Showing posts with label 016 Milwaukee Bucks. Show all posts
Showing posts with label 016 Milwaukee Bucks. Show all posts

Friday, January 11, 2013

Notlar: Spurs, Grizzlies, Sonics...

Kendimi bildim bileli %50 ergen - %50 mizantropik triplere girip ara ara medeniyetten uzaklaşmaya çalışıyorum; yürüyüşler, kamplar... Son senelerde dağcılıkla da ucundan kıyısından ilgilenmeye başladım. Gerçi ilgilendiğimi söylüyorum ama genel olarak sakatlanmak haricinde herhangi bir başarıya ulaşabilmiş değilim. 2010 yazında yaklaşık 9-10 metrelik yükseklikten düşüp üst gövde kemiklerimin yarısını kırmış, kırıklar ve çatlaklar yüzünden haftalarca yatalak kalmıştım. Geçen gün de benzer bir mesafeden düştüm.

Kış mevsimini getiren Kuzey Tanrıları'na (Burkut, Thor, Camgöz...) şükranlarımızı sunmak için Uludağ'da yürüyüş yapmaya karar verdik (Yalnızca yürüyüş. Karlı havada dağcılık olayına girecek kadar süper kahraman değilim.). Diz boyu karda yürürken insan nerede çukur olduğunu, nerede uçurumun başladığını fark edemiyor. Geçen gün de toprak diye bastığım yer boşluk çıkınca, karla kaplı kayalara çarpa çarpa metrelerce düştüm... ve burnum bile kanamadı. İçten içe kendimi ölümsüz hissediyorum ama önümüzdeki bir ay boyunca en büyük aksiyonum makarna suyu kaynatmak olacak.

Top-5: Geçirdiğim en büyük kazalar
5. Bebekken sobaya tutunarak ayağa kalkınca elim feci yanmıştı.
4. Bol taklalı araba kazasından sıyrık almadan kurtuldum.
3. Geçen sene KALDIRIMDAN DÜŞÜP ayağımı kırdım.
2. Geçen sene iki kere Wizards vs Bobcats maçı seyrettim.
1. Yukarıda bahsettiğim epik düşüş.

Spurs, dün akşam Lakers'ı devirirken playbook'taki muhteşem bir oyunu kullandı. İşin garibi aynı oyunu birkaç ay önce yine Lakers karşısında uyguladıklarına şahit olmuştuk (Şurada konuk yazarlık olayına girip kısa bir breakdown yaptım.). Aynı rakibe karşı üst üste aynı clutch oyunları pek kullanılmaz ama Popovich hafiften Lakers'la taşak geçiyor sanırım. Hazır Popovich demişken, geçen hafta Yazıhane'de Motion Offense-Weak hakkında uzunca bir analiz karaladım. Meraklıları kaçırmasın.

Spike Lee NBA için iki yeni reklam yaptı. İlki Bernard King'in 1984'te Nets'e 60 sayı attığı maça ithafen çekilmiş: All Hail The King! (Bernard King 1985'te, kariyerinin zirvesindeyken, 32.9 sayı ortalamayla oynarken sakatlanmış ve basketbol kariyeri mahvolmuştu. Fuck.) İkinci reklam ise bana sorarsanız haftanın en iyi videosu: The Disappearing Act
                       
Scott Skiles'ın görevine son verildi. Playoff'lara kalsalar bile (Mahalleden rastgele 4 kişi toplasam ben bile Doğu'da playoff adayı olabilirim) kısa vadede Bucks cephesinde köklü bir gelişme olması mümkün değil.

Monta Ellis %40'la isabet kaydetmesine rağmen maç başına 18 şut kullanıyor. Ekürisi Jennings ise %41'le 16.7 şut ortalamaları tutturmuş durumda. Defansta zorlanan, sürekli şut atan, takımı yönetmek bir yana hücum sürekliliğini sekteye uğratan bu iki guard'la Bucks'ın fazla ilerleyemeyeceği zaten belliydi. Her ikisinin de sezon sonunda serbest kalma ihtimalleri var (Ellis isterse kontratını 1 sene daha uzatabilir.). Bucks için yapılacak ciddi analizler, önümüzdeki sezondan itibaren şekillenecek.

