Showing posts with label 004 Charlotte Bobcats. Show all posts
Showing posts with label 004 Charlotte Bobcats. Show all posts

Saturday, May 26, 2012

Bir Takım Dedikodular


Bobcats
Bobcats'te yeni koç kim olacak? Zilyon tane isim var: Nate McMillan, Dave Joerger, Nate Tibbets, Stephen Silas... Fakat özellikle iki isim dikkat çekiyor:
Patrick Ewing; twitter'da şahane bir yoruma rastladım: "Jordan'ın 20 senelik Patrick Ewing'i yok etme planının son aşaması."
Jerry Sloan; Jordan+Sloan? MJ Wizards'ta Bryon Russell ile bir araya geldiğinden beri böyle abuk subuk bir hisse kapılmamıştım.

Lakers
Magic Johnson playoff'lar başladığından beri Mike Brown'ı eleştiriyor: "Hücumdan bîhaber, Gasol'u kullanmayı bilmiyor, Bynum'ı küstürdü..." Mike Brown kalacak gibi görünüyor ama Los Angeles'ta herkes Kobe'nin etrafında kurulacak daha genç ve atletik bir takım hayal etmekle meşgul. Magic rastgele takas senaryolarından bahsetmiş: "Gasol ligdeki en yetenekli uzunlardan biri, pek çok oyuncuyla takas edilebilir. Mesela Josh Smith. Üstelik Dwight Orlando'dan ayrılmak istiyorsa, Magic yönetimi Bynum'dan daha iyi bir uzun bulamaz." Zaten Mitch Kupchak de takas yapmak için geçen seneye göre çok daha agresif olacaklarını söyledi.

Knicks
Knicks'in Phil Jackson ile anlaşmaya çalıştığı konuşuluyordu. Geçen sene Jackson'ın bingo oynayan dedeler gibi kenarda oturup Lakers'ın süpürülmesini izleyişini herkes hatırlıyor. Hem ruhen, hem fiziken NBA koçluğunu sürdürecek enerji ve arzusu kalmamış gibi görünüyordu. Tabii söz konusu New York olunca herkes akıl&mantık ikilisini bir kenara bırakıyor: "Oyuncu olarak yüzük kazandığı camiayı 40 sene sonra şampiyonluğa taşıyacakmış... 12 sayısı metafizik anlamlar içerdiği için 1 yüzüğe daha ihtiyacı var... Lige dönmeye hazırmış... 50 yaş gençleşmiş..." Phil Jackson şu sıralar hamakta sallanıp adaçayı, kenevir, peyote falan fıstık içiyor bence.
Zaten Knicks yönetimi Mike Woodson ile sözleşme yapmaya karar verdi. James Dolan'ın açıklamaları şöyle: "Mike'ın takımımızı geliştirdiğini ve koçluğa devam etmesi gerektiğini gördük." Woodson normal sezonu 18-6 gibi şahane bir yüzdeyle tamamlamıştı (Lig tarihi boyunca sezon ortası takımı alan koçlar arasında en iyi ikinci galibiyet/mağlubiyet istatistiğiymiş.). Tabii başarının pek çok farklı sebebi var; Carmelo'nun hayvanî performansı ("Artık kendimi tamamen takıma vereceğim." Sapık mısın Melo, daha önce niye vermiyordun?), sakatlıklar sebebiyle sahaya çıkan savunmacı 5...

Florida
SVG'yi kovan Orlando Magic hakkında birkaç kelime: Nate McMillan, Brian Shaw, Paul Silas... ve... (bekleyin, bekleyin, bekleyin...) Phil Jackson. Bravo! Kimsenin aklına gelmemişti.

Spoelstra hakemleri eleştirdiği için 25.000 $ para cezasına çarptırıldı. Pacers üçüncü maçı kazanınca Spoelstra'nın gideceği konuşulmaya başlanmıştı bile. LeBron&Wade ilk defa herkesin beklediği garip organizmaya dönüşünce dedikodular rafa kalktı.

