüştü (Westbrook topu aldığında Bosh yardıma geliyor.). Heat'in kurduğu tuzaklara erken reaksiyon gösterip topu Ibaka'ya vermesi lâzım. Ibaka topu alınca hem potaya devrilebilir (%30), hem de orta mesafe şutu yollayabilir (%70). Durant'in savunmacısı Ibaka'ya koşarsa pas Durant'e gidiyor ve sonuç belli: bomboş şut=basket. İlk maçta bunu başardılar ama bu akşam Westbrook'un konsantrasyon problemleri onu başlarda şut atmaya zorlayacaktı. Aşağıda, ilk maçtan, bahsettiğim hücumun bir görüntüsü var:
Her iki takımın da acayipmanyak hızlı hücum yaptığı malum. OKC ilk yarı 0 (sıfır) fastbreak sayısı atabildi. Peki ikinci yarıda: 12; Miami ise hızlı hücumdan hiç sayı bulamadı bu devrede. Üstelik Thunder'ın ikinci şans sayılarında da 12-2 üstünlüğü var. Tabii böyle vıdı vıdı edip istatistikler veriyorum ama OKC'nin ikinci yarı maça tutunmasının tek sebebi var: Kendrick Perkins[3] (ahaha, yok lan aşağıdaki paragrafa bak.).

Kevin. Durant. Kevin Durant. Tek başına OKC'yi maçta tutması bir yana, çılgın performansıyla Finaller Tarihi'nin en acayip çeyreklerinden birini izlememizi sağladı (Vatandaş! Download et, tekrar tekrar izle!): tam 16 sayı; üstelik 5 faulu varken. Seri boyunca hangi çeyreklerde kaç sayı attığına baktım. 1Ç: 13; 2Ç: 6; 3Ç: 16; ve 4. çeyreklerde 33 sayı (Yuhanna!) Ligdeki en iyi oyuncu olarak LeBron'u gösterebilir ya da Kobe'nin hâlâ en büyük olduğunu söyleyebilirsiniz. Karşı çıkamam. Fakat şu an bir takım kurmaya mecbur olsam, tüm gezegende ilk seçeceğim oyuncu Kevin Durant olurdu muhtemelen (karakter, clutch, kendini geliştirmek gibi zilyon sebep var.).
Öylesine heyecan verici bir maç oldu, akıl&mantık ikilisini bir kenara bırakıp zevkten öylesine kendimi kaybettim ki, 3. maçın bu akşam oynanması için David Stern'e mail yolladım (ciddiyim). Artık gören olursa gülüp geçer mi, yoksa çağrıma kulak verir mi, bilemiyorum[4].
________________
[1]Maç 18-2 ile başladı. OKC'nin playoff'larda pozisyon başına en çok sayı atan, hatta 100 pozisyon için 113 sayı ile Suns'tan beri en yüksek sayıya ulaşan takım olduğunu hatırlatayım.

[2]Shane Battier senelerdir Kobe'yi böyle savunur. Tabii Kobe zayıflık göstermemeye and içmiş bir organizma olduğu için asla Battier'nin savunmasından hoşlanmadığını açıklamamıştı.

[3]İlk maçın yıldızlarından Collison yalnızca 15 dakika oynadı. Aklı basketbola çalışan herhangi bir insan evladı bana bunun sebebini söylesin.

[4]"Durant'in yaptığı 6. faule düdük çıkmadı. Son pozisyonda LeBron Durant'e faul yaptı" gibi lâflar duymak isteyen arkadaş, sen çok yanlış gelmişsin.

Monday, June 11, 2012

Westbrook ve Ölümcül Gardırobu

İnsanlığın geleceği meçhul. Kudüs'ten Semerkant'a, Şangay'dan New York'a dek hepimiz korku içinde evlerimizde saklanıyor, Russell Westbrook'un gardırobunu yakacak yüce insanı bekliyoruz. Kadim kitaplarda anlatılan, kahinlerin müjdelediği büyük insan! Gel artık!

Hayatının çoğunu köprü altı çocukları gibi giyinerek geçiren ben bile Westbrook'a laf attığıma göre durum çok vahim. Daha gözlüklerden bahsetmedim bile. JVG Westbrook'un gözlüklerini takıp televizyona çıktı, Kobe ise "garip gözlükler, skinny kotlar... Bu moda yeni nesle ait" dedi (Kobe ve moda demişken: Bunu asla unutmayacağız.). Çerçeveler içinde neden cam olmadığı sorulunca, "çünkü böyle daha iyi görüyorum" demişti Westbrook.

