Showing posts with label Durant Kevin. Show all posts
Showing posts with label Durant Kevin. Show all posts

Saturday, February 9, 2013

Notlar: Garnett, Howard, Sigara...

Garnett 25.000 sayı barajını geçti. Üstelik 25000 sayı, 10000 ribaunt, 5000 asist, 1500 blok, 1500 top çalma istatistikleri yakalayan ilk oyuncu olmuş. İlla ararsak birkaç çapanoğlu bulabiliriz; genç yaşta lige girmesi, kariyerinin büyük bölümünde takımdaki yegane süperstar olması, gelişen tıbbî tedavi teknikleri, basketbolun nazaran daha yumuşak oynanması... Fakat zorlamanın alemi yok. Acayip rakamlar.

Yine de duyar duymaz aklıma temel bi problem geldi: 1974'ten önce blok ve top çalma istatistikleri tutulmuyordu. Kısaca göz gezdirince birkaç not çıktı ortaya:
-İyi birer pasör olmalarına rağmen hem Russell, hem de Wilt 5000 asist barajının altında kalmışlar.
-Willis Reed, Bob Petit ve benzer efsaneler daha kısa kariyerleri olduğu için tartışmaya bile giremiyorlar.
-Tek muallak örnek Kareem (Ligdeki ilk 4 senesinde blok/steal istatistiği tutulmuyordu.). Yalnızca top çalma kategorisinde bu rakamları yakalayamamış (1160). Maç başına 0.9'luk kariyer ortalamasını alıp ilk 4 senesine dair projeksiyon yapınca ucu ucuna Garnett'in rekorunu kaçırdığını görüyoruz. Tabii gençken ekstra 30-40 top çalma yapmış olması mümkün.

Genelde böyle kafaya göre baraj belirleyerek çıkarılan istatistikler çok fazla şey ifade etmez. Fakat Garnett'in inşa ettiği istatistikî all around dominasyon hagaden akıl almaz.

Kevin Durant için Nike hoş bi reklam çekmiş: KD. Not Nice. Zaten OKC geçtiğimiz sene finalleri kaybettikten sonra biraz daha "sikerim çay ocağını" mentalitesiyle oynamaya başlamıştı. Tüm sene boyunca verilen emekler, birkaç maç içinde anlamsız hale gelince basketbolcular kaybetme acısını tatmış ve sonraki sene için bilenmiş (bileylenmiş, keskinleşmiş falan fistan) oluyorlar (bkz. son 1 senedeki LeBron). Yani mağlubiyet korkusu öfkeye sebep oluyor, kazanma odaklı öfke de NBA tarihindeki büyük rekabetlere uzanan bir patika zaten. Mağlubiyet sayesinde gözlerimizin önünde gittikçe büyüyen, sürekli yeni vakalarla karmaşıklaşan, torunlara anlatılacak kadar anlamlı bir rekabetler zinciri oluşuyor. Aynen devam.

Sigarayı bırakmaya çalışıyorum. Asabi hallerdeyim şu sıralar, birilerine sövesim var. Yine de Vince Carter'ın uzun uzun sakatlık numarası yapıp ardından smaç basması garip bir şekilde sevimli geldi bana. Nostalji mi desem, retro estetik mi desem, bilemedim. Beynime oksijen gidince gerizekalıya bağlamış da olabilirim tabii.

Carter demişken Mavericks oyuncuları %50 galibiyet yüzdesine ulaşan dek sakallarını kesmeyeceklermiş. Sakal geyiği meşhur. Mesela geçtiğimiz senelerde Grizzlies playoff'a dek sakal kesmeme kararı almıştı. Mavs 1,5 sene boyunca cro-magnonlar gibi gezmemek için daha mütevazi bi hedef seçmiş.

Mutombo.

Rastgele Haberler
-Basketball Jones'ta NBA oyuncuları isimlerine göre listelenmiş. İsmin telaffuzu eğlenceli mi (Danilo Gallinari), oyun tarzıyla ismin tınısı arasında benzerlik var mı (Dwyane Wade, Dikembe Mutombo), soyisimden bağımsız olarak da kullanılabiliyor mu (LeBron), oyuncuya has bir ad mı (Kobe)...
-Samuel Dalembert Nuggets'a karşı 21'de 17 ile 35 sayı, 12 ribaunt, 2 asist ve 1 blok yaptı. Umarım zirvedeyken bırakır ve bi daha basketbol oynamaz.
-DeMarcus Cousins devre arasında atıldı. Hakeme tükürd... ahaha yok lan, kendisiyle tartışmak istemeyen hakeme "adam değilsin" demiş.
-Rockets, tam 23 3'lük isabetiyle daha önce Magic'e ait olan bir maçta en çok 3'lük atma rekorunu egale etti. İşiniz gücünüz yoksa 3'lüklerin tamamını şuradan izleyebilirsiniz. Hikaye henüz bitmedi. Koç Mark Jackson, Warriors'ın bir maçta en fazla 3'lük yiyen takım olmaması için oyuncularından taktik faul yapmalarını istedi. Yaptığı ilk bakışta saçma geliyor ama sebebini anlayabiliyorum. Warriors oyuncularını yuhalayan Rockets taraftarlarını da anlıyorum. Sigarasızlıktan çatacak adam arıyorum ama ne kadar zorlasam da bu vakada küfredecek birilerini bulamadım.

Chris Paul'un yokluğunda bir kez daha anladım: Heat hücumunun LeBron bağımlılığı > Clips hücumunun CP3 bağımlılığı >>>>> OKC hücumunun Durant bağımlılığı

Tabii yanlış anlaşılmasın:
1. LeBron olmasa Heat çöker demiyorum. Wade ve Bosh üstüne kurulmuş olan bir takım elbette ki playoff tablosunda önemli bir aktör olur. Fakat şu anki Heat hücumu TAMAMEN LeBron'a bağımlı. İstatistiklerden bağımsız olarak, maçlar izlendiğinde anlaşılabilecek bi durum bu
2. Paul şu an ligdeki en iyi lider. Hücuma katkısını anlatmaya gerek yok zaten. "Yılın koçu" geyiklerine konu olacak kadar oyuna hükmedebiliyor. Makro ölçekte oyunu yönlendirmekten, her oyuncuya en doğru anda pas vermek gibi temel hareketlere dek her şeyi yapıyor. Ve hepsinden önemlisi, kendi adına bir parfüm çıkarıyor.
3. Yukarıda yazdığım denklem oyuncuların seviyeleriyle değil, takımların temel prensipleriyle alakalı. MVP ödülü için oyum olsa (favori cümle girişim) Durant'e verirdim.

Çaylaklar Maçı için seçilen 20 oyuncuyu Charles Barkley ve Shaq iki takıma ayıracaktıAll-Star gibi gösteri maçlarında topa yön veren kısaların ön plana çıktığı malum. Şimdi ilk iki seçime bakalım:
Shaq: Damian Lillard ve Kyrie Irving
Charles: Anthony Davis ve Kenneth Faried
WUT? Bu noktadan itibaren aynı tripte devam ettiler. Neyse laf etmeyeyim, Barkley lan bu. Nikotin krizinde olsam bile Charles Barkley'e kızacak değilim. Zaten bu post Katharsis gibi, Epifani gibi transandantal bi sürece tabi tuttu beni. Kalender adammışım, onu fark ettim.

ps. Yandaki poster Hoopism'den.