Maçı nasıl domine ettiklerini rakamlarla anlatmak imkansız. Yalnızca iki kişi maç yapıyormuşçasına dalga dalga Pacers'ın üstüne gittiler. Derin bench'e sahip olan Pacers müdafaada herkesi deniyor ama LeBron&Wade Bizans kalesine dalmış Kara Murat gibi önlerine geleni yok ediyordu. Yalnızca hücumdan bahsetmiyorum üstelik. Bosh'u kaybedince takımın uzun rotasyonu büyük abdest kıvamına geldiği için rakip uzunları rahatsız etme görevini de üstlenmişlerdi.
4. maç: %54'le 70 sayı, 27 ribaunt, 15 asist
5. maç: %64'le 58 sayı, 13 ribaunt, 10 asist (Tabii bu maç 32 sayı farkla bittiği için son dakikalarda oynamadılar.)
6. maç: %60'la 69 sayı, 16 ribaunt, 10 asist
Lance Stephenson henüz 3. maç bitmeden ellerini boğazına götürüp choke hareketi yapmış ve LeBron'un nefesinin kesildiğini anlatmaya çalışmıştı. Kozmos bu çocuğa sakinlik bahşetsin.

Bird
Larry Bird Pacers'taki görevini bırakıyor. Herhangi bir mevkide uzun süre kalmaktan hoşlanmadığını defalarca söylemişti zaten. Tablo şöyle: En iyi çaylak (1979), MVP (1984/85/86), Finaller MVP'si (1981/84/86), Yılın Koçu (1998), Yılın Menajeri (2012). Buradan herkese gözdağı veriyorum: Be clever!


Clippers
Vinny del Negro'nun kontratında takım opsiyonu var. VDN ile Sterling'in arası iyi ama opsiyonun kullanılmayacağı konuşuluyor. Sezon içinde bile CP3'nin başka bir koçla çalışmak istediği, yönetime baskı yaptığı yolunda dedikodular çıkmıştı. Düşündükleri isimlerin başında Scott Brooks (Thunder ile yeni kontrat imzalayıp imzalamayacağı playoff sonrası belli olacak.)  geliyormuş. Sessizce huzurlarınızdan ayrılıyorum.
-Bunlara 'oyun' deniyor
+Anlayamadım
-Sahada nereye gitmemiz gerektiğini anlatıyor; boş adamı nasıl buluruz, kim şut atacak... Bunun gibi şeyler.
+'Taş kağıt makas'a ne dersin?

Sunday, April 15, 2012

Charlost Bobcats

NBA tarihinin en kötü takımı belli: 73 Sixers. 82 maçın yalnızca 9'unu kazanabilmişler. Yani galibiyet mağlubiyet yüzdeleri şöyle: 0.110 (YÜZDE ONBİR). Lig Tarihi'ne isimlerini altın harflerle yazdırdıklarını, ebediyen bu ünvanı koruyabileceklerini sanıyordum. Fakat son günlerde 73 Sixers'ın tahtını zorlayan bir takım var: Charlotte Bobcats.

Antrenmanda Yapılacaklar Listesi: Hiçbir şey. Yapıldı.

Bobcats 7 galibiyet ve 51 mağlubiyetle sezona devam ediyor. Bombok oynadıkları zaten biliniyordu ama birkaç haftadır form grafikleri daha da düştü ("Nasıl daha kötü olabilir" diye sormayın. Bobcats bunu bir şekilde başardı.). Son 15 maçı kaybettiler. Bu sezon ikinci kez üst üste 15 mağlubiyet aldılar. Üstelik bu defaki serileri devam ediyor. Şu an istatistik kağıdında o.123 yazıyor. Eğer tüm maçlarını kaybederlerse Sixers'ın rekorunu tarihe gömecekler. Ben gerçekleşeceğini düşünüyorum. Çünkü Charlotte'ı saymazsak ligin en kötü takımı Wizards ve istatistikleri Charlotte'tan iki kat daha iyi.

Bobcats'in 8 maçı kaldı. Celts, Bulls, Knicks ve Memphis'i yenme ihtimalleri 0 (sıfır). New Orleans, Orlando, Washington ve Kings'e karşı galibiyet arayacaklar. Washington McGee-Young-Blatche üçlüsünü dağıttıktan sonra toparlandı. Dwight olmasa bile Orlando da kazanacaktır. Geriye Hornets ve Kings kalıyor. Fakat Charlotte'ın kadrosu o kadar rezalet ki mahalleden adam toplayıp bir takım oluştursak (ben, manav, bakkal, evde beslediğim hamster ve üst kat komşun olan 85 yaşındaki nine) bile ezer geçeriz muhtemelen.