The Basketball Jones, Westbrook'un kıyafetleri için şöyle alternatif desenler bulmuş

M&M's

OKC karayolları haritası

et parçaları

Westeros haritası

Westbrook'un kendi suratı

Sunday, May 27, 2012

Spurs vs Thunder

Bu akşam Dünya basketbolunun zirvesine tırmanacağız. Gezegende en iyi basketbol oynayan takımla, en güçlü kadroya (muhtemelen) sahip olan takım karşılaşacak.

Spurs alan paylaşımında garip bir organizmaya dönüşmüş durumda. Durdurulamaz bir makineymişçesine ilerliyorlar. Skor konusunda seri üretime geçmişler adeta. Maşallah. Hem eskisi gibi defansif olmadıkları, hem de playoff'larda rakip tanımadıkları için 15 senedir ilk defa San Antonio'nun oyununu sevmeyi öğrendik. Artık huzur içinde ölebilirim.
Yetenek, derinlik, karakter kriterleri ele alındığında bence OKC şu an Dünya'daki en iyi kadroya sahip; başı arşa değmiş süperstar (Durant), süper side-kick (Westbrook), olağanüstü savunmacı uzunlar (Ibaka: yardım savunması ve blokta aşmış bir isim. Perkins: epik birebir savunmacı. Collison: her iki alanda da şahane.), elit dış savunmacı (Sefolosha), kenardan gelen Harden...

Gençler ve yaşlılar, hatta takım ve bireysellik karşılaşacak ama takımlar arasında garip benzerlikler de yok değil. Spurs maç başı 103,5 sayı atıp (ligde 2. sıradalar), 96,5 sayı yiyor (16. sıra); Thunder ise bulduğu 103 sayıya (3.), karşı 96 yiyor (17.). Lig sıralamaları neredeyse eşit. Hatta yeni istatistiklere bakınca savunma verimliliğinde 10. sırayı paylaştıklarını görüyoruz. Peki ribaunt? Biri onbirinci, diğeriyse onikinci.

Krallar ve Parker vs Westbrook
Thunder savunması, pırpır guard'ları durdurmakta zorlanabiliyor (Parker 42 sayı göndermişti normal sezonda.). Mavs ve Lakers'ta böyle bir oyuncu yoktu. İlk kez bir deliciyle, üstelik bu işin padişahı olan Parker'la karşılaşacaklar (Unutmadan, Pick&roll'de Parker'ın Thunder'a karşı neler yaptığını Zach Lowe'dan okumak [İngilizce] için buralara bir yerlere tıklayın.).

Perdeyi kullanıp orta mesafeden şut gönderdiğinde Westbrook'un ne kadar tehlikeli olduğunu Lakers serisinde gördük (switch yapmadılar, yaptılar... pek fark etmedi.). Bu serideyse Westbrook'un driplinglerine karşı duracak kadar güçlü bir rakip oyuncu bulmak zor. Parker? Green? 34 yaşına gelmiş Captain Jack? Green ile Westbrook boğuşursa, sahadayken Harden'ı kim tutacak? Buradan daha da garip bir soruya geçiyoruz: Durant'le kim eşleşecek? Kawhi Leonard normal sezonda fena iş çıkarmamıştı ama playoff'larda işler biraz farklı; hele ki savunmacı alternatifiniz (yaşlı Jackson, Diaw?) yoksa.
Durantula, Bilim Tarihindeki En Ölümcül Deney Kazası

Duncan'ı muhtemelen Perkins savunacak, Ibaka ise yardım savunmacısı olarak bloklara konsantre olacak. Üstelik Ibaka da Collison gibi belli bölümler Duncan'ı müdafaa edebileceği için bu seride Duncan'dan beklentileri çok yükseltmemek gerek (Tabii böyle konuşuyorum ama Spurs'un yaptığı pick&roll'ler ve alan paylaşımı sayesinde boş şutlar bulmaması imkansız.). Önemli olan Duncan'ın ribauntlarını sınırlayabilmek.

İlk bakışta Spurs'u zorlayabilecek tek şey var: skorer pota altı. Batı'da, hatta tüm ligde Spurs'un kıçından soğuk terler akıtabilecek iki pota altı mevcut: Lakers ve Grizz (twitter'da süper bir yorum okumuştum: "CP3 önce Memphis'i devirdi, sonra sakatlandı. San Antonio sana kurban olsun."). Thunder uzunları yalnızca ve yalnızca müdafa yaparken özel olabiliyorlar (Tamam, ucundan kıyısından Ibaka var.). Bu sayede Bonner ve Diaw daha fazla süre şansı bulabilirler. Bonner'ın 3'lük silâhı da Thunder pota altını açacak elbette (Bu arada pota altında skor üretemedikleri için Durant'i 4 numaraya atıp kısalmak OKC'nin de işine gelebiliyor bazen.).