Laker Drama - Perde VI: Gasol asgari 6 hafta kaçıracak. Üstelik Howard'un durumu da malum. Kobe, Howard'ın sakatlığa rağmen oynaması gerektiğini sürekli söylüyordu. Nash de ligdeki herkesin belli acılarla oynaması gerketiğinden bahseden bir tweet gönderdi. Nihayet Celtics karşısında Howard sahaya çıktı ve korkunç oynadı.

Hmpfff. Aslında Howard çıtkırıldım bi oyuncu değil. Sakatlığı gerçekten ciddi olabilir, sezon başında tedavisini erken kesip dönmüş olabilir, kendince oynamaya çalışmış olabilir, yaşlanan Kobe bencilce takım arkadaşlarını zorluyor olabilir... olabilir yani. Ama insanların Howard'a inanası kalmadı artık. Şu adamdan bahsediyoruz; konuştuğunda dinleyenlerin orta kulağını iltihaplandıran bir adamdan. Geçtiğimiz sene NBA tarihinin belki de en acayip röportajına imza atmış (her ay 1 kere izlerim), röportajın yankıları sürerken kendini sevimli göstermeye çalışmış, playoff'lara yalnızca haftalar kalmış olmasına rağmen ameliyat kararı almıştı. Bu defa yapacakları meçhul ama Kobe'ye cevaben şöyle söylemiş: "Bu benim kariyerim, benim hayatım."

Neyse ben bi sigara yakayım.

Sunday, June 24, 2012

Finaller Hakkında Son Notlar

Heat
2012 Heat, tamı tamına 3 seride geri düşmesine rağmen şampiyonluğa ulaşabilmiş tek takım[1] oldu. İrili ufaklı sakatlıklarla da uğraştıklarını hatırlayınca, mental problemleri hakkında yapılan milyonlarca eleştiriye cevap verdiklerini söylemek çok saçma olmaz sanırım. Yalnızca 1 şampiyonluk kazandıkları için hâlâ Heat ve LeBron'un rüştünü ispatlayamadığını düşünmekte serbestiz. Tabii Zach Lowe'a kulak vermek de mümkün: "Kanıtları on yıllara yayılan bir gerçekle karşı karşıyayız: Tek bir NBA şampiyonluğu kazanmak bile ölesiye zor. Üstelik şans, sağlık, matchup ve yeteneğin mükemmel bir kombinasyonu gerekli." Mesela Mavericks. 10 sene boyunca Nowitzki'yle, yani gelmiş geçmiş en büyük 25-30 oyuncudan biriyle oynamalarına rağmen geçen seneye dek yüzük kazanamamışlardı. Keza Garnett. Kariyeri boyunca kaç kere kupayı kaldıraibldi: bir. Üstelik gelmiş geçmiş en iyi 3'lükçü ve döneminin en büyük clutch oyuncularından biriyle ittifak kurana dek Finaller'e bile yükselememişti Garnett. Yalnızca bir kere bu onura ulaşabilmiş efsanevî oyuncuları say say bitmez: Mr. Clutch, Big O, Moses... LeBron[2].

Eddy Curry
İşte yukarıda saydığım tek yüzük kazanabilmiş efsanelerden biri daha.

Kısa 5
En etkili line-up'larını özgürce kullandılar; Bosh 5, LeBron ise 4 numara oynadı. Playoff'larda rakibe göre strateji kurmanın ne demek olduğunu bir kez daha görmüş olduk (Heat cephesi de yeni gördü zaten.). OKC pota altında skor üretebilen bir oyuncuya sahip olmadığı için mismatch'leri değerlendiremedi (Perkins'in bir klozet kapağı kadar post oynayabildiğini söylemiş miydim?). Konferans Finalleri'nde Rondo'nun Garnett'e verdiği pasları Heat cephesinin engelleyemediği malum (Evet, Haslem'ın Garnett ile Rondo arasına girip, gökkuşağı paslarda etkisiz hâle geldiği 186 milyon pozisyondan bahsediyorum.). İlk turda elenen Grizzlies'le karşılaşsalar, kısa 5'i çok daha kısa süreler kullanabileceklerdi belki de.

OKC hücumda avantajlarını değerlendiremediği gibi savunmada da eşleşemedi üstelik. Mesela LeBron, özellikle Thudner kısa 5'ini ezip geçti. 2011 Finalleri'nde boyalı alandan yalnızca 8,5 sayı bulmuştu; bu seneyse 17,5 ortalamaya ulaştı. Pota altında cirit atıyor, sürekli faul alıyordu (2011 Finalleri'nde maç başı 4 faul alabilmiş, Thunder'a karşı 7,2). Post oyununu geliştirmiş bir LeBron[3] yaratığını nötralize edecek yegane kriptonit belli: onu orta mesafe şutlara zorlamak. Oysa hem Durant, hem de Sefolosha fiziken karşısında duramadıkları için zort bazında zırtladılar. Geçen sene Mavs'in bol bol alan savunması kullandığı malum. OKC için de güzel bir çözüm olabilirdi ama alan savunması yapabilmek pek kolay iş değil, hele ki NBA'de.

Thunder
Hazır Durant'ten bahsetmişken hücumda topu almakta bile zorlandığını hatırlatmak gerek. Eğer önümüzdeki 5-6 senede LeBron'la eşleşebilmek istiyorsa fiziken kuvvetlenmesi lâzım. Asla Hulk, LeBron ya da Jabba kıvamına gelmeyeceğini biliyoruz ama fizikî tekamülünü tamamlamadığı aşikar.

Thunder'ın keyfi yerinde; ipiyle kuşağı, sikiyle taşağı denk. Normal sezonda 100 pozisyon başına en fazla sayı üreten ikinci takım olmuşlardı (Spurs 1 numara), playoff'larda ise zirveye oturdular. Tabii yakın gelecekte Ibaka ve Harden ile sözleşme imzalamak zorundalar ve her iki oyuncunun da ciddi kontratları hak ettiği malum. Fakat Harden'a parayla alakalı sorular yöneltildiğinde şöyle cevap verdi: "Burada özel bir şey var. Bir hanedan inşa ediliyor. Para ve şöhret daha önemsiz şeyler." Scott Brooks'la devam etmeyebilirler ama tıpkı Pat Riley'nin maç sonunda söylediği gibi, Thunder ve Heat'in tekrar karşılaşması kaçınılmaz.

D-Wade (The Boss)
"Bu takım LeBron'un takımı. Bizler onun liderliğinde ilerliyoruz." Wade bu cümleleri sezon boyunca takım toplantılarında, playoff'lardaysa kameralar karşısında sürekli tekrarladı. Yakasını bırakmayan sağlık sorunları[4], ilerleyen yaşı, ailevî anlaşmazlıklar... Her ne sebeple olursa olsun kendi rolünü küçültmeyi ve takımın başarısı için geri planda kalmayı kabul etti. Hatta LeBron'u bizzat yüreklendirdi. Bir süper yıldız için kariyeri boyunca karşılaşabileceği en zor karar olsa gerek. Belki de bu nedenle karakterinde garip (korkunç) değişiklikler meydana geldi; oyunculara sataşmak, röportajlarda rakiplere lâf atmak...