Grizzlies, 3'lük atabilen ve hücum dengesini bozmayacak bir slasher karşılığında Rudy Gay'i takas etmek istiyor. Zach Lowe'ın Grantland'de yazdığı yazıyı takiben onlarca senaryoyla karşılaştık; Suns, Pacers, Bucks... Rudy Gay'e 3 sene için 53 milyon dolar  daha kazandıracak akıl almaz kontrat için söyleyecek fazla sözüm yok. Zaten yıllar önce Chris Wallace Rudy Gay ile anlaştığında şunları yazmışım:

Chris Wallace. Tarihin gördüğü en garip insanlardan biri. Gittiği her şampiyon takımı yok edebilecek kalibrede bir felaket. Geldiği yere ölüm getiren bir armada.

Marc Gasol'un beklenmedik gelişimi, Conley ve Tony Allen gibi oyuncuların muazzam basketbol aşkı, Z-Bo'nun gerizekalılıktan bilgeliğe terfi etmesi... Grizz bugünkü durumuna Chris Wallace'ın basketbol zekasıyla (Bitik Iverson, Kwame Brown, Hasheem Thabeet...) değil, Memphis halkının dualarıyla ulaşmış gibi görünüyor.

Bir takım videolar: Mavs, Shawn Marion ve Mario üstünden muhteşem bir video hazırlamış. Lütfen 1-800-Save-Gasol'u arayın ve Pau Gasol'u kurtarın. Ricky Rubio aynı anda hem kendi BACAKLARININ, hem de İKİ RAKİBİN ARASINDAN pas veriyor (Saygılar). Bir taraftar Kris Humphries'e dokunuyor ve dokunduğuna pişman oluyor

Sonics dönüyor! Maloof ailesi, Sacramento Kings'i 500 milyon $ karşılığında satacak gibi görünüyor. Alıcı belli: Seattle Group. Chris Hansen ve Steve Ballmer'ın başını çektiği grup, NBA'i Seattle'a geri götürme planları yapıyor. Sonics taraftarı olduğum için fazlasıyla sevinmiş olmama rağmen Sacramento seyircisine üzülmeden edemiyorum. Bu sene taraftar sayısı dibe vurdu ama New York, Boston, Philly gibi hâlâ kolonyal dönemin izlerin taşıyan Doğu yakası şehirlerindeki Avrupaî taraftarlara benziyorlardı.

Hazır Sonics demişken, Thunder'ın şu anki sahibine küfür etmeden geçmeyelim. 2005'te New Orleans'ı vuran Katrina kasırgasının ardından Hornets'in 1,5 seneliğine Oklahoma'ya gitmesinde büyük rol alan Clay Bennett, 2006'da Sonics'i satın almıştı. Satıştan 5 ay önce "Oklahoma'ya bir takım getirmek istiyoruz... Supersonics adaylardan biri" demiş; devir işleminden sonraysa takımı Seattle'da tutmak istediğini iddia etmişti. Takımın eski sahibi Schultz (Starbucks markasının arkasındaki en önemli adam), Bennett'in Sonics'i başka şehirlere taşımayacağına inandığını söylemiş, David Stern de bu sahte sadakatin borazancısı olmuştu. Hepimizin bildiği gibi 2 sene içinde takım Oklahoma'ya taşınacaktı.
Yapılan sözleşmeler ve açılan hukukî davalar neticesinde Thunder, Supersonics'in tarihini tam olarak üstlenemiyor. Kings'in müstakbel sahipleri, Sonics'in eski logosunu bile kullanabilecekler.
ps. Key Arena, Starbucks, Clay Bennett, David Stern, bilimum Sonics efsaneleri... Mevzu hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak için Sonicsgate gibisi yok (İngilizce).