Ginobili vs Harden
1. Her ikisi de solak.
2. Her ikisi de all-star seviyesinde ama bench'ten gelip oyunu forse ediyorlar.
3. Westbrook muhteşem bir basketbolcu. Durant ligin en acayip hücumcusu ve önümüzdeki 10 senenin bayrak adamlarından biri (Sakatlanırsa arkadaşlarla el ele tutuşup Taksim Meydanı'nda kendimizi yakacağız.). Fakat Thunder cephesinde en zeki oyuncu Harden. Ginobili mi? Ginobili zaten Ginobili.
4. İkisi de atletik olarak hem overrated, hem underrated. Çılgınca atletik olmamalarına rağmen aşmış basketbol iq'ları sebebiyle çılgınca atletikmiş gibi görünüyorlar. Tabii bazen yavaşmış hissi verdikleri için atletik olmadıklarını söylemek de süzme salaklık.
5. Her ikisi de sevilen oyuncular.
6. Dripling (bkz. Euro Step), turnike, pas, şut... Üsluplarındaki pek çok ortak yönü anlatan eğlenceli bir video için vakit kaybetmeden aşağı bakın
                        

Yönetim
Benzerlik: Sam Presti'nin Spurs organizasyonundan geldiğini daha önce de söylemiştim. Tony Parker'ın seçilmesinde büyük rol oynadığı söyleniyor. Zamanın onu haklı çıkardığı belli. Tıpkı Harden konusunda olduğu gibi (2 senedir Evans veya Curry seçiminin daha doğru olacağı konuşuluyordu. Sebebini bilmiyorum ama ben ne kadar yavaş başlamış olsa da Harden'ın çılgınca gelişeceğini düşünüyordum. Gerçi 2 senedir Evan Turner'dan da benzer bir gelişim beklediğim için beni çok ciddiye almasanız da anlarım.). Her iki takımın da iyi karakterli oyunculardan oluşması rastlantı değil.

Farklılık: Scott Brooks'un iyi bir insan olduğunu, Thunder takım kimyasına ve oyuncuların gelişişmine katkısı olduğunu biliyorum ama 1 saniye... Gregg Popoviç vs Scott Brooks? Yani Platon vs Mustafa Topaloğlu, yani 32 playoff maçı vs 189 playoff maçı. Yani Gregg Popovich 99'da Lakers koçu Kurt Rambis'e ne yaptıysa, Scott Brooks'a da aynı muameleyi münasip bulacak muhtemelen.

Tuesday, May 22, 2012

Haberler.. Haberler...


Pau Gasol Röportajı
Maç biter bitmez şans eseri Gasol ile karşılaştım. Hemen mikrofonu uzatıp röportaj yaptım tabii.
-2010'da şutlarının %61'ini içeriden kullanıyordun, şimdi ise %34'ünü. Oyunundaki bu değişikliğin sebebi ne?
+NBA'deki uzun oyuncular kocaman, gulyabani gibi adamlar. Pota altına girince onlara temas ediyorsun.
-Ama basketbol temas üstüne kurulu bir spordur!?
+Benim için değil. İnsan basketbol oynarken bir yandan kokteylini yudumlayıp televizyon izleyebilmeli bence. Hayattan zevk alabilmeli.
-Anlıyorum. Yaz aylarında Dwight Howard'la takas edileceğin konuşuluyor.
+Geçen seneki haber değil mi bu?
-Bu defa kesin. Orlando olmasa bile başka bir şehre gideceksin[1]. Yeni takımından beklentilerin neler?
+Pas veren bir süper yıldız.
(O sırada Kobe içeri giriyor. Sinirden elindeki topu yerken Pau'nun saçını çekip uzaklaşıyor.)
-Kobe 4. maçın son çeyreğinde 10 şut kaçırmasına rağmen basın önünde seni suçladı.
+Yorum yok.
-Senelerdir seni defalarca aşağılamasına rağmen tüm takımla dalga geçercesine dangalaklıklar yapan, molalarda bile kenarda oturan Andrew Bynum'a ses çıkaramıyor[2]. Neden?
+Yorum yok.
-Gerçi topu sana vermediğini söylüyorum ama sen de 4. maçın sonunda bomboş şutu atmak yerine pas vermeyi tercih ettin.
+Aslında pas vermedim.
-Nasıl yani?
+Pas verecekmiş gibi yapıp top kaybı yaptım.
-Anlıyorum.