Hem 2006'da kazandığı yüzük, hem de "iyi çocuk" imajı sebebiyle asla gazetecilerin günah keçisi ilan etmediği D-Wade kredisini tüketmişe benziyordu artık. Pacers serisinde yalnızca 5 sayı attığı maçtan sonra belki de hayatında ilk kez medyanın ölümcül eleştirileriyle karşılaşacaktı. Şimdi gözünüzün önünde bir sahne canlandırın; Wade babalar gününde gazetecilerle sohbet ediyor, baba olmanın hayatta tattığı en büyük zevk olduğundan bahsediyor. Aynı saatlerde eski eşiyse velayet hakkı olmadığı hâlde çocukları alıkoymakla meşgul.
İnsanlar ne derse desin psikolojik olarak içinde bulunduğu hassas durumu takımın lehine çevirdi Wade; "Bi Lebron şut atsın, bi Wade şut atsın, 1 LeBron, 1 Wa..." saçmalığının hücumlarda kangrene dönüştüğünü, takımı iliklerine dek sömürdüğünü fark etti (şampiyonluk yolundaki en önemli viraj muhtemelen) ve parkede kaybettiği lider ünvanını soyunma odasında gururla taşıdı. Simmons'ın geçen günkü yazısından bir kuple çevireyim: Eğer ligdeki oyuncuları gururlarına göre sıralayacak olursak Kobe ve Wade ilk 2 sırayı paylaşırlar. Üçüncü oyuncuyla (Chris Paul?) aralarında ciddi bir basamak olur ve Vince Carter'a gelene dek 400 isim daha sayarsınız. NBA lokavt görüşmelerine katılan bir arkadaşım anlatmıştı: "Wade masanın başına geçmiş, LeBron ise küçük ve uysal bir çocukmuşçasına arkasında oturmuştu." Tipik Dwyane.

Şampiyon olduktan sonra basketbol kariyerinin en mutlu gününü yaşadığından bahsedecekti. Gezegende Wade&LeBron ilişkisini düzeltebilecek yegane insan olduğunu anlayıp büyük bir fedakârlıkta bulundu. Şu sıralar ikinci şampiyonluğunun tadını çıkarıyor[5].

Cavs
Seni unutmadım Cleveland. Sen de LeBron'u unutmadın çünkü. Şahane bir videoya rastladım; Ohio'daki WEWS-tv'nin hava durumu sunucusu Heat ve Thunder kelimelerinden bahsetmeksizin işini yapmaya çalışıyor:
_____________________
[1]Hatta maç sonrası NBA TV'de bu konu açıldı. Videosu burada. 4. dakikadan itibaren şöyle bir muhabbet geçiyor:
Charles Barkley: İki hafta önce insanlar sizin Indiana'ya kaybedeceğinizi düşünüyordu. Celtics'e karşı 5. maçı kaybettiğinizde iyice şaşırmışlardı. Son 2 haftada olayların tersine dönmüş olması inanılmaz.
Wade: New York'u unutma, New York'a karşı da kaybedebileceğimizi söylemişlerdi.
LeBron: O serinin zor geçeceğini söylemişlerdi
Barkley: Basketboldan anlayan hiçkimse böyle bir şey söylemedi.

[2]LeBron iki kere triple-double yaptı. Finaller tarihinde en az 2 kere triple double yapan 7. isim olmuş: Bob Cousy, Russell, Wilt, Walt Frazier, Magic, Bird. LeBron'un defalarca baskı altında ezildiğini düşününce seriyi bitirme maçında triple-double yapması daha ön plana çıkıyor. Bugüne dek 5 isim böyle bir başarıya imza atmış: Duncan, Worthy, Magic, Bird, LeBron.

[3]Karşı karşıya olduğumuz vakanın bir başka korkunç boyutu: LeBron ligdeki en iyi 4-5 pasör arasında ve post'ta topu aldığında tüm sahaya hakim oluyor. Zaten Fainller Tarihi'nde hem sayı, hem ribaunt, hem de asist departmanlarında takımının liderliğini üstlenen üçüncü isim oldu. Diğer ikisi mi? Duncan ve Magic.

[4]D-Wade'in ameliyat olup olmayacağı 1 hafta içinde netleşecek. Eğer operasyon kararı alınırsa Olimpiyatlar'ı kaçıracağı kesin. D-Rose ve Dwight Howard'ın ardından ABD için 3. büyük kayıp.

[5]Tadını çıkarmak demişken, Geçen sene Mavs şampiyon olduğunda LIV isimli meşhur kulüpte kutlama yapmış ve gelen 140.000lık hesabı Mark Cuban ödemişti. Bu defa Heat aynı kulüpte 200.000$ bırakmış. Hayırlı işler abi, saygılar.

Monday, June 18, 2012

Finaller Hakkında 4 Not

Fauller
Muhtemelen gezegendeki en iyi 2 basketbolcu birbirlerini tutunca hepimizin ağzından su akıyor, zevk ve keyiften uçuyoruz. Durant fizikî dezavantajlarına rağmen LeBron'u savunma görevini istiyor, hırs ve dirayetiyle başarılı oluyor zart zurt... Bitti. Yeter.

Durant savunmada LeBron'la (3 insan kalınlığında, yarım tank ağırlığında bir yaratık.) boğuşunca hem çok yoruluyor, hem de faul yapmak zorunda kalıyor. Artık hücuma odaklanması lazım. Mesela Heat'in şut yüzdesi ikinci yarıda %35'in altına düştü, son çeyrekte tam 9 top kaybı yaptılar. Tüm bunlar olurken KD ya faul problemi sebebiyle kenarda oturuyor (Scott Brooks galiba takımı tamamen kısırlaştırmak için Westbrook'u da aynı dakikalarda kenara aldı.) ya da dili 5 karış dışarıda geziniyor. Olacak iş değil. "Aman efendim, çok ucuz fauller çaldılar" lâflarıyla geçiştirilemeyecek bir vakayla karşı karşıyayız.
KD ve faullerden devam. 6'da 4 ve 4'te 2; Kevin Durant'in son iki maçtaki serbest atış istatistikleri. Hırs yaptım, mahalleden rakam toplayıp konuyu açıyorum

Geçen sene pek çok oyuncu (Başta Durant) rakibin kollarını kullanıp faul alıyor ve şut pozisyonunda olmadığı hâlde çizgiye gidiyordu. Kural değişikliyle bu dandirik avantajı kaldırmaya karar verdiler. Fakat KD'nin serbest atış sayısındaki azalmanın bununla alakası yok. Durant ilk maçta 9 faul kullandı. Normal sezonda 8 ortalama tutturmuş, playoff'larda ise 8,5 (Son 2 maç hariç.). Peki LeBron'a karşı rahat faul alamıyor olabilir mi? Hayır. Bugüne dek normal sezonda 9 kere karşılaştılar ve KD 8 serbest atış ortlaması tutturdu (LeBron ise 7).