Rastgele Haberler:
-Nash 10.000 asist barajını aştı. Bu sene Magic Johnson ve Mark Jackson'ı geçerek 3. sıraya yerleşecek muhtemelen. Önünde yalnızca iki isim kalacak: Kidd (11.969) ve Stockton (15.806 - bu manyaklık zaten)
-Kobe Bryant NBA tarihinde en fazla saha içi (FG) şut kaçıran isim oldu.
-Melo ve Garnett kavganın ucundan döndü. Hatta Melo KG'ye "çıkışta kavga var olm" demiş ve gerçekten Celtics otobüsünün önünde Garnett'i beklemiş. Kendisini uzaklaştırmak isteyenlere de "bi dakka bırakın, bi şey konuşçam" diye efelenmiş. (İnanması zor ama yazdığım son iki cümlede en ufak bir espri ya da mübalağa yok)
-Seneler önce benzer bir olay yaşanmış. Stackhouse, maçta kendisine vuran Kirk Snyder'i maç çıkışında sıkıştırmış, yaklaşık 15-20 saniye içindeyse güvenlik görevlileri yetişip ikiliyi ayırmış. Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi için Grantland'deki şu nefis makaleye başvurunuz (İngilizce).
-Hardwood Paroxysm'de Amar'e ve korkunç savunması hakkında bir yazı çıktı (İngilizce). Vaktiniz varsa okuyun.
-Knicks cephesinde yılın t-shirt'i (Basketball Jones'ta gördüm)
-Udonis Haslem, yeni lakabının Django olmasını istiyormuş.
-Derrick Rose antrenmanlarda smaç yapmaya başlamış. Cümleten kutlu olsun.

Ha bi de Vorped deyu bir site var. Royce White için yaptıkları seyahat tablosuyla fark etmiştim. Sitede rastgele bir oyuncunun son 30 gündeki şutları için infografikler de var. Canım sıkıldıkça oynuyorum.

Saturday, March 17, 2012

Takaslar... Takaslar...

Dwight Howard, Pau Gasol, Steve Nash, Carmelo/Amar'e... Hepsi takımlarında kaldı. Takas döneminde çılgın menajerlere, abuk subuk hamlelere pek rastlamadık. Yine de sessiz geçtiğini söyleyemeyiz. Başlıyorum


GOLDEN STATE, BUCKS

İlk büyük takas hamlesi GS Warriors ve Bucks takımlarından geldi. Bogut California'ya, Ellis ise küçük ve karlı beldelerimizden Milwaukee'ye gidecek.

Bogut, Avusturalya'daki taraftar ve tezahüratları özlediği için Bucks tribünlerini değiştirmeye karar vermişti. Kendi cebinden 100 kombine bilet alıp 'çılgın taraftarlar'a bedava dağıtacağını açıkladı. Seçmelere akın eden Milwaukee delileri, Bogut'un forma numarasından ilhamla "6. bölük" isimli bir ekip oluşturdu; vuvuzela çalan, pankart açan, plastik kılıçlardan altın kemerlere dek onlarca aksesuar taşıyan insanlar.


100 kişilik grup, 1000 kişilik ses çıkarıyordu. Tribün atmosferi birden bire değişti. Seyirciyle böylesine içten bir ilişki kuran Bogut üst üste sakatlıklar yaşayınca maalesef Bucks onu takasta kullanmaya mecbur kaldı. Bucks menajerinin senelerdir abuk subuk takaslar yaptığını biliyoruz ama en azından bu defa suçlamak mümkün değil. Uzun oyuncular daha değerlidir. Ender rastlanan bir mücevher gibidir. Üstelik Bucks'ın hem savunmada, hem de hücumda yegane lideri vardı: Andrew Bogut. Her iki elini de kullanabilen, hücum repertuarı geniş, savunmada alan paylaşmasını bilen bir uzunu elden çıkarmak acı verici. Fakat tüm sezonu kapatmış bir oyuncuyu değişiklik arayan süper skorerle takas edebilme fırsatını her zaman elde edemezsiniz. Özellikle de playofflara kalmak istiyorsanız bu fırsatı kullanmalısınız. Şimdi ellerinde muazzam bir skorer var: Monta Ellis. Stephen Curry ile beraber oynadığında zaafları ortaya çıktığı için Golden State takas yoluna gitti. Hatta birkaç gün sonra Golden State taraftarları, hem başarısız oldukları, hem de bu süper skoreri kaybettikleri için takım sahibini dakikalarca yuhalayacaklardı.

Monta Ellis, tabiatı gereği basketbol üslûbunu skor üstüne kurmuş bir oyuncu. Ligin süper skorerlerinden biri; kalabalık savunmaların arasından yılan gibi kıvrılarak potaya ulaşır, dripling kabiliyeti ve hızıyla her rakibe karşı sayı bulur.