O sırada içeri Andrew Bynum giriyor ve benimle sohbet etmeye başlıyor: "Bu sene Türkiye'de kim şampiyon oldu? Yine mi Tofaş?"
"Hayır," diyorum, "İbo'ya 3.5 milyon dolar verince iflas ettiler."


OKC vs Spurs
Bynum'ın her kelimesinden zeka fışkıran laflarını hatırlıyor musunuz? "Seriyi bitirme maçları (close-out) kolaydır. Rakipler boyun eğmeye meyilli olurlar." Lakers 36 ribaunt aldı (4'ü Bynum'ın), OKC ise 51. Bynum sahada olduğu süre boyunca Lakers 16 sayı gerideydi. İlk yarıda Gasol, maç genelinde Kobe hariç[3] Lakers'ın kaybetmeye meyilli olduğu söylenebilir.

Kevin Durant zaten Kevin Durant (hançerler, buzzer beater'lar...) ama Westbrook serinin en kritik oyuncusuydu (hatta MVP?) belki de. Orta mesafe şutlarını ölümcü hâle getirdiğini biliyoruz. Lakers high pick&roll'lerde Westbrook'a çare bulamadı (Switch yapmayı denemediler, denediler, tekrar denediler, denemediler...). Lakers'ın sikimsonique transition savunmasını saymıyorum bile. Üstelik Westbrook'u tutmakla görevli Ramon Sessions Lakers kariyerinin en kötü haftasını geçirdi[4]. Ne diyeyim, önümüzdeki birkaç ay boyunca her gün Lakers'ın  (Hız, atletizm, gençlik, 3'lükçü... Hepsine muhtaçlar.) yapmaya karar verdiği takaslardan bahsedecek gazeteler.

Unutmadan Thunder maç başına 16,5 top kaybıyla bu departmanda normal sezonu son sırada (Evet, otuzuncu.) bitirmişti. Seri boyunca 9 top kaybı ortalamayla oynadılar. Artık önümüzdeki seriye bakacağız: Spurs vs Thunder.

İki takım arasında herkesin bahsettiği garip benzerlikler var. Sam Presti Spurs organizasyonundan geliyor. Takımlardaki iki mega star da sakin insanlar: Duncan vs Durant. Ginboili ve Harden gibi iki all-star seviyesindeki oyuncu bench'ten geliyor. OKC'deki en dağınık oyuncu Westbrook. Parker da gençliğinde savruk oynardı (Tabii Westbrook'un saha görüşü asla Parker seviyesine gelmeyecek.). Üstelik her iki takımdaki rol oyuncuları da İsa veya Gandhi kıvamında adamlar (Collison, Ibaka, Perkins, Sefolosha... Hücumda top kullanmadıkları hâlde böylesine çaba harcadıklarına göre hepsi sezon sonunda peygamber olmayı hak ediyor.).

Aynı şekilde iki takım arasında KOCAMAN farklar da mevcut; yaş (bebe vs dede), koç (Nihat Doğan vs Sokrates), oyun (maç başı 1487 iso vs Spurs hücumu), tecrübe (playoff maçları: 31 vs 184)...

Heyecan içindeyim. Parker vs Westbrook efsanevî bir duello olmaya aday (Sezon içinde iki takımın karşılaştığı maçlarda en skorer oyuncu Parker oldu.). Normal sezonda Spurs 2-1 önde. Hem de Ginobili hiçbir maçta forma giyemedi. Ben yalnızca Lakers vs Grizz'in Spurs'le başa çıkabileceğini düşünüyordum. Seri için favorim (Gergin müzik, davullar, tamtamlar, dümbelekler... ve...) Spurs.

Not: OKC taraftarına hayran kaldım. Tribünlerin bir örnek giyindiğine alışmıştık. OKC ise 2. maçta bir sıra mavi, bir sıra beyaz giyinerek olayın suyunu çıkardığını ilan etti. Bu aşkamki maçta salonun önünde binlerce insan bekleşiyorlardı.