Hakemlerden bahsetmek mümkün (2. maçın sonunda net faul çalınmadı mesela.). Fakat abartmaya, hatta saçmalamaya gerek yok.

Boyalı Alan
LeBron pota altında terör estiriyor. Wade driplingle içeri girmeye çalışıyor ya da potaya devrilen uzunları besliyor (Bosh ikili oyunlarda orta mesafe şutu tercih eder normalde. Fakat strateji olarak pick&pop yerine potaya gitmesi istenmiş belli ki.). LeBron&Wade sürekli içeri cut yapıyor ve topla buluşuyorlar. Oyum oyum oydular OKC boyalı alanını (Strateji derken şunu demek istiyorum: ilk 20 dakikada boyalı alan dışından yalnızca 2 sayı bulmuş Heat.). Pota altı sayıları ve süper yıldızların buldukları faullerin Finaller'de çok öne çıkacağı belliydi zaten (İlk maçta 1,5 metreden bulunan sayılarda OKC'nin 48'e 28 üstünlüğü var; ikinci maçtaysa Heat 38-28 öne geçmişti.).

Eşleşmeler
Heat'in kısa 5'ine karşı Perkins&Ibaka oynadığında OKC'nin yapması gereken birkaç şey var:
1. Çılgınca ribaunt üstünlüğü sağlamaları lâzım. Fakat Heat toplam hücum ribauntlarının 1/3'ini aldı dün akşam (OOHHAA!!).
2. Heat kısa 5'i daha skorer olduğundan dolayı dengeyi sağlamak için uzunların sürekli sayı bulması, LeBron, Battier ve Bosh'u yıpratmaları lâzım. Fakat yapamıyorlar. Hatta Sam Presti mükellef bir sofra kurmasına rağmen kuş sütünü unutmuş (Heee, Sam Presti unuttu ama ben hatırladım. Nah! Tam anlamıyla mükemmel takım kurmak imkansız diyelim.): post oynayabilen bir uzun.
3. En mantıklısı kısa 5'e dönmek (Ne savunmada, ne hücumda eşleşemiyorlar.). Hazırsanız "Hoca şu 11'le çıksın" tadındaki yorumcu kıvamına geleceğim: Scott Brooks Westbrook, Harden, Thabo (Fisher değil. LeBron'u KD ile müdafaa etmekten bahsediyorum 10 dakikadır.) , Durant ve Ibaka/Collison gibi bir 5 tercih etmeli.

Rondo
Westbrook Heat'i Rondo'ladı. Spoelstra'nın "Zaten 7 maç bununla uğraştık, aynı hareketi yapan başkası olursa kaide-i şahanesini tokmaklayacağım" diye and içtiği konuşuluyor.

Friday, June 15, 2012

Finaller (2. Maç)

Maçın heyecanıyla çok düşünmeksizin ilk aklıma gelenleri sıralıyorum.

Thunder, Heat'in kısa 5'ine karşı Perkins&Ibaka+Thabo'lu line-up'la oynadığında başarısız oluyor (-17). Bu line-up'ların yalnızca ilk çeyrekteki karşılaşmasında Heat +14 ile oynadı[1]. Hem savunmada eşleşemiyor, hem de hücumda kısırlaşıyorlar (Battier ile eşleşen Perkins fizikî avanajı kullanamıyor mesela.). Harden girene dek belleri öylesine kütürdetildi ki, bir daha farkı kapatamadılar. Çılgın bir istatistik vereyim: Heat, ilk çeyrek hariç hiçbir çeyrekte Thunder'dan fazla sayı atamadı.

D-Wade dün sabah Almanya'ya gidip Kobe'nin meşhur tedavisini uygulamış gibiydi. Hele ki ilk çeyrekte. Yalnızca skor üretmesinden değil, içeri girip OKC'yi zorlamasından bahsediyorum. İlk çeyrekte yalnızca bir kere boyalı alan dışından şut kullandı. Maç ilerledikçe gereksiz şutlar denedi (izolasyon üzerinden uzak mesafe şut atacağına dripling vs yapması lâzım.) ama bir kere daha gördük: Wade iyiyse, içeri girebiliyorsa, Heat favoriye bile dönüşebilir.

Mesela ilk maçta post oynamadığı için eleştirilmesi gereken LeBron, bu akşam 3. çeyreğin sonuna dek yalnızca 1 kere +4,5 metreden şut atmıştı (Hele şükür. 1 tonluk adam potaya yüklenince durdurmak imkânsız oluyor elbette.). Hem LeBron'un takımı organize ettiğini, hem de ilk 5'e dönen Chris Bosh'un aldığı hücum ribauntlarını (11 ribaunt, 7'si ofansif) hatırlayınca Big 3'nin kendine geldiğini söylemek mümkün.

Shane Battier'nin iyi savunmacı olduğu malum. Çarşamba günü Durant, Battier'nin alamet-i farikası olan elle rakibin yüzünü kapama hareketini hiç sevmediğini söyledi hatta[2]. Fakat hücumda çılgınca 3'lük atması mindfuck etkisi yapıyor, tuğla sıçırtıyor. Miami iyi top çevirdi, kabul ama ilk iki maçta 3'lük çizgisinin gerisinden 13'te 9 istatistiği tutturdu Batti3r.

Heat normal sezon maçlarında Westbrook'u çok iyi tuzağa düşürmüştü (Westbrook topu aldığında Bosh yardıma geliyor.). Heat'in kurduğu tuzaklara erken reaksiyon gösterip topu Ibaka'ya vermesi lâzım. Ibaka topu alınca hem potaya devrilebilir (%30), hem de orta mesafe şutu yollayabilir (%70). Durant'in savunmacısı Ibaka'ya koşarsa pas Durant'e gidiyor ve sonuç belli: bomboş şut=basket. İlk maçta bunu başardılar ama bu akşam Westbrook'un konsantrasyon problemleri onu başlarda şut atmaya zorlayacaktı. Aşağıda, ilk maçtan, bahsettiğim hücumun bir görüntüsü var:
Her iki takımın da acayipmanyak hızlı hücum yaptığı malum. OKC ilk yarı 0 (sıfır) fastbreak sayısı atabildi. Peki ikinci yarıda: 12; Miami ise hızlı hücumdan hiç sayı bulamadı bu devrede. Üstelik Thunder'ın ikinci şans sayılarında da 12-2 üstünlüğü var. Tabii böyle vıdı vıdı edip istatistikler veriyorum ama OKC'nin ikinci yarı maça tutunmasının tek sebebi var: Kendrick Perkins[3] (ahaha, yok lan aşağıdaki paragrafa bak.).