Fakat Jennings de skorer bir guard olmasına rağmen Ellis gibi verimli değildir. Çaylak sezonunda 55 sayı attığından beri saçma sapan şutlarla takımın hücum ritmini bozar. Abartmayayım ama Nick Young kadar saçmaladığı maçlarını izledim. Yeteneklidir, değerlidir ama Ellis'le birlikte hiç çekilmez. 
Jennings ve Ellis bundan sonra maç başına 50 şut kullanacaklar muhtemelen. Kozmos Ersan'a sabır versin.

Takasın ikinci kısmına geçelim. 0'a tekabül eden Kwame Brown'a karşılık Stephen Jackson verilir mi? Jackson'ı zaten kullanamıyorlardı. Scott Skiles ile kavga etmiş, önce ilk 5'teki yerini, ardından tüm dakikalarını kaybetmişti. Hattâ NBC'deki bir röpotajda şunları söyledi: "Diğer koçlarla aramdaki ilişkinin bir benzerini Scott Skiles'la kuramadık. Bundan sonra da kurmamız mümkün değil. Çok şey yaşandı." Yeniden yapılanmaya giden Golden State Jackson'ı elinde tutmadı. Draft hakkı ve yalnızca şut atabilen Richard Jefferson için bekletmeden Spurs'e gönderdi. Hem Bucks kullanamadığı bir oyuncudan kurtuldu, hem de Jackson rol alacağı iyi bir takıma gitti. win-win.

Unutmadan Kwame Brown'ın kontratı bu sene bitiyor. Yani klasik bir John Hammond dangalaklığıyla karşı karşıya değiliz. Hattâ maç başına 5.5 sayı ve 4 ribaunt istatistikleriyle oynayan 25 yaşındaki Udoh'u da kadrolarına kattılar. Ersan, pota-altı/ribaunt problemine derman oldu ama Udoh da küçük rollerde verim alabilecekleri bir oyuncu.


NETS, BLAZERS

Trail-Blazers onlarca sakatlıktan sonra pes edip takımı dağıtmaya karar verdi.

(Özet geç diyenler için: 2007 NBA draftından önce herkes Greg Oden'ın ligin en iyi uzunu olacağını düşünüyordu. Hatta Portland Durant'i değil Oden'ı seçti. Maalesef Oden her sezon dizlerinden sakatlanacak ve kariyeri bitecekti. Portland'ın diğer yıldızı Brandon Roy hem oyun okuyor, hem şut atabiliyor, hem de kendi pozisyonunu yaratabiliyordu. Sakatlıklar onun da yakasını bırakmadı. Geçen sene sonunda dizlerindeki kıkırdak tabakasının neredeyse yok olduğunu, bir daha basketbol oynayamayacağını söylediler. Yalnız yıldızlar değil, tüm rol oyuncuları küçük büyük sakatlıklar yaşadı; burkulan bilekler, yırtılan kaslar, kayan diskler... En sonunda 5'e 5 maç yapacak oyuncuları kalmadığı için oyuna giren koç Nate Mcmillan antrenman esnasında aşil tendonundan sakatlandı. Hatta takım sahibine kanser teşhisi kondu. Takım lânetlenmişti belli ki. Bazı Trail-Blazers taraftarları şamanlara, büyücülere, rahiplere danışıp tütsü ve muskalarla çare aradılar ama olmadı. 2010'larda şampiyonluklara ambargo koyması beklenen takım eridi. Yok oldu amk. Oden ve Roy gibi hem karakteri, hem de oyunuyla alkışlayacağımız oyuncuları ebediyen kaybettik. Tıpkı Bill Walton'ı, gelmiş geçmiş en büyük Portland efsanesini kaybettiğimiz gibi.)


Takımdaki herkes heyecanını yitirmişti. Bir avuç yorgun, moralsiz, bezmiş basketbolcudan verimli olmalarını bekleyemeyiz. Yönetim, yeter, dedi. LaMarcus Aldridge hariç takımı yenilemeye karar verdiler. Önce Gerald Wallace'ı Mehmet'in biten kontratı ve draft hakkı için Nets'e gönderdiler. 2012 draftının çok güçlü olması bekleniyor. Yeniden yapılanan her takım, draft haklarının peşinde. Nets de yeni bir takım inşa ediyor ama Nets'in olayı başka.