Taht Oyunları
Kullanım Kılavuzu: Birkaç ay önce lig tarihinin en garip röpotajlarından birini izlemiştik. Eğer hâlâ Stan van Gundy ve Dwight Howard'ın efsanevî performansını izlememiş ölümlülerden biriyseniz, buraya buyrun (Röportajın tercümesi)

Stan van Gundy'nin kovulduğu açıklandı. Zaten gazeteciler önünde yaşanan skandaldan sonra en az biri takımdan gitmeliydi. 2009'dan beri Dwight'la arasında anlaşmazlıklar olduğunu biliyoruz. Celtics serisinde 5. maçı kaybettikten sonra medya karşısında birbirlerini suçlamışlar ancak gerginliği konsantrasyona çevirip finale yürümüşlerdi. Bu defa ne takım, ne de ikili arsındaki ilişki yürüyebildi. Ebediyen felç olduğunu söyleyebiliriz hatta. Beklenen oldu, malumu ilam ettiler.
2009 Finalleri demişken, Magic kadrosunda çok önemli bir değişiklik yapan Otis Smith'i de unutmamak gerek. Kariyerinin zirvesindeki Hido (pas akışının merkezi) ile sözleşme imzalamamış, hatta "üstümüze doğru bir kurşun geliyormuş, son anda eğilmişiz" diye açıklama yapmıştı. Peki Hido yerine kim geldi? Vince Carter: topu elinde tutmak isteyen, izolasyon oynayan bir basketbolcu. Magic'in hızlı paslarla boştaki oyuncuyu bulmaya dayalı oyun tarzı tam anlamıyla çöktü tabii. Aynı Otis Smith 1,5 sene sonra, performans/para olarak ligin en ağır kontratlarından birine sahip olan çaptan düşmüş Hido'yu tekrar takıma getirdi. Rashard Lewis'e 120 milyon $ verdiğini (Kobe'den sonra ligin en çok kazanan oyuncusu hâlâ Lewis. Gülme kriziniz geçen dek birkaç dakika bekliyorum.), seneler sonra Lewis'ten kurtulmak için dibe vurmuş Arenas'ı (ligin en çok kazanan 5 oyuncusundan biri) kadroya kattı... Otis Smith ile Magic karşılı olarak yollarını ayırmaya karar verdi. Tabii yukarıda saydığım abuk subuk hamleler yüzünden değil, korkunç bir yönetici olduğu için Orlando'daki günleri sona erdi (Dwight vs SVG mücadelesine müdahele etmemesi, hatta kendisiyle özle olarak konuşan oyuncusunu koça ispiyonlaması...).


Bence SVG rahatlamış, hatta mutlu olmuştur. Otis Smith cv'sinde "kovuldu" yazmadığı için şanslı. Orlando ise  kangrene dönüşmüş Dwight[5] vakasını çözmezse taht oyunlarının gerçek kaybedeni olacak.
________________________________
[1]Bynum+oyuncu+draft hakkı karşılığında Howard'ı alabilirler belki. Fakat Gasol'un 4 numara oynaması hem takım, hem de Gasol için pek hayırlı değil artık. Eğer Dwight'ın peşinden gideceklerse pota altı ikilisi gidecek.

[2]Kobe'nin Bynum için yorumu: "Bana gençliğimi hatırlatıyor." Şampiyonluk için Bynum'a muhtaç olduğunu ve üstüne giderse ters etki yapacağını biliyor tabii. Fakat Bynum'ın molalarda koçun ve takımın yanında durmamasına ne demeli? Sakin kafayla zen'ini kazanmaya (Phil Jackson'ın lakabı neydi?) çalışıyormuş.


[3]Playoff'ların en iyi maçını çıkarmış olabilir. Yazık oldu. 34 yaşına gelmiş adam tüm ligde en çok dakika alan 4. oyuncuydu bu sezon. Yüzdesi düşüktü ama istese sayı kralı olarak sezonu bitirebilirdi. Sert adam, laf yok. Unutmadan, geçen sene Almanya'da garip bir tıbbî teknik denemişti. Bu sene Sovyet Ordusu'nun radyoaktif programlarına katılacağı konuşuluyor.