Ligin en az ribaunt alan takımı (Golden State'le beraber.), ligin en düşük yüzdeyle sayı atan takımı, ligin en ktü hücum eden takımı(1)... Bunlar Bobcats'in ünvanlarından yalnızca bazıları Takımın en iyi oyuncusu 35 yaşına merdiven dayamış olan Corey Maggette; sakatlandığı için sezon sonuna dek oynayamayacak. Geri kalanlar zaten içler acısı hâlde(2). İnsan Bobcats'in kadrosuna bakınca küçük dertlerini unutup hayata umutla bakmayı öğreniyor. Takımda 15+ sayı atabilen yok, 5.5+ ribaunt alabilen yok. 

Yönetimin tepesindeki adamı hepimiz yakından tanıyoruz: Michael Jordan. Tarihteki en büyük basketbolcu olduğunu düşünüyoruz (Ben ve Dünya'daki NBA severlerin %95'i). Mağlubiyeti hazmedemeyen, kazanmak için canını feda edebilecek bir adam. Yazın Anthony Davis ile anlaşamazlarsa sinirden patlayabileceğini tahmin ediyorum. Bir sezondur draft'in bir numarasını hedefliyorlar (Hatta bu hedefe ulaşmak için takımı bilerek boşalttıklarını da biliyoruz.). Birkaç sene içinde süper yıldız olacağı konuşulan Anthony Davis için piyangoya girecekler ve %25'lik şanslarının işe yaraması için dua edecekler. Davis'i tutturamasalar bile paniğe gerek yok(3). Yazın onlarca iyi oyuncunun lige gireceği, tarihteki en iyi ve derin draft'lardan birine şahit olacağımız söyleniyor(4). Yine de Jordan ve Bobcats, bataklıktan kurtulmak, hava değişikliği yaratmak için Davis'e muhtaç gibi görünüyor şu an.

Bobcats 5 sayıyla önde... Evet, 2K12 oynuyorum.

*


(1)Maç başına 88 sayı atmalarına rağmen 101.4 sayı yiyorlar. Sexy.

(2)Diğer iyi oyuncuları şunlar: Gerald Henderson, Kemba Walker, Byron Mullens, Reggie Williams. Yuh. Devamını ben de bilmiyorum. Mesela kadroda Matt Carroll diye bir oyuncu var(mış).

(3)Davis'i yakalayamazlarsa onlarca Bobcats taraftarı intihar edebilir.

(4)Kısaca tarihteki en iyi 3 darft'ı sayayım,
1984: Hakeem, Jordan, Barkley, Stockton
1996: Iverson, Starbury, Kobe, Antoine Walker, Nash, Ray Allen, Stojakovic, Jermaine O'Neal, Ilgauskas, Ben Wallace...
2003: LeBron, Wade, Carmelo, Bosh, Kaman, David West...

Monday, July 26, 2010

WTF-2

Daha önce de aynı nidâ ile seslenmiştim: WHAT THE FUCK!

Chris Wallace, Rudy Gay'e 5 sene için 82 milyon dolar verdi.
Hawks cephesinde Rick Sund, Johnson'ı takımda tutmak adına 6 sene için 119 milyon dolar verdi.
John Hammond, Gooden+Salmons'a beş yıl için yaklaşık 80 milyon dolar verip(Gooden'a 32m$), geçtiğimiz sezon kazandığı Executive of the Year ödülünü murdar etti.
Mavericks, Haywood'a 6 sene için 55 milyon dolarlık kontrat sundu.
Bryan Colangelo, Amir Johnson'a 5 seneliğine 32 milyon dolar verdi.
ve tabiî ki David Kahn, Al Jefferson'ı gönderip Darko Milicic'e 20 milyon dolar verdi.