Takımı Deron Williams için cazip hâle getirmek zorundalar. Seneye New York'a taşınıp "Brooklyn Nets" olacaklar ve Williams onlara seyirci getirecek. En azından plan bu. Bir senedir Dwight Howard'ın peşinde koştular, beceremediler. D-Will de giderse avuçla bok yiyecekler. Bence seneye Deron Williams sürekli mağlup olmaya dayanamayıp gidecek. Zaten Lakers, Mavericks, Nets de feda ettiği draft hakkını mumla arayacak. Göreceğiz.

Portland cephesine geri dönersek, Gerald Wallace'tan sonra Marcus Camby'yi Houston'a gönderdiler. Bu takasın tek sebebi para. Hem Camby'ye verecekleri paradan kurtuldular, hem de takımı boşaltma hedeflerine devam ettiler. Aslında Camby'ye karşılık Hasheem Thabeet'i aldılar. Ama unutmayalım ki Hasheem Thabeet, evrende boşluğa tekabül eder. Bir koful basketbola ne kadar katkı yapabiliyorsa, Thabeet de o kadar katkı yapar. Bir tuzluk (bildiğin tuzluk) ne kadar iyi formula-1 pilotu olabilirse, bir Hasheem Thabeet de o kadar iyi basketbolcu olur.

Unutmadan takasların son günü koç Nate McMillan'ın görevine de son verdiler. Önümüzdeki senelere bakacaklar.


LAKERS, CLEVELAND, HOUSTON

Cavaliers LeBron gidince ligin dibine vurmuş, bu sezonsa çaylak Irving etrafında tekrar toparlanmışlardı. Irving varken Ramon Sessions'a yer kalmadı. Lakers potaya yönelebilecek, hızlı hücumlarda koşabilecek bir guard kazandı. Bence nokta atışı. Bir de Houston'dan pota altında küçük bir rol üstlenecek Jordan Hill'le anlaştılar. Gasol ve Bynum birkaç dakika daha dinlenebilecekler. Peki Hill karşılığında verdikleri oyuncukim? Maalesef Derek Fisher.

Fisher'ın kariyeri hakkında uzunca bir yazı yazdım zaten. Şu an kısaca bahsedeceğim. Fisher kariyeri boyunca "pır-pır" guardlara boyun eğdi; Iverson, Parker... Fakat yaşlandıkça kimseye dur diyemeyecek hâle geldi. Ayakları gitmiyor, bilekleri çalışmıyordu. En son 2010 finallerinde potaya yönelip turnike atmıştı galiba. Lakers'ın hem hücumunu, hem de müdafasını tek başına paramparça ediyourdu. Steve Blake zaten formda, Ramon Sessions da kadroya eklendi. Tüm bunlara Fisher'ın kontrat yükü de eklenince kaçınılmaz son gerçekleşti. Bence çok ayıp oldu. Herkes Fisher'ın Lakers formasıyla, 5 yüzük kazandığı camiada emekli olacağını bekliyordu. Kısmet değilmiş. Zaten Danny Ainge'in Garnett ve Pierce'ı göndermeye çalıştığını düşünürsek, NBA menajerlerinin vefalı olmadıklarını fark edeceğiz.

Houston Rockets Camby ve Fisher ile playoff yarışında büyük bir silâh kazandı: tecrübe. Özellikle Fisher'ın katkısı çok sınırlı olacak ama kritik anlarda güvenebilecekleri bir şut tehdidine sahipler artık.


WASHINGTON, DENVER, CLIPPERS

Nene Washington'a gitti. Sezon boyu formsuzdu, belki başkent iyi gelecek ama Nene gitmek istemiyorsa bırakılmaz. İki elini de kullanan, defansif ve ofansif özelliklere sahip, takımı için oynayan bir uzunu bırakmak pek mantıklı değil. Üstelik karşılığında hiçbir şey almadan. Ben pek bir şey anlamadım. Buradan bakınca takasın mutlak galibi Washington. Zaten takımı boşaltmak için can atıyorlardı. Verdikleri parçalardan acilen kurtulmak, mümkünse bir daha görüşmemek istiyorlardı. Ah Washington, boynu bükük Washington. 3 senedir takım değiştiriyorlar. Sebebini kısaca anlatayım:

Washington takım kültürü mahvolmuştu. NBA oyuncuları sürekli seyahat ettikleri için vakit geçsin diye genellikle kart oynarlar. Söz konusu Washington'sa olaylar daha karışık tabii. Arenas, takım arkadaşı Crittenton ile poker oynarken aralarında kavga çıktı. Kavga büyüdü, soyunma odasına tabancalar götürüldü. Bireysel silahlanmaya karşı çıkmak için ismini 'Bullets'tan 'Wizards'a çeviren camia deliye döndü. Normalde oyuncuların özür dilemesi beklenir. Arenas ise maç öncesi silâh şov yapmayı tercih etti. Diğer oyuncular da kahkahalarıyla eşlik edince tüm takım dağıtıldı.

Gelen gideni aratır mı? Javale McGee, Nick Young ve Blatche aratır. Washington'da uzuuuun zamandır hiçkimse galibiyeti umursamıyor. Nick Young yalnızca el üstünden şut deniyor, McGee kaç smaç yapabileceğini düşünüyor. Blatche ise triple double peşinde koşuyor; pazara kadar değil, mezara kadar. Böyle dandik karakterler bir araya gelince boşvermişlik tüm takıma sirayet etti tabii. Savunma yapıp hızlı hücuma koşuyorlar, Nick Young topu alınca geri gelip üçlük deniyor. Washington taraftarı olsam yemin ediyorum beynim erirdi.

Aşağıda Javale McGee'nin efsanevi hareketlerinden bir buket bulacaksınız:

Şimdi Nick Young'ı turnike atarken göreceğiz. Çemberi geçtim, top panyaya bile çarpmıyor:

Young hızlıca Clippers'a gönderildi. Dış hücumcu arayan Clippers'ta başarılı bile olabilir. McGee'nin kontratı sezon sonunda bitiyor. Belki normal bir takımda kendini basketbola verebilir. Bu sezon aldığım en güzel haber üç silahşörlerin ayrılması oldu.

Wednesday, July 21, 2010

Gooden Gelmiş, Cefa Getirmiş

Hatırlayacağınız gibi Pistons kısa süre önce ebedi aleme intikal etmişti. Bucks'ın GM'i John Hammond işi ustasından, Dumars'tan öğrenmiş, uzun süre Dumars'ın asistanlığı görevini yürütmüş bir isim. Gördük ki boynuz kulağı geçmiş. Drew Gooden ve John Salmons, John Hammond'ın dahiyane hamlesiyle beş seneliğine yaklaşık 80 milyon $ karşılığında Bucks çatısı altında kaldılar. Aslında tıpkı Dumars gibi Hammond da yaptığı kötü hamlelerin yanında başarılı seçimleriyle de anılır. Mesela Villanueva'nın gidişiyle takımın dibe vuracağını düşünenler, hem draft'in onuncu sırasından gelen Brandon Jennings, hem de Carlos Delfino ve Ersan İlyasova gibi etkisi büyük rol oyuncularıyla konferans beşinciliğine yükselen Bucks'ın menajeri, Yılın GM'i ödülüne layık görülmüştü.

Salmons için çok fazla şey söyleyemeyeceğim. Play-off'larda bile gördük ki, takıma az buçuk ivme kazanadırabiyor ve başka takımlar da mevzuubahis ivmeyi yakalayabilmek için para dökebilirlerdi (Hatta Chris Wallacevari GM'lerin max kontrat sunmaları dahi mümkün). Fakat geçtiğimiz senelerde hiçbir şey yapmayan Drew Gooden'a beş seneliğine 32 milyon dolar vermenin nasıl bir açıklaması olabilir? Sistem uğruna Gooden tipi bir oyuncuya muhtaçsanız (böyle bir sistemin başarıya ulaşması imkansız gerçi), fazladan para vermek normal karşılanabilir ama potaaltını borderline Bogut ve Gooden'a emanet edip topu Jennings'in eline veren GM'e Tanrılar akıl/fikir bahşetsin.


Bu arada Hammond, yaptığı hamlenin başarılı kabul edilmesi gerektiğini savunurken iyice uçmuş: "I can guarantee you, Drew Gooden had options. And the fact that he wants to be here I think is very, very important to us."