[4]Lakers Ramon Sessions'ın penetrelerine muhtaç. Takımda delici olmayınca rakibin alan paylaşımı mithril zırha benziyor; kırılması, delinmesi, hatta aşındırılması imkansız. Penetreciler rakip savunmayı dalgalandırdıkları için oyunun diğer alanları rahatlar; 3'lük, pota altı... Bu seriye gelirsek, Bynum&Gasol ikili sıkıştırmalara mahkum olmayacak, Thunder guard'ları yardım savunmasına geldikleri için Lakers'a (Blake, MWP...) boş 3'lük şansı kalacaktı (Tabii penetrenin de nitelikli olması lazım. Mesela topu 10 saniye boyunca elinde tutup 3'lük çizgisinin dışında gezinirse Lakers'ın hücum setleri şerham şerham bok yiyor. Kobe ilk maçta Sessions'a kızmıştı hatta: "Topu elinde tuttuğun için alan paylaşımımız mahvoluyor.").Üstelik Sessions hızlı hücumlarda koşup OKC'ye büyük sorun çıkabilirdi. Fakat Lakers hücumu sürekli yavaşlatıp kontrollü oynadığı için Sessions en önemli silahını kullanma şansı bulamadı. Şimdi yazdığım paragrafa tekrar baktım da Sessions'ın rezalet performansını Mike Brown'a yüklemiş gibi olmuşum. Rezil performansından sen suçlusun (min %70) Ramon.

[5]Ya uzun süreli sözleşme imzalamalı ya da takasta gönderilmeli. Dwight'ın (aka Bitchie Bitch) da 2,5 sene süren karar verememe sürecini geride bırakması ve aldığı kararın arkasında durması lazım. O âna dek röportaj videosunu 3:40'a alıp kendisine tokat attığımı hayal edeceğim.

Monday, April 9, 2012

Jesus Durant (Westbrook Olağanüstü Bir Oyuncu Ama...)

(Çok afedersiniz ama "Westbrook kötü oyuncu:(" diyenlerin isyanına bacağım girsin. Adam kopmuş, aşmış falan fistan. En başta bunu söyleyeyim, Westbrook-hater'lar  yok yere heveslenmesin. Fakat gezegende Durant diye bir adam var. Yazının konusu yaklaşık olarak böyle. Öhöm... Başlıyorum.)

Skip Bayless diye meşhur bir yorumcu var. Jar Jar Binks ile Yalçın Küçük'ün aynı vücutta Dünya'ya gelmiş hâli. Basketboldan anlamadığını iddia etmiyorum ama abarttıkça abartır. Scottie Pippen için, "Jordan olmasa bu kadar yüzük kazanamazdı" der (Doğru, 1-2 tane bile kazanamayabilirdi.), ardından, "Pippen tarihteki en iyi 50 basketbolcudan biri değil" diye devam eder (WTF!). LeBron James'i pek sevmediği için Kevin Durant'in NBA'deki en iyi all-around (istatistik kağıdının her yerini doduran) oyuncu olduğunu iddia ediyor mesela. Russell Westbrook da en çok eleştirdiği oyunculardan biri: "Westbrook Durant'ten daha fazla şut kullanıyor, Westbrook kendi takımına sahip olmayı arzuluyor, Westbrook MVP adayı olmak istiyor, Westbrook Dünya'yı ele geçirme planları yapıyor..."

Temelde Bayless'ın demek istediklerine katılıyorum. Hatta NBA yorumcularının çoğu katılıyor. 2 sezondur oyun kurucu olmasını, hücumu idare etmesini ve ligin en iyi skoreri olan Durant'e pozisyon hazırlamasını bekliyoruz. Fakat sorun belli: Russell Westbrook oyun kurucu değil. Özel bir koçun elinde yetişse kendini farklı rollere adapte edebilirdi ama Thunder'ın koçu Scott Brooks hücum organizasyonu özürlü olduğu için yalnızca skor üretiyor (Bunu da mükemmel yapıyor.). En sonunda Brooks pes etti ve oyuncuları parkelere saldı. Herkes iyi yaptığı şeyleri yapıyor artık. Durant, Westbrook ve Harden şut atıyor(1), egosunu törpülemiş süper insanlar (Perkins, Ibaka, Collison, Sefalosha...) ise müdafaaya konsantre oluyorlar.(2)

En büyük problem ise hücumcuların kafalarına göre oynamaları, zor şutlara mahkum olmaları. Kimse asist yapmaya çalışmıyor. Oklahoma'nın maç başı asist ortalaması 18.5. Ligin zirvesindeki diğer takımların (Mami, Bulls, Celts, Magic, Lakers, Spurs, Dallas...) hepsinden daha az. Hatta saydığım takımların hiçbiri maç başına 20 barajının altına inmiyorlar.