Steve Kerr, Shawn Marion ve Marcus Banks karşılığında Shaq' O'neal'ı takas ederek run&gun dönemine son vermiş, run&gun bozulduğundan beri ligin en güzel basketbol oynayan takımını sabote etmekle itham edilir olmuştu. Alvin Gentry'nin üstün performansı, Nash ve Hill gibi basketbolu bilen sahaiçi koçlar sayesinde yeniden Batı Finali'ne kalan Suns, Kerr'in GM kariyerine başarılı bir sayfa eklemişti. Pek beklemiyordum ama tekrar eski işine, televizyona dönme kararı almış. Önümüzdeki sezon TNT'de mukim. Yeni Phoenix Suns'tan bahsederken hem bu hamleyi, hem de yaza damga vuran bir başka abuk subuk kontratı unutmuşum. Sezon boyu hemen her maçta kendini çok fazla geliştirdiğini ispat eden Channing Frye, malûmunuz, play-off'larda duvara yapışmıştı; potaya onlarca tuğla atmış, Suns hücumunun en sık aksayan parçası olmuştu (Gerçi Lakers serisinin dördüncü maçında yüksek yüzdeyle14 sayı kaydetmişti ama genel performansı içler acısıydı). 6 yıl-20 milyon$ civarında bir kontratı bileğinin hakkıyla alacağını düşünürken, 5 senelik 30 milyon dolara takımda kalması beni şaşırttı. Nash ve Suns hayranı olmakla birlikte Hido, Warrick ve Frye ile ribaund sorunu yaşyabileceklerini düşünmeden edemiyorum.

Çok uzun zaman önce, çok uzak bir galakside all-star forvet mertebesine yükselen Jermaine O'Neal, Boston cephesine katılıp şampiyonluk mücadelesi verecek. Piyasaya düşmüş serbest rol oyuncuları arasındaki en yetenekli isimlerden biri olsa bile 2 sene için 11.5 milyon dolar alacağı haberini duyar duymaz şaşakaldım. Geçtiğimiz yıl telaşa kapılıp önce Rasheed'i getirmişler, ardından Eddie House ile Nate Robinson'ı takas etmişlerdi. Ben beğenmemiş ve normal sezon boyunca haklı çıktığımı iddia etmiştim ama play-off'larda gördük ki bir şekilde yararlı olabiliyorlar. Danny Ainge'in bu hamlesini de kahkahalarla karşılıyor ve dalga geçme hakkımı saklı tutuyorum. Son olarak Ray Allen da iki yıl için 20 milyon dolar aldı. Verilen para fazla görünse de Allen'ın Celtics kimyasında tuttuğu yer akla getirilmeli. Üstelik pek çok takımın şutör aradığı bir dönemde NBA tarihinin en büyük şutörlerinden birini bırakmak pek mantıklı değil. Ölümcül penetreleriyle tanınan ama gittiği takımlarda bir şekilde sorunlara bulaşan Iverson(future hall of famer) bugün çok daha düşük ücretle oynuyor olsa da 'iyi huylu şutör' profili her zaman işe yarıyor. Hem takımlar, kendi bünyelerinde efsaneleşmiş oyuncuları ödüllendirdikçe hak/hukuk denkleminde şiraze kaymıyor. Kontratın süresi iki sene olduğu için, pek eleştirmeden geçiyorum.

Raymond Felton, 2005 draft'inde üçüncü ve dördüncü sıralarda seçilen Deron Williams ve Chris Paul'ün ardından beşinci sıradan seçilmişti. Asla draft sınıfındaki diğer iki pg ölçüsünde performans gösteremediyse de yazın serbest piyasaya düşmüş onlarca yetenekli oyuncu arasındaki en iyi point-guard olduğunu söyleyebiliriz. Donnie Walsh'un önerdiği yıl başına 7 milyon dolar içeren kontrat ilk bakışta göz korkutsa da yalnızca iki sene sürecek olması, efsanevî Knicks kadrosu için yeni hesaplar yapıldığını düşündürüyor. Hatırlarsınız, birbuçuk yıl boyunca hem LeBron, hem de Bosh ile anlaşacaklarına dair zilyon tane teori üreten, bu teorileri güçlü medyasıyla cihana ilân eden New York halkı, Troika Miami karşısında hüsrana boğulmuştu. The Decision'ın ardından Spike Lee'nin yorumlarını duyduğumda, yeni dedikoduyu hatırladım; Carmelo bir sene sonra, Paul de iki sene sonra New York'a katılabilir, bu yıl takıma katılan Amar'e ile şampiyonluğa uzanabilirlermiş. Tüm ABD, hattâ Dünya nezdinde Knicks dalga konusu olmuşken, hâlâ böylesine yüksekten uçmak komik duruyor maalesef. Önce Felton'ın kontratıyla boğuşsunlar.