Tuesday, May 4, 2010

2010: Gone Fishin'

Play-off macerasında ilk tur maçları sona erdi. Saha avantajına sahip ekipler arasında yalnızca Nuggets ve Mavs elendi. En sıkıcı seri Magic'in Bobcats'i süpürmesiyle sona erdi. Her ne kadar Bucks üç maç kazanmış olsa dahi Hawks'ın anlamsız oyunu sebebiyle en bunaltıcı maçlardan bazıları bu seride yaşandı. Westbrook'un aksine Durant büyük hayâl kırıklığı yarattı. Blazers cephesinde birinin öleceğini düşünmeye başlamıştım; ucuz kurtuldular bence. Nowitzki Mavs formasıyla son kez sahalardaydı. Gördük ki, George Karl benzeri sert koçlar olmadan Smith-Andersen-Martin-Anthony-... gibi oyuncularla kurulu bir kadro playoff'ta tümden dağılabiliyormuş. Neyse, bakın kimler balığa çıkmış:







Cavs: 4 - Bulls: 1
Magic: 4 - Bobcats: 0
Hawks: 4 - Bucks: 3
Celtics: 4 - Heat: 1

Lakers: 4 - Thunder: 2
Spurs: 4 - Mavs: 2
Suns: 4 - Blazers: 2
Jazz: 4 - Nuggets: 2

Friday, April 23, 2010

Doğu Konferansı



Cavaliers vs Bulls

Chicago içeri girip, savunmayı delip sayı buluyor. Bu nereden geleceği belli olmayan penetreci figür Cavs'in Bulls'u paramparça etmesini engelleyecektir. Yavaş ayakları sebebiyle Shaq', Ilgauskas, kimi zaman Varejao turnikeye giren atletik kısaları takip etmekte zorlanıyorlar. Hickson Ilgauskas yokken fena performans sergilememişse de playoff başka bir iklim. Rose ve Hinrich'in penetreleri, Deng'in olgun oyunuyla birleşince Bulls'un dağılması pek mümkün değil. Fakat Del Negro'nun gönderileceği dedikoduları, hattâ Bulls yönetiminin başka isimlerle konuşmaya başlaması (yönetim yalanlamadı) büyük handikap olabilir.

Cavs mutlak favori. Elbette ki Shaq içerideyken pota altı kalabalıklaşıyor ve LeBron'a yeterli alan kalmıyor bazen. Sene başında Cavs birkaç maç kaybederken iyice dilimize pelesenk olmuş bir muhabbeti bu; hattâ Kobe'ye "LeBron'a önerilerin neler" gibi sorular yöneltiliyordu ki, Cleveland yenilgiyi unuttu. Sezon ortasında Jamison'ın da katılmasıyla pick and roll oyunlarında uzunu takip edebilecek hızlı ayaklı uzun oyuncuya kavuşmuş oldular. Raptors yerine Bulls ile eşleşmeleri, onları sonraki turlar için zinde tutacak, olası konsantrasyon dağılmalarını engelleyecektir.

Cavs'in seriyi geçeceği malûm. Benim esas merak ettiğim, Noah ile Varejao'nun ne zaman kavgaya tutuşacakları.

Hawks vs Bucks

Sezon içinde önce Michael Redd'in sakatlığıyla sarsılan, mücadele gücünü kaybetmeden savaşsa da playoff arifesinde Bogut'u kaybeden Bucks, artık Hawks'ı zorlayamadan evine dönecek. Bir takımda hem savunma hem de hücumun en aktif ismi sakatlanırsa yapılacak çok şey kalmıyor maalesef. Salmons, Ersan, Delfino kendi başlarına başarıyı yakalayabilecek çapta oyuncular değil. Her ne kadar Jennings skor üretebilecekse de egosu kendinden büyük bu çaylağa güvenmek komik.

Hawks cephesinin ise keyfi yerinde. Johnson'ın gittikçe olgunlaşan skorer kimliği, Harford'ın pota altında rakipsiz kalması, Smith'in güç dengesinde yarattığı dalgalanma, 2010 senesinin en iyi altıncı adamı olan Crawford'ın kenardan gelip yapacağı katkı... Atlanta kimi zaman -takım hâlinde- konsantrasyon problemleri yaşıyor. Belki bu sebeple bir maç kaybedebilirler. Büyük ihtimâlle Bucks, başarılı sezonu süpürülmeme uğraşıyla kapatacak.