Kevin. Durant. Kevin Durant. Tek başına OKC'yi maçta tutması bir yana, çılgın performansıyla Finaller Tarihi'nin en acayip çeyreklerinden birini izlememizi sağladı (Vatandaş! Download et, tekrar tekrar izle!): tam 16 sayı; üstelik 5 faulu varken. Seri boyunca hangi çeyreklerde kaç sayı attığına baktım. 1Ç: 13; 2Ç: 6; 3Ç: 16; ve 4. çeyreklerde 33 sayı (Yuhanna!) Ligdeki en iyi oyuncu olarak LeBron'u gösterebilir ya da Kobe'nin hâlâ en büyük olduğunu söyleyebilirsiniz. Karşı çıkamam. Fakat şu an bir takım kurmaya mecbur olsam, tüm gezegende ilk seçeceğim oyuncu Kevin Durant olurdu muhtemelen (karakter, clutch, kendini geliştirmek gibi zilyon sebep var.).
Öylesine heyecan verici bir maç oldu, akıl&mantık ikilisini bir kenara bırakıp zevkten öylesine kendimi kaybettim ki, 3. maçın bu akşam oynanması için David Stern'e mail yolladım (ciddiyim). Artık gören olursa gülüp geçer mi, yoksa çağrıma kulak verir mi, bilemiyorum[4].
________________
[1]Maç 18-2 ile başladı. OKC'nin playoff'larda pozisyon başına en çok sayı atan, hatta 100 pozisyon için 113 sayı ile Suns'tan beri en yüksek sayıya ulaşan takım olduğunu hatırlatayım.

[2]Shane Battier senelerdir Kobe'yi böyle savunur. Tabii Kobe zayıflık göstermemeye and içmiş bir organizma olduğu için asla Battier'nin savunmasından hoşlanmadığını açıklamamıştı.

[3]İlk maçın yıldızlarından Collison yalnızca 15 dakika oynadı. Aklı basketbola çalışan herhangi bir insan evladı bana bunun sebebini söylesin.

[4]"Durant'in yaptığı 6. faule düdük çıkmadı. Son pozisyonda LeBron Durant'e faul yaptı" gibi lâflar duymak isteyen arkadaş, sen çok yanlış gelmişsin.

Sunday, June 3, 2012

Batı Konferans Finalleri (4. Maç)

Seri ve eşleşmelerden defalarca bahsettim zaten. Aynı lâfları gevelemektense kısa kısa notlar vereceğim.

Dün garip bir eleştiri geldi: "Neden Durant hakkında yazmıyorsun? Acaba nefret ettiğin için olabilir mi?" Blog'u takip edenler zaten biliyor ama sebebini tekrarlamam lazım herhâlde. Durant'i 1'e 1'de rahat rahat yeneceğimi düşünüyorum. Bana karşı 5+ sayı bile bulamaz muhtemelen.

"Spurs'un tek zayıf noktası rakip skorer uzunlara karşı silahının olmaması. Yalnızca Grizz ve Lakers pota altı oyuncuları Spurs'u domine edebilirler." Birkaç hafta öncesine dek neler söylediğimi hatırlıyor musunuz? Maalesef ben de hatırlıyorum. İlk yarı bittiğinde Thunder'ın Büyük Üçlü'sü 18'de 6 ile 18 sayı atmıştı; Collison/Perkins/Ibaka ise 17'de 15'le 33 sayı. Maç bitene dek San Antonio'nun belini kütürdetmeye devam ettiler: 25'te 22'yle tam 49 sayı (İzin verirseniz üç metre boyundaki tek bacaklı örümceğime binip unicorn'larla savaşmaya gidiyorum.). Yetmedi mi? Son bir istatistik daha verip gerçeklikle olan bağlarınızı tamamen koparacağım o hâlde. Ibaka 11'de 11 ile 26 sayı attı[1] (OHA! Orta mesafeden fena değildir ama son baktığımda Reggie Miller'dan biraz daha kötüydü.). Playoff'larda kaçırmaksızın şut atma rekoru kaçmış peki: Oniki. Sezon sonu Westbrook, 2 sene içindeyse hem Harden, hem de Ibaka serbest kalacak[2]. Gerisini Sam Presti düşünsün.
                         
Bu smacın formülünü veriyorum: %50 Dr J+%50 Shawn Kemp


Üçüncü maçın sonu garbage time'a dönmüş ve DeJuan Blair nihayet forma şansı bulmuştu. Fena da oynamadı hani. Geçen sene Grizzlies'e karşı Blair yerine Splitter oynarsa Spurs'un daha avantajlı olacağını düşünmüştüm; bu seride ise tam tersini. Yani? Yani Popovich'e bile lâf attığıma göre blog'un hiçbir eksiği kalmadı artık.

Matt Bonner'ın sahada olmasının tek sebebi var: dış şut tehdidi. Eğer boş 3'lük geldiğinde kullanmayacaksa, oynamasın daha iyi.

Son iki maçtır Spurs'un hücum keskinliği erozyona uğramış gibi görünüyor. Hatta dördüncü maçta OKC'nin belli bölümlerde daha iyi top çevirdiği bile söylenebilir (Fantastik roman yazmak istiyorsanız, alın size şahane bir başlangıç cümlesi.). Westbrook ruhen devrim yaşamış; hücumda ne kadar zorlanırsa zorlansın (bu gece rezalet şut attı.) konsantrasyonunu tamamen kaybetmiyor. OKC pota altı, bench, tribünler... Thunder farkı 15'e çıkardı.

Fakat maç sonunu kısa 5'le oynamayı tercih eden Spurs pek çok mismatch dezavantajına rağmen (Ibaka'yı Stephen Jackson savunuyordu mesela) farkı 4 sayıya dek indirmişti ki, Elvis sahaya indi (Hayır, Ibaka'dan bahsetmiyorum.). Kritik anlarda süper yıldızların patlamasını, ellerinden alevler fışkırtırcasına skor üretip maçı tek başlarına almalarını bekleriz. Bazıları bizi hüsrana uğratırken bazıları aklımızı başımızdan alır. Kevin Durant. Birkaç pozisyon Tony Parker'la karşı karşıya kaldıktan sonra ritim bulup kafayı yedi; ü s t ü s t e 16 sayı. Spurs'un tek hançerlik işi kalmıştı. Top elbette ki kahramanımızın ellerindeydi. Durant, demirini eritip suyunu verdiği, harlayıp bileylediği çelik hançeri Harden'ın güvenilir ellerine tutuşturdu; 3'lük. KD'nin asistiyle Spurs yıkılmış, maç sona ermişti.
                        
Maç sonrası bir gazeteci Gregg Popovich'in düşüncelerini sordu: "Son 6 dakikada Durant maça hükmediyormuş gibi görünüyordu." Popoviç'in cevabı: "Öyleymiş gibi görünmüyordu, öyleydi. Oradaydım. Bizzat gördüm."

Tabii artık rüzgarı arkasına alan OKC ama Spurs cephesinde de karalar bağlamaya gerek yok. OKC pota altının San Antonio'da böyle oynayamayacağı, Dünya'nın düz olmadığı, Perkins'in hücumda Blake Griffin taklidi yapamayacağı, Duncan'ın hücuma daha fazla dahil olacağı (Bugün Spurs'un en skoreriydi ama ben sayı yapmaktan bahsetmiyorum.) ve elbette ki Parker'ın daha etkili olabileceği malum. Ne diyeyim, cipslerinizi, patlamış mısırlarınızı stoklayın. Pazartesi günü seri yeniden başlıyor.
___________________________
[1]Analiz: Manyak oynadı.

[2]Bu sene 5 milyon $ kazanan Westbrook için önümüzdeki 5 seneliğine 80 milyonluk kontrat verileceği söyleniyor. Ibaka'nın durumu ise daha farklı. 2013/14 için qualifying offer'ı 3 milyon $. Olaylar gelişecek.