Tyrus Thomas, asla atletik özellikleri ölçüsünde bir oyuncu olamadığı gibi, kariyerinin sonuna dek eksik yönlerini geliştirebileceğine dair herhangi bir işaret de vermedi. Buna karşın Bobcats, Thomas'ı kadroda tutmak için beş seneliğine 40 milyon dolarlık bir kontrat koymuş ortaya. Rod Higgins'in bu hamlesi garip görünmekle beraber Larry Brown'ın fikri olmaksızın Bobcats kadrosu şekillendirmek pek mümkün değil. Thomas'ın gevşek oyun bilgisi, kurt hocanın tecrübesiyle minimum seviyelerde görünecektir belki ama inkâr etmemeliyiz ki, daha ucuza kapatmak mümkündü.

Tuesday, May 4, 2010

2010: Gone Fishin'

Play-off macerasında ilk tur maçları sona erdi. Saha avantajına sahip ekipler arasında yalnızca Nuggets ve Mavs elendi. En sıkıcı seri Magic'in Bobcats'i süpürmesiyle sona erdi. Her ne kadar Bucks üç maç kazanmış olsa dahi Hawks'ın anlamsız oyunu sebebiyle en bunaltıcı maçlardan bazıları bu seride yaşandı. Westbrook'un aksine Durant büyük hayâl kırıklığı yarattı. Blazers cephesinde birinin öleceğini düşünmeye başlamıştım; ucuz kurtuldular bence. Nowitzki Mavs formasıyla son kez sahalardaydı. Gördük ki, George Karl benzeri sert koçlar olmadan Smith-Andersen-Martin-Anthony-... gibi oyuncularla kurulu bir kadro playoff'ta tümden dağılabiliyormuş. Neyse, bakın kimler balığa çıkmış:







Cavs: 4 - Bulls: 1
Magic: 4 - Bobcats: 0
Hawks: 4 - Bucks: 3
Celtics: 4 - Heat: 1

Lakers: 4 - Thunder: 2
Spurs: 4 - Mavs: 2
Suns: 4 - Blazers: 2
Jazz: 4 - Nuggets: 2

Friday, April 23, 2010

Doğu Konferansı



Cavaliers vs Bulls

Chicago içeri girip, savunmayı delip sayı buluyor. Bu nereden geleceği belli olmayan penetreci figür Cavs'in Bulls'u paramparça etmesini engelleyecektir. Yavaş ayakları sebebiyle Shaq', Ilgauskas, kimi zaman Varejao turnikeye giren atletik kısaları takip etmekte zorlanıyorlar. Hickson Ilgauskas yokken fena performans sergilememişse de playoff başka bir iklim. Rose ve Hinrich'in penetreleri, Deng'in olgun oyunuyla birleşince Bulls'un dağılması pek mümkün değil. Fakat Del Negro'nun gönderileceği dedikoduları, hattâ Bulls yönetiminin başka isimlerle konuşmaya başlaması (yönetim yalanlamadı) büyük handikap olabilir.

Cavs mutlak favori. Elbette ki Shaq içerideyken pota altı kalabalıklaşıyor ve LeBron'a yeterli alan kalmıyor bazen. Sene başında Cavs birkaç maç kaybederken iyice dilimize pelesenk olmuş bir muhabbeti bu; hattâ Kobe'ye "LeBron'a önerilerin neler" gibi sorular yöneltiliyordu ki, Cleveland yenilgiyi unuttu. Sezon ortasında Jamison'ın da katılmasıyla pick and roll oyunlarında uzunu takip edebilecek hızlı ayaklı uzun oyuncuya kavuşmuş oldular. Raptors yerine Bulls ile eşleşmeleri, onları sonraki turlar için zinde tutacak, olası konsantrasyon dağılmalarını engelleyecektir.

Cavs'in seriyi geçeceği malûm. Benim esas merak ettiğim, Noah ile Varejao'nun ne zaman kavgaya tutuşacakları.