Celtics vs Heat

Serinin mutlak favorisi Celtics elbette. Heat, bu sezonu yazın serbest kalacak oyuncular uğruna bir 'arasezon', geçiş dönemi olarak geçirdi. Gerek ilk beşin pek çok parçası, gerek bench çok kısıtlı. Takımın hem skor, hem de savunm bağlamında ortaya neredeyse hiçbir şey koyamadığı aşikâr. Fakat rakip takım kadrosunda bir süperyıldız varsa eğer, her daim dikkatli lmak, konsantrasyonu elden bırakmamak gerekli. Dwayne Wade, hangi konferansın hangi eşleşmesinde oynarsa oynasın, problem yaratır. Seri süt liman giderken üstüste iki maç 50 sayı atar ve durumu 3-2 gibi kritik bir aşamaya sürükler.

Garnett'in, Pierce'ın sakatlıkları, Rasheed ve Robinson'ın gevezelikleri, sezona harika girmişse de gittikçe performansı düşen Perkins, Davis'in oluşturduğu antipati... Celtics bunalımda. Garnett ribaund ve blokta harcayamadığı enerjiyi konuşarak atıyor. Pierce'ın yüzü gülmüyor. Rondo'nun olgunlaşması ve Allen'ın form grafiği umut veren yegâne durumlar. Yine de Heat'in hemen hiç şansı yok. Celtics'in en büyük avantajı Heat'in yavaş tempoyla oynaması çünkü; Celtics hızlı oynayan takımlardan fazlasıyla rahatsız oluyor. Meselâ Chicago ile eşleşmiş olsalardı, kan kusmadan üst tura geçmeleri mümkün olmazdı.

Magic vs Bobcats

Charlotte Bobcats 2010 tablosundaki en zayıf playoff takımı. Böylesine kısıtlı bir kadroyu başarıya taşıdığı için Larry Brown'a yılın koçu verilebilir bile. Normal sezon boyunca Raptors, Bulls gibi kendilerinden daha yetenekli kadroları geride bıraktılar. Playoff boyu en istikrarlı skor eli niyetine Stephen Jackson'a sarılacaklar. Jackson'ın ne kadar istikrarsız olduğu düşünülürse 'kısıtlı kadro' tabiriyle ne demek istediğim anlaşılacaktır.

Magic, malûm, geçen senenin finalisti apoletiyle en azından konferans finaline kalacaktır. Howard'ın hücumdaki etkinliği -Hidayet'in, daha doğrusu pasör üç numaranın ayrılmasının ardından- neredeyse yarıya indi. Nelson, Lewis ve Carter beklenen pas akşını sağlamakta zorlanıyorlar. Fakat Carter'ın, Magic'in topu mümkün olduğunca hızlı dolaştırıp boş şutu bulan sistemine adapte olamaması bile Bobcats'in bir galibiyet almasına yetmeyecek. Playoff'ların 4-0 bitecek tek serisi olabilir.

Friday, January 15, 2010

Redd Olmadan Asla

Michael Redd geçen hafta yine sol dizinden sakatlandı ve sezonu kapattı. Daha önce Redd'in dönüşüyle Jennings'in frene basacağını, bunun da hem Jennings hem de Milwaukee için şahane bir haber olduğunu yazmıştım. Yazık oldu. Bucks sezon sonuna dek nereye gittiğini bilmeden, fırtınaya tutulmuş kağıttan gemi misâli savrulacak.

Sunday, December 27, 2009

Gegen die Wand

@ Pacers; 1-9, 3 sayı
vs. Wizards; 1-6, 4 sayı
vs. Spurs; 2-7, 6 sayı


Tabii Ersan gerçek anlamda ilk NBA sezonunu geçiriyor. Elbette duvara çarpacak. 2003'ü 'rookie of the year' ünvanı ile kapatıp playoff'larda Spurs'e karşı son saniye üçlüğü sallayacak koca Amar'e bile sayı atamaz olmuştu vaktinde. Normal karşılamak gerek.
Hazır Bucks'tan bahsetmişken eklemeden geçmeyeyim. Michael Redd'in dönüşü, Jennings'i frenleyecektir. Hem Milwaukee, hem de Jennings için iyi haber.