Sunday, May 27, 2012

Spurs vs Thunder

Bu akşam Dünya basketbolunun zirvesine tırmanacağız. Gezegende en iyi basketbol oynayan takımla, en güçlü kadroya (muhtemelen) sahip olan takım karşılaşacak.

Spurs alan paylaşımında garip bir organizmaya dönüşmüş durumda. Durdurulamaz bir makineymişçesine ilerliyorlar. Skor konusunda seri üretime geçmişler adeta. Maşallah. Hem eskisi gibi defansif olmadıkları, hem de playoff'larda rakip tanımadıkları için 15 senedir ilk defa San Antonio'nun oyununu sevmeyi öğrendik. Artık huzur içinde ölebilirim.
Yetenek, derinlik, karakter kriterleri ele alındığında bence OKC şu an Dünya'daki en iyi kadroya sahip; başı arşa değmiş süperstar (Durant), süper side-kick (Westbrook), olağanüstü savunmacı uzunlar (Ibaka: yardım savunması ve blokta aşmış bir isim. Perkins: epik birebir savunmacı. Collison: her iki alanda da şahane.), elit dış savunmacı (Sefolosha), kenardan gelen Harden...

Gençler ve yaşlılar, hatta takım ve bireysellik karşılaşacak ama takımlar arasında garip benzerlikler de yok değil. Spurs maç başı 103,5 sayı atıp (ligde 2. sıradalar), 96,5 sayı yiyor (16. sıra); Thunder ise bulduğu 103 sayıya (3.), karşı 96 yiyor (17.). Lig sıralamaları neredeyse eşit. Hatta yeni istatistiklere bakınca savunma verimliliğinde 10. sırayı paylaştıklarını görüyoruz. Peki ribaunt? Biri onbirinci, diğeriyse onikinci.

Krallar ve Parker vs Westbrook
Thunder savunması, pırpır guard'ları durdurmakta zorlanabiliyor (Parker 42 sayı göndermişti normal sezonda.). Mavs ve Lakers'ta böyle bir oyuncu yoktu. İlk kez bir deliciyle, üstelik bu işin padişahı olan Parker'la karşılaşacaklar (Unutmadan, Pick&roll'de Parker'ın Thunder'a karşı neler yaptığını Zach Lowe'dan okumak [İngilizce] için buralara bir yerlere tıklayın.).

Perdeyi kullanıp orta mesafeden şut gönderdiğinde Westbrook'un ne kadar tehlikeli olduğunu Lakers serisinde gördük (switch yapmadılar, yaptılar... pek fark etmedi.). Bu serideyse Westbrook'un driplinglerine karşı duracak kadar güçlü bir rakip oyuncu bulmak zor. Parker? Green? 34 yaşına gelmiş Captain Jack? Green ile Westbrook boğuşursa, sahadayken Harden'ı kim tutacak? Buradan daha da garip bir soruya geçiyoruz: Durant'le kim eşleşecek? Kawhi Leonard normal sezonda fena iş çıkarmamıştı ama playoff'larda işler biraz farklı; hele ki savunmacı alternatifiniz (yaşlı Jackson, Diaw?) yoksa.
Durantula, Bilim Tarihindeki En Ölümcül Deney Kazası

Duncan'ı muhtemelen Perkins savunacak, Ibaka ise yardım savunmacısı olarak bloklara konsantre olacak. Üstelik Ibaka da Collison gibi belli bölümler Duncan'ı müdafaa edebileceği için bu seride Duncan'dan beklentileri çok yükseltmemek gerek (Tabii böyle konuşuyorum ama Spurs'un yaptığı pick&roll'ler ve alan paylaşımı sayesinde boş şutlar bulmaması imkansız.). Önemli olan Duncan'ın ribauntlarını sınırlayabilmek.

İlk bakışta Spurs'u zorlayabilecek tek şey var: skorer pota altı. Batı'da, hatta tüm ligde Spurs'un kıçından soğuk terler akıtabilecek iki pota altı mevcut: Lakers ve Grizz (twitter'da süper bir yorum okumuştum: "CP3 önce Memphis'i devirdi, sonra sakatlandı. San Antonio sana kurban olsun."). Thunder uzunları yalnızca ve yalnızca müdafa yaparken özel olabiliyorlar (Tamam, ucundan kıyısından Ibaka var.). Bu sayede Bonner ve Diaw daha fazla süre şansı bulabilirler. Bonner'ın 3'lük silâhı da Thunder pota altını açacak elbette (Bu arada pota altında skor üretemedikleri için Durant'i 4 numaraya atıp kısalmak OKC'nin de işine gelebiliyor bazen.).

Ginobili vs Harden
1. Her ikisi de solak.
2. Her ikisi de all-star seviyesinde ama bench'ten gelip oyunu forse ediyorlar.
3. Westbrook muhteşem bir basketbolcu. Durant ligin en acayip hücumcusu ve önümüzdeki 10 senenin bayrak adamlarından biri (Sakatlanırsa arkadaşlarla el ele tutuşup Taksim Meydanı'nda kendimizi yakacağız.). Fakat Thunder cephesinde en zeki oyuncu Harden. Ginobili mi? Ginobili zaten Ginobili.
4. İkisi de atletik olarak hem overrated, hem underrated. Çılgınca atletik olmamalarına rağmen aşmış basketbol iq'ları sebebiyle çılgınca atletikmiş gibi görünüyorlar. Tabii bazen yavaşmış hissi verdikleri için atletik olmadıklarını söylemek de süzme salaklık.
5. Her ikisi de sevilen oyuncular.
6. Dripling (bkz. Euro Step), turnike, pas, şut... Üsluplarındaki pek çok ortak yönü anlatan eğlenceli bir video için vakit kaybetmeden aşağı bakın
                        

Yönetim
Benzerlik: Sam Presti'nin Spurs organizasyonundan geldiğini daha önce de söylemiştim. Tony Parker'ın seçilmesinde büyük rol oynadığı söyleniyor. Zamanın onu haklı çıkardığı belli. Tıpkı Harden konusunda olduğu gibi (2 senedir Evans veya Curry seçiminin daha doğru olacağı konuşuluyordu. Sebebini bilmiyorum ama ben ne kadar yavaş başlamış olsa da Harden'ın çılgınca gelişeceğini düşünüyordum. Gerçi 2 senedir Evan Turner'dan da benzer bir gelişim beklediğim için beni çok ciddiye almasanız da anlarım.). Her iki takımın da iyi karakterli oyunculardan oluşması rastlantı değil.

Farklılık: Scott Brooks'un iyi bir insan olduğunu, Thunder takım kimyasına ve oyuncuların gelişişmine katkısı olduğunu biliyorum ama 1 saniye... Gregg Popoviç vs Scott Brooks? Yani Platon vs Mustafa Topaloğlu, yani 32 playoff maçı vs 189 playoff maçı. Yani Gregg Popovich 99'da Lakers koçu Kurt Rambis'e ne yaptıysa, Scott Brooks'a da aynı muameleyi münasip bulacak muhtemelen.

Sunday, April 29, 2012

Durant. Reyiz.