Westbrook Durant kadar şut kullanıyor.(3) Rolü iyiden iyiye değişti. Geçen sezon 8.2 asist yapıyordu. Bu sezon 5.4'te kaldı. Hakkını yemeyelim, Westbrook süper skorere dönüştü. %47 ile 24.5 sayı atıyor(oha!). Sayı krallığında beşinci sırada. Penetre ediyor, dripling üstünden şut atıyor, orta mesafeden sürekli isabet kaydediyor. Über atletik özellikleri yüzünden durdurulamıyor. Bol bol şut kullanmalı, bazı hücumları domine etmeli hatta. Fakat Kevin Durant takımdayken kimin en çok şut kullanması gerektiği belli. Durant yalnızca son iki senenin sayı kralı ya da ligin en iyi skoreri değil, önümüzdeki 10 senenin de en büyük skoreri.(4)
-Bana topu ver. Ona ihtiyacım var

Onlarca yorumcu Westbrook'un daha az şut kullanıp hücum organizasyonuna yönelmesi gerektiğini, takımda Durant gibi manyak, aşmış, fevkaladenin fevkinde bir skorer varken sayıya yönelmesinin anlamsız olduğunu söylüyor. Normal sezonda durdurulamaz bir ribaunt gücüne ve olağanüstü yeteneklere sahip oldukları için işlerin yolunda gittiğini ama play-off'larda rakip takımlar Thunder hücumlarını kilitlediklerinde sudan çıkmış balığa döneceklerini anlatıyorlar. Genel atmosfer böyle. Skip Bayless de her zamanki tavrıyla Westbrook'u idam edince mikrofonları Durant'e uzattılar. Bir kere daha Durant'in olağanüstü bir insan olduğunı, iyilik adına savaştığını gördük. Şunları söyledi:

"Ben daha fazla şut kullandığımda daha kötü bir takıma dönüşüyoruz.(5) Söylediğim gibi Skip pek bir şey bilmiyor. Bizi seyrettiğini bile sanmıyorum. İstatistiklere bakıyor ve geleneksel olarak oyun kurucuların takımdaki diğer basketbolculardan daha fazla şut kullanmaması gerektiğini söylüyor. Fakat o şut kullandığında daha iyi bir takıma dönüşüyoruz. Ben diğer alanlara katkı verdiğimde, ribaunt ve savunmaya konsantre olduğumda, daha az şutla daha çok skor üretince daha iyi bir takım oluyoruz. Skip yalnızca komik bir adam."(6)
KD: Hayır, topu Russell istiyor

İsa mısın, Buda mısın Durant? Bunları ligin açık ara en iyi skoreri söylüyor. Eğer hücum sistemleri bazı oyuncuların kafasına göre şut atması olacaksa, elbette ki Westbrook sürekli skor üretmeli. Fakat Durant de kimin daha fazla şut kullanması gerektiğini biliyor. Hem takım arkadaşını koruyor, hem de takımı Shaq-Kobe gibi bir ego mücadelesinden uzak tutuyor.

Westbrook'un üstüne fazla gidilmemeli. Olağanüstü bir basketbolcuya dönüştü. Kendini basketbola adadığı, sürekli çalıştığı belli. Yaklaşık %50'yle şut atıyorsa, denemeye devam etmeli elbette. Fakat Durant'in sözlerinden sonra, "Ben bu takımın Jordan'ıyım, Durant ise Pippen" demez umarım. Yine de Durant'in play-off'larda kritik rolleri üstleneceğini tahmin ediyorum.

Son olarak, Thunder'ın başarılı olmasını çok isterim ama şu hücum anlayışıyla Spurs'le karşılaşırlarsa elenirler muhtemelen.(7)

**

(1)Thunder maç başına takım hâlinde 75 civarında şut deniyor. Durant, Westbrook ve Harden bu sayının 2/3'sine imza atıyorlar: maç başı 50+ (ELLİ) şut. Yani Miami'nin büyük üçlüsü kadar. Üstelik Thunder'ın çok daha derin bir kadroya sahip olduğu aşikar.

(2)Söylemekten dilimde tüy bitti. Anlata anlata suyu çıktı; cılkı çıktı, boku çıktı. Ama bir kez daha OKC'nin hücum prensiplerinden bahsetmek zorundayım. Play-off'lara dek ağzımdan bir daha OKC lafı çıkmayacak. Takımın yarısı dripling üstünden şut atar, diğer yarısı savunma yaparsa tahmin edilebilir bir takıma dönüşürsünüz. Elinizde Jordan ve Wilt olsa bile hücum girişimlerinizde avuçla bok yersiniz. Gerçi atıp tutuyorum ama birkaç haftadır OKC çok güzel basketbol oynamaya başladı. Sırayla Lakers, Miami, Chicago gibi takımları devirdiler ama bahar havasının uzun süreceğini zanetmiyorum. Hâlâ ligin en kötü pick&roll (modern basketbolun bir numaralı hücum silahı) oynayan takımarından biri Thunder.