Hawks vs Bucks

Sezon içinde önce Michael Redd'in sakatlığıyla sarsılan, mücadele gücünü kaybetmeden savaşsa da playoff arifesinde Bogut'u kaybeden Bucks, artık Hawks'ı zorlayamadan evine dönecek. Bir takımda hem savunma hem de hücumun en aktif ismi sakatlanırsa yapılacak çok şey kalmıyor maalesef. Salmons, Ersan, Delfino kendi başlarına başarıyı yakalayabilecek çapta oyuncular değil. Her ne kadar Jennings skor üretebilecekse de egosu kendinden büyük bu çaylağa güvenmek komik.

Hawks cephesinin ise keyfi yerinde. Johnson'ın gittikçe olgunlaşan skorer kimliği, Harford'ın pota altında rakipsiz kalması, Smith'in güç dengesinde yarattığı dalgalanma, 2010 senesinin en iyi altıncı adamı olan Crawford'ın kenardan gelip yapacağı katkı... Atlanta kimi zaman -takım hâlinde- konsantrasyon problemleri yaşıyor. Belki bu sebeple bir maç kaybedebilirler. Büyük ihtimâlle Bucks, başarılı sezonu süpürülmeme uğraşıyla kapatacak.

Celtics vs Heat

Serinin mutlak favorisi Celtics elbette. Heat, bu sezonu yazın serbest kalacak oyuncular uğruna bir 'arasezon', geçiş dönemi olarak geçirdi. Gerek ilk beşin pek çok parçası, gerek bench çok kısıtlı. Takımın hem skor, hem de savunm bağlamında ortaya neredeyse hiçbir şey koyamadığı aşikâr. Fakat rakip takım kadrosunda bir süperyıldız varsa eğer, her daim dikkatli lmak, konsantrasyonu elden bırakmamak gerekli. Dwayne Wade, hangi konferansın hangi eşleşmesinde oynarsa oynasın, problem yaratır. Seri süt liman giderken üstüste iki maç 50 sayı atar ve durumu 3-2 gibi kritik bir aşamaya sürükler.

Garnett'in, Pierce'ın sakatlıkları, Rasheed ve Robinson'ın gevezelikleri, sezona harika girmişse de gittikçe performansı düşen Perkins, Davis'in oluşturduğu antipati... Celtics bunalımda. Garnett ribaund ve blokta harcayamadığı enerjiyi konuşarak atıyor. Pierce'ın yüzü gülmüyor. Rondo'nun olgunlaşması ve Allen'ın form grafiği umut veren yegâne durumlar. Yine de Heat'in hemen hiç şansı yok. Celtics'in en büyük avantajı Heat'in yavaş tempoyla oynaması çünkü; Celtics hızlı oynayan takımlardan fazlasıyla rahatsız oluyor. Meselâ Chicago ile eşleşmiş olsalardı, kan kusmadan üst tura geçmeleri mümkün olmazdı.

Magic vs Bobcats

Charlotte Bobcats 2010 tablosundaki en zayıf playoff takımı. Böylesine kısıtlı bir kadroyu başarıya taşıdığı için Larry Brown'a yılın koçu verilebilir bile. Normal sezon boyunca Raptors, Bulls gibi kendilerinden daha yetenekli kadroları geride bıraktılar. Playoff boyu en istikrarlı skor eli niyetine Stephen Jackson'a sarılacaklar. Jackson'ın ne kadar istikrarsız olduğu düşünülürse 'kısıtlı kadro' tabiriyle ne demek istediğim anlaşılacaktır.

Magic, malûm, geçen senenin finalisti apoletiyle en azından konferans finaline kalacaktır. Howard'ın hücumdaki etkinliği -Hidayet'in, daha doğrusu pasör üç numaranın ayrılmasının ardından- neredeyse yarıya indi. Nelson, Lewis ve Carter beklenen pas akşını sağlamakta zorlanıyorlar. Fakat Carter'ın, Magic'in topu mümkün olduğunca hızlı dolaştırıp boş şutu bulan sistemine adapte olamaması bile Bobcats'in bir galibiyet almasına yetmeyecek. Playoff'ların 4-0 bitecek tek serisi olabilir.