Playoff'larda bazı takım taraftarları bir örnek giyinmeye gayret ederler. Bu işi en iyi yapan tribün açık ara Oklahoma'da. Geçen sezon herkes aynı renk t-shirt giymişti. Bu playoff'lara da fire vermeden başladılar. Tabii amaç takımla aynı renk giyinip görsel uyum yaratmaktır. Bu defa bir iletişim problemi olmuş galiba. Taraftarlar mavi renk giyinmişlerdi; Thunder ise beyaz. Gerçi sahada mavi renk giyen adamlar da vardı: Mavericks.

Sakatlık haberlerinden sonra tüm hevesim kaçtı. Maç analizi yapacak hâlim yok ama son şut hakkında kısaca yorum yapayım. Pozisyon öncesinde Scott Brooks'un Durant'e neler söylediğini gösterdi televizyon: "3'lük at, 3'lük at. Ama boşluk bulursan içeri gir." Bravo, her kelimeden zeka fışkırıyor. Böyle mükemmel bir hücum çizebilmek için uzun seneler koçluk deneyiminiz olmalı.
                                                
Dallas'ın maçı alacağını sanmıştım. Maçtan önce yazdığım meşhur Rudy Tomjanoviç sözü geldi aklıma: "Bir şampiyonun kalbini asla hafife almayın." Fakat Durant basketi attı. Basket olacak top en fazla bu kadar nazlanabilir herhalde. Tarihte çemberde sekip giren çok meşhur bir şut daha var: Bu akşam tadını çıkaramadığımız Heat vs Knicks rekabetinin mihenk taşlarından 1999 Doğu Konferansı yarıfinallerindeki Alan Houston basketi (Evet, teselliyi mazide buldum.).


Unutmadan OKC'nin şampiyonluk rotası şimdilik (Grizzlies, Celts ve başka birkaç takım da gelebilir ama şu an) şöyle görünüyor: Mavs, Lakers, Spurs, Heat. Kolay gelsin.

Monday, April 9, 2012

Jesus Durant (Westbrook Olağanüstü Bir Oyuncu Ama...)

(Çok afedersiniz ama "Westbrook kötü oyuncu:(" diyenlerin isyanına bacağım girsin. Adam kopmuş, aşmış falan fistan. En başta bunu söyleyeyim, Westbrook-hater'lar  yok yere heveslenmesin. Fakat gezegende Durant diye bir adam var. Yazının konusu yaklaşık olarak böyle. Öhöm... Başlıyorum.)

Skip Bayless diye meşhur bir yorumcu var. Jar Jar Binks ile Yalçın Küçük'ün aynı vücutta Dünya'ya gelmiş hâli. Basketboldan anlamadığını iddia etmiyorum ama abarttıkça abartır. Scottie Pippen için, "Jordan olmasa bu kadar yüzük kazanamazdı" der (Doğru, 1-2 tane bile kazanamayabilirdi.), ardından, "Pippen tarihteki en iyi 50 basketbolcudan biri değil" diye devam eder (WTF!). LeBron James'i pek sevmediği için Kevin Durant'in NBA'deki en iyi all-around (istatistik kağıdının her yerini doduran) oyuncu olduğunu iddia ediyor mesela. Russell Westbrook da en çok eleştirdiği oyunculardan biri: "Westbrook Durant'ten daha fazla şut kullanıyor, Westbrook kendi takımına sahip olmayı arzuluyor, Westbrook MVP adayı olmak istiyor, Westbrook Dünya'yı ele geçirme planları yapıyor..."

Temelde Bayless'ın demek istediklerine katılıyorum. Hatta NBA yorumcularının çoğu katılıyor. 2 sezondur oyun kurucu olmasını, hücumu idare etmesini ve ligin en iyi skoreri olan Durant'e pozisyon hazırlamasını bekliyoruz. Fakat sorun belli: Russell Westbrook oyun kurucu değil. Özel bir koçun elinde yetişse kendini farklı rollere adapte edebilirdi ama Thunder'ın koçu Scott Brooks hücum organizasyonu özürlü olduğu için yalnızca skor üretiyor (Bunu da mükemmel yapıyor.). En sonunda Brooks pes etti ve oyuncuları parkelere saldı. Herkes iyi yaptığı şeyleri yapıyor artık. Durant, Westbrook ve Harden şut atıyor(1), egosunu törpülemiş süper insanlar (Perkins, Ibaka, Collison, Sefalosha...) ise müdafaaya konsantre oluyorlar.(2)

En büyük problem ise hücumcuların kafalarına göre oynamaları, zor şutlara mahkum olmaları. Kimse asist yapmaya çalışmıyor. Oklahoma'nın maç başı asist ortalaması 18.5. Ligin zirvesindeki diğer takımların (Mami, Bulls, Celts, Magic, Lakers, Spurs, Dallas...) hepsinden daha az. Hatta saydığım takımların hiçbiri maç başına 20 barajının altına inmiyorlar.

Westbrook Durant kadar şut kullanıyor.(3) Rolü iyiden iyiye değişti. Geçen sezon 8.2 asist yapıyordu. Bu sezon 5.4'te kaldı. Hakkını yemeyelim, Westbrook süper skorere dönüştü. %47 ile 24.5 sayı atıyor(oha!). Sayı krallığında beşinci sırada. Penetre ediyor, dripling üstünden şut atıyor, orta mesafeden sürekli isabet kaydediyor. Über atletik özellikleri yüzünden durdurulamıyor. Bol bol şut kullanmalı, bazı hücumları domine etmeli hatta. Fakat Kevin Durant takımdayken kimin en çok şut kullanması gerektiği belli. Durant yalnızca son iki senenin sayı kralı ya da ligin en iyi skoreri değil, önümüzdeki 10 senenin de en büyük skoreri.(4)
-Bana topu ver. Ona ihtiyacım var

Onlarca yorumcu Westbrook'un daha az şut kullanıp hücum organizasyonuna yönelmesi gerektiğini, takımda Durant gibi manyak, aşmış, fevkaladenin fevkinde bir skorer varken sayıya yönelmesinin anlamsız olduğunu söylüyor. Normal sezonda durdurulamaz bir ribaunt gücüne ve olağanüstü yeteneklere sahip oldukları için işlerin yolunda gittiğini ama play-off'larda rakip takımlar Thunder hücumlarını kilitlediklerinde sudan çıkmış balığa döneceklerini anlatıyorlar. Genel atmosfer böyle. Skip Bayless de her zamanki tavrıyla Westbrook'u idam edince mikrofonları Durant'e uzattılar. Bir kere daha Durant'in olağanüstü bir insan olduğunı, iyilik adına savaştığını gördük. Şunları söyledi:

"Ben daha fazla şut kullandığımda daha kötü bir takıma dönüşüyoruz.(5) Söylediğim gibi Skip pek bir şey bilmiyor. Bizi seyrettiğini bile sanmıyorum. İstatistiklere bakıyor ve geleneksel olarak oyun kurucuların takımdaki diğer basketbolculardan daha fazla şut kullanmaması gerektiğini söylüyor. Fakat o şut kullandığında daha iyi bir takıma dönüşüyoruz. Ben diğer alanlara katkı verdiğimde, ribaunt ve savunmaya konsantre olduğumda, daha az şutla daha çok skor üretince daha iyi bir takım oluyoruz. Skip yalnızca komik bir adam."(6)
KD: Hayır, topu Russell istiyor

İsa mısın, Buda mısın Durant? Bunları ligin açık ara en iyi skoreri söylüyor. Eğer hücum sistemleri bazı oyuncuların kafasına göre şut atması olacaksa, elbette ki Westbrook sürekli skor üretmeli. Fakat Durant de kimin daha fazla şut kullanması gerektiğini biliyor. Hem takım arkadaşını koruyor, hem de takımı Shaq-Kobe gibi bir ego mücadelesinden uzak tutuyor.