(3)Durant 19.6, Westbrook 19.5
 -Russell toplarını/taşaklarını istiyorum.
+Asla bebek, asla...

(4)Durant hücum repertuarını delicesine geliştirdi; post oyunu, ayak fundamental'ı... Ama bu sezon oyunun diğer alanlarına da katkı yapıyor. Kariyerinde ilk kez asist/top kaybı ortalamalarını dengeledi. Durant bu sezon kariyerinin en yüksek ribaunt ortalamasına ulaştı(8.0) mesela. Westbrook ise çaylak sezonu dahil en düşük ortalamayla oynuyor(4.5).

(5)Aslında istatistikler de böyle söylüyor. Westbrook'un daha fazla şut kullandığı maçlarda sürekli galip geliyorlar: 20-4. Ama Westbrook bazı maçlara kötü başlayınca kaybolabiliyor. Takımın hücum organizasyonu rezalet olduğu için tüm yük Durant'in omuzlarına biniyor ve el üstünden fade-away 3'lüklerle takımı ayakta tutmaya çalışıyor. Sonuçta mağlup oluyorlar tabii.

(6)Skip Bayless'ın ailesi Oklahoma'da yaşıyormuş. Hatta Durant'in yorumlarından sonra şöyle bir kayda rastladım.
 
(7)Muhtemelen yazın Brooks'u gönderip Rick Adelman gibi iyi bir koçla anlaşacaklar.  Kesin eleneceklermiş gibi konuşuyorum ama Thunder şampiyon olursa basketbola bakışım değişir. Göğsüme Scott Brooks yazıp Oklahoma sokaklarında çıplak dolaşırım artık.

Monday, February 15, 2010

Dallas-2010: Çaylaklar Maçı

Michael Beasley, Miami Heat; Marc Gasol, Memphis Grizzlies; Danilo Gallinari, New York Knicks; Eric Gordon, Los Angeles Clippers; Brook Lopez, New Jersey Nets; Kevin Love, Minnesota Timberwolves; O. J. Mayo, Memphis Grizzlies; Anthony Morrow, Golden State Warriors; Russell Westbrook, Okahoma City Thunder
Omri Casspi, Sacramento Kings; DeJuan Blair, San Antonio Spurs; Stephen Curry, Golden State Warriors; Tyreke Evans, Sacramento Kings; Jonny Flynn, Minnesota Timberwolves; Taj Gibson, ChicagoBulls; James Harden, Oklahoma City Thunder; Brrandon Jennings, Milwaukee Bucks; Jonas Jerebko, Detroit Pistons

Çaylaklar: 140 - İkinci Sezon Oyuncuları: 128 Normalde çaylaklar maçı çok sayıda smaca sahne olur, gençliğin heyecanına kendini kaptırmalarıyla yok olmaya yüz tutan konsantrasyon, hızlı tempoyu, yüksek skoru ve spektaküler hareketleri beraberibde getirir. Savunmaya bu kadar az önem verilen çaylaklar maçında güzel smaç sayısının bu defa bir elin parmaklarını geçmemesi hayâl kırıklığı yarattı. Gerçi sophomore karmasının bahanesi var; Russell Westbrook ve Michael Beasley ikinci yılını yaşayan oyuncuların takım hâlinde hareket etmesini imkânsız kıldı. 104 şutun 54'ünü ikisi denedi. All-Star maçlarında gereğinden fazla şut kullanmak çoğunlukla antipati olarak geri dönüyor; egolarını biraz olsun dizginlemeleri, haftasonunun keyfine varmaları daha hoş. Doğu karmasının maçı kazanması, sophomoreları saran sıkıntılara rağmen ribaund alamayacaklarından dolayı pek mümkün görünmüyordu. Fakat Dejuan Blair 23 ribaund ile hızır gibi yetişti. Aslında MVP ödülünü sonuna kadar hak etti ama bu onur önce bir başkasına gitti: Tyreke Evans. Hususî arzu üstüne ödülü Blair ile paylaştı. Evans, öylesine olgun bir oyuncu ki soğukkanlılığı tüm takıma sirayet ediyor çaylakların kontrasyonu -eğlenceden feragat etmemelerine karşın- asla dağılmadı. Özellikle son hücumda MVP ödülünü kolaylıkla cebe indirmek yerine topu DeJuan Blair'e vermesi mental özellikleri hakkında fikir veriyor.