Westbrook'un üstüne fazla gidilmemeli. Olağanüstü bir basketbolcuya dönüştü. Kendini basketbola adadığı, sürekli çalıştığı belli. Yaklaşık %50'yle şut atıyorsa, denemeye devam etmeli elbette. Fakat Durant'in sözlerinden sonra, "Ben bu takımın Jordan'ıyım, Durant ise Pippen" demez umarım. Yine de Durant'in play-off'larda kritik rolleri üstleneceğini tahmin ediyorum.

Son olarak, Thunder'ın başarılı olmasını çok isterim ama şu hücum anlayışıyla Spurs'le karşılaşırlarsa elenirler muhtemelen.(7)

**

(1)Thunder maç başına takım hâlinde 75 civarında şut deniyor. Durant, Westbrook ve Harden bu sayının 2/3'sine imza atıyorlar: maç başı 50+ (ELLİ) şut. Yani Miami'nin büyük üçlüsü kadar. Üstelik Thunder'ın çok daha derin bir kadroya sahip olduğu aşikar.

(2)Söylemekten dilimde tüy bitti. Anlata anlata suyu çıktı; cılkı çıktı, boku çıktı. Ama bir kez daha OKC'nin hücum prensiplerinden bahsetmek zorundayım. Play-off'lara dek ağzımdan bir daha OKC lafı çıkmayacak. Takımın yarısı dripling üstünden şut atar, diğer yarısı savunma yaparsa tahmin edilebilir bir takıma dönüşürsünüz. Elinizde Jordan ve Wilt olsa bile hücum girişimlerinizde avuçla bok yersiniz. Gerçi atıp tutuyorum ama birkaç haftadır OKC çok güzel basketbol oynamaya başladı. Sırayla Lakers, Miami, Chicago gibi takımları devirdiler ama bahar havasının uzun süreceğini zanetmiyorum. Hâlâ ligin en kötü pick&roll (modern basketbolun bir numaralı hücum silahı) oynayan takımarından biri Thunder.

(3)Durant 19.6, Westbrook 19.5
 -Russell toplarını/taşaklarını istiyorum.
+Asla bebek, asla...

(4)Durant hücum repertuarını delicesine geliştirdi; post oyunu, ayak fundamental'ı... Ama bu sezon oyunun diğer alanlarına da katkı yapıyor. Kariyerinde ilk kez asist/top kaybı ortalamalarını dengeledi. Durant bu sezon kariyerinin en yüksek ribaunt ortalamasına ulaştı(8.0) mesela. Westbrook ise çaylak sezonu dahil en düşük ortalamayla oynuyor(4.5).

(5)Aslında istatistikler de böyle söylüyor. Westbrook'un daha fazla şut kullandığı maçlarda sürekli galip geliyorlar: 20-4. Ama Westbrook bazı maçlara kötü başlayınca kaybolabiliyor. Takımın hücum organizasyonu rezalet olduğu için tüm yük Durant'in omuzlarına biniyor ve el üstünden fade-away 3'lüklerle takımı ayakta tutmaya çalışıyor. Sonuçta mağlup oluyorlar tabii.

(6)Skip Bayless'ın ailesi Oklahoma'da yaşıyormuş. Hatta Durant'in yorumlarından sonra şöyle bir kayda rastladım.
 
(7)Muhtemelen yazın Brooks'u gönderip Rick Adelman gibi iyi bir koçla anlaşacaklar.  Kesin eleneceklermiş gibi konuşuyorum ama Thunder şampiyon olursa basketbola bakışım değişir. Göğsüme Scott Brooks yazıp Oklahoma sokaklarında çıplak dolaşırım artık.

Thursday, February 3, 2011

Encouragement Promo

Günümüzün yıldızları henüz NBA'e adım atmamışken, gelecekten haber vermeye gelen insanlar. NBA'in yeni reklâmları bu fikirden doğmuş. Nash şahane, Durant süper, Amar'e ve CP3 o kadar başarılı değil.

                           

                           

                           

                           

Friday, April 23, 2010

En Genç Sayı Kralı

NBA tarihinin en genç sayı kralı Kevin Durant, sene boyu hepimizi neşelendirmiş, ekran başında tutmuştu.

Fazlasıyla yumuşakbaşlı olduğu için play-off'larda bir takımı etrafında toplayıp toplayamayacağı hakkında soru işaretleri var açıkçası. Jordan'dan Kobe'ye egosunu dizginleyemeyen süper yıldız profiline öylesine alışmıştık ki, Magic Johnsonvâri bu çocuğa şüpheyle yaklaşıyoruz. Ne diyeyim, umarım Durant, yeni süperstar profilinin tecelligâhı olur. 




Not: 1947-48 sezonunda Chicago Stags'in 22 yaşındaki oyuncusu Max Zaslofsky sayı kralı olmuş, 2007-08 sezonunda ise Cleveland'ın 21 yaşındaki oyuncusu Lebron James bu alandaki rekoru eline geçirmişti.

Sunday, February 14, 2010

HORSE: Durant vs Casspi vs Rondo


2010 Horse sona erdi. Kevin Durant kazanan isim. Casspi çok iyi bir akşam geçirmediğinden ötürü erken elendi. Sanıyorum seçtiği hiçbir şutta başarı sağlayamadı. Rondo ve Durant'in üçlük denemeleriyle kazanan belli oldu. Rondo, kendinden beklenmeyecek ölçüde iyi üçlük attı ama Durant topu eline alır almaz akılalmaz rahatlıkla nasıl sepetten içeri sokabiliyor, anlamıyorum.

Bir de geçen yılki ödül (plastiğimsi kartondan yapılmış at) değiştirmişler. Biraz uzun olmuş ama en azından ödüle benzemiş.

HORSE: Durant vs Mayo vs Johnson

All-Star Weekend, Phoenix 2009.







Friday, January 8, 2010

Oooooo - Zamanı Geldi

Kevin Durant 34.3 sayı, 7.3 ribaund, 2.8 asist ve 1.8 blok ile Batı Konferansı'nda geçtiğimiz haftanın oyuncusu seçildi. Bu sezon 28.4 sayı, 6.9 ribaund, 3 asist ortalaması tutturmuştu.


Cüce Iverson, Kusursuz T-mac, Great Kobe, Curcuna Wade, Tek Kişilik Dev Kadro Lebron'un ardından süper skorerler kervanına yeni bir üye katıldı. Hoşgeldiniz Bay Durant, safâ getirdiniz.